Ana Sayfa Ana Sayfa “14 mart, adanmışlığın göstergesidir”

“14 mart, adanmışlığın göstergesidir”

Prof. Dr. Fevzi ALTUNTAŞ, Dünya Aferez Birliği Başkanı

Dünya Aferez Birliği (WAA) Başkanı, “Transfusion & Apheresis Science” Dergisi Editörü, “The Joint Accreditation Committee – ISCT & EBMT” (JACIE) Müfettişi ve Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fevzi Altuntaş ile 14 Mart Tıp bayramı özelinde güncel gelişmeler hakkında görüşlerini alacağız.
W- Değerli Başkanım Ocak 2019’da “Faz 1 Kanser Klinik Araştırma Merkezi”nizi açmıştınız. Akademik çevrenin ve sektörün ilgisi nasıl gelişti. Merkezinizde yapılan çalışmalar hakkında bilgi alabilir miyiz?

F.A.- Ülkemizde CAR-T-hücresi Faz çalışmaları başladı!
Klinik Araştırma Merkezi açılışından bu yana önemli çalışmaları gerçekleştirmeye devam etmektedir. Bu süre içinde kurumsal olarak çok önemli mesafeler kat etti. En önemlisi ise yaklaşık 50 bin civarında gönüllü havuzu oluşturuldu. Ayrıca Faz I klinik araştırmalara başladı. Küresel salgın nedeniyle biraz duraksasa da tekrar ivmelendi. Ülkemizde bir ilk olarak gururla söyleyebilirim ki hücresel tedavilerin Faz I çalışmaları da başlamıştır. 

Yerli COVID aşısı Faz I çalışmalarına başlıyoruz!
Yerli COVID19 aşısı çalışmalarında ise Bakanlıklar ve Etik kurul süreçleri henüz tamamlandı. Aşı Faz I çalışmalarına çok yakında başlamış olacağız.

Klinik Araştırma Merkezi olarak hem ulusal hem de uluslararası kanser araştırmaları, CAR-T hücresi gibi hücresel tedavi araştırmaları hem de COVID19 aşı çalışmaları ile bilime katkı sunmaya çalışıyoruz.

W- Pandemi güncesinde Covid-19 alanında yaptığınız çalışmaları paylaşır mısınız?

F.A.-Ülke olarak başarılı çalışmalara imza attık!
Küresel salgın sırasında sağlık hizmeti sunumu yanında bilimsel çalışmalara da ağırlık verdik. Kanser alanında çok sayıda klinik araştırmayı uluslararası indeksli dergilerde bilim camiası ile paylaştık. Hematolojik kanserler, Kronik Myelositer Lösemi (KML), Kök Hücre Nakli hastaları, Aferez tedavileri, Mezenkimal Kök Hücre nakli ve Kan grupları ile ilgili bilimsel çalışmaları bilim insanları ile paylaştık. Bunlarda bazıları:

W- Türkiye konvelasan (immün) plazma sonuçlarını eylül 2020’de yayınlamıştınız, bu alanda tedavi seçeneği olarak kullanmakta mısınız?

F.A.-Konvelasan plazma erken dönemde etkili bir tedavi seçeneği!
Ülkemizin  ulusal konvelasan plazma tedavi sonuçları uluslararası indeksli dergide Convalescent plasma therapy in patients with COVID-19. başlığı ile yayınlandı. Uluslararası bilimsel arenada yoğun ilgi görmeye devam ediyor ve hızla çok sayıda atıf alıyor. Plazma tedavi erken dönemde çok önemli bir tedavi seçeneği oluşturmaktadır. Bu aşamada önemini hala korumaktadır.

W- Ülkemizin immünoterapi merkezi olmada en uygun ülkelerden biri olduğunu ifade etmiştiniz. ‘CAR- T’ hücresi çalışmalarınızı alabilir miyiz ve beklentilerinizi aktarır mısınız?

F.A.- Multiple Myeloma’da CAR-T hücre tedavisi çalışmaları başladı!
CAR T hücre tedavisi; genetik olarak tasarlanmış yapay T-hücresi reseptörleridir. Bu şekilde T-hücrelerini yönlendirmekte ve tümör antijenlerini tanımasını sağlamaktadır. Teorik olarak, bu üretilmiş hücreler, herhangi bir antijene karşı yönlendirilebilir ve hedef tümör hücrelerini daha güçlü bir şekilde öldürebilir. Bu işlem aslında kişiselleştirilmiş bir tedavi yöntemidir.

Ülkemizde bir ilk olarak Multiple Myeloma hastalarında yine bir ilk olarak Faz çalışmaları kapsamında CAR-T hücresi uygulamaya başladık.

Dünya ile paralel olarak Türkiye’de uyguluyoruz!
Bir immünoterapi yöntemi olan “CAR-T hücre” tedavisi alanında yapılan klinik araştırmalar son yıllarda çarpıcı bir şekilde artmış ve yılda yaklaşık 100 yeni klinik araştırma başlatılmaktadır. Şimdiye kadar ABD’de 1000 civarı hasta AB’de ise 400 civarı hasta CAR T-hücre tedavisi almıştır. Yani tüm dünyada daha henüz çok erken aşamada. Bizde kanser klinik araştırma merkezi olarak politikamızı belirleyip çalışmalarımızı hızlandırdık. Bugünde ülkemizde bir ilk olarak gururla söyleyebilirim ki hücresel tedavilerin Faz I araştırmaları başlamıştır.

W- “Yapılırken heyecan duyulmayan işler başarılamaz” ifade etmiştiniz, yeni projelerinizden bahseder misiniz?

F.A.- Klinik Araştırma Merkezi açıldığından bu yana çok önemli mesafe kat etti. Bugün kurumsal bir yapıya kavuştu. 50 binin üzerinde gönüllü havuzu ile yılda 50 üzerinde yeni araştırma yürütülür hale geldi. Faz I klinik araştırma merkezi çalışmalarına başladı. Uluslararası hücresel tedavi araştırmaları başladı. Ayrıca biyobenzer/eşdeğer çalışmaları ile ilgili projeler de devam etmektedir.

Kanser alanında önemli klinik araştırmaların yürütüldüğü uluslararası akredite bir mükemmeliyet merkezlerinin oluşturulması hayati öneme sahiptir. En azından İspanya Vall d’Hebron ve Barcelona Üniversite hastanesi benzeri klinik araştırma merkezi düzeylerinde ulaşılmalıdır. Bu şekilde ulusal sağlık endüstrisinin gelişimine ve alt yapısına destek sağlanmalıdır.

W- Pandemi, sağlığı ve bu alanın temsilcilerinin önemini bir kez daha çok net olarak gösterdi. Bu zorlu süreçte 14 Mart Tıp Bayramı’nın anlamına ait değerlendirmenizi alabilir miyiz?

F.A.- 14 Mart, ülkemizde modern Tıp eğitiminin başlangıç tarihidir. Şöyle ki 14 Mart 1827 tarihinde Sultan II. Mahmut’un talimatı ve Hekimbaşı Mustafa Behçet efendinin çabalarıyla Şehzadebaşı’nda ilk modern tıp okulu açılmıştır. Bu yönü ile 14 mart tıp alanında, alaylılıktan mektepliliğe, geleneksellikten bilimselliğe geçişin tarihidir.

14 Mart, milli mücadelede ilk siyasi eyleminin tarihidir. İstanbul’un işgaline karşı ilk siyasi eylem doktorlar tarafından 14 Mart 1919’da başlatılmıştır. Tarihimizde Tıbbiyelilik, heyecanı ve mücadeleyi temsil ede gelmiştir.

14 mart, adanmışlığın göstergesidir. Tıbbiyeliler Kurtuluş Savaşında bir taraftan cephelerde yaralıların tedavisi ile uğraşırken diğer taraftan da Dr. Refik Saydam ve arkadaşları gibi salgın hastalıkların önlenmesi ve tedavisi ile uğraşmıştır. O dönemde geliştirilen aşılar evrensel Tıp literatürüne geçmiştir. Hala COVID19 aşısı üretmek için çalıştığımızı düşündüğümüzde o dönemdeki adanmışlığın ne kadar büyük olduğunu görmekteyiz. Yine o dönemlerde, genç askeri tıbbiye öğrencisi Hikmet Boran ve arkadaşı Yusuf Balkan hem aşı üretmek üzere tifüs mikrobunu İstanbul’dan Ankara’ya laboratuvara taşıyor hem aşı çalışmaları için ilk gönüllü oluyor hem de üretilen aşının cepheye taşınmasına yardım ediyorlardı.

14 Mart, modern Türkiye’nin inşasının göstergesidir. Tıbbiyeliler milli mücadelenin başlangıcından modern Türkiye’nin inşasına kadar her aşamada ülkenin gelişmesi ve kalkınmasında var olmuştur. Emperyalist güçlere karşı milli mücadeleyi başlatmak için Bandırma vapuru ile yola çıkıldığında Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal’in yanında Dr. İbrahim Tali Öngören ve Dr. Refik Saydam gibi hekimler vardı. Anadolu’da milli mücadelenin başlatıldığı sıralarda Dr. Hikmet Boran gibi genç Tıbbiyeliler; daha sonra modern Türkiye’nin inşası sürecinde ise Dr. Refik Saydam, Dr. Behçet Uz, Dr. Mediha Eldem, Dr. Reşit Galip, Dr. Lütfü Kırdar ve pek çok Tıbbiyeli mücadele vermiştir.

14 Mart, geleceğe ışıktır. Kuruluş felsefesinin sırrı geçmişini iyi bilmek, geleceğe yönelik öngörüleri olmasıdır. Bu bağlamda dilek ve temennilerin ötesine geçmek; çalışmak çabalamak lazım. Sahip olduklarımızın değerini bilmek lazım. Bu bağlamda 14 Mart yol gösterici bir ışıktır.

Bu küresel salgın döneminde bile ülkemizde çok kaliteli akademik çalışmalar yapılmaktadır. Bu minvalde kendimizle ve yaptıklarımız ile gurur duymalıyız Herkesten üstün değil ancak kimseden de aşağı değiliz Biz sahip olduklarımızın kıymetini bilelim, yeter. Başka kişi, millet ve devletlerin saygı duymasını istiyorsak önce biz kendimize saygı duymalıyız. Bu minvalde günlük dedikodu ve politikalarla uğraşmayan tüketim ve toplantı kültürü oluşturmayan akademik yapı hayati öneme sahiptir.

Küresel salgın sırasında şehit olan sağlık çalışanlarımıza Allah’tan rahmet, hasta olanlara ise acil şifalar dilerim. Tüm meslektaşlarımın 14 Mart Tıp Bayramını kutlarım.

W- Değerli Başkanım iyi ki varsınız, 14 Mart Tıp Bayramınızı Kalpten kutlarız.