Ana Sayfa Ana Sayfa “3.000 anestezi uzmanı ve asistanı en ön cephede mücadele vermiştir”

“3.000 anestezi uzmanı ve asistanı en ön cephede mücadele vermiştir”

Türk Anesteziyoloji ve Reanimasyon Derneği Başkanı Prof. Dr. Ömer Kurtipek

W- Türk Anesteziyoloji ve Reanimasyon Derneği Başkanı Sayın Prof.Dr. Ömer Kurtipek’in görüşlerini alacağız.
Sayın Hocam pandemi ile önemi bir kez daha artan Anestezi Uzmanlarımızın derneğini ve sizi tanıyabilir miyiz?

Ö.K.- Türk Anesteziyoloji ve Reanimasyon Derneği (TARD)ülkemizin en eski derneklerinden birisi olarak 1956 yılında kurulmuştur. Türkiye’de toplam 6500 civarında Anesteziyoloji ve Reanimasyon uzmanının yarısından fazlası yani 3600 üyemiz bulunmaktadır. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon AD Başkanı olarak ve aynı zamanda Mart 2018 tarihinden beri TARD başkanı olarak görev yapmaktayım.

W- Ülkemizde mevcut anestezi hekiminin Avrupa ve dünya ile kıyaslayınca sayısal bir farklılık var mıdır?

Ö.K.-Anestezi sayıları bakımından bizde mevcut 6500 anestezi uzmanı sayısı hemen hemen dünya ortalamasına yakındır. ABD’de 30.060 anestezi uzmanı  (1/1000), İngiltere’de 8.200 anestezi uzmanı ( 1.2/1000 ) ve Almanya’da 22.000 anestezi uzmanı ( 2.6/1000 ) bulunmasına karşın ülkemizde 6500 anestezi uzmanı ( 0.7 /1000 ) bulunmaktadır. Şu anda Türkiye’in her hastanesinde anestezi uzmanı bulunmaktadır. Bu uzmanların yaklaşık 1000 kadarı yoğun bakımlarda görev yaptıkları için göreceli olarak anestezi uzmanı sayısı halen tam doygunluğa ulaşmamıştır.

W-Anesteziye bağlı yaşam kaybı 100.000 de 1 e geriledi” haberimizde ki başarıyı sizden alırken güncel hukuki sorunlarınızı ve malpraktis yönünden mesleki olarak sıkıntılarınız var mıdır paylaşır mısınız?

Ö.K.- Günümüzde gelişen teknoloji ve anestezi eğitiminin vardığı nokta itibari ile anesteziye bağlı hasta kayıplarının çok azaldığı ve 1/100000 seviyelerine indiğini söyleyebiliriz. Tabi ki burada hasta güvenliğine verilen önem ve kalite çalışmalarının katkısını görmezden gelemeyiz. Ülkemizde hazırlıkları uzun bir süredir yapılan ancak yürürlüğe girmeyen bir malpraktis yasamızın olmaması bizi hukuki yönden sıkıntıya sokmaktadır. Anestezi uzmanlarının 4.derece risk altında olması ve sigorta tarafından karşılanan tazminat miktarlarının günümüz tazminat rakamlarına göre çok geride kalması ve sigorta priminin kamuda çalışan anestezi uzmanlarının yarısını kendilerinin ödemesi sorunlarımız arasındadır. Ayrıca özel hastanelerde çalışan anestezi uzmanları bu primin tamamını kendileri ödemektedirler. Bu primleri tamamının kamu ya da hastane yönetimleri tarafından ödenmesi gerekmektedir.

W- Genç hekimlerin anestezi tercihleri konusunda görüşünüzü ve tavsiyelerinizi alabilir miyiz?

Ö.K.- Genç hekim arkadaşlarımıza Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanlık alanını tercih etmelerini öneririm. Çünkü ülkemizde 5 yıla çıkarılan eğitim Avrupa standartlarında bir eğitim olup, içerisinde yoğun bakım ve algoloji eğitimine de kapsaması uzman olduklarında çalıştıkları hastanenin her köşesinde aranan eleman olmalarına yol açmaktadır. Bu manevi tatmin yönünden faydası olmakla birlikte fazla mesai ve her sıkışılan durumda anestezi uzmanlarına ek görevlendirmeler yapılmasına yol açmaktadır. Genç hekim arkadaşlarımıza ameliyathanede, yoğun bakımda , algolojide, ameliyathane dışı anestezide ve mavi kod ile hastanenin her köşesinde günün son teknolojik cihazları ile  uygulamalı olarak iyi bir eğitim alarak hizmet edebilecekleri bir branş olarak anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanlığını tavsiye ederim.

