Ana Sayfa Ana Sayfa 2020 “TÜBA Ödülleri”

2020 “TÜBA Ödülleri”

2020 TÜBA Uluslararası Akademi, GEBİP ve TESEP Ödülleri Cumhurbaşkanlığı himayelerinde 28 Ocak 2021 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen törenle sahiplerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından tevdi edildi.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen “TÜBA ve TÜBİTAK Ödülleri Töreni”ne; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, TÜBA Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker, TÜBA Konsey üyeleri ve TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, TÜBA Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker ve TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal’ın konuşmalarının ardından 2020 TÜBA Ödülleri sahiplerine tevdi edildi. TÜBA 2020 Uluslararası Akademi, GEBİP ve TESEP Ödül sahipleri ödüllerini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden aldılar.

2020 TÜBA Uluslararası Akademi Ödülleri Prof. Dr. Erik Jeppesen, Prof. Dr. Okyay Kaynak ve Tören’e katılamayan Prof. Dr. Murat Günel yerine Prof. Dr. Tayfun Özçelik’e, Prof. Dr. Wael B. Hallaq yerine ise İbn Haldun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Recep Şentürk’e takdim edildi.

2020 TÜBA-GEBİP Ödülleri; doğa bilimleri alanında Doç. Dr. Serdar Akbayrak, Doç. Dr. Yaşar Akdoğan, Dr. Ghaith Makey, Dr. Korhan Özkan ve Doç. Dr. Rifat Onur Umucalılar’a mühendislik bilimleri alanında Doç. Dr. Abdullah Aksu, Doç. Dr. Kamil Boratay Alıcı, Prof. Dr. Ahmet Can Altunışık, Prof. Dr. Necip Atar, Dr. Ayşegül Doğan, Doç. Dr. Ozan Erdinç, Doç. Dr. Ozan Erdinç, Doç. Dr. Aysel Kantürk Figen, Prof. Dr. Yusuf Kaynak, Dr. Savaş Taşoğlu ve Dr. Hüseyin Cumhur Tekin’e Kutup çalışmaları alanında ise Uzm. Dr. Güneş Güner, Doç. Dr. Zerrin Sezgin Bayındır, Doç. Dr. Fatma Sezer Şenol Deniz, Doç Dr. Mustafa Oğuz Afacan, Dr. Muhammet Zahit Atçıl, Dr. Eliza Gheorge, Doç. Dr. Hulusi Kafalıgönül, Dr. Mert Moral, Dr. Betül Özbay, Doç. Dr. Ahmet Şensoy, Dr. İhsan Efe Tokdemir, prof. Dr. Mehmet Gökhan Hakıcı, Prof. Dr. Didem Özçimen, Doç. Dr. Burcu Özsoy ve Prof. Dr. Cengiz Yıldırım’a tevdi edildi.

2020 TÜBA-TESEP Ödülleri’ne Prof. Dr. Alp Can’ın “Yaşam Bilimlerinde A’dan Z’ye: Mikroskopi”, Doç. Dr. Ersin Erdoğan’ın “Hakem Kararlarının kesin Hüküm Etkisi”, Prof. Dr. Altay Tayfun Özcan’ın “Hazar Kağanlığı ve Etrafındaki Dünya”, Ar. Gör. Kübra Fettahoğlu “Rasathane-i Amire (1868 – 1922)”, Dr. Ömer Gezer’in “Kale ve Nefer: Habsburg Serhaddinde Osmanlı Askeri Gücü (1699 – 1715)”, Doç. Dr. Evren Küçük’ün “Savaşta Diplomasi: Adana – Yenice Gizlice Görüşmeleri (30-31 Ocak 1943) ve Fatma Betül Altıntaş’ın “Tarihsel Eleştiri Yöntemleri: Tenkidi ve İslami Rivayetlere Uygulanması Sorunu” adlı eserlerine takdim edildi. Ayrıca 2020 Yılı TÜBİTAK Bilim Ödülü’nü mühendislik bilimleri alanında TÜBA Asli Üyesi Prof. Dr. Hilmi Volkan Demir aldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “Genç bilim insanlarının ödüllendirilmesi, gelecekteki çığır açıcı çalışmalara kapı açacak”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tören’de yaptığı konuşmada Türkiye’yi kendi vatandaşlarımız yanında dünyadaki tüm bilim insanları için de bir cazibe merkezi hâline getirmeyi hedefliyoruz. Bu kapsamda, Uluslararası Lider Araştırmacılar Programı vasıtasıyla 21 farklı ülkeden 127 üst düzey araştırmacı çalışmalarını Türkiye’ye taşıdı.” dedi.

