Amerika Birleşik Devletleri Başkanı tarafından imzalanan ve Beyaz Saray tarafından kamuoyuna duyurulan son Başkanlık Kararnamesi, reçeteli ilaç fiyatlandırmasında küresel düzeyde önemli sonuçlar doğurma potansiyeline sahiptir. Kararnameyle ilan edilen temel amaç, özellikle kanser ilaçları ve insülin gibi hayati öneme sahip ilaçlar başta olmak üzere, reçeteli ilaçlarda 2025 yılı sonuna kadar “dünyanın en düşük fiyatlarının” oluşturulmasıdır.
Bu doğrultuda ABD yönetimi, Almanya, Fransa, Kanada, Birleşik Krallık ve İtalya gibi gelişmiş ülkelerin ortalama ilaç fiyatlarını referans almayı planlamaktadır. Bu adımın, küresel ilaç pazarında dengeleri ciddi şekilde değiştirebileceği değerlendirilmektedir. Zira küresel ilaç firmalarının yıllık gelirlerinin çok büyük bir bölümü ABD satışlarından elde edilmektedir. ABD dünya ilaç pazarının tek başına % 50 sini oluşturmaktadır. ABD ilaç pazarında hedeflenen kapsamlı fiyat düşüşleri gerçekleştiği takdirde, bu firmalar için ciddi ciro kayıpları oluşması kaçınılmaz olacaktır.
Türkiye’nin Konumu ve Uygulanan Referans Fiyat Sistemi
Türkiye halihazırda referans fiyat sistemini uygulamakta olup, ilaç fiyatlandırmasında referans ülkeleri baz almaktadır. Mevcut durumda Türkiye ilaç fiyatlandırma sisteminde ABD 127 ,Almanya’dan 356, Fransa’dan 976, Kanada’dan 62, Birleşik Krallık’tan 61 ve İtalya’dan 744 ilaç/formun fiyatları ülkemize referans alınmaktadır.
Bununla birlikte Türkiye’de ilaç fiyatlarının belirlenmesinde kullanılan Euro kuru da oldukça sınırlıdır. Resmi Euro kuru 43,23 TL seviyelerinde iken, ilaç fiyatlandırmasında kullanılan sabit Euro kuru 21,67 TL düzeyindedir. Bu da, reel kurun yaklaşık %50’sine tekabül etmekte ve Türkiye’de ilaç fiyatlarının referans ülkelere göre oldukça düşük kalmasına neden olmaktadır.
Olası Riskler ve Beklentiler
ABD’nin planladığı bu yeni fiyatlandırma sisteminin, Türkiye fiyatlarını ABD referanslı ürünlerde de fiyatların oldukça düşük olması nedeniyle doğrudan etkileyeceği yönünde düşüncemiz bulunmamaktadır. Zira Türkiye’deki fiyatların halihazırda ABD fiyatlarının çok daha altında seyretmesi, bu etkinin sınırlı olacağını düşündürmektedir.
Ancak, bu kararın dolaylı etkilerinin son derece önemli olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. ABD pazarında yaşanacak ciro kayıplarını dengelemek isteyen global ilaç firmalarının, kendilerine referans olacak diğer ülkelerde fiyatları artırmaya yönelmeleri kuvvetle muhtemeldir. Almanya, Fransa, İtalya gibi ülkelerde fiyatların yükseltilmesi durumunda, bu ülkelerin Türkiye’ye referans olarak sunduğu düşük fiyatların artacağı ve dolayısıyla Türkiye’de de ilaç fiyatlarının zamanla yükselmesine neden olabileceği değerlendirilmektedir.
Daha da önemlisi, düşük fiyatlandırma politikası nedeniyle global ilaç firmalarının bazı yeni ve yenilikçi ürünleri Türkiye pazarına sunmaktan imtina etme eğilimi artabilir. Nitekim geçmişte de benzer nedenlerle pek çok yenilikçi ilacın Türkiye’de getirilmesi ya gecikmiş ya da tamamen iptal edilmiştir. Bu durum, özellikle tedaviye erişimde önemli zorluklar doğurabilir ve halk sağlığını doğrudan etkileyebilir.
Sonuç ve Öneriler
ABD’nin yeni ilaç fiyatlandırma politikası, kısa vadede Türkiye piyasası üzerinde doğrudan önemli bir fiyat düşüşü etkisi yaratmayacaktır.
Ancak, global firmaların oluşacak mali kayıpları telafi etmek amacıyla diğer pazarlardaki fiyat politikalarını yeniden düzenlemeye yönelmeleri halinde, Türkiye’ye yansıyan referans fiyatlarda artışlar yaşanabilir. Bu da kamu ilaç harcamalarında artış ve halk sağlığında olumsuz yansımalar anlamına gelebilir.
Bu çerçevede, ilgili kamu otoritelerinin durumu yakından takip etmesi, Türkiye’nin ilaçta sürdürülebilir erişim politikalarını koruyacak önlemleri zamanında devreye alması büyük önem arz etmektedir. Ayrıca, yerli üretimin desteklenmesi ve AR-GE yatırımlarının artırılması da dışa bağımlılığın azaltılması stratejik önem taşımaktadır.



















