Ana Sayfa Görüşler Bilimin Rehberliğinde, İnsan Odaklı Bir Gelecek: AstraZeneca Türkiye Ülke Başkanı Dr. Münevver...

Bilimin Rehberliğinde, İnsan Odaklı Bir Gelecek: AstraZeneca Türkiye Ülke Başkanı Dr. Münevver Gönenç ile Vizyoner Bir Yolculuk

AstraZeneca Türkiye Ülke Başkanı Dr. Münevver Gönenç

İlaç sektöründe 25 yılı aşkın deneyimiyle, hekimlikten küresel liderlik rollerine uzanan ilham verici bir kariyer yolculuğu… AstraZeneca Türkiye Ülke Başkanı Dr. Münevver Gönenç ; Türkiye’nin sağlık ekosistemini yerelleşme, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik stratejileriyle ileriye taşıyan vizyoner bir lider.

Röportajımızda; Dr. Gönenç ile AstraZeneca’nın “çözüm ortağı” kimliğinden %80 yerelleşme başarısına, yapay zekâ destekli erken tanı projelerinden “Sıfır Karbon” taahhüdüne kadar sağlık sektörünün geleceğini şekillendiren kritik başlıkları mercek altına alıyoruz. Ayrıca, hekim kökenli bir lider olarak Dr. Gönenç’in 14 Mart Tıp Bayramı vesilesiyle meslektaşlarına ilettiği anlamlı mesajı da sizlerle paylaşıyoruz.

 

W- Sizi sizden tanıyabilir miyiz?

Dr. Münevver Gönenç – TED Ankara Koleji’nin ardından Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldum.2,5 yıl aktif hekimlik yaptıktan sonra ilaç sektörüne medikal müdür olarak geçiş yaptım. 2015 yılında AstraZeneca’ya katılana kadar, Pfizer ve Alexion’da kardiyovasküler, ağrı, onkoloji ve nadir hastalıklar gibi farklı tedavi alanlarında; medikalden pazarlamaya, ruhsatlandırmadan pazar erişimine uzanan geniş bir yelpazede sorumluluklar üstlenerek kapsamlı bir uzmanlık deneyimi edindim. AstraZeneca’da Metabolizma İş Birimi Direktörü olarak başlayan kariyer yolculuğum, Türkiye’de ve MEA bölgesinde satış-pazarlama ile ruhsatlandırma-pazar erişim alanlarındaki sorumluluklarla devam etti. Eylül 2025’te Türkiye Ülke Başkanı olarak atanmadan önce, İsviçre’de Uluslararası Pazarlar Bölgesi Ticari Direktörü olarak görev yaptım ve yaklaşık 80 ülke ile çalıştım. Bu süreçte AstraZeneca liderlik ekibinde yer alarak farklı kültür ve pazar dinamiklerini gözlemleme ve deneyimleme fırsatı buldum. Bugün, Ülke Başkanı olarak yaklaşık 29 yıllık birikimimi şirketimize ve ülkemize değer yaratacak şekilde yansıtmak için heyecan duyuyorum.

W- AstraZeneca Türkiye’ye 2015’te katıldınız. Bu süreçte kurum kültürünün ve profesyonel deneyimlerinizin kişisel gelişiminize katkılarını aktarır mısınız?

M.G.- AstraZeneca Türkiye’ye katıldığım günden bu yana sadece profesyonel olarak değil kişisel olarak da çok yönlü bir gelişim yolculuğuna çıktım diyebilirim. İlaç sektöründeki 17 yıllık tecrübemin ardından AstraZeneca bünyesine katılmak, bu yolculuğun en kıymetli duraklarından biri oldu. Beni en çok etkileyen unsurların başında, kurumun kapsayıcı, yenilikçi ve sürekli gelişimi teşvik eden kültürü geliyor. Bu kültür hem liderlik becerilerimi hem de vizyoner bakış açımı geliştirmeme katkı sağladı. Yurt içi ve yurt dışında üstlendiğim farklı rollerin sunduğu fırsatlar sayesinde, değişen iş dinamiklerini daha kapsamlı bir şekilde değerlendirebilen, farklı bakış açılarını bir araya getirebilen bir liderlik anlayışı geliştirdim. Ayrıca AstraZeneca’nın dijitalleşme, yapay zekâ ve sürdürülebilirlik gibi alanlarda gösterdiği vizyoner yaklaşım, benim de bu alanlara olan ilgimi ve bilgimi daha da derinleştirdi.

