Ana Sayfa Ana Sayfa Akciğer Kanserinin Tedavisinde Çığır Açan 3 Gelişme!

Akciğer Kanserinin Tedavisinde Çığır Açan 3 Gelişme!

Acıbadem MAA Üniversitesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Başkanı Sayın Prof. Dr. Özlem Er

Hastaya Özel Planlanan Tedavi Yaşam Süresini Uzatıyor, Yaşam Kalitesini Artırıyor!

W-Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı” özelinde Acıbadem MAA Üniversitesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Başkanı Sayın Prof. Dr. Özlem Er’in değerli görüşlerine başvurduk;

Ö.E.- Akciğer kanseri dünyada ve ülkemizde kanserden ölümler arasında ilk sırada yer alıyor. Dünyada her yıl 2 milyondan fazla, ülkemizde de 40 bin kişiye, sigaranın en önemli risk faktörü olduğu akciğer kanseri tanısı konuyor. Günümüzde en korkulan kanserlerden biri olsa da, tanı ve tedavisinde yaşanan önemli gelişmeler sayesinde hastaların yaşam süreleri uzatılırken, yaşam kalitesi de artırılıyor. Öyle ki erken tanı konulduğunda; immünoterapi, hedefe yönelik tedavi ve kemoterapi yöntemlerinin kombine edilerek uygulandığı tedavi protokolü ile hastalar uzun yıllar sağlıklı ve aktif yaşamlarına devam edebiliyor.

Acıbadem Maslak Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Er günümüzde akciğer kanseri tedavisinin hastaya özel planlandığına ve bu sayede tedaviden oldukça başarılı sonuçlar alındığına dikkat çekerek, “Akciğer kanseri temel olarak ‘küçük hücreli olan’ ve ‘küçük hücreli olmayan’ şeklinde ikiye ayrılıyor.

Küçük hücreli akciğer kanseri erken evrede kemoterapi ve radyoterapinin birlikte uygulanmasıyla tedavi ediliyor. Yaygın evrede ise kemoterapi ve immunoterapi kombinasyonuyla tedavinin başarısı artıyor. Küçük hücreli olmayan akciğer kanseri ise moleküler özellikleri farklı olan birçok hastalığı içeriyor. O nedenle kişiye özel hassas tıp yöntemleriyle hastanın tümörüne özel en uygun tedavi seçiliyor” diyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Er, akciğer kanserinin tedavisinde çığır açan gelişmeleri anlattı; önemli uyarılarda bulundu.

İmmünoterapi

İmmünoterapi; vücutta bağışıklık hücrelerinin uyarılarak kanser hücrelerini tanıması ve ortadan kaldırması esasına dayalı bir tedavi yöntemi. Bağışıklık sistemi elemanlarından olan makrofajlar, NK hücreleri ve T lenfositleri gibi hücrelerin aktifleştirilmesini sağlayan immünoterapi, temelde kişinin bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi amacıyla uygulanıyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Er, günümüzde immünoterapide en çok kullanılan ilaçların bağışıklık kontrol noktası inhibitörleri (baskılayıcılar) olan antikorlar olduğunu belirterek, şöyle devam ediyor:

“Kontrol noktası inhibitörleri, yani antikorları günümüzde birçok kanserde önemli iyileşme sağlayan ve kullanımı gittikçe yaygınlaşan ilaçlardır. Bu özel moleküller bağışıklık sistemindeki doğal fren mekanizmasını ortadan kaldırarak, kanserli hücreyi tanıyan ve saldıran T hücrelerinin aktivasyonunu sağlıyorlar. Moleküller bağışıklık sisteminin kanserli hücreye saldırmasını durduran ‘kontrol noktası proteinlerini’ bloke ederek etki gösteriyorlar” diyor.

Kemoterapi

Kemoterapi; kanser hücrelerinin büyümelerini ve çoğalmalarını önleyerek onları hasara uğratan bir tedavi yöntemi. Hızlı çoğalan hücreler kemoterapi tedavisiyle yok oluyorlar. Kemoterapi uygulamalarında yan etkileri destek tedavilerle önlemek mümkün oluyor. Bulantı, kusma, kan değerlerinde düşme gibi yan etkiler bu şekilde önlenebiliyor. Prof. Dr. Özlem Er küçük hücreli akciğer kanserinde kemoterapinin tedavinin en önemli parçasını oluşturduğunu belirterek, “Bunun nedeni ise kemoterapinin küçük hücreli akciğer kanserinde hızlı çoğalan hücrelerde etkili oluyor ve yaygın hastalıkta kemoterapi ile immunoterapi birlikte uygulanıyor. Bu yöntemlerde oldukça başarılı sonuçlar alınıyor” diyor.

