Ana Sayfa Ana Sayfa Yeni Varyant Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Yeni Varyant Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Aşıların uygulanmaya başlandığı aşamaya geçilmesi, salgının kontrol altına alınacağı umutlarını artırırken,  koronavirüsün geçirdiği mutasyonlarla ilgili bir haber de İngiltere’den geldi. İlgiltere’nin güneydoğusunda SARS-CoV-2 virüsünün B.1.1.7 isimli yeni bir suşu patlak verdi. Henüz hakkındaki tüm detaylara hakim olmasak da, mevcut bilgilerimiz bu suşun diğer suşlardan daha kolay bulaştığını gösteriyor.

Post Author Avatar
Gürkan Akçay Boğaziçi Üniversitesi – Yazar / Editör-Bilimfili

Virüsler, bazı görevleri yaptıracağı kodlar olarak tanımlayabileceğimiz, küçük hastalık yapıcı RNA ve DNA parçalarından biraz daha fazlasıdır. Ancak buna rağmen, sayı ve genetik çeşitlilik bakımından oldukça zengindirler. Tam olarak kaç virüs türünün olduğunu henüz bilmiyoruz ancak trilyonlarca olabileceği tahmin ediliyor.

Doğadaki çoğu virüs, spesifik bir protein “kilit ve anahtar” etkileşimi nedeniyle belirli konakçılarla sınırlıdır. Bu etkileşimler; başarılı çoğalma, konakçı içerisinde hareket ve konakçılar arasındaki geçiş için gereklidir. Virüsün yeni bir konakçıyı enfekte edebilmesi için, bazı proteinlerinin ya da tüm proteinlerinin (anahtarlarının) değişmesi gerekir. Bu değişimler, mutasyon olarak isimlendirilir ve eski konakçıda, yeni konakçıda ya da her ikisinde birden gerçekleşebilir.

Örneğin, bir virüs A canlısından B canlısına sıçrayabilir, ancak birden fazla “anahtar” proteini aynı anda veya art arda mutasyona uğramazsa, iyi çoğalamaz veya bireyler arasında geçiş yapamaz. Bu olayın gerçekleşmesinin düşük oranda oluşu, yayılmayı da pek yaygın hale sokmaz. Şimdi gelin SARS-CoV-2’nin İngiltere’de ortaya çıkan yeni mutasyonu ve diğer mutasyonlarının özelliklerine bakalım.

Bağışıklığı Zayıflamış Bir Bireyde Mutasyona Uğradı

Science Magazine‘de yayımlanan habere göre, SARS-CoV-2’nin B.1.1.7 suşu; sekiz tanesi virüsün insan hücrelerine bağlanmak ve girmek için kullandığı başak proteininde olmak üzere 23 mutasyonlu yeni bir versiyonu olarak tanımlanıyor.

İlk olarak 21 Eylül’de İngiltere’nin Kent kasabasında saptanan bu yeni suş, Dünya Sağlık Örgütü‘ne göre, Kasım ayında yükselişe geçti ve yayılmaya başladı. Bu andan itibaren de yine Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, Ekim ve 13 Aralık arasında teşhis edilen yeni vakaların yüzde 50’den fazlasında saptanan virüs, İngiltere’deki en yaygın varyant haline geldi.

Bazı bilim insanları, virüsün bağışıklığı zayıflamış birisinde mutasyona uğramış olabileceğini düşünüyor. Grip virüsünün aksine, yeni koranavirüs, kopyalama sürecinde meydana gelen hataları düzeltebiliyor, dolayısıyla da daha stabil bir genoma sahip olma eğilimi gösteriyor.

Bununla birlikte, araştırmalar, örneğin bağışıklık bastırıcı ilaçlar kullanan veya kemoterapi tedavisi gören insanlarda olduğu gibi bağışıklık sistemi zayıf kişilerin, bulaşıcı virüsü aylarca barındırabileceğini göstermiştir. Bu durum da, virüse, kendini kopyalamasına veya bağışıklık sisteminden kurtulmasına yardımcı olan mutasyonlar edinme şansı verir.

Peki koronavirüs mutasyonları tam olarak ne yapıyor?

Virüsler, her zaman mutasyona uğrar ve bu değişimlerin büyük çoğunluğu da virüsün bulaşıcılığı veya öldürücülüğü üzerinde bir etki sahibi değildir. Bu mutasyonlardan bazıları tamamen tesadüfen ortaya çıkmış olabilir ve virüsün işlevini hiçbir biçimde etkilemeyebilir. Mutant virüsün etkisinin ne olacağını ise ancak zamanla görebileceğiz.

Endişe Verici 3 Mutasyon

Şu ana kadar virüsün geçirdiği mutasyonlardan özellikle de 3 tanesi uzmanları endişelendiriyor.

Bunlardan biri, 69-70Delta olarak bilinen iki aminoasitli bir delesyon (silinme) mutasyonudur ve ilk olarak immünosupresanlarla tedavi edilen bir COVID-19 hastasında ayrı ayrı tespit edildi. Hastaya remdesivir ilaç tedavisi, plazma tedavisi ve nötralize edici antikorlar uygulanmış, ancak aylar sonra hayatını kaybetmişti.

19 Aralık’ta medRiv veritabanında yayımlanan bir ön baskı makalesinde, araştırmacılar, virüsün başlangıçta bu silme işlemine sahip olmamasına rağmen, onu aylar içinde edindiğini bildiriyor. (Bu araştırmanın henüz akran incelemesi yapılmadı.) Ekip, virüsün bağışıklık sisteminden kaçabilecek biçimde evrimleştiğini düşünüyor.

Bu mutasyonun bir diğer etkisinin de, PCR testlerinin hedeflerinden birisi olan S geni olarak bilinen gende “yanlış negatif” saptaması yapılmasına yol açması olarak görülüyor. Bazı testler yalnızca bu S genindeki pozitifleri arar ve bu nedenle de yeni varyantı kaçırır. Ancak Dünya Sağlık Örgütü, çoğu PCR testinin, spike proteininin üç ayrı bölgesini taradığını, bu nedenle de tahlillerin etkilenmeyeceğini bildirdi.

Bir diğer mutasyon ise N501Y olarak biliniyor ve SARS-CoV-2’nin insan hücrelerindeki ACE2 reseptörlerine tutunduğu reseptör bağlanma alanını oluşturan anahtar aminoasitleri –aminoasit asparagin (N) ile tirozin (Y)– değiştiriyor. 3 Eylül’de (2020) Cell‘de yayımlanan araştırmada, laboratuvar deneylerinde, bu varyantın ACE2 reseptörüne; koronavirüsün diğer versiyonlarından daha sıkı bir şekilde bağlandığı bulgusuna ulaşıldı.

Güney Afrika ve Avustralya’daki düzinelerce SARS-CoV-2 hastasında, bu mutasyona rastlandı, ancak laboratuvar testleri Güney Afrika ve İngiltere varyantlarının ayrı ayrı aynı mutasyonu evrimleştirdiğini gösteriyor. Bu da mutasyonun virüse evrimsel bir avantaj sağlayabildiğini gösteriyor.

Üçüncü şüpheli mutasyon ise, virüsün reseptör bağlanma alanında bulunan P681H‘dir. Science Magazine‘e göre bu mutasyon, virüsün hücrelere girmekte kullandığı başak proteininin “furin yarılma bölgesinin” yanında yer alıyor.

İngiltere’deki Varyant

Matematiksel Modelleme ve Bulaşıcı Hastalıklar Merkezi’nin (CMMID) yaptığı bir araştırma, İngiltere’deki bu varyantın, yeni koronavirüsün diğer baskın suşlarına kıyasla %50-70 arası daha bulaşıcı olduğunu gösteriyor. (Bu araştırmanın henüz akran incelemesi yapılmadı.) DSÖ, bunun, virüsün bulaştığı her bir kişinin virüsü kaç kişiye yayacağını belirleyen temel üreme sayısı R’yi 0,4’e çıkaracağını tahmin ediyor.

Bu büyümenin modellerine dayanarak, yeni varyantın, Ocak 2021 ortasına kadar Londra ve Doğu ve Güney İngiltere’deki tüm yeni COVID-19 vakalarının %90’ından sorumlu olabileceği düşünülüyor.

Bu yeni varyantın öldürücülüğü konusunda henüz tamamen emin olmasak da, araştırmacılar, virüsün öldürücülüğünde pek bir değişme görülmeyeceğini düşünüyor. Ancak mevcut bilgilerimizle, eğer virüs daha fazla yayılım gösterirse; bu durumun daha fazla insanın hastaneye yatması ve hastane kapasitelerinin zorlanacağı anlamına geleceği tahmininde bulunabiliriz. Bu da tedavi kalitesinde düşüşe ve ölü sayısının artmasına neden olabilir.

CMMID çalışması, güneydoğu İngiltere’deki hastaneye yatışlardaki artışın, yeni varyantın daha tehlikeli olması nedeniyle değil, büyük ölçüde artan yayılmaya bağlı olduğunu ileri sürüyor.

Yine CMMID tarafından yapılan bir başka çalışmada, virüsün Londra’daki hızlı büyümesinin artan bulaşıcılıktan mı yoksa daha şiddetli olduğundan mı kaynaklandığını görmek için matematiksel bir model kullanıldı. Ancak daha tehlikeli olduğu hipotezi, verilerle uyum göstermezken; artan bulaşıcılığın verilerle son derece uyuştuğu görüldü. (Bu araştırma da henüz akran incelemesine tabi tutulmadı.)

Çocuklar Daha Çabuk mu Yakalanıyor?

Geçmişteki birkaç araştırma, çocukların yeni koronavirüse karşı hassasiyetlerinin daha az olabileceğini öne sürmüştü. Bu yeni varyant hücrelere daha kolay tutunursa, çocuklar arasında eskisinden daha kolay yayılma şansı var demektir. Ancak bunun için daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyuluyor.

İngiltere’de çocuklardaki vakalarda artış görülmesi, aynı zamanda bu virüsün prevalansını da artırdı. Bu artış, sonbaharın başlarında, çocuklar okula ilk döndüklerinde görülmedi. Ancak o dönemde yalnızca okulların açık olması ve diğer birçok kurumun kapalı olması nedeniyle virüsün yayılmasında nispeten düşük olasılıktan birisini okulların temsil etmesi olasıdır. Bununla birlikte, çocukların bu varyanta daha kolay yakalanıp, yayacağını söyleyecek yeterli veriye henüz sahip değiliz.

Aşılar Bu Yeni Varyantı Önleyebilecek mi?

Uzmanların çoğu, yeni geliştirilen aşıların yeni İngiltere varyantına karşı da işe yarayacağını düşünüyor. Çünkü aşılar, çoklu bağışıklık geliştirecek biçimde geliştirilirler. Yani aşı bağışıklık sistemini uyardığında, vücut, virüsün birçok farklı parçasına bağlanmak için bir hücre cephanesi oluşturur. CDC’ye göre, virüsün belli bazı noktalarında görülen mutasyonlar, aşıyı daha az etkili hale getirmek için muhtemelen yeterli olmayacaktır.

BioNTech’ten Uğur Şahin, yeni varyanttaki proteinlerin %99’unun Pfizer-BioNtech mRNA aşı hedeflerinin suşu ile özdeş olduğu göz önüne alındığında, aşının işe yarama olasılığının yüksek olduğunu söylüyor. Moderna aşısı için de benzer bir açıklamada bulunulurken; CoronaVac için henüz böyle bir açıklama yapılmadı.

Öte yandan, tıpkı grip aşısının her yıl güncellenmesi gerektiğine benzer şekilde, zamanla aşılardan bazılarını atlatacak bir varyantın ortaya çıkması da mümkündür. Ancak Uğur Şahin Financial Times‘a yaptığı açıklamada, mRNA aşılarının yaklaşık 6 hafta gibi kısa bir sürede olası yeni mutasyonları karşılayabilecek biçimde güncellenebileceğini söylüyor.

Yeni varyant, koronavirüsün sıradan formu ile aynı şekilde yayılmaya devam ediyor. Bu da, virüsün yayılmasını önlemek için Mart ayından bu yana herkesin yaptığı şeylerin yeni İngiltere varyantı için de işe yarayacağı anlamına geliyor: Elleri yıkamak, sosyal mesafe, maske ve iyi havalandırma. Bu kurallara sıkı sıkıya bağlı kalmak ve gereksiz gezinmelerden kaçınmak, virüsün yayılmasını önlemeye yardımcı olacaktır.

 Kaynak ve İleri Okuma

www.https://bilimfili.com/koronavirus-mutasyonlari-ve-ingiltere-deki-yeni-varyant-hakkinda-bilinmesi-gerekenler

Korona: B.1.1.7 varyantlı virüsler ne kadar tehlikeli