W- Önümüzdeki dönem için AstraZeneca Türkiye’nin en önemli öncelikleri nelerdir?

M.G.- Stratejik önceliklerimiz doğrultusunda odağımızda öncelikle hastaların ihtiyaç duydukları tedavilere zamanında ve sürdürülebilir şekilde erişimini artırmak yer alıyor. Bu doğrultuda, klinik araştırmaların kapsamını ve etkisini genişletmeyi temel önceliklerimiz arasında görüyoruz. AstraZeneca, sağlık ekosisteminin uzun vadeli gelişimine katkı sağlayan bir çözüm ortağı. Bu bakış açısıyla, sağlık otoriteleri, akademi, sağlık profesyonelleri ve diğer paydaşlarla iş birlikleri geliştirerek ekosistemi bütüncül biçimde güçlendirmeyi hedefliyoruz. Dijitalleşme ve teknolojiyi iş yapış şeklimizin ayrılmaz bir parçası haline getirerek organizasyonel mükemmelliği güçlendirmek de bir diğer stratejik odağımız. Veri, yapay zekâ ve dijital çözümlerden yararlanarak hem hasta deneyimini geliştirmeyi hem de bilimsel katkımızı ileri taşımayı amaçlıyoruz.

W- Klinik araştırmalarda sektörel liderlik ve inovasyon açısından yürüttüğünüz çalışmalardan bahseder misiniz?

M.G.- Türkiye’de en fazla sayıda klinik araştırma yürüten şirketlerden biriyiz. Bugün yaklaşık 100 kişilik uzman ekibimizle 120’den fazla aktif klinik çalışmayı sürdürüyoruz. Bu çalışmalarımıza 2020’den bu yana yaklaşık 3 milyar TL’nin üzerinde yatırım yaptık. Bu sayede kanser gibi zorlu pek çok hastalığın tedavisinde yeni gelişmelerin yakından takip edilmesine, yenilikçi tedavilere erken erişimin mümkün olmasına ve hasta sonuçlarının iyileştirilmesine katkı sağlıyoruz. T.C. Sağlık Bakanlığı’nın 2024-2028 Stratejik Planı’nda belirtildiği üzere ülkemizin öncelikleri arasında yer alan, “sağlık bilimi ve teknolojileri alanında AR-GE çalışmaları yürütmek, desteklemek ve katma değer yaratabilecek ürünlerin teknolojik dönüşümünü sağlamak” hedefiyle tam bir uyum içinde çalıştığımızı da ayrıca ifade etmek isterim. Türkiye’nin bölgede klinik araştırma merkezi olmasına öncülük etmek de stratejik hedeflerimiz arasında.

W- Küresel AstraZeneca stratejileriyle Türkiye operasyonunun öncelikleri hangi noktalarda örtüşüyor, hangi konularda yerel farklılıklar öne çıkıyor?

M.G.- AstraZeneca’nın küresel vizyonu; bilimle sınırları zorlayarak yaşam değiştiren ilaçlar geliştirmek, sağlıkta eşitlik anlayışını ve sürdürülebilirliği işimizin ayrılmaz parçası haline getirmek üzerine kurulu. Türkiye operasyonumuzun öncelikleri de bu stratejiyle tamamen örtüşüyor. Onkoloji, kardiyovasküler, renal & metabolizma, solunum, aşı ve immünoterapiler gibi küresel çapta odağımızda olan tedavi alanlarımızda ülkemizde de güçlü bir varlık gösteriyoruz. Klinik araştırmaların yaygınlaşması, dijital sağlık çözümleri, yapay zekâ uygulamaları ve erken erişim programlarımız, Türkiye’de de küresel stratejimizin birebir yansıması olarak ilerliyor. Diğer yandan Türkiye’de öne çıkan farklılıklarımız ise daha çok sağlık ekosisteminin ihtiyaçlarına ve ülke dinamiklerine yanıt verme noktasında şekilleniyor.

Öncelikle, Türkiye klinik araştırmalarda bölgesel bir merkez olma potansiyeline sahip. Bu nedenle son yıllarda bu alana yaptığımız yatırımları artırmaya devam ediyoruz. Bir diğer farklılık ise yerelleşme stratejimiz. AstraZeneca olarak toplam yıllık kutu satış hacmimizin yüzde 80’ini ülkemizde üreterek sektöre ve ülkemize önemli bir katkı sağlıyoruz. Bu kapsamda Türkiye’nin iki büyük yerel ilaç üreticisi ile anlaşmalar yaparak üretimi yerelleştirecek önemli adımlar attık ve 2020 yılından bu yana 8 ilacın üretiminin Türkiye’ye taşınmasını sağladık.

