Uzmanlar, düzenli aşılama ve parazit korumasının yalnızca evcil hayvanların sağlığını değil, zoonotik hastalıkların önlenmesi açısından toplum sağlığını da koruduğuna dikkat çekiyor.
Evcil hayvanların sağlıklı ve uzun bir yaşam sürmesi için düzenli veteriner hekim kontrolleri kadar aşılama ile antiparaziter koruma ve tedavi uygulamaları da kritik rol oynuyor. Uzmanlar, koruyucu veteriner hekimlik uygulamalarının hem hayvanların yaşam kalitesini artırdığını hem de zoonotik hastalıkların yayılımını önlemede önemli katkı sağladığını belirtiyor. Evcil hayvanların yaşına, yaşam tarzına ve çevresel risklerine göre planlanan düzenli aşılama programları sayesinde birçok bulaşıcı hastalığın önüne geçilebiliyor.
Düzenli Aşılama Hayati Önem Taşıyor
Koruyucu sağlığın önemine dikkat çeken Boehringer Ingelheim Pet İş Birim Müdürü Veteriner Hekim Orkun Bürün, “Evcil hayvanlarda koruyucu sağlık yaklaşımı yalnızca hastalık ortaya çıktığında tedavi etmekten ibaret değil. Düzenli aşılama, rutin veteriner hekim kontrolleri ve antiparaziter uygulamaları sayesinde birçok ciddi hastalığın önüne geçmek mümkün. Özellikle zoonotik hastalıklarda alınan koruyucu önlemler hem hayvanların hem de insanların sağlığını koruyor” diyor.
Uzmanlara göre düzenli sağlık kontrolleri yalnızca kronik hastalıkların erken teşhisini değil, parazit kaynaklı enfeksiyonların önlenmesini de sağlıyor. Çünkü parazitler ve bunlara bağlı gelişen hastalıklar, yalnızca evcil hayvanları değil, insan sağlığını da tehdit eden zoonotik riskler oluşturabiliyor.
Sıcaklık Artışıyla Parazit Riski de Yükseliyor
Hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte sinek aktivitesinde yaşanan artış, düzenli antiparaziter uygulamaların önemini daha da artırıyor. Türkiye’nin sivrisinek ve kum sineği çeşitliliği açısından zengin coğrafi yapısı nedeniyle vektör kaynaklı hastalıklar açısından dikkat çeken ülkeler arasında yer aldığını belirten Veteriner Hekim Bürün, uygun koruyucu ürünlerin düzenli kullanımının bulaşma riskini önemli ölçüde azalttığını belirtiyor.
Vektör kaynaklı bulaşan önemli hastalıklardan biri de Leishmania enfeksiyonu. Kum sinekleri aracılığıyla bulaşan Leishmania enfeksiyonu hem hayvanlarda hem de insanlarda görülebilen önemli zoonotik hastalıklardan biri olarak öne çıkıyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl yaklaşık 1 milyon yeni vaka görülürken, 350 milyondan fazla insan risk altında bulunuyor.
Leishmania enfeksiyonu özellikle köpeklerde yaygın görülüyor ve köpekler hastalığın yayılmasında önemli bir rezervuar görevi üstleniyor. Hastalık; kilo kaybı, iştahsızlık, deri lezyonları, göz problemleri ve lenf bezlerinde büyüme gibi belirtilerle ortaya çıkabiliyor. Bazı hayvanlarda ise uzun süre belirti vermeden ilerleyebildiği için erken tanı ve düzenli takip büyük önem taşıyor.
Türkiye’de yapılan çalışmalarda köpeklerde leishmaniasis prevalansının bazı bölgelerde yüzde 15’e kadar ulaşabildiği belirtilirken, uzmanlar özellikle endemik bölgelerde yaşayan veya bu bölgelere seyahat eden köpeklerde koruyucu uygulamaların düzenli sürdürülmesini öneriyor.
Orkun Bürün, evcil hayvan sağlığında bütüncül yaklaşımın önemine dikkat çekerek, “Kronik hastalıkların takibi kadar düzenli parazit uygulamaları ve aşılamalar da ihmal edilmemeli. Özellikle Leishmania gibi zoonotik hastalıklara karşı koruyucu önlemler hem hayvan hem insan sağlığı için kritik önem taşıyor” diyor.
Veteriner hekimler, koruyucu sağlık yaklaşımının temelinde düzenli veteriner hekim kontrolü, doğru aşılama programı ve sürdürülebilir antiparaziter uygulamalarla birlikte yer aldığını belirtiyor. Özellikle risk grubundaki hayvanlarda düzenli takip sayesinde hem yaşam kalitesinin artırılması hem de bulaşıcı hastalıkların yayılımının azaltılması hedefleniyor.



