W- Pandemi ile mücadelede en ön cephede yer alan Anestezi ve Reanimasyon uzmanlarının pandemideki rolünü ve iş yükleri hakkında bilgileri almak isteriz?

Ö.K.- Pandemi sürecinde yoğun bakımlarda görev yapan 1000 anestezi uzmanına gerek anestezi uzmanı gerekse anestezi asistanı olarak yaklaşık 2000 çalışanı ekleyince total olarak yoğun bakımlarda 3000 civarında anestezi uzmanı ve asistanı en ön cephede mücadele vermişlerdir. Bunun dışında kalan  anestezi uzmanı ve asistanlar ise tüm Türkiye’de Sağlık Bakanlığı genelgesi ile 17.03.2020’de elektif ameliyatların durdurulmasından sonra acil vakalar ve kanser cerrahilerinin ameliyatlarına anestezi vermeye devam etmişlerdir. Ayrıca hastanelerin mavi kod faaliyetinde ve covid-19 yoğun bakımların entübasyon  timlerinde görev almışlardır. Dolayısıyla tüm anestezi uzmanı ve asistanları normal çalışma tempolarından çok fazla bir iş yüküyle baş etmeye çalışmışlardır.

W- Pandemi döneminde çıkan haberimiz; “Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanları için İade-i İtibar Zamanı” , bu bir serzeniş midir?

Ö.K.- Pandemi döneminde basında çıkan “Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanları İçin İade-i İtibar Zamanı” haberi bir serzenişti.

Bu kadar ağır bi iş yükünü karşılayan bir sağlık çalışanı grubunu gerek Sağlık Bakanlığının gerekse basının görmezden gelmesine karşı bir isyandı.

Tabi ki tüm sağlık çalışanları canla başla mücadele ettiler ancak gerek ameliyathanelerde gerekse yoğun bakımlarda çalışan Anesteziyoloji ve Reanimasyon uzmanlarından yeterince bahsedilmemesi bizleri üzmüştür. Pandemi öncesi yoğun bakımlarda Sağlık Bakanlığınca yetkisiz kabul edilen ancak sorumluluk verilen 1000 civarında anestezi uzmanının bu süreçte 3000 civarına çıkmasını görmezden gelenler bu süreçte hastaların tüm Türkiye’deki  14500 üçüncü derece erişkin  yoğun bakım yatağında sadece 450 yoğun bakım belgesi olan yan dal uzmanı ve 280 yoğun bakım yan dal uzmanlık öğrencisinin takip ettiğini iddia etmeleri son derece mesnetsiz bir tutumdur. Bu nedenle yoğun bakım yan dal uygulamasının yeniden gözden geçirilerek eğitimleri sırasında 12 ay yoğun bakım rotasyonu yapan bu kadar nitelikli bir uzmanlık grubuna  sorumluluk verilip yetki verilmemesi ve sıkışıldığı durumlarda göreve çağrılıp süreç bitince her şeyin unutulmasına gönlümüz razı gelmez. Bu durumun düzeltilmesi için Türkiye’deki yoğun bakım uzmanı ihtiyacının kalıcı olarak tamamlanması ve önümüzdeki bu tür pandemi ihtimallerine hazırlıklı olmak adına planlamalar yapılması gerekmektedir.

W- Sizlerin sayesinde pandemi de takdir edilen bir başarı geldi, pandemi deki güncel durumumuza dair yorumunuzu alabilir miyiz?

Ö.K.- Pandemi sürecinde sağlık çalışanlarının hayatları pahasına canla başla mücadele etmeleri neticesinde belli bir noktaya gelindi ancak henüz her şey bitmiş değil tüm toplum olarak yakalanan bu başarının mutlu son ile bitmesi için kurallara harfiyen uymamız gerektiğini düşünüyorum. Haziran başından itibaren normalleşme çalışmaları devam ediyor. Bu durumda çok dikkatli olmalıyız sık sık kararları gözden geçirerek güncellemeliyiz. Aşı çalışmalarının sonuçlanmasına kadar teyakkuzda kalarak hayatımızı sürdürmeliyiz.

W- Covid-19 vakalarını yönetim stratejinizi ve özellikli durumları paylaşır mısınız?

Ö.K.- Covid-19 vakalarının acil ameliyatlarında kullanılmak üzere negatif basınçlı ameliyathane odası oluşturularak tüm operasyon ekibinin kişisel koruyucu ekipmanlı olarak müdahale etmesi için ameliyathanelerde fiziki önlemler alınmıştır.

W- “yeni normal” de alanınızdaki değişimler neler olacaktır?

Ö.K.- 01.06.2020’de normalleşme süreci ile beraber acil ve kanser cerrahilerinin yanı sıra diğer elektif vakaları da almaya başladık. Anestezi ekibinin bu süreçte çok yorulması ve devam eden karantinalar nedeniyle bu normalleşme sürecinde başlangıçta kademeli olarak gitmek adına %50 kapasite ile elektif vakalar izin verdik. Sürecin seyrine göre bu sayı artırılıp yada azaltılacaktır

W- Elektif cerrahilere dair önerilerinizi alabilir miyiz?

Ö.K.- Elektif cerrahilerin alınmasında uyulacak kurallar ile ilgili TARD bir klavuz hazırlayarak hem Sağlık Bakanlığı Bilim Kuruluna sundu hem de web sayfasında yayınlamıştır. Burada en kritik konu bu hastalarımıza ASA’nın ( Amerikan Anestezi Derneği )da önerisi olarak preoperatif olarak son 48 saat içinde iki adet PCR covid-19 testinin negatif olması gerektiğidir.

Ancak bilim kurulu bütün hastalara yapılması önerisini kabul etmeyerek büyük majör cerrahiler, immun süpresif tedavi alanlar ve kanser vakaları için preoperatif bir kez PCR bakılmasına izin vermiştir.

Biz dernek olarak bütün vakalarda bakılmasını istiyoruz çünkü hem çalışan bulaşını önlemek hem de asemptomatik hastaların cerrahi ve anestezi sonrası semptomatik hale gelerek postoperatif moratalitenin %20-40 artmasını önlemek istiyoruz. Ayrıca vakanın küçüğü büyüğü olmaz virusun kimde olduğunu kestirmek zaten imkansız. PCR yapılmasın diye önerenlerin argümanı bu testin %50-70 doğru sonuç verdiğini iddia etmeleridir. Bizde yine de bu oranın sıfırdan büyük olduğunu ve mevcut imkanlarla başka bir tarama testinin olmadığını söylüyoruz.

W- Cumhuriyet Bayramamıza denk gelen kongrenizde pandemiyi de düşünecek olursak nasıl bir organizasyon olacak ve öne  çıkacak konular neler olacaktır?

Ö.K.- Biz bu sene Cumhuriyet Bayramımızın 97.yılına denk gelen  54.TARK kongremizi Antalya’da yapmayı planlıyoruz. Ancak Sağlık Bakanlığı Bilim kurulunun  bu konuda karar vermesini bekliyoruz. Eğer bu tür kongrelerin yapılmasına izin çıkmaz ise o zaman yaptığımız hazırlıklarla birlikte sanal ya da e-kongre formatında yine aynı tarihlerde kongremizi yapmak istiyoruz. Bu seneki mottomuz pandemi sürecine atfen “Kelebek Etkisi” olacaktır.

Program hazırlıkları devam etmekte beklenildiği gibi ağırlıklı olarak Covid-19 konuları ve normalleşme süreci yanında hasta güvenliği, anestezinin bütün alt bölümleri olarak genel anestezi,rejyonel anestezi, göğüs kalp damar anestezisi, pediatrik anestezi,obstetrik anestezi,ameliyathane dışı anestezi, CPR, geriatrik anestezi, travma ,ağrı ve yoğun bakım gibi konular işlenecektir. 

W- Pandemi nin önümüzdeki dönemde seyrine yönelik görüşünüzü paylaşır mısınız?

Ö.K.-Pandeminin önümüzdeki dönemine kesin bir şey söylemek çok zor ümit ederim ki bir ikinci dalga yaşanmadan kesin bir tedavi yada aşı bulunur ve tüm dünya bu illetten kurtulur. Ancak bu gelişmelere kadar tedbiri elden bırakmadan kurallara kesinlikle uymamız hem kendimize hem de toplumumuza karşı bir sorumluluğumuzdur.

W- Sevgili Hocam değerli görüşlerinizi paylaştığınız için çok teşekkür eder, sizlere pandemi de verdiğiniz emekler için şükranlarımızı sunarız.