Ana Sayfa Ana Sayfa Algı Üzerine

Algı Üzerine

Özgür Ulaş, Stratejik Teknoloji Yatırımcısı

“Var olmak, algılanmış olmaktır.”

Sevgili dostlar, bir önceki yazımda kısaca bahsettiğim “ farkındalık” için “ algı” kavramını açmak gerekliliğine zaman geçirmeden değinme gereği hissettim. Bunun nedeni biricik dünyamızın insanlar için aslında bir tiyatro sahnesinden farksız olmasından kaynaklandığını düşünüyor olmam. Bu tiyatro sahnesinin kurgusu da insan algısı ve insan algısının yönetiminden ibaret.

Öncelikle bu sınırlı hayat serüvenimizde rollerimiz , doğduğumuz yerleri seçemediğimiz coğrafyalarda dağıtılıyor hepmize. Kimileri bunu anlamsız yere gurur kaynağı olarak görürken, kimileri de hayatı boyunca yine anlamsız bir şekilde ezikliğini hissedebiliyor. İşte size algı kavramının, insan hayatı henüz yeni şekillenirken bile karakterleri nasıl etkileyebileceğinin çarpıcı bir örneği.

Dijital dönüşüm sürecinde 19 Mayıs 2019’da Dünya dijital birleşik devletinin sessiz sedasız kurulduğunu ve resmi dilinin de emoji dili olduğunu kim ne kadar biliyor? Bu dijital devletde; dil, din ve ırk ayrımı yok; herkes bir profilden ibaret. 🙂 Belki de çok yakın bir zamanda bu profillerin birden fazla avatar vücutları da oluşturulabilecek. Sizce  çok mu abartılı? Abartıyorum, çünkü konunun anlaşılmasını istiyorum. 🙂

Bu konuyu sanal gerçeklik, artırılmış gerçeklik ve karma gerçeklik başlığı ile açmak gerekirse, algılarımızın yönetiminin; internetin ve sosyal medyanın günden güne artan etkisi ile birlikte manipülasyona bir hayli açık durumda olduğu düşüncesindeyim.

Pandemi sürecinde online olarak; eğitimden, alışverişe; iş toplantılarından kısmı olarak sağlık hizmetlerine (telemedicine) kadar bir çok sürecin küçük kapsullerimiz olan evlerimizden çıkmadan kısmen de olsa yönetebilme becerisini tüm dünya deneyimlemiş oldu. Peki bir adım daha sonrası ne olabilir? Akıllı lens veya gözlük teknolojisi ile insanlar sanal olarak veya avatar vücutları ile aynı anda birden fazla yerde bulunup,  buralardaki deneyimlerini bulutlardaki (cloud computing) ortak hafızaya kaydedebilir mi? Tam da bu sürecin  olup olamayacağını anlayabilmek için quantum bilgisayarların özelliğine bakmak gerekiyor – ki bu teknolojik olarak gerçekleştirilebilir görünüyor; çünkü kuantum dünyasında bir şey aynı anda iki farklı yerde olabiliyor. 🙂

Peki bu gidiş nereye doğru evrilebilir , hepimiz kavonozlar içinde 20 watt’lık elektrik gıdasıyla çalışan beyinlere dönüştürülebilir miyiz? İnsanlığın var olduğundan beri peşinden koştuğu ölümsüzlük böyle bir şey mi olacak? Yaşadığımız ve hatırladığımız her şey ama her şey bir yanılsamadan ibaret olabilir mi? Belki de sorguladığım her bir konu, bilim kurgu filimlerinin yıllardır farklı tarihlerde işlediği konular. Bununla birlikte günümüzde teknolojik gelişmeleri takip eden ve bu alanlarda faaliyet gösteren firmalara yatırımlar yapan birisi olarak , artık film sahnelerinin günden güne hayatımıza girmeye başlayan gerçekler olmaya başladığını söylemek, pek de yanlış olmayacaktır. Bu süreçte;  ya bizler,  kendimize düşen rolü iyi öğrenip bu filmlerde sahne alacağız  ya da başkalarının senaryosunu yazdığı ve oynadığı bu filmleri uzaktan izlemeye devam edeceğiz.

Sanırım yeterince kafaları karıştırmış olmalıyım; öyleyse bu yazıda ayrıca değinmek istediğim konu     “ sanal gerçeklik teknolojisi ve algı yönetiminin sağlık söktöründe kullanımı“ sürecinden de bir parça bahsetmek isterim.

İlaç endüstrisinin yıllarca kullandığı “plesobo ilaçlar” ; geleneksel kültürün ise asırlarca kullandığı telkin ile tedavi de insan algısı üzerine kurulu tedavi şekilleri olarak tanımlanmaktadırlar. Bu kavramlara “ inanmak başarmanın yarısı veya insanın korktuğu başına gelirmiş” deyimlerini de göz önünde bulundurarak bakmanızı ve  insan algısının nasıl farklı amaçlarla kullanılabileceğinin farkına varılmasını sağlamak istiyorum.

Nasıl ki bir şeyi ilaç ya da zehir yapan , o şeyin dozu ise; algının da insan hayatına olumlu ya da olumsuz yansıması kişilerin konuyu nasıl algıladığıyla doğru orantılıdır. Bu çerçevede hayatı olumlamak yaklaşımı, bir parça da olsa kişilerin zaman zaman hissettiği sıkışmışlık duygusuyla mücade etmeside katkı sağlayabilir düşüncesindeyim.

Sanal gerçeklik teknolojisi ile ideal koşullar gerçekten varmış gibi insanların algıları manupüle edilebiliyorsa eğer, bu teknolojinin olumlu anlamda tedavilerde kullanılması da mümkün olacaktır. Nasıl ki insanlar evlerindeyken, hastanedeymiş gibi algılatılabilirse; hastanedeyken de istedikleri yer neresi ise oradaymış  gibi algılatılabilirler  ? ( Zeki Müren de bizi sanal gerçeklikle görebilecek artık 🙂 Bu durum tedavi süreçlerine pozitif katkı sağlayabilir düşüncesindeyim.

Her şeyin sanal olarak halledilebilceği bir dünyada; akıllara şu soru gelebilir; “peki gerçek işleri kimler yapacak?” Cevap olarak söyleyebileceğim tek şey, insan ihtiyacı sanal gerçeklik dünyasında sadece 20 watt’lık elektrikten ibaret olabilir. Uğruna asırlar harcanan, savaşlar yapılan bir çok kavram ve değer yargısı da yerle bir olabilir. O halde insanlığın aklını başına toplaması için kaç tane daha felaket görmesi gerekiyor? Eğer insanlık aklını başına almaz ise sanki akıllar bu kez buluta alınacak gibi 🙂 veya beyinlerimize o mavi chip takılacak gibi görünüyor. 🙂 Küresel felaketleri gördükçe, kontrol edilemez varlık insan, bir şekilde kontrol altına alınacakmış gibi bir görüntü belirmeye başladı. Geçmişte bunu yapabilmek için yeterli teknoloji gücü yoktu ama artık var. Bu duruma karşı olan bir çok insan olduğunun farkındayım ama insanlar daha doğmadan gen teknolojisi ile şekillendirilebilir hale gelecek, dolayısıyla insanların aklını  başına almasından başka şansı yok gibi. Aksi taktirde her bir akılsız davranışın yerini yapay zeka akıllı bir şekilde alıyor olacak.

Toparlamak gerekirse, Dünyanın , ülkemizin ve kendimizin çevremizle bağlantılı olarak farklı gündemleri olabilir. Aslolan birey olarak bu dünyada kendimizi nasıl varetmek istediğimiz; daha doğrusu nasıl algılanmak istediğimiz. Bu istek yaşam amacımızı belirlemede bizlere yön gösterip belli bir çerçeve de oluşturacaktır. Böylece insanın doğası gereği bitmek tükenmek  bilmeyen anlam arayışı için bir yol haritasının da ortaya çıkması sağlanmış olacaktır. Herkesin kendini gerçekleştirme serüveninde ve bu serüveni yaşarken an’ı merkeze alarak hedefine ulaşma çabaları, çevresinde ve insanın kendi iç dünyasında gerçekleşen olayları nasıl algıladığı ile paralel olarak gerçekleşecektir. “Algı” kelimesinin kendisi küçük ama etkisi tüm hayatımızı etkileyecek kadar büyük yapısı ile yaşamımızı ömrümüzün sonuna kadar şekillendirecek olması , dijital çağın etkisi ile sürekli olarak yönlendirilmeye çalışıldığı bir zaman diliminde, insanların gerçekten ama gerçekten tam olarak ne istediklerine dikkat etmeleri gerektiğinin altını çizmek isterim.

Özgür Ulaş, Stratejik Teknoloji Yatırımcısı

Çünkü; bu istekler, bir gün sanal ya da doğal gerçekleşebilir. Tabii ki;  insanlar kendi küçük mağaralarından çıkma cesareti gösterebilirlerse:)

 

Özgür Ulaş

Stratejik Teknoloji Yatırımcısı

ozgur_ulas@hotmail.com

linkedin.com/in/ozgur-ulas-ozturk-b5224278

Kaynakça

www.britannica.com , “Esse est percipi” doctrine, George Berkeley

www.britannica.com, “The dose makes the poison”, Paracelsus

www.techradar.com, Apple AR glasses

www.nextechar.com, Augmented Reality

www.virsabi.com, What is Mixed Reality?

www.munichre.com, Digitalisation, “The brain works with 20 watts.”

www.forbes.com, Conversion Through Collaboration: Why mixed reality is a game-changer, Alexandar Moeller

İnsan Tabiatını Tanıma, Alfred Adler, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

“Abartıyorum; çünkü anlaşılmak istiyorum.” Franz Kafka

www.bbvaopenmind.com, Emoji, the New Global Language?

www.languageinsight.com, Is Emoji Becoming a Global Language?

www.wikipedia.org, Philosophy of Perception

“Perception is real even when it is not reality” , Edward De Bono

www.dusunbil.com, Nietzsche: Bengi dönüş, Istırap ve Yaşamın Olumlanması

www.winally.com, Farkındalık Üzerine

The Allegory of the Cave, Plato

www.medium.com, Truth Vs Perception (Part 1),  Opinion and Perceptions – illustration image

www.verywellmind.com, The 5 levels of Maslow’s Hierarchy of  Needs,

www.music.youtube.com, Matrix 4 Soundtrack (2021), Nunechka