Düzenlenen araştırma projesi yarışmaları, ulusal ve uluslararası bilim olimpiyatları ile çocukları, bilim insanı olma ve girişimcilik konusunda geleceğe hazırladıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “TEKNOFEST yarışmalarıyla gençlerimizi büyük bir heyecanla icat peşinde koşmaya teşvik ediyoruz. DENE-YAP teknoloji atölyelerinde genç yeteneklerimizi geleceğin mucit adayları olarak, yükselen teknolojilerle buluşturuyoruz. Nitekim son iki yılda 159 öğrencimiz, uluslararası ve bölgesel bilim olimpiyatlarından 144 madalya ve 8 mansiyon derecesi ile döndü” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni Stajyer Araştırmacı Programı ile bin 500 lisans öğrencisini, AR-GE ve yenilik süreçlerine dâhil ettiklerini, TÜBİTAK Sanayi Doktora Programı ile de bugüne kadar bin 162 doktora öğrencisi yetiştirildiğini kaydederek, TÜBA’nın genç bilim insanlarına yönelik ödüllerini de bu açıdan çok önemli gördüğünü söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, üstün yetenekli genç bilim insanlarının ödüllendirilmesinin gelecekteki çığır açıcı çalışmalara kapı açacağını vurguladı.

Bilim ve teknolojinin, insanlığın faydasına kullanılabildiği, başkalarına aktarılabildiği ölçüde kıymetli olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Bir ilmin sadece eyleme dönüşmesi yeterli değildir, elzem olan faydalı hâle gelmesidir. Sizlerin ortaya koyduğu bilimi, ürettiği teknolojiyi özgün ve değerli kılan işte bu hassasiyettir. Eğer ailenizden, kendinizden feragat ederek yürüttüğünüz, hayatınızı adadığınız çalışmalar insanlığa fayda sağlamıyorsa, o zaman şöyle oturup ne yaptığımızı bir düşünmemiz lazım” değerlendirmesinde bulundu.

“Bilim ve teknolojiyi diğerlerine üstünlük kurmak için bir sömürü aracı olarak kullanan ülkeler var.”
Her medeniyetin kendi teknolojisini, her teknolojinin de kendi kültürünü ve değerini ürettiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bilim ve teknolojiyi yıkıcı güç olarak gören, diğerlerine üstünlük kurmak için bir sömürü aracı olarak kullanan ülkeler var. Bizim medeniyetimiz işte tüm bu noktada diğerlerinden ayrılıyor. Bu medeniyetin evlatları, bilimi sadece ve sadece insanlık yararına üretir, teknolojiyi insanlık yararına geliştirir. Onlar yeni bir teknoloji geliştirdiğinde, uzak coğrafyaları antrenman sahası olarak kullanır, yeni savaşlar başlatır. Biz yeni bir teknoloji geliştirdiğimizde ise bunu, o coğrafyalarda sefaletin, insanlık dışı görüntülerin önüne geçmek, hayatlarını değiştirmek için kullanırız. Bizim medeniyetimize yakışan da dünyanın Türk bilim insanlarından beklediği de işte bu duruştur. Türkiye’yi kritik teknolojilerin pazarı değil, üreticisi yapma hedefimizin altında yatan ana sebep de budur.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bilim insanlarına seslenerek; “Sizlerin laboratuvarlarda, araştırma-geliştirme merkezlerinde yaptığınız çalışmaların gün yüzüne çıkması, somutlaşması hedeflerimiz bakımdan çok önemlidir. Bu çerçevede, dünyanın Koronavirüs salgını ile boğuştuğu bir dönemde bilim insanlarımızın sağlık alanında da elde ettikleri gelişmeleri dikkatle takip ediyoruz” dedi.

Salgın henüz Türkiye sınırlarına dayanmadan kurdukları TÜBİTAK KOVID-19 Türkiye Platformu ile adeta bir bilim seferberliği başlattıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, platformdaki 436 araştırmacının, aşı ve ilaç geliştirme odaklı 17 proje yürüttüklerini açıkladı.

“Kendi aşısını üreten bir ülke olarak uluslararası arenada önde gelen bir oyuncu konumuna geleceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu anda üç yenilikçi aşı adayının faz çalışmalarına başlama arifesinde olunduğunu bildirerek, “Hocalarımızın çalışması, kendi kategorilerinde dünyada klinik aşamaya geçen üçüncü aşı adayı olma potansiyeline sahiptir. Ayrıca, mevcut inaktif aşılardan daha etkin olma potansiyeline sahip bir aşımız ile ikinci nesil bir aşımızın çalışmaları da hızla devam ediyor” bilgisini paylaştı.

Yenilikçi aşı adaylarının yerli ve millî üretimi konusunda özel sektör kuruluşlarını da seferber ettiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, Amerika ve Çin’den sonra, KOVID-19 konusunda en çok aşı projesi yürüten üçüncü ülke durumunda olduğunu bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu alana yapılan yatırımların sadece salgın dönemiyle sınırlı olmadığını da belirterek, “İnşallah kendi aşısını tasarlayan, geliştiren ve üreten bir ülke olarak, uzun yıllardır ihmal edilmiş bu alanda, uluslararası arenada önde gelen bir oyuncu konumuna geleceğiz” ifadelerini kullandı.

“TÜBA’nın bilim diplomasisi kapsamında uluslararası çatı kuruluşlar nezdinde yürüttüğü temsil faaliyetlerinin de Türkiye’nin bilim dünyasındaki etkinliğinin artırılması bakımından çok kıymetli.”
“Medeniyet coğrafyamızın büyüklüğü, bizim en önemli gücümüzdür” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu gücü değerlendirebilmek için, öncelikle elimizdeki potansiyeli kullanılabilir hâle getirmemiz gerekiyor. Bu amaçla, Türk-İslâm medeniyeti havzasında farklı dillerde ve farklı lehçelerde üretilmiş telif, tercüme ve şerh eserleri çeviri, tıpkı-basım ve harf-çevirisi yoluyla günümüze kazandırıyoruz. TÜBA’nın 2014 yılında başlattığı TÜBA Türk-İslâm Bilim Kültür Mirası Projesi kapsamında pek çok eser genç kuşaklarla buluştu” dedi.

TÜBA’nın bilim diplomasisi kapsamında uluslararası çatı kuruluşlar nezdinde yürüttüğü temsil faaliyetlerinin de Türkiye’nin bilim dünyasındaki etkinliğinin artırılması bakımından çok kıymetli olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu çerçevede, 2025 yılında Dünya Bilim Forumu’na ev sahipliği yapmaya talip olduk, hazırız” diye konuştu.

Fransa’nın ve dünyanın önde gelen araştırma kuruluşlarından birinde 36 yıldır temiz ve güvenli enerji konusunda çalışmalar yürüten Prof. Dr. İskender Gökalp’in, iklim değişikliği alanında çok önemli çalışmaları olan ve Hükûmetlerarası İklim Değişikliği Paneli üyesi Prof. Dr. Erik Jeppesen’in çalışmalarını Türkiye’ye taşıdığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dr. Hasan Demirci’nin de Stanford Üniversitesi’ndeki laboratuvarını Türkiye’ye taşıyarak, yapısal biyofizik, yapısal biyoloji ve protein mühendisliği çalışmalarını Türkiye’de yürüteceğini bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yıl TÜBA ödülü almaya hak kazanan bilim insanlarından Dr. Rodica Eliza Gheorghe, Dr. Savaş Taşoğlu ve Dr. Ayşegül Doğan’ın da Uluslararası Lider Araştırmacılar Programı kapsamında Türkiye’ye gelen isimler arasında yer aldığını aktararak, “Tüm bu bilim insanlarımızı, kıymetli çalışmaları için bir kez daha tebrik ediyorum. İnşallah, bu yıl içerisinde yeni bir çağrı daha açarak, alanının en iyisi en az 100 araştırmacıyı daha ülkemize kazandıracağız” ifadesini kullandı.

Daha gidecek çok yolları ve yapılacak çok işleri olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sahip olduğumuz sinerji ve potansiyelin bizleri en kısa sürede hedeflerimize ulaştıracağına yürekten inanıyorum” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile TÜBİTAK ve TÜBA’ya teşekkür ederek, ödül alan tüm bilim insanlarını tekrar tebrik etti.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank: “Bilim insanlarının katkılarıyla Türkiye’nin yarınları bugününden çok daha aydınlık olacak.”
Bakan Varank Tören’de yaptığı konuşmada ilk olarak buluş ve çalışmalarıyla, bilime, Türkiye’nin sanayi ve teknolojisine katkı sağlayan araştırmacıların taltif edildiği, 2020 yılı TÜBA ve TÜBİTAK Bilim Ödülleri töreninde sizlerle bir araya gelmekten büyük bir mutluluk duyduğunu belirterek ödül almaya hak kazanan tüm bilim insanlarını yürekten kutladığını belirtti.

Bakan Varank şu şekilde devam etti “Türkiye sizin liderliğinizde, dünyanın gıptayla izlediği bir değişim ve dönüşüm süreci yaşıyor. Hamdolsun bu istikrar döneminde, milletimizin refahını arttırmakla kalmadık, ülkemizi ayakları yere sapasağlam basan küresel bir aktör haline getirdik.

Öncülük ettiğiniz 2023, 2053 ve 2071 hedefleri doğrultusunda, üzerimize düşen sorumlulukların bilincindeyiz. Müesses nizamların temelinden sarsıldığı, güç dengelerinin yeniden kurulduğu bu dönemi fırsata çevirmek için var gücümüzle çalışıyoruz. Allah’ın izni, milletimizin desteğiyle Türkiye, bu sürecin kazananı olarak yoluna devam edecek.

Bunu da AR-GE’ye, inovasyona, bilime, teknolojiye en önemlisi de insana daha fazla yatırım yaparak başaracak. Biz Bakanlık olarak; 2023 Sanayi ve Teknoloji Stratejimizin merkezine bu başlıkları koyduk. Somut, gerçekçi ve çözüm odaklı yol haritaları hazırladık. Hedefimiz çok net: ülkemizi Milli Teknoloji Hamlesi vizyonuyla, bilimin filizlendiği, çığır açıcı teknolojilerin tasarlanıp geliştirildiği ve üretildiği bir cazibe merkezi haline getirmek. Bu hedefi gerçek kılacak ekosistemi, akademi ve iş dünyasından paydaşlarımızla birlikte planlıyoruz. Aksi takdirde yaptığımız çalışmaların sürdürülebilir olamayacağının farkındayız. Bu nedenle biz Bakanlık olarak, hem bilim insanlarımızın hem iş insanlarımızın öneri ve taleplerinde ısrarcı ve cesur olmalarını bekliyoruz.”

Son yıllarda yaşanan bölgesel istikrarsızlıklar ve etkileri süren küresel salgın, teknolojik bağımsızlığın ne kadar elzem olduğunu bir kez daha ortaya koyduğunu vurgulayan Varank, salgın sürecinde Türkiye’nin, bilim ve teknolojinin öncülüğünde kendi kendine yetebilmenin en güzel örneklerini verdiğini söyledi ve “Tüm dünyanın peşinden koştuğu solunum cihazlarını Türk mühendisler rekor bir sürede üretti. Yerli aşı ve ilaç çalışmalarını neticeye taşımak için bilim insanlarımız büyük bir özveriyle seferber olmuş durumda. Dünyanın dört bir yanından araştırmacılarımıza işbirliği teklifleri geliyor. Teknoloji alanında birçok Türk girişimi, küresel manada önemli başarılara imza atıyor. İşte bu tablonun arkasında son 19 yılda bilime ve teknolojiye yapılan yatırımlar var. Teknoloji geliştirme bölgelerinden, üniversite alt yapılarına, ar-ge ve tasarım merkezlerinden etkin teşvik ve destek mekanizmalarına kadar birçok imkân; bilimin ve bilim insanlarımızın emrinde. Ama en önemlisi ise bu iklimi besleyen, koruyan, kollayan irade.” dedi.

Bilim insanlarının katkılarıyla Türkiye’nin yarınlarınin bugününden çok daha aydınlık olacağını kaydeden Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, “Ülkemizi, geleceğimizi aydınlatan ve yeni Türkiye’nin kurulmasında emeği olan bilim insanlarımızın daima yanlarında olacağız.” dedi.

TÜBA Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker: “TÜBA olarak bizler insanlığın huzur ve refahını yükseltecek, ülkemizin uluslararası alanda rekabet gücünü artıracak, daha sağlıklı ve güvenli bir toplum için, ulusal bağımsızlığımıza bilimsel çalışmalar ile katkı sunmaya gayret ediyoruz.”
TÜBA ve TÜBİTAK Ödülleri’ni almaya hak kazanan bilim insanlarımızı tebrik ederek, konuşmasına başlayan Prof. Dr. Muzaffer Şeker, yaptıkları çalışmalar sayesinde Türkiye’nin gelecek hedeflerine daha da yaklaştığını söyledi ve ve yoğun emek mahsulü başarılı çalışmaların devamını temenni etti.

“Tüm dünya oldukça olağanüstü günlerden geçiyor. Dünyanın büyük ekonomileri dahi sağlık altyapılarının çökmesi ile birlikte paniklediler. Salgının ekonomik, ticari, psikolojik ve sosyolojik olumsuz etkilerini yönetmekte de zorlanıyorlar. Geçmiş dönemde ülkemizde gerçekleştirilen sağlık yatırımlarımızın, kapsayıcı sosyal güvenlik sistemimizin ne kadar gerekli olduğunu gördük. Devlet güvencesiyle alınan tedbirlerle toplumumuzun tüm katmanlarının bu süreci diğer ülkelere göre daha az hissederek atlatması için gayret edildiğini görmek bizleri mutlu ediyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, bilimin ve bilim insanlarımızın yol göstericiliği, sağlık çalışanlarımızın özverili gayretleri sayesinde bu zorlu süreci en kısa sürede ve en az hasarla atlatmayı umuyoruz. Bu dönemde ülkelerin ortaya koyduğu uzun soluklu kriz yönetim performansının gelecek yansımaları olacaktır. Ülkemiz bu süreçte sadece kendi vatandaşlarına yönelik değil, tüm insanlık için küresel salgınla mücadelede başarılı bir performans gerçekleştirdi. Gelecekte bu başarı ve dayanışma takdirle anılacak, kıymeti daha iyi anlaşılacaktır. Salgının ilk dönemlerinde ülkelerin birbirlerinin maske gibi tıbbî sarfiyat malzemelerine el koyduğunu ibretle seyrettik. Salgının kontrolden çıktığı dönemlerde özellikle gelişmiş ülkelerin “yaşlı”larına yönelik ilgisizliğini ekranlardan üzülerek müşahede ettik. Bu görüntüler dünyada kalıcı, derin travmatik etkiler oluşturdu. Salgın sadece dünyanın sağlık altyapısını teste tabi tutmadı. İnsanlığımızı da medeniyet anlayışımızı da test etti. Türkiye olarak bu imtihandan başarı ile geçtiğimizi düşünüyorum. Bu başarı için başta Zat-ı Alilerinize, tüm Bakanlarımıza ve özellikle hayatları pahasına mücadele eden bilim insanlarımıza ve sağlık çalışanlarımıza ne kadar teşekkür etsek azdır.” dedi.