W- AstraZeneca’nın inovasyon vizyonundan bahseder misiniz? AR-GE’de yapay zekâ, veri analitiği ve dijital teknolojilerin kullanımı ile ilgili vizyonunuz nasıl şekilleniyor?

M.G.- İnovasyon, AstraZeneca’nın küresel DNA’sının temel taşlarından biri ve Türkiye’deki vizyonumuzun da merkezinde yer alıyor. İnovasyonu, yenilikçi ilaç geliştirmenin yanı sıra hastaların sağlık ekosistemindeki tüm yolculuğuna değer katan, sağlık sistemine verimlilik getiren ve sürdürülebilir fayda üreten bütüncül bir yaklaşım olarak ele alıyoruz. Bu bağlamda yapay zekâ ve veri analitiği stratejik araçlarımız içerisinde büyük önem taşıyor. Dijital teknolojilerden daha fazla faydalanmak ve sağlık bilimleri alanında inovasyonu hızlandırmak amacıyla 2023 yılında Evinova birimini kurduk. Bu birim özellikle onkoloji ve kronik hastalık alanlarında yapay zekâ kişiselleştirilmiş ilaç stratejilerini geliştirmemiz konusunda da önemli rol oynuyor.

Bunun yanı sıra AstraZeneca olarak hastalıkların erken tanısında yapay zekâ uygulamalarının rutin bir şekilde kullanılması amacıyla pek çok ülkede akciğer kanseri alanında üniversitelerle iş birlikleri gerçekleştiriyoruz. Küresel iş birliğimiz kapsamında, yapay zekâ çözümleri sağlayıcısı Qure.ai ile birlikte, yapay zekâ tabanlı teknolojiler kullanarak Türkiye’de 20 milyon akciğer grafisinin taranması ve erken tanıyı destekleyen çözümlerin uygulanmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz. Ülkemizde de üniversitelerle yürüttüğümüz “Sağlıkta Yapay Zekâ ile Dijital Dönüşüm” ve “PROHEART-AI” gibi yapay zekâ entegrasyonlu projelerimizle erken tanı ve hastalık takibini iyileştiriyoruz.

W- AstraZeneca Türkiye’nin sağlık hizmetlerine eşit erişim konusundaki vizyonunu ve bu alandaki başlıca projelerini paylaşır mısınız?

M.G.- Öncelikle herkesin sağlıklı bir yaşam sürme hakkı olduğuna inanıyoruz. Sağlıkta eşitlik vizyonumuz doğrultusunda özellikle dezavantajlı grupların karşılaştığı zorlukları ele alarak, herkesin sağlık hizmetlerine eşit erişimini sağlamayı amaçlıyoruz. Örneğin, Kahramanmaraş depreminin ardından bölgedeki sağlık ihtiyaçlarını karşılamak üzere Sağlık Bakanlığı’na koşulsuz olarak bir mobil sağlık merkezi bağışladık. Son derece donanımlı olan mobil sağlık merkezi hâlihazırda, birinci basamak sağlık hizmetlerine erişimin kolaylaştırılması, halk sağlığına ilişkin bilinçlendirme ve tarama gibi faaliyetlerin yaygınlaştırılmasına destek vermek amacıyla Sağlık Bakanlığı’mızın belirlediği ihtiyaçlar doğrultusunda kullanılıyor. Bunun yanı sıra insani amaçlı ilaca erken erişim programları ile hastaların yenilikçi tedavilere erişimine olanak tanıyoruz. Bugüne kadar onkoloji alanında 4 ilacın 266 hastanın tedavi sürecine dâhil edilmesini sağladık.

Ayrıca hastaların doğru ve zamanında tanı alması için de önemli çalışmalarımız ve iş birliklerimiz bulunuyor. Örneğin AstraZeneca’nın koşulsuz katkıları ile Tıbbi Genetik Derneği tarafından TRGENTEST arama motoru hayata geçirildi. Böylelikle hastalar Türkiye genelindeki laboratuvarların konumlarına ve yaptıkları testlere kolaylıkla ulaşabiliyor. İlaçların geliştirilme sürecinden hasta ile buluşmasına kadar her aşamada bilim ve teknolojinin sunduğu olanaklardan faydalanarak hedefli tedavi seçeneklerini geliştiriyoruz. Koşulsuz desteğimizle hayata geçirilen Diyagnostik Network projesi kapsamında hastaların testlere doğru ve zamanında erişimlerini iyileştirmek için çalışmalar yapılıyor. Bunlar gibi daha birçok çalışmamız ile sağlık hizmetlerine erişimi artırarak yenilikçi tedavilerin hastalara ulaşmasını sağlıyoruz.

