Ana Sayfa Ana Sayfa Covid-19, Onkoloji ve Koronafobi

Covid-19, Onkoloji ve Koronafobi

W- Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Medikal Onkoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özlem Er’in Kanser & Covid-19 özelinde görüşlerini alacağız.

Onkoloji hastalarında Covid-19 seyri yaş gruplarından bağımsız mı seyretmektedir?

Ö.E.- COVID-19 hastalığına yol açan  SARS-CoV-2 adı verilen virus SARS-benzeri korona virus ailesindendir. 125nm boyutunda, influenza, SARS ve MERS viruslerinden biraz büyüktür. Koronavirüsler, soğuk algınlığı gibi hafif hastalık bulgularından, Şiddetli Akut Solunum Sendromu (SARS) ve Orta Doğu Solunum Sendromu (MERS) gibi daha ciddi hastalıklara neden olabilecek büyük bir virüs ailesidir. 2019-nCoV genomunun SARS Koronavirusuyla %79 benzerlik gösterdiği bildirilmiştir.

Kanser hastaları diğer hastalara göre hastalığın kendisi ve cerrahi, kemoterapi gibi uygulanan tedavilere bağlı olarak immun sistemleri baskılanmıştır ve enfeksiyonlara daha yatkındırlar. Bu nedenle COVID-19 için daha yüksek risk altındadırlar. Bu hastalık ilk olarak Çin’de saptandığı için kanser hastaları ile ilgili veriler de oradan geldi.

Liang W ve ark. Lancet dergisinde Mart 2020’de 1590 COVID-19 hastası içinde 18 kanser hastayı içeren rapor yayınladı.

Bu 18 hastanın 5’inde akciğer kanseri vardı. Kanser hastalarının yaş ortalaması (63 yaş) diğer COVİD-19 hastalarına (48 yaş) göre daha yüksekti. Sigara içme öyküsü, sık nefes alma ve bilgisayarlı tomografi bulgularının ciddiyeti kanser hastalarında fazla idi. Cinsiyet, komorbiditeler (eşlik eden hastalık), diğer semptomlar açısından benzerdi. Yoğun bakıma alınma ve invasiv ventilasyon gereksinimi kanser hastalarında (%39) iken diğer hastalarda %8 saptandı.

W- Onkoloji hastalığına diğer kronik hastalıkların eklenmesinin riski arttırdığına dair veriler oluştu mu?

Ö.E.- Kanser hastalarında henüz sınırlı veri olmakla birlikte risk faktörü olarak ön planda ileri yaş görülüyor. Yaşlı kanser hastalarında COVID-19 hastalığı daha ağır seyretmektedir.

Enfeksiyon hastalıklarının genel olarak kanser hastalarında fazla görülmesi nedeniyle hastaların bütünsel olarak değerlendirilmesi önemlidir. Merkezimizde Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr Khalis Mustafayev ile birlikte hastalarımızı bu şekilde değerlendiriyoruz.

W- Risk açısından kanser türlerine göre farklılık olmakta mıdır?

Ö.E.- Akciğer kanseri hem sıklık açısından fazla olması hem de sigara öyküsü nedeniyle COVID-19 hastalığı ile birleştiğinde solunum sıkıntıları açısından dikkatli olmayı gerektiren bir kanser türüdür. Akciğer kanseri hastaları pnomoni için riskli hastalar olması nedeniyle COVID-19’un yol açtığı alt solunum yolu enfeksiyonlarına diğer solunum yolu enfeksiyonları gibi adaydırlar.

W- Mevcutta Covid-19 olan kanserli hastalarda onkoloji tedavisi kesiliyor mu?

Ö.E.- Türk Tıbbi Onkoloji Derneği ulusal ve uluslararası kılavuzlar eşliğinde olağanüstü koşullar dikkate alınarak  önerilerini yayınladı.

Kemoterapi endikasyonu bulunan tüm hastalarda COVID-19 enfeksiyonu riski, tedavi başlangıcı ve devamı için engel değildir.

Bununla birlikte hastalarda tedavi kararı; tedavi hedefleri, hastanın genel durumu ve tedavi tolerasyonu gözönüne alınarak bireysel olarak verilmelidir. Aktif tedavi almakta olan hastalar için hastanın ve kurumun durumuna göre tedavi ve tetkik randevuları değerlendirilir.

Pnömokok, influenza gibi aşılardan endikasyonu olanların, kanser hastalarında uygulanmasında sakınca yoktur. Bu aşıların Covid-19 enfeksiyonu riski üzerinde olumlu ya da olumsuz bir etkisi bilinmemektedir. Ancak influenza ve pnömokok enfeksiyonları akciğeri etkileyeceği için Covid-19 enfeksiyonu üzerine eklenmesi söz konusu olabilir. Bunu önlemek için bu aşıların kanser hastalarına yapılması mutlaka önerilmektedir.

Bağışıklık sistemini baskılayan kanser tedavisi alan hastalar, ateş ve solunumsal yakınmaları olursa, tedavi sırasında ateş geliştirirse her zaman yaptığı gibi tedavi gördüğü onkoloji merkezini araması önerilir. Ne zaman hastaneye gelme ve ne zaman evde kalmanın daha güvenli olduğu yönünde rehberlik aldığından emin olmalıdır.

W- Tedavisi tamamlanmış hastalar için risk durumunda netlik var mıdır?

Ö.E.- Tedavisi tamamlanmış, ‘survivor’ diye isimlendirdiğimiz hastaların bir kısmı Çin’deki çalışmada gösterildiği gibi risk altındadır. İleri yaşlı ve komorbiditesi olan kişiler özellikle yakın takip edilmelidir.

W- Onkoloji biriminde çalışan sağlık profesyonellerine yönelik öneri-uyarılarınız neledir?
Hastanelerin onkoloji birimlerine yönelik alması gereken tedbirler önerileriniz de beraberinde alabilir miyiz?

Ö.E.- Merkezimizde Enfeksiyon Hastalıkları ve Yönetim ile koordinasyon içinde çalışmaktayız. Bu şekilde çalışmak onkoloji hastalarına verilen hizmetin kesintiye uğramaksızın ve riski kontrol etmenin uygun yoludur. Salgın sürecinin ne kadar süreceği bilinmemesi nedeniyle kanser hastalarının tedavi ve takip sürecinin aksamaması hedefimizdir. Enfeksiyon gelişmesinin önlenmesi için gerekli önlemler Enfeksiyon Kontrol Komitesi tarafından alınması önerilmektedir.

Onkoloji biriminde çalışan sağlık profesyonelleri hasta grubumuzun diğer enfeksiyonlara da yatkınlığı nedeniyle salgın öncesi dönemde bu konuda en iyi eğitimi almış gruptur. O nedenle aslında salgın döneminde önceden aldığımız tedbirlerin sıkı bir şekilde devam ettirilmesi uygun olmaktadır. Her bir sağlık çalışanının sağlıklı kalması ve iyilik halini koruması kendi sağlıkları kadar hastaların da sağlığını koruyacağı için tüm kişisel koruma önlemlerinin alınması çok önemlidir.

COVID-19 hastalığı ile ilgili bilgiler her geçen gün birikmekte ve gelişmektedir. Bilgi birikimi sağlandıkça belirsizlikler azalacaktır. Bu noktada yeni güncellemeleri gelecekte sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyarım.

Ayrıca hem sağlık çalışanlarının hem de hastalarımızın ruh sağlığını korumak da çok değerli bir yaklaşımdır. Onkoloji Bölümü’nde hastalarımızla birebir ilgilenen Psikolog Simru Kavak bize ‘koronafobi’ hakkında bilgi veriyor. Aşağıda bunu sizlerle paylaştım.

W- Değerli görüşlerinizi paylaştığınız için çok teşekkür ederiz.

Koronavirüs’ten Daha Çok Görülen Koronafobi’den Korunmanın Yolları

SİMRU KAVAK

Acıbadem Maslak Hastanesi

Onkoloji Bölümünde Psikolog

Hayatımıza oldukça hızlı ve endişe verici bir biçimde giren Koronavirüs’le ilgili haberler neredeyse tüm gündemimizi kaplamış durumda. Her an yeni bir gelişme bekliyoruz, yazılı, sözel veya görsel iletişimde süreli bu konuya ve tehlikelere ilişkin haberlere maruz kalıyoruz. Üstelik bilgilerin ne kadar güvenilir ve gerçek kaynaklardan geldiğini filtreleme şansı bulamadan, kendi doğasında zaten belirsiz ve  korkutucu olan bu habere ilişkin kaygılarımıza her gün yenilerini ekliyoruz. Bu durum bizi kaçınılmaz yeni bir kaygı türüyle tanıştırıyor: Koronafobi.

Genel olarak fobi, bir tür kaygı bozukluğudur ve “belirli durumlara, varlıklara veya mekanlara yönelik yaşadığımız yoğun korku hissi” olarak tanımlanır. Fobiyi sağlıklı kaygıdan ayıran durum, gerçekte duymamız gerekenden daha fazla tehdit hissedip, fobi nesnesi olan durumlardan kaçınma davranışı geliştirmemizdir.

Koronafobi de, diğer fobiler gibi bu tanıma tam olarak uymakta. Hastalığa karşı duyduğumuz kontrol edilemeyen yoğun korku, baş edemediğimiz fiziksel ve psikolojik zorluklar yaratabiliyor, pek çok davranıştan ve ortamdan kaçınmamıza neden oluyor ve bunun sonucunda sosyal hayatımızda kısıtlanmaya başlıyor, ilişkilerimiz zarar görebiliyor. Kendimizi virüsten korumaya çalışırken, aslında başka tehlikelere maruz bırakıyoruz.

