Ana Sayfa Ana Sayfa TEB Başkanı Ecz. Erdoğan Çolak, “Eczane Güvendir”

TEB Başkanı Ecz. Erdoğan Çolak, “Eczane Güvendir”

Türk Eczacıları Birliği Başkanı Ecz. Erdoğan Çolak

W- Türk Eczacıları Birliği Başkanı Sn. Ecz. Erdoğan Çolak “14 Mayıs Eczacılık Günü” özelinde gündeme dair değerlendirmelerini alacağız.

Değerli Başkanım öncelikle siz ve değerli Eczacılarımızın “ 14 Mayıs Eczacılık Günü ”nü WinAlly olarak kutlarız. 14 Mayıs Eczacılık Günü’nün tarihi, anlamı ve önemi nedir?

E.Ç.- Çok Teşekkür ediyorum. 14 Mayıs; 1839 yılında Mekteb-i Tıbbiye bünyesinde ilk eczacılık sınıfının açıldığı tarihe işaret ediyor. Bu tarihten itibaren ülkemizde eczacılık bilimsel bir nitelik kazanmaya başlıyor. 1968 yılından bu yana da Eczacılık Günü olarak, Birliğimiz ve Eczacı odalarımız öncülüğünde toplum eczanelerinde, hastane eczanelerinde, kamu ve kurumlarda, üniversitelerde, ilaç sektöründe hizmet üreten meslektaşlarımız, Eczacılık Fakültesi öğrencilerimiz ve eczane çalışanlarımızla hep birlikte kutluyoruz bu günü. 2009 yılından beri de bir tema etrafında bütün bir haftaya yayılan panel, konferans, toplumsal farkındalık kampanyası gibi bir etkinlikle kutluyoruz. Bu yıl, Uluslararası Eczacılık Federasyonu’nun bu sene belirlemiş olduğu temadan yola çıkarak, Covid-19 Pandemisi döneminde daha da iyi anladığımız bir konuya vurgu yaptık ve temamızı “Sağlığınız İçin Eczacınıza Güvenin. Eczane Güvendir” olarak belirledik. Eczane niye güvendir diyoruz? Çünkü eczane öncelikli olarak birinci basamak bir sağlık kuruluşudur. Halkın bazı hastalıklarda ilk olarak müracaat ettiği, en yakınındaki sağlık kuruluşudur. Eczacı da Eczacılık Fakültesi’nde bilimsel bir eğitim almış, insan sağlığını önceleyen, ilaç ve sağlık danışmanlığı görevini yetiren bir sağlık çalışanı. Eczaneyi ticari amaçlı faaliyet gösteren küçük-orta boy bir işletmeden, eczacıyı herhangi bir işletme sahibinden ayıran en önemli fark da budur. O nedenle başta ilaç olmak üzere doğru sağlık ürünlerine ulaşmak ve halk sağlının korunması açısından eczane güvenilir bir adrestir.

W- Pandemide Eczacıların üstlendiği roller nelerdi?

E.Ç.- Öncelikle şunu vurgulamak isterim. Başta da ifade ettiğim eczanelerin birinci basamak sağlık kuruluşu, eczacıların da halkın en yakın ilaç-sağlık danışmanı olduğu, sağlık sistemi içerisinde kilit roller üstlenebilecekleri Pandemi sürecinde net bir biçimde açığa çıktı. Pandemi süreciyle daha iyi anlaşıldı ki; toplumun bağışıklamasında, sağlık taramalarında ve bulaşıcı hastalıklarla mücadelede önemli rollerde üstlenebilir. Bu süreçte hastalar Aile Sağlık Merkezleri’ne gitmeden, reçete yazdırmaya gerek olmaksızın sürekli kullandıkları raporlu ilaçlarını direk eczaneden alabildiler. Pandeminin başında milyonlarca maske,  vatandaşlarımıza eczanelerimiz vasıtasıyla ulaştırıldı. Yine geçtiğimiz sonbahar aylarında grip aşılarının dağıtımı da eczanelerimiz eliyle gerçekleştirildi. Diğer yandan halkın bilgilendirilmesi açısından da ciddi bir görev üsttendik diyebilirim. Pandeminin başında insanlar bir bilinmezliğin içerisindeydi. Bu bilinmezlikle ilgili soruları eczacılara sordular yani doğru bilginin de merkezi olduk. Bilgi kirliliği ile mücadele ettik. Hastanelere gidemeyen hastaların basit rahatsızlıklarında tavsiyelerde bulunduk, ilaç danışmanlığı yaptık. Hekimler, hemşireler hastanelerde Covid-19 ile mücadele ederken biz eczacılar da bu mücadelenin ayaktan hastalarla ilgili kısmını yürüttük.

W- Eczane çalışanlarında aşılanma durumu nedir?

E.Ç.- Meslektaşlarımızın büyük bir çoğunluğu aşılandı. Fakat Gelinen noktada 2 bin 172’si stajyer eczacılarımız olmak üzere, toplamda 2 bin 893 eczacımız ve eczane çalışanımız henüz aşılanmış değil. Biz eczanelerimizde hep birlikte emek vererek, omuz omuza çalışarak pandemiye karşı mücadele veriyoruz. Hepimizin ortaklaştığı konu halk sağlığına katkı sunmaktır. Sağlık çalışanları bir bütündür, birbirinden ayrılmadan aşılanmalıdır. Türk Eczacıları Birliği olarak ilk günden bu yana ilgili kurumlarla görüşmelerimizi gerçekleştiriyoruz. Ancak henüz bir sonuca ulaşmış değiliz. Çağrımızı yineliyor, aşılanan gruba stajyerlerimizin ivedilikle eklenmesini, talep ediyoruz.

W- Aşıda Patent tartışmaları gündemde bu konuya dair düşünceleriniz neler?

E.Ç.- Tüm dünya, bir yılı aşkın süredir Covid-19 Pandemisi ile mücadele ediyor. Bir kişiyi bile arkada bırakmadan, topyekûn bir mücadele vermemiz gerekirken üretilen aşıların büyük çoğunluğu belli başlı ülkelere gidiyor. Ki bu ülkeler zengin ülkeler. Pek çok ülkeye ise aşı gitmiyor, ya da sembolik sayılarda gidiyor. Nitekim Dünya Sağlık Örgütü geçtiğimiz ay dünyadaki mevcut aşı dozlarının üçte ikisinin ancak 10 kadar gelişmiş ülkeye gittiğini ifade etmişti. Pandeminin eşitsizlikleri derinleştirdiğinin, kırılgan ülke, toplum ve grupları daha da kırılgan hale getirdiğinin kanıtı.

Dünya Sağlık Örgütü Başkanı Sayın Dr. Tedros’un sözlerine sonuna kadar katılıyorum. Ortada ahlaki bir çöküş var. İnsan ve toplum sağlığını her şeyin üstünde tutan biz sağlık çalışanları için COVID-19 aşılarının büyük kârlara tahvil edilecek, uluslararası bir ticaret malı haline gelmesi kabul edilemez. Aşı küresel kamusal bir maldır, insanlığın ortak malıdır. Aşıda patent, milyarlarca insanın aşıya erişimin ve tüm dünya nüfusunun daha kısa bir sürede bağışıklık kazanarak, salgının atlatılmasının önüne geçiyor. Bir ülke nüfusunun 7-8 katı aşı alırken diğer bir ülkeye 2021 Mayıs ayında olmamıza rağmen aşı gitmiyorsa oturup düşünmemiz gerekiyor. Pandemi ne zaman sona erecek? Sorusunun cevabını arıyoruz. İşte bu sorunun cevabı şudur; Afrika’daki salgın bitmeden Avrupa’daki ya da Amerika’daki bitmez. Şimdi bu virüsün varyantları ortaya çıktı. İngiltere, Güne Afrika, Brezilya, Hindistan varyantları. Kısa sürede Dünya nüfusu aşılanmazsa belki önümüzdeki sonbaharda yeni varyantlar çıkacak. Mevcut aşıların koruyuculuğu ve etkililiği de azalmış olacak. Yani dünyanın bir tarafını aşılayıp öbür tarafını kendi haline bırakırsanız bu hastalıktan akın zamanda kurtulmak mümkün olmaz. Bu sorunun çözümüne yönelik Dünya Sağlık Örgütü’nün önderliğinde COVAX kuruldu. COVAX, gelir düzeyi ne olursa olsun, tüm ülkelere koronavirüs aşısına eşit erişim sağlamayı amaçlayan küresel bir girişim. Ama bu yeterli değil. Salgını kısa bir sürede kontrol altına alabilmek için Aşılar ve Covid-19 tedavisinde kullanılacak tüm ilaçların patentleri askıya alınmak zorundadır. Biz bu konuda netiz. Nitekim bir kampanyada başlattık. “Aşı insanlığın ortak mirasıdır, aşıda patent kabul edilemez” diyoruz ve sizlerin aracılığıyla sanatçı aydın herkesi bu kampanamıza destek olmaya davet ediyoruz.

W- Yurt dışından aşı getirilerek ücreti mukabili uygulanması hakkında endişeleriniz basına yansıdı, bu konuya bakışınızı tekrar paylaşmanız mümkün mü?

E.Ç.- Aşı tedarikinin yaşandığı sıkıntılar dolasıyla elbette iyi niyetli bir girişim olarak görülebilir. Ancak böylesi bir uygulama halkın aşıya eşit ve adil erişimi açısından bizde bir takım endişeler yaratmaktadır. Bilim insanları, Covid-19 karşısında toplum bağışıklığının sağlanması için toplumun en az yüzde 75’inin aşılanması gerektiğini dile getirmektedir. Bu bağışıklığı sağlamak ise devletin görevidir. Yurt dışından aşıların ilaç firmaları aracılığıyla getirilerek ücretli bir şekilde yapılması, bizde aşılamada bir model değişikliğinin gündeme gelebileceği endişesi doğurmuştur. Devletin birinci öncelikli olarak belirlediği kişi, yaş grupları ve meslek gruplarına aşı yaptırıp geri kalanının ücreti mukabilinde aşı almaya yönlendirmesi aşıya erişimde eşitsizliği derinleştirecektir. Bize doğru bir tavır gibi gelmiyor.

W- Aşı Reddi konusunda her zaman duruşunuz netti, görüşlerinizi tekrar alabilir miyiz?

E.Ç.- 14 Mayısın ülkemiz açısından önemi bilimsel eczacılığın başladığı gün olmasıdır. Ki bu sene bilimsel eczacılığın 182. Yıldönümünü kutluyoruz. 21. Yüzyılda bilimi reddetmek bilim karşıtlığı yapmak kabul edilebilir değil. Hele ki aşı karşıtlığı sağlık meslek örgütlerinin kabul etmesi mümkün değil. Aşı karşıtlığı salt kendi geleceğimizden değil çocuklarımızın da geleceğinden çalmaktır. Pandemi döneminde aşının ne denli önemli olduğu zamanlardan geçiyoruz. Lakin ülkemizde hala azımsanmayacak ölçüde aşı karşıtlığı yapıldığı gibi aşı karşıtları saygın bilim insanlarını hedef dahi alabiliyor. Ülkemiz açısından gerçekten çok üzücü bir durum. Bu salgını kısa sürede atlatmak istiyorsak toplumunun belli bir yüzdesinin bağışıklanmış olması gerekiyor. Aşı karşıtlığı toplum bağışıklığının oluşmasını ve salgının kısa sürede bitmesini engelleyen derecelere varabiliyor. Birçok salgın aşılar sayesinde ortada kaldırıldı. Çiçek, kızamık, kabakulak vb.

W- Peki, bundan sonraki süreçte eczacılar olarak beklenti ve talepleriniz neler?

E.Ç.- Pandeminin başından beri hem sağlık ve güvenliğimizin korunması noktasında hem de eczane ekonomilerinin sürdürülebilirliği noktasında sıkıntılarla yüz yüze kaldık. Bu sorunları başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere ilgili kurum ve kurullara ilettik. Ancak ne yazık ki talep ve beklentilerimizi karşılayacak adımların atıldığını söylemek güç.

Ne istiyor, ne bekliyoruz?

  • Eczacılarımız, eczane çalışanlarımız ve eczane stajyerlerimize düzenli tarama testleri yapılmasını istiyor ve bekliyoruz.
  • Eczacılarımıza ve eczane çalışanlarımıza koruyucu ekipman desteği sağlanmasın talep ediyoruz.
  • Bulaş riskini önlemek adına bir an evvel, tam anlamıyla elektronik reçeteye geçilmesini istiyoruz.
  • COVID-19’un tüm sağlık çalışanlarını kapsayacak şekilde, illiyet bağı aranmaksızın meslek hastalığı olması sayılması gerektiğini düşünüyoruz.
  • Eczanelerde gerekli fiziksel altyapı sağlandığı, eczacılar eğitim yoluyla ek yeterlilik ve yetkinlikler aldığı takdirde eczacıların bağışıklama hizmetlerine ve güvenilirliği kanıtlanmış tanı kitlerinin yapılması uygulamalarına etkin bir şekilde katkıda bulunmasının sağlanmasını istiyoruz
  • Pandeminin tam olarak ne zaman kontrol altına alınabileceğinin öngörülememesi, önümüzdeki süreçte de eczane ekonomilerinde daralmanın artarak devam etmesi riski dolayısıyla eczanelerin ayakta kalabilmesi ve aksamadan sağlık-ilaç hizmeti sunabilmesi için gerekli ekonomik tedbir ve teşviklerin yaşama geçirilmesini istiyoruz.
  • Eczanelerin geliri büyük ölçüde ilaç fiyatlarına bağımlı olduğundan 13 yıldır herhangi bir değişiklik yapılmayan İlaç Fiyat Kararnamesi’nde değişiklik yapılarak eczacı kâr hadlerinin yeniden düzenlenmesini talep ediyoruz.

W- Sn. Başkanım değerli görüşlerinizi paylaştığınız için şükranlarımızı sunarız

E.Ç- Bize bu imkânı verdiğiniz için teşekkür ediyor, buradan sizin vasıtanızla bir kez daha mesleğimizin farklı alanlarında özveriyle sağlık-ilaç hizmeti üreten 41 bin meslektaşımın, eczane çalışanlarımızın ve Eczacılık Fakültesi öğrencilerimizin 14 Mayıs Eczacılık Günü’nü ve Bayramlarını içtenlikle kutluyor. Gelecek yıl Pandemi’yi atlattığımız sağlıklı günlerde 14 Mayıslarımızı ve bayramlarımızı kutlayabilmeyi diliyorum.