W- Sağlık politikası diyaloglarında paydaş ekosistemi içinde AstraZeneca’nın nasıl bir rol üstlendiğini düşünüyorsunuz?

M.G.- Biz kendimizi sağlık ekosisteminin yalnızca bir parçası değil, aynı zamanda bir çözüm ortağı olarak görüyoruz. Bu nedenle sağlık politikası diyaloglarında rolümüz, farklı paydaşları bir araya getiren, bilimsel veriler ışığında yapıcı tartışmaları geliştirmeye çalışıyoruz diyebilirim. Örneğin; Türkiye’yi klinik araştırmalar açısından bölgesel bir cazibe merkezi haline getirme hedefiyle, kamu otoriteleri ve akademik merkezlerle yakın iş birlikleri kuruyor; en fazla klinik araştırma yürüten şirketlerden biri olarak bu alandaki deneyimimizi ekosistemle paylaşıyoruz. Bir diğer örnek olarak, hekim dernekleriyle birlikte hazırlanan ve kamuoyuyla paylaşılan “Türkiye’de Akciğer Kanseri: Güncel Veriler Işığında Politika Önerileri” gibi raporlarla, sağlık politikalarının bilimsel veriler ışığında şekillenmesine katkı sağlıyoruz. Ayrıca hasta dernekleri ve sivil toplum kuruluşlarıyla yürüttüğümüz erken tanı, farkındalık ve dijital sağlık projeleriyle, hasta yolculuğunun tümüne değer katan bütüncül bir yaklaşımı destekliyoruz.

W- AstraZeneca’nın sürdürülebilirlik vizyonu hangi öncelikler ve göstergeler etrafında şekilleniyor? Türkiye’de “Sıfır Karbon Taahhüdü”, çevre dostu üretim ve kaynak kullanımı, geri dönüşüm ve yeşil inovasyon çalışmalarınızdan somut örnekler paylaşır mısınız?

M.G.- “Sıfır Karbon” hedefimiz, 2030 yılına kadar tüm tedarik zincirimizi karbon emisyonlarından arındırmayı kapsıyor. Bu hedef doğrultusunda Türkiye’de önemli bir dönüm noktasına ulaştık ve bu yıl araç filomuzun %100’ünü elektrikli araçlarla yeniledik. Bu değişim ile Türkiye’de bu kadar yüksek sayıda ve tüm araçlarını elektrikliye geçiren ilk firmalardan olmanın yanı sıra AstraZeneca Türkiye olarak bağlı bulundumuz Orta Doğu ve Afrika Bölgesi’nde bu geçişi gerçekleştiren ilk ülke olduk.

Bunun dışında geleneksel olarak sürdürdüğümüz ürün tanıtım ve eğitim faaliyetini sürdürülebilirlik bakış açısı ile ele aldık, bu etkinlikler nedeniyle oluşan çevresel etkimizi en aza indirmek amacıyla ilk kez bir lansman etkinliğini ”önce sürdürülebilirlik” yaklaşımı ile tasarladık. 100 günlük lansman sürecinde seyahat, konaklama gibi tüm bileşenlerin karbon ayak izini azaltacak önlemler aldık ve faaliyetlerimizin karbon ayak izini hesapladık. Çalışmanın sonuçlarını “Sıfır Karbon, Maksimum Etki: Sürdürülebilir Lansman Etkinliklerinde Bir İlk” isimli etki raporumuzda yayımladık. Yine, yenilikçi yaklaşımlarımızla kongrelerde yüzde 100 geri dönüştürülebilen malzemelerden üretilen stantlar kullanmaya başladık. Tüm bunların yanı sıra “LEED Gold” sertifikasına sahip olan ofisimizde de yüzde 100 yenilenebilir enerji kullanıyoruz.

W- WinAlly’de bugüne kadar AstraZeneca Türkiye ile ilgili yayımlanan haber ve röportajlarda öne çıkan temalar ve paylaşımlar sizin için ne anlam ifade ediyor?

