Standart tedavi paradigmasını altüst edebilecek araştırma!
Sonuçları sunan CNIC Bilimsel Direktörü ve Baş Araştırmacı Dr. Borja Ibáñez, “REBOOT dünya çapında klinik uygulamaları değiştirecek.”
30 Ağustos 2025’te Madrid’deki ESC Kongresi’nde sunulan REBOOT denemesi, invaziv tedavi sonrası kalp kası fonksiyonu korunan miyokard enfarktüsü hastalarında beta blokerlerin yararını sorguluyor. Özellikle kadınlarda gözlenen artan mortalite oranı, uzun süredir değişmeden kalan klinik uygulamaları yeniden değerlendirme gereksinimini ortaya koyuyor.
Araştırmacılar, İspanya ve İtalya’daki 109 hastaneden 8.505 hastayı çalışmaya dahil etti. Katılımcılar, hastaneden taburcu olduktan sonra beta bloker alıp almayacakları konusunda rastgele atandı. Diğer tüm hastalar mevcut standart tedaviyi aldı ve ortalama dört yıl boyunca takip edildi. Sonuçlar, iki grup arasında ölüm, tekrarlayan kalp krizi veya kalp yetmezliği nedeniyle hastaneye yatış oranlarında anlamlı bir fark olmadığını gösterdi .
Beta blokerle tedavi edilen miyokard enfarktüsü hastalarında, invaziv tedavi sonrası sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu (LVEF) %40 ve üzerinde olması durumunda; tüm nedenlere bağlı ölüm, tekrarlayan kalp krizi veya kalp yetmezliği yatışı oranları, beta bloker kullanılmayan grupla benzer bulundu (22,5 vs. 21,7 olay/1.000 hasta-yıl; HR 1,04; %95 CI 0,89–1,22; p=0,63).
REBOOT denemesi, İspanya ve İtalya’daki 109 merkezde 8.505 hastayı kapsadı. Hastaların ortalama yaşı 61, kadın oranı %19,3 idi. Tüm katılımcılar, predş-discharge LVEF>40% ve kalp yetmezliği öyküsü olmaması şartıyla beta bloker verilip verilmemek üzere randomize edildi.
Güvenlik analizinde inme yatışı beta bloker grubunda 2,6 vs. 1,7 olay/1.000 hasta-yıl, ileri düzey AV blok yatışı ise 0,5 vs. 0,4 olay/1.000 hasta-yıl olarak kaydedildi. Beta blokerlerin yorgunluk, bradikardi ve cinsel disfonksiyon gibi yan etkilere neden olabildiği ancak ciddi güvenlik sinyallerinin saptanmadığı bildirildi.
Alt grup analizinde, beta bloker kullanan kadın hastalarda üç buçuk yıllık takibin sonunda %2,7 mutlak artışla daha yüksek mortalite oranı tespit edildi. Bu artış, sol ventrikül fonksiyonu tamamen korunmuş (LVEF ≥ %50) kadınlarda belirginken; LVEF %40–49 arasında olan kadınlarda anlamlı bir risk artışı gözlenmedi. Erkeklerde ise beta bloker kullanımına bağlı anlamlı bir risk artışı raporlanmadı.
Uzmanlar, modern reperfüzyon teknikleri, güçlü antiplatelet tedavileri ve statin kullanımının yaygınlığı göz önüne alındığında, beta blokerlerin fayda-risk dengesinin yeniden değerlendirilmesini öneriyor. Bu bulgular, uluslararası klinik kılavuzlarda beta bloker önerilerinin güncellenmesi ve tedavi planlarının kişiye özel düzenlenmesi ihtiyacını gündeme getiriyor



















