Ana Sayfa Görüşler Türkiye’nin İlaç İhracat Şampiyonu World Medicine: Globalleşen Bilim ve Yatırımın Öncüsü

Türkiye’nin İlaç İhracat Şampiyonu World Medicine: Globalleşen Bilim ve Yatırımın Öncüsü

World Medicine Yönetim Kurulu Başkan Ruşen Kalender

İhracatın Zirvesinden Bilimin Geleceğine

Türk ilaç endüstrisinin küresel arenadaki en güçlü temsilcilerinden biri olan World Medicine, üst üste beşinci kez elde ettiği ihracat şampiyonluğuyla sadece ticari bir başarıya değil, aynı zamanda bir istikrar abidesine dönüştü. 65’ten fazla ülkede faaliyet gösteren, portföyündeki 600’ü aşkın ürünle ve 5000’den fazla çalışanıyla dev bir ekosistemi yöneten kurum, bugün sadece bir üretici olmanın ötesine geçerek bilimsel otorite olma yolunda ilerliyor.

Bu ilham verici başarı hikayesinin mimarı, World Medicine Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Ruşen Kalender ile gerçekleştirdiğimiz bu özel röportajda; Özbekistan’daki dev yatırımdan Ar-Ge’nin yeni kalesi WMINOLAB’a, biyoteknoloji vizyonundan “sağlık hazinedir” felsefesine kadar tüm merak edilenleri konuştuk.

WinAlly- World Medicine, 65’ten fazla ülkede faaliyet gösteriyor ve 5 yıldır kesintisiz ihracat şampiyonu. Bu kadar geniş bir coğrafyada, farklı regülasyonlara rağmen liderliği korumanın arkasındaki operasyonel çevikliği nasıl sağlıyorsunuz?

Ruşen Kalender 65’ten fazla ülkede faaliyet gösterirken operasyonel çevikliğimizi; merkezi bilimsel gücümüz ile yerel pazar dinamiklerini aynı anda yönetebilen esnek bir organizasyon yapısı sayesinde sağlıyoruz. Farklı regülasyonlara hızlı uyum için ruhsatlandırma ve kalite süreçlerimizi modüler ve standartlaştırılmış bir yapıda kurgularken, ülke bazlı uzman ekiplerimizle lokal gerekliliklere anlık adapte olabiliyoruz. Ar-Ge ve inovasyonu bu yapının merkezine konumlandırıyoruz. 600’den fazla ürünü geliştiren WMARGE merkezimiz ve ileri analiz kabiliyetlerine sahip WMINOLAB sayesinde, global otoritelerin taleplerine hızlı yanıt vererek ürünlerimizi farklı pazarlara kısa sürede uyarlayabiliyoruz. Bunu, İstanbul ve Çerkezköy’deki yüksek kapasiteli üretim altyapımız ve Cezayir’deki bölgesel üretim yatırımlarımızla destekleyerek tedarik zincirimizi esnek ve kesintisiz hale getiriyoruz. Bu entegre yapı sayesinde hem hız hem de kaliteyi aynı anda sağlayarak küresel ölçekte liderliğimizi sürdürüyoruz.

W- İhracat pazarlarında karşılaştığınız en büyük zorluklar neler ve bunları aşmak için geliştirdiğiniz çözümlerden bahseder misiniz?

R.K.- İhracat pazarlarında en büyük zorlukları; ülkeye özgü değişken regülasyon süreçleri, yüksek analiz ve kalite standartları, lojistik kısıtlar ve artan küresel rekabet olarak özetleyebilirim.

Bu zorlukları aşmak için çok katmanlı bir yapı ile ilerliyoruz. Regülasyon ve sertifikasyon tarafında, WMINOLAB İnovasyon Laboratuvarımız sayesinde global otoritelerin talep ettiği ileri düzey analizleri kendi bünyemizde gerçekleştirerek ruhsatlandırma süreçlerini hızlandırıyoruz.

Lojistik ve tedarik zinciri tarafında ise üretimimizi coğrafi olarak çeşitlendiriyoruz. Cezayir’deki operasyonlarımız ve Özbekistan’da devreye alacağımız yeni yatırımımız ile yalnızca Türkiye’den ihracat yapan bir yapıdan çıkarak, bölgesel üretim ve dağıtım kabiliyeti olan entegre bir modele geçiyoruz. Bu sayede pazarlara daha hızlı ve kesintisiz erişim sağlıyoruz.

Artan rekabet ve fiyat baskısına karşı ise Ar-Ge yatırımlarımızla farklılaşıyoruz. Ciromuzun yaklaşık %5’ini Ar-Ge’ye ayırarak biyoteknolojik ve yüksek katma değerli ürünlere odaklanıyor, ürün portföyümüzü güçlendirerek sürdürülebilir rekabet avantajı yaratıyoruz. Bu bütünsel yaklaşım sayesinde farklı pazarlardaki yapısal zorlukları yönetilebilir hale getirerek büyümemizi sürdürüyoruz.

W- Küresel ilaç sektöründe Türkiye’nin bugününü ve potansiyelini nasıl tanımlıyorsunuz? Bu rolü büyütmek için hangi adımlar atılmalı?

R.K.- Türkiye, bugün küresel ilaç sektöründe sahip olduğu güçlü üretim altyapısı, yüksek teknolojiye uyum yeteneği ve stratejik coğrafi konumuyla çok önemli bir oyuncu haline geldi. Ülkemizin bu alandaki potansiyelini, sadece ilaç üreten bir merkez olmanın ötesine geçerek, bölgesel bir Ar-Ge ve lojistik üssü olma kapasitesine sahip bir güç olarak tanımlıyoruz. Bugün Türk ilaç sanayisi, uluslararası standartlarda üretim yapabilen tesisleri ve geniş ihracat ağıyla dünyada rüştünü ispatladı. Ancak sahip olduğumuz bu potansiyel mevcut durumun çok daha üzerinde.

Bu rolü daha da büyütmek ve Türkiye’yi dünya ilaç haritasında vazgeçilmez bir noktaya taşımak için yüksek katma değerli ürünlere odaklanmak çok kritik. İlaçta dışa bağımlılığı azaltacak laboratuvar yatırımlarını artırıyor, biyoteknoloji ve ileri teknoloji gerektiren spesifik ürün gruplarında uzmanlaşıyoruz. Sektör olarak sadece kapasiteyi değil, bilimsel derinliğimizi de geliştirmeli, Ar-Ge’yi stratejik bir yatırım alanı olarak konumlandırarak yenilikçi ilaç geliştirme süreçlerinde daha fazla söz sahibi olmalıyız. Biz, Türkiye’den dünyaya kurduğumuz ilaç köprülerini sağlamlaştırarak ve üretim gücümüzü bilimsel inovasyonla birleştirerek bu vizyonu hayata geçiriyoruz. Doğru yatırımlar ve stratejik hamlelerle Türkiye’nin küresel ilaç sektöründeki ağırlığını artırmaya kararlılıkla devam ediyoruz.

W- Web sitenizdeki mesajınızda “Sağlığın korunması gereken en değerli hazine” olduğunu vurguluyorsunuz. World Medicine’in üretim süreçlerinde bu “hazineyi koruma” bilinci operasyonel kararlarınızı nasıl şekillendiriyor?

R.K.- Evet sağlığın korunması gereken en önemli şey olduğuna inanıyoruz. Hatta biz bu yaklaşımı bir adım ileri taşıyarak sağlığı, birlikte paylaştığımız bir hazine olarak görüyoruz. Dünyanın neresinde olursak olalım, her yeni güne insanları iyileştirmenin sorumluluğuyla başlıyoruz. Çünkü bizim için iyileştirme misyonu yalnızca hastalıkları tedavi etmekten ibaret değil; insanlara umut, topluma güç ve doğaya sürdürülebilir bir gelecek sunmak anlamına geliyor.

Bu bakış açısı, operasyonel kararlarımızı doğrudan şekillendiriyor. Üretimde yalnızca kapasiteyi değil, sürdürülebilir kaliteyi esas alıyor; en ileri teknolojilerle donatılmış tesislerimizde her bir ürünün güvenilirliğini en üst seviyede garanti altına alıyoruz. WMARGE gibi ileri analiz kabiliyetlerine sahip arge merkezimiz sayesinde kaliteyi kontrol eden değil, tasarım aşamasından itibaren inşa eden bir yaklaşım benimsiyoruz.

Aynı zamanda çevresel sorumluluğumuzu da bu anlayışın ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Yenilenebilir enerji yatırımlarımız ve sürdürülebilir üretim modellerimizle yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin sağlığını da korumayı hedefliyoruz.

Kısacası, bizim için bu ‘hazineyi korumak’, bir söylemden öte; üretimden kaliteye, Ar-Ge’den sürdürülebilirliğe kadar tüm operasyonel kararlarımızın temel karar kriterini oluşturuyor.

W- Mevcut 5 üretim merkezinizle devasa bir kapasiteye sahipsiniz. Yeni yatırım planlarınızdan ve bu yatırımların grubun genel büyüme hedeflerindeki yerinden bahseder misiniz?

R.K.- Mevcut 5 üretim merkezimizle ulaştığımız güçlü kapasite, büyüme stratejimizin en kritik kaldıraçlarından birini oluşturuyor. İstanbul ve Çerkezköy’deki tesislerimizde gerçekleştirdiğimiz üretimle bugün yıllık 1,5 milyar kutu üretim hacmine ulaşmış durumdayız.

Yeni yatırım planlarımızda odağımızı yalnızca kapasite artışına değil, aynı zamanda yüksek katma değerli üretime ve bölgesel derinleşmeye yönlendirmiş durumdayız. Bu kapsamda Orta Asya’daki varlığımızı güçlendirmek adına Özbekistan Taşkent’te, Tashkent Pharma Park içinde hayata geçirdiğimiz üretim yatırımıyla birlikte bölgeye doğrudan erişim sağlayan bir üretim üssü oluşturuyoruz. Bunun yanı sıra, Kazakistan başta olmak üzere bölgedeki yeni yatırım fırsatlarını da aktif olarak değerlendirerek coğrafi yayılımımızı genişleteceğiz.

Üretim altyapımızı sadece coğrafi olarak değil, teknolojik olarak da ileri taşıyoruz. Özellikle Türkiye’de onkoloji alanında planladığımız yeni üretim tesisi ile yüksek uzmanlık gerektiren tedavi alanlarına odaklanıyor; biyoteknolojik ilaç yatırımlarımızla ürün portföyümüzü daha yüksek katma değerli ve rekabetçi bir yapıya dönüştürüyoruz.

Tüm bu yatırımlar, World Medicine’in yalnızca hacimsel olarak büyüyen değil; teknoloji, ürün çeşitliliği ve coğrafi erişim açısından da derinleşen bir küresel oyuncu olma hedefinin somut yansımalarıdır.

W- Özbekistan’da hayata geçirdiğiniz 30 milyon dolar değerindeki dev yatırım, bölgedeki stratejik konumunuzu nasıl etkileyecek? Bu tesisin Orta Asya pazarına açılan bir kapı olma misyonunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

R.K. Bu dev yatırım, bizi bölgede sadece bir oyuncu olmaktan çıkarıp stratejik bir üretim ve tedarik üssü haline getiriyor. Yıllardır Özbekistan pazarında yabancı şirketler arasında sürdürdüğümüz lider konumumuzu, bu tesisle birlikte yerel üretim gücüyle birleştirerek çok daha sağlam bir zemine oturtuyoruz. 2027 sonunda faaliyete geçmesini planladığımız fabrikamızla, ilk aşamada kardiyoloji, gastroenteroloji ve jinekoloji gibi kritik alanlarda 100’den fazla ilacı yerinde üreterek bölgedeki ilaç ihtiyacına doğrudan ve hızlı yanıt vereceğiz.

Bu tesisin misyonunu, Orta Asya pazarına açılan en güçlü kapımız olarak tanımlıyoruz. Bu yatırım sayesinde yalnızca Özbekistan’ın değil, tüm çevre pazarların kaliteli ve ulaşılabilir ilaca erişimini kolaylaştırıyor, bölgesel tedarik zincirindeki etkinliğimizi en üst seviyeye çıkarıyoruz. Aynı zamanda ileri teknolojilerle donatacağımız laboratuvar altyapımızla bölgeye bilimsel bir derinlik de kazandırıyoruz. Bu adımı sadece ticari bir büyüme değil, Türkiye ile Orta Asya arasındaki ekonomik ve stratejik iş birliğini güçlendiren, Türkiye’nin ilaç üretimindeki gücünü bu coğrafyaya mühürleyen bir hamle olarak değerlendiriyoruz.

devam edecek……….

Türkiye’nin Global Gücü World Medicine, İlaç İhracatındaki Liderliğini 5’inci Kez Taçlandırdı

Please follow and like us: