Ana Sayfa Ana Sayfa COVID-19’un Sağlık Hizmetleri Sektörüne Etkileri

COVID-19’un Sağlık Hizmetleri Sektörüne Etkileri

COVID-19 (Coronavirüs) nedeniyle zorlu bir dönemden geçiyoruz. Dünya genelinde tüm endüstrilerin ve iş dünyasının gözü salgınla ilgili alınan önlemlere çevrilmiş durumda. Bununla birlikte virüsün yayılmasıyla ilgili endişeler, her gün yeni ve farklı şekillerde rutin çalışma yöntemlerimizi bozuyor.

Bu global problemde hiçbir endüstri, sağlık sektöründen daha merkezde değil.  Her endüstrinin karşılaştığı endişelere (örneğin, çalışanların sağlığı ve güvenliği, tedarik zincirinin bozulması) ek olarak sağlık endüstrisi, hastalığın yayılmasını önlemeye ve etkilenenlere sağlık hizmeti vermeye çalışırken benzersiz zorluklarla karşılaşmaktadır.

Aşağıda, sağlık endüstrisinin korona virüsten nasıl etkilendiği (ve etkilenmesi muhtemel olduğu) ve endüstrinin nasıl tepki verebileceği konusunda birkaç yeni bakış açısını sizlerle paylaşmaya çalışacağım.

Sağlıklı kalmak: Sağlık kurumları için önemli olan, işgücü ve hastalarının korona virüs tarafından enfekte olmasını engellemek. Virüsü bilmeden yaydığı ve tüm hasta popülasyonuna bulaştığı iyi niyetli ve özenli bir sağlık hizmeti sunucusunu düşünün veya tek bir hastanın başkalarını enfekte etme riskini düşünün (acil bekleme odasında veya yatak katında).  Bu senaryolar, herhangi bir sağlık kuruluşunun misyonuna (iyileşme ve zarar vermemeke) doğrudan zorluklar getirir ve gerçekleşmesi halinde herhangi bir kuruluş için anlamlı bir finansal ve itibar riski oluşturabilir.

Hasta bakımı: Aynı zamanda, sağlık kuruluşları virüslerden etkilenen (veya etkilenebileceklerinden korkan) kişilere bakmaya hazır olmalı.  Bu muhtemelen ilgili hastaların hacimlerinin artması (örn. Ayaktan tedavi ortamlarında, ödeme ve çağrı merkezlerinde) ve enfekte hastalar için potansiyel olarak artan yatak talebi anlamına geliyor.  Buna ek olarak, sağlık işgücü üzerinde kısıtlamalar olabilir (örneğin, sağlık çalışanlarının hastalanmalarından dolayı karantinaya alınmaları veya okulların kapanmasının getireceği yük gibi), tedarikteki kıtlık (Test kitleri / maskeler / solunum ekipmanı veya tedarik zinciri bozulması sonucunda genel olarak IV sıvılar ve ilaçlar gibi maddeler için) ve oldukça bulaşıcı hastalıkları yönetmek için hazırlanan tesisler ve insan gücü için büyük bir talep. Virüs yayıldığı ve zirveye ulaştığı anda bakım erişimini desteklemek de kritik bir konudur- doğru bakım süreçlerini belirlemek ve tanı / tedavi ile ilgili engelleri (bilgi, maliyet vb.) azaltmak gerekebilir.

Zorlu dönem için destek: Sağlık sektöründeki misyon odaklı kuruluşlar için en öncelikli endişe olmasa da sağlık kuruluşunun ekonomisi üzerindeki genel etkinin olumsuz olması muhtemel.  Çok kısa vadede, insanlar hastaneye gitmekten kaçınacaklardır (az sayıda seçmeli cerrahi ve tanı prosedürü).  Orta vadede COVID-19’un genel ekonomi üzerindeki etkisinin negatif olduğu tahmin ediliyor.  Sağlık hizmeti tipik olarak ekonomik durgunluklara dayanıklı olsa da bu durgunluktan hiç etkilenmeyeceği anlamına gelmiyor. Bu dönemde sağlık kuruluşları daha düşük hasta hacimleri, daha az tercih edilir bir gelir çeşitliliği ve yatırım portföylerindeki olumsuz geri dönüşler nedeniyle zorlanabilirler.

Sağlık kuruluşları ve yatırımcılar bu dinamiklere yanıt olarak ne yapmalıdır?  En uygun aksiyonları zaman gösterecektir ancak şimdiden bazı perspektifler ortaya çıkmaya başlamıştır:

Tele-sağlık: Şimdi tele-sağlığın daha fazla ortaya çıkıp parlama zamanı! On yıllardır tele-sağlık hakkında duyumlar alsak ve konuşsak da potansiyelinden hala çok az bahsediyoruz. Görevdeki sağlık hizmeti sağlayıcıları, daha fazla hastaya tüketici dostu bir şekilde hizmet vermek ve uzun vadede maliyet yapılarını azaltmak için sanal sağlıkta deneyim ve ölçek oluşturma fırsatını kullanmalıdır.

Evde Sağlık Bakımı: Aynısı evde sağlık bakımı çözümleri (özellikle dijital çözümlerle) için de geçerli.  Birçok terapi için ev, hastalar için uygun ve rahat olmasının yanı sıra optimum maliyet verimliliği sağlar ve maksimum etkilidir. Sağlık kuruluşları bu bakım yollarını güçlendirmelidir.

İş birliklerinin güçlendirilmesi: Sağlıktaki değer zincirinde, ortaklıklar ve iş birlikleri (sağlayıcılar, ödeme yapanlar, üçüncü taraf satıcılar) ihtiyacı hiç bu kadar önemli olmamıştı. Uyumlu stratejiler ve daha geniş koordinasyonun sağlanmasıyla, kuruluşların daha çevik ve etkili bir şekilde yanıt vermesi sağlanacaktır.

Etkinliğin artırılması: Sağlık kuruluşları sürdürülebilirlikleri için, olumsuz etkilenecek mali sonuçlarını iyileştirme çabalarını iki katına çıkarmalıdır. Bu çabalar; maliyetleri azaltma, sağlık hizmetlerini daha geniş popülasyonlara yayma, hizmet çeşitliliğini arttırma, ölçek verimlilikleri yaratma (örneğin, birleşme ve satın alma veya yaratıcı ortaklıklar yoluyla) ve sağlık bakım değerini artırmak için yeni yetenekler bünyesine katma fırsatlarını değerlendirmelidir.

Sağlık yatırımcıları (özel sermaye dahil): Bozulma (hatta ekonomik stres), inovasyon yoluyla ve geleneksel erişim veya bakım sunumu modellerini değiştirerek değer yaratanlar için fırsat yaratabilir.  Tarihsel deneyim bir rehber olarak hizmet edebiliyorsa, toplam işlem hacminin düşmesini beklemeliyiz ve aynı zamanda daha düşük değerler görmeliyiz (yatırımcılar için daha cazip). Kriz dönemlerinde, sağlık yatırımcıları inovasyonu teşvik etmeye ve geleneksel çalışma yöntemlerine geçmeye çalışmalıdır. Yaşanan bu pandemi krizi tüm dünyaya toplumsal ve kişisel sağlığın, sağlık hizmetlerinin ve etkin sağlık hizmetleri yönetiminin, teşhis ve tedavi teknolojilerinin önemini net bir şekilde göstermiştir. Bu alanlara kamu ve özel sektör tarafından inovasyonların destekleneceği ve yatırımların ciddi artış göstereceği kaçınılmaz olacaktır.

COVID-19 salgını ve sağlık sektörü üzerindeki etkisi her geçen gün gelişmeye devam ediyor. Toplum olarak, bu krizi düşünceli ve iyi yöneteceğimizden eminim. Covid-19 pandemi sonrası farklı bir dünyaya doğru gidiyoruz.

 

Sağlıcakla kalın!

T. Ufuk Eren

EY Türkiye Sağlık ve Yaşam Bilimleri Sektör Lideri

EY CESA Bölgesi Sağlık ve Yaşam Bilimleri Kıdemli Danışmanı