Hedefe yönelik tedavi

Hedefe yönelik tedavi “akıllı ilaçlar” olarak bilinen yöntemdir. Kanser hücrelerinin büyümesini, çoğalmasını sağlayan hedefler saptanarak bu özel moleküller ile hücre büyümesi durdurulur. Bu sayede normal hücrelere olan yan etkiler en aza indirgenir. Hedefe yönelik tedaviler özellikle küçük hücreli olmayan akciğer kanserinde tümörün genomik, bir başka deyişle hücrenin moleküler düzeyde özelliklerine göre düzenleniyor. Hücrede EGFR, ALK, ROS, BRAF, MET, RET diye adlandırılan 10’dan fazla hedef test edilerek, uygun molekül saptanıyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Er, “Moleküler özelliğine göre tedavi seçimi sayesinde, hem erken evre hem de ileri evre akciğer kanserinde tedavinin etkinliği yüksek, yan etkisi az oluyor ve hastaların yaşam süreleri belirgin oranda uzuyor” diyor.

W- Akciğer kanserinin en önemli risk faktörü hakkında bilgi alabilir miyiz?

Ö.E.- Sigara içiyorsanız… Dikkat!

Akciğer kanserinin en önemli nedeni, yüzde 90’ından sorumlu olan sigara! Sigaraya başlama yaşı ne kadar erkense, akciğer kanserinin gelişme riski de o oranda artıyor. Akciğer kanseri ileri evrelerde saptandığında hızlı ilerleyen bir hastalık. Bu nedenle erken tanısı yaşamsal öneme sahip. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Er, düşük doz radyasyonlu bilgisayarlı tomografi tetkikinin akciğer kanserinin erken tanısında etkin ve riski en az yöntem olduğunu belirterek, “20 yıl boyunca günde bir paket veya daha fazla sigara içmiş olan 50-77 yaş arasındaki kişiler, halen içmekte olanlar ve 15 yıldan daha kısa süre önce sigarayı bırakanlar, risk grubunu oluşturuyor. Erken tanı için risk grubundaki kişilerin yılda bir kez düşük doz akciğer bilgisayarlı tomografisi ile mutlaka taranmaları gerekiyor” diyor.

En önemli risk faktörü olan sigara ve diğer tütün ürünlerinin kullanımı akciğer kanseri için en önemli risk faktörü olup, dünya çapındaki kanser ölümlerinin yüzde 22’sine, akciğer kanserinden kaynaklı ölümlerin ise yüzde 71’ine neden olmaktadır. Akciğer kanseri tanısı alanların %90’dan fazlasında sigara içme öyküsü olduğu görülmektedir. Akciğer kanserinin diğer risk faktörleri; genetik faktörler, radon gazı, asbest, çevresel toksinlerdir. Ülkemizde yapılan çalışmalarda da ülkemizdeki akciğer kanserlerinin yüzde 90’ından fazlasının sigara kullanımına bağlı ortaya çıktığını göstermektedir. Hiç sigara içmeyenler veya sigara içmeyi bırakmış olanlara göre, mevcut sigara içen kişilerde yeni akciğer kanseri vakası görülme oranı daha yüksektir.

Hastalarımızın tanı ve tedavi sürecinde ekip çalışması çok önemli. Hem fiziksel hem de psikolojik açıdan desteklenen hastaların tedavi sonuçları daha iyi oluyor. Ekibimizde yer alan Psikolog Suveyda Eriş ve Onkoloji Hemşirelerimiz Hacer Aydın Akkaya ve Hacı Mehmet Gökdeniz bu konudaki önemli noktaları şu şekilde vurguluyor.

devam edecek:

Akciğer Kanserlerinde Hemşirelik Yaklaşımları & Akciğer Kanserli Hastalara Psikolojik Yaklaşım