“Ülkemizin son dönemde uygulamaya çalıştığı millî ve yerli üretim kapasitemizi artırma çabaları, stratejik alanlara yapılan özel teşvikler gelecek nesillerimizin bağımsızlığı için önemli yatırımlardır.”
Küresel salgın tüm dünyaya bu tür krizlere karşı ülkelerin ne kadar hazırlıksız olduğunu gösterdi, aslında geçmiş yanlışlarımızın faturası sayılabilecek plansızlığın, tamahın ve hırsın sonucu şekillenen insani krizlerle mücadele ediyoruz diyen Prof. Şeker, küresel ısınma sorunları ve çevre kirliliği, açlık sorunu, yerlerinden edilmiş mülteciler, ülkeler ve toplumlar arası ekonomik mücadeleler ve çarpıklıklar, internetin birey, aile, toplum ve devlet üzerindeki yıkıcı ve yıpratıcı etkileri, bilim disiplinlerindeki hızlı değişimler ve geçişkenlikler, dezenformasyona bağlı bilginin kontrolsüz yayılımı ile ülkelerin egemenlik haklarının sorgulanmasına kadar yansımaları olan sosyal medya, büyük veri ve yapay zekâ alanlarındaki hızlı gelişmeler küresel salgının gölgesinde tüm insanlık için acil çözüm bekleyen hayatî başlıklar olduğunu ifade etti. Diğer yandan ise; “TÜBA olarak ülkemizi temsilen katıldığımız G-20 zirvesi alt oluşumlarından biri olan Bilim-20’de bu sorunları ve çözüm yollarını da gelişmiş ülkelerin akademileri ile gündemde tutmak üzere gayret ediyoruz.” dedi.

Bahsi geçen tüm problemlere en duyarlı dünya liderlerinden biri olduğu ve bilim insanlarına vermiş olduğu destek dolayısıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkürlerini sunan Prof. Şeker “Günümüzde bilim, ülkeler arası hesaplaşmaların ve acımasız rekabetin bir aracı olarak kullanılmaktadır. Ülkemizin son dönemde uygulamaya çalıştığı millî ve yerli üretim kapasitemizi arttırma çabaları, stratejik alanlara yapılan özel teşvikler gelecek nesillerimizin bağımsızlığı için önemli yatırımlardır. TÜBA olarak bizler insanlığın huzur ve refahını yükseltecek, ülkemizin uluslararası alanda rekabet gücünü artıracak, daha sağlıklı ve güvenli bir toplum için, ulusal bağımsızlığımıza bilimsel çalışmalar ile katkı sunmaya gayret ediyoruz.” dedi.

TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal: “Pek çok ülkeye örnek olabilecek yeniliği hayata geçirdik.”
TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal da güçlüklere karşı önemli mücadelelerin verildiği bu dönemde, TÜBİTAK’ın dünyada pek çok ülkeye örnek olabilecek stratejik yaklaşımlarıyla birçok yeniliği hayata geçirdiklerine işaret etti.

Bu zorlu süreçte normal şartlarda uzun yıllar süren aşı ve ilaç çalışmalarında kısa zamanda büyük başarılar elde edildiğini dile getiren Mandal “Önemle belirtmek isterim ki bu aşılar yurt dışında çalışanların benzeri değil virüse karşı etkinliği ve güvenirliği daha yüksek aşılar olacak. İnaktif aşı adayımız dünyadaki diğer inaktif aşılardan daha etkili olacak şekilde geliştirilmiştir.” dedi. Mandal, Avrupa Yeşil Mutabakatı’na göre kaynak verimliliği yüksek bir geleceğe geçiş sağlayacaklarını da söyledi.

Avrupa Komisyonun 2020 yılı Türkiye Raporu’nda, Türkiye’nin bilim ve araştırma faslı hazırlıklarının çok ileri olduğunun belirtildiğini aktaran Mandal, “Artık teknolojiyi takip eden değil takip edilen bir ülke konumuna geldik. 57 yıldır olduğu gibi gelecek yıllarda da bilim insanları, üniversiteler, öğrenciler, gençler, araştırmacılar ve özel sektör için en önemli ve güvenilir çözüm ortağı olmaya devam edeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.