M.G.- WinAlly’de, AstraZeneca Türkiye hakkında yayımlanan haber ve röportajlarda öne çıkan temaların, Türkiye’deki yolculuğumuzun ana hatlarıyla örtüştüğünü görmekten memnuniyet duyuyorum. Üniversitelerle yürüttüğümüz klinik araştırma iş birlikleri, kanser ve toplum sağlığını tehdit eden hastalıklara karşı farkındalık projelerimiz, hasta dernekleriyle ortak çalışmalarımız, gençleri sürece dahil eden sosyal sorumluluk programlarımız ve sürdürülebilirlik alanındaki başarılarımızın kamuoyunda yer bulması, stratejimizin doğru anlaşıldığını ve paydaşlarımızla kurduğumuz diyalogların sağlam temeller üzerinde ilerlediğini gösteriyor. İnandığımız ve ilerlediğimiz yolun doğruluğuna bir kez daha inancımız artıyor. Bu vesileyle, çalışmalarımızın şeffaf ve dengeli biçimde aktarılmasına katkınız için teşekkür ederim.

W- Önümüzdeki döneme ilişkin hem sağlık sektörüne hem de topluma vermek istediğiniz en temel mesaj nedir?

M.G.- AstraZeneca Türkiye olarak biz yalnızca ilaç geliştiren bir şirket değiliz; sağlıkta eşitlik için çalışan, dijital dönüşümü hızlandıran, sürdürülebilirliği önceliklendiren ve iş birlikleriyle değer yaratan bir çözüm ortağıyız. Klinik araştırmalardan yapay zekâ destekli tanı sistemlerine, mobil sağlık merkezlerinden sağlık okuryazarlığı projelerine kadar yürüttüğümüz her çalışma; insanların sağlıklı bir yaşama daha erken, daha adil ve daha sürdürülebilir şekilde ulaşabilmesi için. Dolayısıyla önümüzdeki döneme dair en temel mesajımız da şu: Bilimin gücüyle sağlık sisteminin gelişimi ve en modern tedavileri herkesin erişebileceği şekilde toplumun hizmetine sunmak için paydaşlarımızla birlikte daha fazlasını yapmaya devam edeceğiz. Sağlık ekosistemini daha iyi hale getirmek için üzerimize düşen tüm sorumluluğu yerine getirmeye hazırız.

W- Meslektaşlarınızla bir araya geleceğimiz 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutlamaya hazırlanıyoruz. Siz de kariyerine hekim olarak başlamış, bugün ise ilaç sektörüne yön veren başarılı bir lider olarak; hem bir tıp doktoru hem de vizyoner bir yönetici hassasiyetiyle meslektaşlarınıza ve sağlık camiasına nasıl bir mesaj iletmek istersiniz?

M.G.- Hekimlik, temelinde “insana hizmet” ve “yaşatma tutkusu” olan dünyanın en kutsal mesleklerinden biri. Ben de kariyer yolculuğuma bir tıp doktoru olarak başladım ve bugün AstraZeneca Türkiye’deki liderlik anlayışımın merkezinde hala o Hipokrat yemininin getirdiği sorumluluk bilinci yer alıyor. İlaç sektöründe attığımız her adımın, geliştirdiğimiz her teknolojinin aslında bir hastanın hayatına dokunmak olduğunu asla unutmuyoruz. Gece gündüz demeden, büyük bir özveriyle toplum sağlığı için çalışan tüm hekimlerimizin ve sağlık çalışanlarının14 Mart Tıp Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum. Bilimin ve şifanın ışığında, daha sağlıklı bir gelecek için omuz omuza çalışmaya devam edeceğiz.

W- AstraZeneca Türkiye Ülke Başkanı Dr. Münevver Gönenç ile gerçekleştirdiğimiz bu kapsamlı röportajda, bilimin sınırsız gücünü ve teknolojinin insan odaklı kullanımını bir kez daha deneyimledik. Klinik araştırmalara yapılan 3 milyar TL’lik dev yatırımdan yerelleşmedeki %80 başarı oranına; yapay zekâ destekli erken tanı vizyonundan “Sıfır Karbon” taahhüdüne kadar AstraZeneca’nın Türkiye sağlık ekosistemine kattığı değeri bizzat kendisinden dinledik.

Hekimlik tecrübesini küresel bir liderlik vizyonuyla harmanlayarak bizlere ufuk açan değerli paylaşımları ve 14 Mart Tıp Bayramı vesilesiyle ilettiği anlamlı mesajlar için Sayın Dr. Münevver Gönenç’e teşekkürlerimizi sunar; başarılarının devamını dileriz. Sağlıklı bir gelecek için bilimin ve inovasyonun izinde kalmaya devam ediyoruz.

Please follow and like us: