Ana Sayfa Ana Sayfa İşitme Kaybının Engellenmesi İle Demans Riskini Azaltmak Mümkün

İşitme Kaybının Engellenmesi İle Demans Riskini Azaltmak Mümkün

Filiz Güvenç, Demant Türkiye Genel Müdürü

W- Demant Türkiye Şirketi Genel Müdürü Sn.Filiz Güvenç ile “Demans” özelinde sohbet.

Demans nedir?

F.G.- Demans, bellek bozukluğu ve zihinsel işlevlerdeki azalmaya davranış ve kişilikteki değişikliklerin eşlik ettiği, psikososyal performansta bozulma ile sonuçlanan bir sendromu ifade etmektedir. Bellek ve benzeri zihinsel yeteneklerin bozukluğu ile seyreden hastalıkların hepsine verilen genel isimdir.

W-  Dünyada ve Türkiye’de demans vakaları ne durumda?

F.G.- Demans çağımızın en önemli hastalıklarından birisi. Demansın en yaygın türü Alzheimer olup yaşlılarda sık görülen hastalıkların başında gelmekte. Ne yazık ki yaşlanan nüfusla birlikte Alzheimer ve diğer demans hastalarının sayısında da artış yaşanıyor. Dünyada yaklaşık 50 milyon dolayında demans hastası olduğu biliniyor. Türkiye’de ise bu rakam 800.000 civarında. Son 10 yıl içinde hasta sayısında, artan yaşlı nüfusla beraber Türkiye’de de bir yükseliş yaşanıyor.

W- Lancet’te yayınlanan son makalede demans ve işitme kaybı arasındaki ilişkiden söz ediliyor. Bunu biraz açar mısınız?

F.G.- Dünyanın önde gelen bilimsel yayınlarından Lancet araştırma komisyonunun son yayınladığı raporda demans vakalarının yaklaşık yüzde 40’nın önlenebileceğini veya geciktirilebileceğini bildirdi. Bu gerçekten de çok dikkat çekici bir oran. Yapılan çalışmaya göre, işitme kaybı ve eşlik eden diğer faktörlerde (obezite, hipertansiyon, sigara ve içki kullanımı, sosyal izolasyon, depresyon gibi) iyileşme sağlanması halinde demans oluşma riskiniz %40 azaltılabilmekte.

Burada en dikkat çeken husus işitme kaybı ile ilgili. Çalışmada, demansın önlenebilir risk faktörleri arasında en önde geleni işitme kaybı olarak belirtiliyor. İşitme kaybına eşlik eden sosyal izolasyon ve depresyon ile birlikte işitme kaybının doğrudan ve dolaylı olarak demans riskini %16 artırdığını söylemek mümkün. Bu nedenle işitme kaybının erken teşhisi ve tedaviye başlanması demans riskini azaltmak için en kolay uygulanabilen ve en etkili yöntemlerin başında geliyor diyebiliriz.

W- Yaşa bağlı olarak gelişen işitme kayıplarının demans gelişimindeki rolü ve önemi nedir?

F.G.- Lancet’te yayınlanan araştırmada 45 ila 64 yaşları arasında görülen işitme kayıplarının derhal tedavi edilmesinin gerektiği vurgulanmakta. Raporu hazırlayan uzmanlar, bu süreçte görülen işitme kayıplarında işitme cihazı kullanmanın demans riskini önemli ölçüde azaltabileceğini belirtiyorlar. Erken tanı ve tedavi ile işitme kaybından kaynaklanan demans riskini %10 dolayında azaltmak mümkün olabiliyor.

Yapılan bir başka araştırmada, işitme kaybının hastaların sosyal etkileşimden kaçınma olasılığını artırması nedeniyle demans için bir risk faktörü olduğunu gösteriyor. Sosyal etkileşim olmadığında kişinin aldığı beyin uyarımı miktarı azalmakta. Bu nedenle işitme kaybından kaynaklı sosyal izolasyon durumu özellikle de ileriki yaşlarda depresyona da yol açabiliyor. Bu da hastalığı tetikleyen bir başka duruma işaret etmekte. Yapılan çalışmalarda görülüyor ki, 50 yaşın üzerindeki bireyler ne kadar çok sosyal temas kurarlarsa, bunama geliştirme olasılığı da o kadar azalmakta.

Unutmamak gerekir ki bilişsel olarak uyarılmanın en kolay yolu işitebilmektir. Gruptaki farklı insanları yanıtlamanız ve yanıt vermeniz gereken bir konuşmanın parçası olmak zordur. Bu durum, sosyalleşebilme anlamında gerçekten fark yaratan bir durum. Örneğin orta şiddetteki bir işitme kaybı, riskinizi üç katına çıkartırken şiddetli bir işitme kaybında, demans oluşma olasılığı beş kata kadar artmaktadır. İşitme kaybı tedavi edilmediğinde kişi toplumdan uzaklaşarak kendini izole eder. Yalnızlaşma daha hızlı yaşlanma sürecini ve demansı tetikler.
Son zamanlarda yapılan bir çalışmada, işitme kaybının kötüleştiği durumlarda kişinin beyin fonksiyonlarının da zayıflama olasılığının yüksek olduğu bulundu. Ancak araştırmalar kesinlikle gösteriyor ki, işitme cihazı kullanılması halinde beyin fonksiyonlarındaki düşüşün yavaşladığı görülmekte.

W- Demans riskini azaltmak mümkün mü? Nasıl?

F.G.- Evet mümkün. Bunun için öncelikle 45 yaştan başlayarak işitme kaybını yakından takip edebilmek önemli. Özellikle 65+ bireylerin yıllık işitme testlerini yaptırmaları gerçekten çok kıymetli. Bu test sayesinde eğer bir işitme kaybı söz konusu ise, doğru tedavi ile aktif yaşantılarına geri dönmelerini sağlamak ve sosyal izolasyon, depresyon, bunama gibi hastalıklara yol açacak riskleri önlemek mümkün.

Demanstan korunmak için uzmanların önerisi ilk başta metabolizmamızı iyi kontrol etmeniz gerektiğine ilişkin .

İkinci olarak kan basıncının iyi bir şekilde regüle edilmesi çok önemli.

Üçünü sırada ise fiziksel egzersizler yer almakta.

Dördüncü sırada ise ruhsal risk faktörlerini minimuma indirmek yer alıyor. Bununla birlikte depresyonla iyi mücadele etmek de bu süreçte gerçekten çok değerli.

Burada belirtilen önerilere ek olarak, işitme kayıplı bireylerin işitme cihazı kullanımına teşvik edilmesi ise pek çok noktada demans ile mücadelede önem arz ediyor. Bu şekilde bireylerde duyusal uyarımın artırılması ve işitsel hafızanın geliştirilmesi sağlanabilmekte. İlaveten iletişim becerilerini artırarak sosyalleşmenin artırılması, depresyonun önlenmesi ve iletişimde yaşanan stresin azaltılması mümkün hale geliyor.
Son gelişmelerle birlikte artık işitme cihazlarında beyinle duyma dediğimiz “brain hearing” teknolojisi hayata geçirildi. Bu da demansı önlemede önemli bir gelişme diye düşünüyorum.

W- Brain hearing (beyinle duyma) nedir?

F.G.- ‘Brain Hearing’ kavram olarak işitme eyleminin kulakta değil, esasen beyinde gerçekleştiğini ifade etmektedir. Duyulan sesler beyinde anlam kazanır. İşitme kaybı ile mücadelede, son dönemde ortaya çıkan ve sürekli olarak kendisini güncelleyen ‘Brain Hearing’ yani “beyinle duyma teknolojisi” ile işitme kayıplı bireylerin duyamadığı, klasik cihazlarla yakalanamayan önemli konuşma ipuçlarının yakalanması ve beyne kazandırılması mümkün oldu. Geliştirilen bu teknoloji sayesinde, beyin gün içerisinde seslere anlam vermek ve iletişim kurmak için enerji harcamak zorunda kalmadan etrafındaki sesleri kolayca anlar hale gelir. Aynı zamanda işitme kaybının neredeyse tamamen kontrol altına alınmasıyla bunama gibi beynin yeterince kullanılmamasıyla tetiklenen rahatsızlıkların önüne geçmek mümkün olmakta.

W- Son olarak eklemek istedikleriniz;

F.G.- Demant Grubu olarak, teknolojiyi insanların sağlıklı bir yaşam sürebilmeleri için kullanıyoruz. İşitme sağlığında erken teşhis ve tedavi hayati öneme sahip. İşitme kaybı ne kadar erken teşhis edilebilirse işitme kayıplı bireyin tedavisi o kadar erken ve etkili olacaktır. İşimizin en kritik noktası bu. Umuyoruz ki demans konusunda da uzman hekimlerin yönlendirmeleri çerçevesinde işitme kayıplarının tespit edilmesi ve ihtiyacı olan bireylerin cihaz kullanımının sağlanması ile bu vakaların bir ölçü de olsa önüne geçebiliyor olacağız.

W- Filiz Hanım değerli görüşlerinizi paylaştığınız için teşekkür eder başarılar dileriz.