Ana Sayfa Tıp&Sağlık Poliplerin kansere dönmesi 10 yılı bulabilir

Poliplerin kansere dönmesi 10 yılı bulabilir

Paylaş
Prof. Dr. İlknur Erenler Bayraktar

Ülkemizde en sık karşılaşılan kanser türleri arasında yer alan kolorektal kanserlerde hareketsiz yaşam, sağlıksız beslenme alışkanlıkları ve genetik faktörler büyük rol oynuyor. Bazı durumlarda önlenmesi kolay, düzenli tarama testleriyle de erken tanısı mümkün olan kolorektal kanserler için her bireyin 45 yaşından sonra düzenli tarama testlerini yaptırması hayati önem taşıyor. Memorial Şişli Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. İlknur Erenler Bayraktar, kolorektal kanserler hakkında bilgi verdi.

En sık görülen kanserler arasında yer alıyor

Cinsiyete göre bakıldığında erkeklerde akciğer ve prostat kanserinden sonra üçüncü en sık, kadınlarda ise meme kanserinden sonra ikinci en sık görülen kanser türü olan kolorektal kanserler önemli bir sağlık sorunudur. Kolorektal kanserler, tüm kanser ölümlerinin yüzde 8’inden sorumludur. Eğer kişilerin ailesinde 60 yaş öncesinde kolorektal kanser öyküsü ya da kanser riski yüksek polip öyküsü varsa bu kişilerin kolorektal kanserler açısından daha yüksek riskli olduğu söylenebilir. Kalın bağırsağın yaklaşık 15 cm’lik alt kısmına rektum, 150 cm’lik üst kısmına kolon denmektedir. Kolorektal kanserler, kolon ve rektum kısmında gelişen kanserlerdir. Sorun kolonda başladıysa kolon kanseri, rektumda başladıysa rektum kanseri olarak adlandırılmaktadır.  Genellikle birçok kolorektal kanser, kalın bağırsağın iç yüzeyinde büyüyen polip ile başlar. Tüm polipler kansere dönüşmese de bazı polip türleri zamanla kansere dönüşebilir. 

İleri yaş büyük bir risk faktörü

Kolorektal kanserleri risk faktörlerini bilerek önlemek mümkün olabilmektedir. Örneğin yaş büyük bir risk faktörüdür. Kolorektal kanserler her yaşta görülebilir ancak çoğu kolorektal kanser hastası 45 yaşın üzerindedir. Bu nedenle 45 yaş üstü bireylerin düzenli olarak tarama testlerini yaptırması hayati önem taşır. Eğer kişinin ailesinde buna benzer bir öykü varsa gelecekte kolorektal kanser olma riski daha yüksek olur. Ülseratif kolit ve Crohn hastalıkları kolorektal kanser riskini artıran bir diğer etkendir.

Beslenme alışkanlıkları önem taşıyor

Beslenme alışkanlıkları da kolorektal kanserler üzerinde etkilidir. Düşük lifli, yüksek yağlı diyetler kolon kanseri riskini artırırken; yüksek oranda kırmızı et ve işlenmiş et tüketen kişilerde kolorektal kanser gelişme olasılığı yüksektir. Lifli beslenme, kabızlığın önlenmesi, kolesterolün düşürülmesi, sindirim sisteminin iyileştirilmesinde önemli bir yere sahiptir. Bu sayede kolorektal kanserler başta olmak üzere birçok hastalıktan korunmak mümkündür. Tam tahıllı yiyecekler, mevsiminde yenen taze meyveler, tam tahıllı ekmek ve krakerler, enginar, mısır, ıspanak, brokoli, patates gibi sebzeler, kurutulmuş meyveler ve kuru baklagiller lif yönünden zengin yiyeceklere örnektir. Bu yiyeceklere her öğünde yer vermek ve bol su tüketmek bağırsak sağlığı için oldukça önemli bir yere sahiptir. Bunun yanında hareketsiz yaşam tarzı da kolorektal kanserler açısından risk oluşturmaktadır. Hareketsiz olan kişilerin kolon kanseri geliştirme olasılığı daha yüksektir. Düzenli fiziksel aktivite yapmak kolorektal kanseri riskini azaltabilir. Yanlış beslenme alışkanlıklarına ve hareketsiz yaşama bağlı gelişebilen diyabet ve insülin direnci de kolorektal kanser oluşmasına zemin hazırlayabilir. Ayrıca obezite, sigara tüketimi, aşırı alkol tüketimi de kolerektal kanserin bir diğer ciddi risk faktörlerindendir.

Mide bulantısı varsa dikkat!

Kolorektal kanserler erken evrelerde belirti vermez. Belirti genelde tümör büyürse ya da çevresindeki dokulara yayılırsa çıkar. En bilindik kolorektal kanser belirtileri; kabızlık, ishal, bağırsak hareketinden sonra boş olmama hissi, rektal kanama, dışkıda kan, karın şişkinliği, karın ağrısı, rektal ağrı veya basınç, karın veya rektumda bir yumru, iştah azalması, mide bulantısı ya da kusma, anemi, tükenmişlik hissi, zayıflık, nedensiz kilo kaybı şeklinde sıralanabilmektedir. Eğer kanser vücudun farklı bölgelerine yayılmışsa; sarılık, nefes darlığı, kemik ağrısı gibi semptomlar oluşturabilir. Kolorektal kanserin teşhisi için hasta detaylı biçimde muayene edilir. Bunun yanında kan ve dışkı testleri, signoidoskopi, kolonoskopi, proktoskopi gibi görüntüleme teknikleri kullanılabilir. Bazı durumlarda biyopsi yapılması gerekebilir. Biyopsi, bir doku örneğini inceleyen bir laboratuvar testidir.

Düzenli taramayla önlenebilir

Kolorektal kanseri önlemenin en iyi yolu düzenli tarama yaptırmaktır. Kronik inflamatuar hastalıkları olanlar; crohn hastaları, ülseratif kolit hastaları ve ailede kanser ya da polip öyküsü olan hastalara düzenli kolonoskopik incelemeler yapılması gerekir. Bu sayede kanser gelişmeden risk öngörülebilmektedir. Toplumdaki tüm bireylerin altta yatan hastalıkları olamasa bile 50 yaşından sonra düzenli olarak taranmaları gerekmektedir. Bu amaçla da ilk olarak kolonoskopik inceleme yapılıp eğer herhangi bir patoloji yoksa 10 yılda bir tekrarlanması önerilir.

Poliplerin kansere dönmesi 10 yılı bulabilir

Kolorektal kanser tarama testleri, hiçbir belirti olmasa bile kanser veya kanser öncüsü olup olmadığına bakılmasını sağlar. Poliplerin kansere dönüşmesi 5 ila 10 yıl kadar sürebilir. Erken teşhis tedavinin başarısının artmasına yardımcı olur. Kolorektal kanseri önlemek için yüksek lifli ve sağlıklı beslenmek, egzersizi hayata dahil etmek, sigara ve alkol kullanmamak önem taşımaktadır. Kolorektal kanser olan kişilerde tedaviler çok seçeneklidir. Eğer erken evrede bir durum söz konusuysa kolonoskopi ile kansere sebep olan polipler çıkarılabilir, endoskopik mukozal rezeksiyon ya da minimal invaziv cerrahiler tercih edilebilir. Daha ileri evre bir durum söz konusuysa ileri bir cerrahi yöntem uygulanabilir. Bunların yanında tedavi için kemoterapi, radyoterapi, hedefe yönelik akıllı ilaç gibi seçenekler bulunmaktadır.