Avrupa Kardiyoloji Dergisi’nde yayınlanan bu önemli çalışma, yaygın olarak Lp(a) olarak bilinen Lipoprotein(a) seviyeleri ile kardiyovasküler hastalık riski arasındaki ilişkiyi şimdiye kadar yapılmış en büyük ölçekte incelemektedir. Araştırmacılar, bu bulguların klinik uygulamaları ve gelecekteki tedavi yaklaşımları için önemli etkileri olabileceğine dikkat çekiyorlar.
Lipoprotein(a) and recurrent atherosclerotic cardiovascular events: the US Family Heart Database
Lp(a) düzeylerindeki herhangi bir artışın kalp krizi ve felç de dahil olmak üzere kardiyovasküler olay riskini artırdığını gösteren sonuçlar İskoçya’nın Glasgow kentinde düzenlenen Avrupa Ateroskleroz Derneği Kongresi’nde sunuldu ve aynı anda Avrupa Kalp Dergisi’nde yayımlandı. Çalışmada, aterosklerotik kardiyovasküler hastalığı (ASCVD) olan 273.770 ABD’li bireyin sağlık geçmişleri, miyokard enfarktüsü veya iskemik inme gibi başka bir kardiyovasküler olay geçirip geçirmediklerini veya perkütan koroner girişim veya koroner arter baypas greftleme gibi bir prosedür geçirip geçirmediklerini belirlemek amacıyla medyan 5,4 yıl boyunca takip edildi .
Avrupa Kardiyoloji Dergisi’nde yayınlanan yeni bir araştırmaya göre, yüksek düzeyde Lipoprotein(a) [Lp(a)] seviyeleri, kardiyovasküler hastalık riskinin önemli ölçüde artmasıyla bağlantılıdır. Bu, Lp(a) seviyeleri ve kardiyovasküler sonuçlar arasındaki ilişkiyi değerlendiren bugüne kadarki en geniş çaplı çalışma olma özelliğini taşıyor.
Çalışmada, genel popülasyondan ve kardiyovasküler hastalığı olan bireylerden oluşan yaklaşık yarım milyon katılımcının genetik ve sağlık verileri analiz edildi. Araştırmacılar, genetik olarak belirlenen daha yüksek Lp(a) seviyelerinin, artan kalp krizi, inme ve diğer kardiyovasküler olay riskleriyle doğrusal bir şekilde ilişkili olduğunu buldular. Bu ilişki, hem genel popülasyonda hem de önceden kardiyovasküler hastalığı olan kişilerde tutarlı bir şekilde gözlemlendi.
Çalışmanın başyazarı, sonuçların Lp(a)’nın kardiyovasküler risk değerlendirmesinde önemli bir faktör olduğunu ve Lp(a) seviyelerinin ölçülmesinin, özellikle yüksek riskli bireylerin belirlenmesine yardımcı olabileceğini gösterdiğini belirtti. Ayrıca, gelecekteki araştırmaların, Lp(a) seviyelerini düşürmeye yönelik tedavilerin kardiyovasküler hastalıkların önlenmesi ve tedavisindeki rolünü araştırması gerektiğini vurguladı.
Sonuçlar, ASCVD ve Lp(a) düzeyleri ³180 nmol/L olan kişilerde, yüksek doz statin ve PCSK9 inhibitörleri gibi yüksek etkili LDL-C düşürücü ilaçların kullanılmasıyla, düşük etkili LDL-C düşürücü ilaçlar kullanılmasına veya hiçbir ilaç kullanılmamasına kıyasla başka bir kardiyovasküler olay geçirme riskinin azaldığını göstermiştir.
Bu çalışma, Lp(a) yüksekliğinin kardiyovasküler hastalıklar için bağımsız bir risk faktörü olduğunu destekleyen kanıtları güçlendirmektedir. Araştırmacılar, bu bulguların, Lp(a) düzeylerini hedef alan yeni terapötik stratejilerin geliştirilmesi için zemin hazırlayabileceğini umuyorlar.


















