Ana Sayfa Ana Sayfa “Çok şey istemedik;demokratik bir mevzuat, bilimsel bir çalışma ortamı ve emeğimizin karşılığı...

“Çok şey istemedik;demokratik bir mevzuat, bilimsel bir çalışma ortamı ve emeğimizin karşılığı kadar bir hak ediş istiyoruz”

AHEF CEZA YÖNETMELİĞİ

Altı ay içerisinde üç defa iş bıraktık. Belki sesimiz duyulur dedik ama duyulmadı!

3 büyük şehirde 4 defa miting yaptık.Belki sesimiz duyulur dedik ama duyulmadı!

Görüştüğümüz birçok bürokrat bizi haklı buldu ancak hakkımızı teslim edilmedi.

Çok şey istemedik;demokratik bir mevzuat, bilimsel bir çalışma ortamı ve emeğimizin karşılığı kadar bir

hak ediş istiyoruz.

30.06.2021 tarihinde yürürlüğe giren ceza yönetmeliğinin ne kadar hukuksuz ve keyfi olduğunu anlatmaya çalıştık.Yakın zaman içerisinde onlarca aile hekimi ve aile sağlığı çalışanının sözleşmesi, bu yönetmelikten güç alan yerel idareler tarafından yenilenmemiş, idarenin keyfi tutumu çok net bir şekilde gözler önüne serilmiştir.

Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının iş güvencesini elinden alan, idareye keyfi uygulamalar konusunda yetki veren, mobbingi yasallaştıran, çalışanlara insanca yaklaşmayan bu yönetmelik yürürlükte oldukça bizler yılmayacak, yorulmayacak ve mücadeleye devam edeceğiz.

DEĞERLİ BASIN MENSUPLARI, BİZLER AİLE SAĞLIĞI MERKEZİ ÇALIŞANLARI OLARAKHAKKIMIZ OLANI TALEP EDİYORUZ!

Özellikle pandemi döneminde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de birinci basamak sağlık hizmetleri sisteminin ne kadar önemli olduğu ortaya çıkmıştır.

Ortalama 4000 hastaya hizmet veriliyor olmasına ve yine mevcut sistemdeki pek çok eksikliğe rağmen anne-bebek ölümlerinin azaltılmış olması, aşı oranlarında ve tüm sağlık göstergelerinde uluslararası ortalamaların üzerine çıkılması, kanser taramalarında önemli bir aşama alınmış olması ve vatandaşlarımızın yaşam süresi uzaması bizlerin olağanüstü çabalarının sonucudur.

Aile hekimliği sistemi ülkemizin sağlık bütçesine oranlandığında cüzi sayılabilecek bir bütçeye sahiptir. Bürokratlar birinci basamak sağlık sisteminde başarı öyküsü yazıldığını ifade etmekte, bununla övünmektedir, ancak hatırlatmak isteriz ki ortada bir başarı varsa bu size rağmendir, bu sağlık emekçilerinin insanüstü çabalarının sonucudur.

‘’ Önce insan ‘’ felsefesi ile çalışan aile hekimi ve aile sağlığı çalışanları, tüm olanaksızlıklara rağmen, yüreği kan ağlasa da, sağlık hizmetinin gülen yüzü olmuştur.

DEĞERLİ BASIN MENSUPLARI, BİZLERE VERİLEN HİÇBİR SÖZ TUTULMAMIŞTIR.BİZLER ARTIK BU YÜKÜ KALDIRAMIYORUZ

Maalesef her gün yeni angaryalar ile sırtımızdaki yük arttırılmıştır.

Sağlık göstergelerinde elde edilen olumlu veriler siyasi otoritenin başarı hanesine yazıldıkça, sağlık çalışanları üzerindeki baskı daha da artmıştır.

Şiddete maruz bırakılan, katledilen meslektaşlarımızın yanında her gün fiziksel, sözlü ve psikolojik şiddete maruz kalmaktayız. Bu sağlıksız ve güvensiz çalışma ortamı artık neredeyse kanıksanmış durumdadır. Son 1 yılda verilen beyaz kod yaklaşık 12 bindir.

Herhangi bir sağlık kuruluşunda bir sağlık çalışanına şiddet uygulamak vatandaşlarımız açısından olağan sayılmakta, neredeyse bir hak arama biçimi olarak görülmektedir. Üstelik sağlıkta şiddete medyadan yargıya kadar örtük destek verilmekte, suç neredeyse teşvik edilmekte, suçlu korunmaktadır. Mevcut durumun sorumluları ise canları pahasına yıllardır fedakarca çalışan sağlık personelinin tamamının talep ettiği sağlıkta şiddet yasasını bile isteye, ısrarla meclis gündemine getirmeyenlerdir.

Sağlık sistemindeki kötüye gidiş sebebiyle, yurttaşlar sistemin tüm sorunlarını karşılaştığı sağlık personeline yansıtmaktadır. Hâlbuki sistemden ne hekim ne hemşire ne de sağlık personeli sorumludur. Vatandaşlarımız da artık bu gerçeği görmeli, daha iyi bir sağlık sistemi ve insanca sağlık hizmeti için sağlık emekçileriyle yanyana durmalıdır.

Pandemi döneminde Covid nedeniyle hayatını kaybeden yüzlerce meslektaşlarımız olmasına rağmen Covid meslek hastalığı sayılmamış, vefat eden sağlık emekçilerinin eşleri ve çocukları kaderlerine terk edilmiştir.

Görmek, duymak, adlarını hatırlamak istemeseniz de Dr. Edip Kürklü’yü, Dr. Aynur Dağdemir’i, Dr.Göksel Kalaycıoğlu’nu, Dr. Ersin Aslan’ı, Dr. Kamil Furtun’u, Dr. Hüseyin Ağır’ı, Dr. Fikret Hacıosman’ı, Dr. Melike Erdem’i,  Dr. Rümeysa Şen’i ve pandemi döneminde hayatını kaybeden yüzlerce sağlık emekçisini, canlarımızı unutmayacağız, unutturmayacağız!

SORUNLARIMIZ GÜN GEÇTİKÇE ARTMAKTA, SAĞLIK SİSTEMİ TIKANMAKTA ANCAK ÇÖZÜMSUNACAK BÜROKRAT BULUNMAMAKTADIR;

Bebek, çocuk, erişkin, kadın, gebe, lohusa aşılama hizmetleri ve izlemleri, okul taramaları, okul aşıları, 200 çeşit sağlık rapor talebi, kanser taramaları, neonatal tarama, laboratuar hizmetleri, evlilik öncesi danışmanlık, köy ziyaretleri, entegre acil sağlık hizmetleri, adli nöbet, defin nöbeti, rutin poliklinik hizmetleri, COVİD-19 aşılama, COVİD-19 hasta takibi ve son olarak HYP adı altında kronik hastalık takipleri aile sağlığı merkezinde çalışan aile hekimi ve aile sağlığı çalışanının sırtına yüklenmiş durumdadır, üstelik her geçen gün yeni görevler de mevcutlara eklenmektedir, artık sistem yürümez hale gelmiştir.

Bu kadar iş yükü altında ezilen aile hekimi ve aile sağlığı çalışanının feryadını duymamak, ya idarenin iş bilmemesi ile ya da bile isteye birinci basamak sağlık hizmetlerini çökertmek isteğiyle açıklanabilir.

HAKEDİŞ VE CARİ GİDER ÖDEMELERİ YETERSİZ KALIYOR,BİZLER ANLATTIKÇAİDARE SUSUYOR;

Mevcut koşullarda artık kimse aile hekimi, aile sağlığı çalışanı olmak istememektedir. ASM giderleri ve asgari ücretteki artışa rağmen cari gider ödemelerine yapılan yetersiz artış, kamu dışı istihdam edilen tıbbi sekreter, ebe, hemşire ve personellerin giderlerinin arttırılmayan cariden karşılanması zorunluluğu aile hekimliği sistemini durma noktasına getirmiştir.

SAĞLIK EMEKÇİLERİ YETİŞTİĞİ COĞRAFYAYI TERKEDİYOR, SAĞLIK SİSTEMİMİZ ÇÖKÜYOR;

2021 yılında 1500’e yakın hekim bilimsel çalışma olanağı bulamamaktan, liyakattan yoksun mevzuattan, gereksiz savunma ve soruşturmalardan bıktığı içinülkesini terk etmiştir.

Yine binlerce sağlık çalışanı, sağlık sisteminden umudunu kesmiş ve yurtdışına gitmek için gün saymaktadır. Bu nedenle ülkemizdeki yabancı dil kurslarının en önemli müşterisi son 2 yıldır ülkeden çıkış fırsatı arayan sağlık çalışanlarıdır.

Bu durumun sorumluları da yine sağlıkta şiddete tepkisiz kalanlar, meslektaşlarımızı Avrupa başta olmak üzere yakın coğrafyamızınaçık ara  en düşük ortalama gelirine mahkum edenlerdir.

BİZLER SAĞLIK HİZMETİ VEREN PAYDAŞLARIN EN GÜÇLÜ TEMSİLCİLERİ,SAĞLIK PLATFORMU OLARAK İDAREYE DİYORUZ Kİ;

YOL YAKINKEN DÖNÜN;

*Sağlıkta şiddeti önleyecek etkili bir yasa düzenleyin, sağlık merkezlerinde gerekli güvenlik tedbirlerini alın.

*Aile hekimliği sistemine yönelik demokratik bir mevzuat için geç kalmadan adım atın.

*Tüm sağlık çalışanlarına söz verdiğiniz hak ediş düzenlemesini ve emeklilik iyileştirmelerini yapın.

*Biz hekimler, ebeler, hemşireler ve sağlık sınıfında emek mücadelesi veren tüm paydaşlar, tüm gücümüzü halkımızın ihtiyacı olan nitelikli, bilimsel bir sağlık hizmeti sunmak için harcamak istiyoruz.

Bugün ilkini İstanbul’da düzenlediğimiz birlik ve beraberlik yürüyüşümüz 10 farklı bölgede devam edecek, 81 ilden katılımcılar ile birlik ve beraberlik taçlandırılacaktır.

Birinci, ikinci ve üçüncü basamağı temsil eden çatı örgütleri olarak bizler bir bütünüz, hiç olmadığımız kadar güçlüyüz ve tüm sorunlarımız çözülünceye kadar mücadele etmeye kararlıyız.

AİLE HEKİMLERİ DERNEKLERİ FEDERASYONU SAĞLIK VE SOSYAL HİZMET EMEKÇİLERİ SENDİKASI

 

AİLE HEKİMLİĞİ ÇALIŞANLARI SENDİKASI

 

TÜRKİYE AİLE HEKİMLERİ UZMANLIK DERNEĞİ

 

AİLE SAĞLIĞI ELEMANLARI FEDERASYONU

 

TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ AİLE HEKİMLİĞİ KOLU

 

BİRLİK VE DAYANIŞMA SENDİKASI