Ana Sayfa Ana Sayfa Prof. Dr. Tunçalp Demir, “Ülkemizde astımda kontrolün sağlanması doğru ve düzenli ilaç...

Prof. Dr. Tunçalp Demir, “Ülkemizde astımda kontrolün sağlanması doğru ve düzenli ilaç kullanımının sağlanması ile mümkün olacaktır.”

Prof. Dr. Tunçalp Demir’

W-  Dünya Astım Günü vesileyle Prof. Dr. Tunçalp Demir’in astım özelinde görüşlerini aldık. Sevgili Tunçalp Bey, bize kendinizden ve solunum alanındaki deneyim ve çalışmalarınızdan bahseder misiniz? 

T.D.- 1990 yılında İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra aynı yıl Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimine başladım. 1994 yılında Göğüs Hastalıkları Uzmanı, 2000 yılında doçent ve 2006’da da profesör unvanını aldım. 2017 yılına kadar Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı’nda Öğretim Üyesi olarak çalıştım.

2017 yılından bu yana GSK Türkiye’de Solunum Bilimsel Danışmanı olarak görev almaktayım. GSK bünyesinde KOAH, astım, sigara bırakma ve solunum fonksiyon testleri alanlarında çalışmalarımı sürdürmekteyim.

W- Astım nedir ve temel belirtileri nelerdir?

T.D.- Astım genellikle birçok hücre ve mediatörün rol aldığı kronik hava yolu inflamasyonu ve hava yolu aşırı duyarlılığı ile ilişkili kronik bir hastalıktır. Hışıltı, nefes darlığı, öksürük, göğüste sıkışıklık hissi semptomları ve bu semptomların varlığı, sıklığı ve yoğunluğunun aynı hastada zaman içinde değişken olması astımın en önemli özellikleridir. Semptomlar ve hava akımı kısıtlanması, viral solunum yolu enfeksiyonları, irritan ya da alerjen maruziyeti, egzersiz gibi faktörler ile tetiklenebilir ve tedaviyle ya da kendiliğinden düzelme gösterebilir.

W- Astımın toplumda görülme sıklığı nedir?

T.D.- Astım oldukça sık görülen bir solunum yolları hastalığıdır. Tüm dünyada görülme sıklığı yüzde 1 ila yüzde 20 arasındadır ve yaklaşık 300 milyon insanı etkilediği düşünülmektedir. Ülkemizde ise Alerjilerin Prevalansı ve Risk Faktörleri (PARFAIT) çalışması sonuçlarına göre astım prevelansı erkeklerde yüzde 7,1 iken kadınlarda ise yüzde 9’dur ve yaklaşık olarak 4 milyon astım hastası bulunmaktadır.

W- Astım COVID için bir risk faktörü müdür? 

T.D.- KOAH, hipertansiyon, diyabet gibi birçok kronik hastalık hem COVID-19’a yakalanma hem de hastalığın ağır geçmesi açısından risk faktörü iken astım ile COVID-19 arasında böyle bir ilişki kurulamamıştır. Astımlı olmak ne COVID-19’a yakalanma ne de hastalığın ağır geçirilmesi ile ilişkilidir. Sadece oral kortikosteroid kullanan astımlılarda hastalığı ağır geçirme olasılığı artmaktadır. Tüm kılavuzlarda astımlılarda COVID-19 açısından önerilen, hekimlerince başlanmış tedavilerinin aynen devam etmesidir. Özellikle antiinflamatuar tedavilerin aksatılmaması önem taşımaktadır.

W- Uluslararası kılavuzlara göre astım tedavisi için neler önerilmektedir ve ulaşılmak istenen ana hedef nedir? 

T.D.- Uluslararası astım kılavuzlarında astım tedavisinin temel amacı hastalık kontrolünün sağlanmasıdır. Kontrolden kastedilen ise gündüz semptomlarının ve kurtarıcı ilaç kullanımının haftada 2’den az olması, gece semptomu ve aktivite kısıtlamasının ise olmamasıdır. Aslında burada temel hedef semptomların önlenmesi, yani semptomatik bir yaklaşım değildir. Semptomlar altta yatan inflamasyonun ve buna bağlı gelişen bronş aşırı duyarlılğının bir sonucu olduğu için, hastanın semptomlarının kontrol altında olması alttaki inflamasyonun da dolaylı olarak kontrol altında olduğunun göstergesidir.

W- Astım tedavisinde kontrol neden önemlidir?

T.D.- Kontrol, inflamasyonun kontrol altında olup olmadığının bir göstergesidir. Astımın kontrol altında olmaması yani inflamasyonun devam etmesi, hastanın semptomlarının artmasına ve sonuçta alevlenmelere yol açabilir. Aynı zamanda kronik inflamasyonun sürmesi “remodeling” dediğimiz havayollarında kalıcı değişikliklerin meydana gelmesine yol açabilir. Dünyada ve ülkemizde kontrol oranlarına baktığımızda ise, sayılar değişkenlik göstermekle birlikte hastaların büyük bir bölümünün kontrolsüz olduğunu söyleyebiliriz.

W- Dünyada ve ülkemizde kontrol oranları nasıldır? 

T.D.- Çalışmalara göre farklılık olmakla birlikte tüm dünyada ve ülkemizde genel olarak astım kontrol oranlarının düşük olduğunu söyleyebiliriz. Ülkemizde kontrolsüz astımlıların oranları yüzde 63 iken ABD’de yüzde 41 ve Batı Avrupa’da yüzde 36’yı bulmaktadır.

W- Mayıs ayı içinde Dünya Astım Günü kutlanacak, Astıma Karşı Global İnisiyatif GINA’nın bu yıl Dünya Astım Günü için belirlediği ana tema nedir? 

T.D.- Dünya Astım Günü her yıl dünyadaki astım konusunda en önemli kuruluşlardan biri olan Astıma Karşı Global İnisiyatif’in (GINA) belirlediği bir ana tema üzerinden kutlanmaktadır. GINA’nın bu yıl belirlediği ana tema ise “astımda boşlukların doldurulması”dır.  Bunun alt başlıklarına indiğimizde ise; astım tanı ve tedavisine erişimdeki eşitsizliklerin giderilmesi, sosyoekonomik, etnik ve yaş grupları arasındaki farklılıkların kaldırılması, birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetleri arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi, sağlık çalışanlarının astım hakkında bilgi ve farkındalığının artırılması, hastaların inhaler cihazlarını doğru kullanmalarının ve cihaz ve tedavi uyumunun artırılması sağlanması, hastaların astım konusunda bilgi düzeylerinin artırılması başlıca önemli konular olarak sayılabilir.

W- Astım hastalarında daha iyi kontrol ve tedavi sonuçları için ne önerirsiniz? 

T.D.- Astım tedavisinin temelini kontrol edici ilaçlar oluşturmaktadır. Bunların asıl amacı da altta yatan inflamasyonu önlemektir. Bugüne kadar astımdaki inflamasyona etkili olduğu gösterilmiş en önemli ilaç inhaler steroidlerdir.

Kullanılan steroid dozu ile astıma bağlı ataklar ve ölüm arasında negatif ilişki gösterilmiştir. Yine inhaler steroidlerin yanına uzun etkili beta-2 agonist eklenmesinin astım kontrolünü artırdığı gösterilmiştir.

Ülkemizde astımda kontrolün sağlanması; hasta ve hekimlerin bu konudaki bilgi ve farkındalıklarının artırılması, hasta hekim arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi, aile hekimleri ve uzmanlıklar arasındaki koordinasyonunun güçlendirilmesi ve bunların sonucunda doğru ve düzenli ilaç kullanımının sağlanması ile mümkün olacaktır. Özellikle proaktif regüler dozlama (PRD) dediğimiz, hekim kontrolünde hastanın düzenli kontrol edici ilaçlarını kullanması kontrol oranlarını önemli düzeyde artırmaktadır.

Ayrıca tedaviler arasında da farklı faktörlerden kaynaklanan farklı sonuçlar olabilir, her hasta özelinde en iyi yarar-risk profilini sunacak tedavi seçimleri yapılması tedavi başarısını ve astım kontrolünü artıracaktır.

Yakın zamanda yayınlanan, astımda düzenli günlük dozlama (PRD) ve idame ve rahatlatıcı tedavi (MART) yaklaşımlarının değerlendirildiği bir çalışmada; düzenli günlük dozlama ile düşük sistemik aktivitenin bir başka ifadeyle kortikosteroid yan etkilerinin görülme riskinin azaldığı gösterilmiştir. Yine aynı çalışmada PRD ile, hastaların havayolu inflamasyonu semptomlarında rahatlama olarak tanımlayabileceğimiz optimal havayolu etkinliğinin sağlanabildiği tespit edilmiştir.

W- Sevgili Hocam değerli görüşlerinizi paylaştığınız için teşekkür ederiz.