Peki Koronavirüs’e karşı yoğun kaygı ve korku hisseden kişinin hayatında neler değişiyor? Daha önce sağlıklı seviyelerde yaptığı hijyen ve temizlik ritüellerini arttırmaya, mikrop kapacağını düşündüğü tüm alanlardan kaçınmaya başlıyor. Buluşmalarını iptal ediyor, toplu taşıma araçlarını hiçbir koşulda kullanmıyor, evinde bile kapı kollarını tutmamaya gayret ediyor. Bazen de iyi geleceğini düşündüğü gıdaları ya da kimyasal maddeleri daha fazla tüketmeye ve farkında olmadan kendine fiziksel zararlar vermeye başlıyor.

Bizi hastalıktan koruduğuna inandığımız aşırı önlemler ve kaçınmalar, aslında uzun dönemde çok daha ciddi psikolojik ve sosyal sorunlara neden olabilme riski taşıyor. Yani kısaca kişi “tedbirli olmak” ve “hayatını kontrolsüzce kısıtlamak” arasındaki sınırları kaybediyor.

Bu dönemde kaygı seviyemizi kontrol altında tutmak ve virüs tehlikesini kalıcı psikolojik ve fizyolojik zararlar almadan atlatmak ise, alabileceğimiz bazı önlemlerle mümkün:

  • Haber kaynağı, korku kaynağı olmasın

Gerçekçi olmayan korkuyu, gerçekçi olmayan haberler tetikler. Öncelikle bu süreçte yalnızca yalnızca güvenilir haber kaynaklarını takip etmeye özen gösterin.

  • En hızlı yayılan virüs, paniktir, korunmaya dikkat !

Panik duygusu, virüsün kendisinden daha hızlı yayılır. Panik yapmamaya ve sizi paniğe sevk eden konuşmalardan ve kişilerden uzak kalmaya gayret edin. Gerekiyorsa bir süre konuşurken huzursuz hissettiğiniz kişilere veya takip ettiğiniz kaynaklara mesafe koymaktan bir zarar gelmez.

  • Her tedbir dozunda güzel

İlgili birimlerce paylaşılan güvenlik ve sağlık önlemlerini takip etmenin yeterli olduğunu unutmayın. Ellerinizi zaten düzenli yıkayıp dezenfekte ediyorsanız ya da güvenli mesafeleri korumaya özen gösteriyorsanız, kendi üzerinizde geçerliliği ispatlanmamış ek güvenlik önlemlerini uygulama baskısı yaratmak, sadece kaygı seviyenizi arttıracaktır. Örneğin her kanalda gördüğünüz tavsiye edilen gıdaların hepsini tüketmeye çalışmak,  büyük ihtimalle sizi virüsten korumak yerine başka rahatsızlıklara itecektir.

  • Cevapsız sorularınız cevapsız kalmasın

Belirsizlik kaygıyı tetikler. Aklınızdaki sorulardan yanıt bulabileceklerinizi ilgili sağlık çalışanlarına ya da kurumlara danışarak gidermek, rahatlamanıza yardımcı olabilir. Buradaki kilit nokta “yetkin, ilgili kişlere başvurmak” unutmayın sosyal medya, aile ya da arkadaş Whatsapp gruplarına değil.

  • Felaket senaryoları genellikle sadece senaryodur

Koronavirüs paniğini, daha önceki salgın virüs paniklerinden ayıran en önemli özelliklerden biri, sosyal medyanın artık çok daha yaygın ve kontrolsüz kullanılması. Mesajlaşmalardaki, ses kayıtlarındaki felaket senaryolarına inanmayın.

  • Bedeninizin söylediklerine kulak verin, kaygınızla ilgili sırlar veriyor olabilir

Kaygı ve korkunuzun kalp çarpıntısı, öfke, nefes düzensizliği gibi fiziksel etkilerini hissediyorsanız, yürüyüş, nefes egzersizi, meditasyon gibi rahatlatıcı aktivitelerden sevdiğinize ve ilgi duyduğunuza yönelebilirsiniz. Bu durum fiziksel rahatlamanın yanı sıra, psikolojik dengenizi kurmaya da yardım edebilir.

  • Virüsü fırsata çevirin

Aklınızı meşgul eden düşüncelerden sıyrılmanın en etkili yolu, hoşlandığınız kişilerle, hoşlandığınız aktivitelere zaman ayırmaktır. Bu zamanları olabildiğince arttırmaya çalışın.  Hatta bu süreçte yavaşlayan hayatı ve virüsü, kendinize zaman ayırmak için bir fırsat olarak kullanabilirsiniz.

Unutmayın ki hiçbir salgın kalıcı değildir. Ancak böyle süreçlerde kendimize vereceğimiz fiziksel ve psikolojik zararlar, hayatımızda kalıcı izler bırakabilir. Paniğin virüsten hızlı yayıldığını her zaman hatırlayarak, süreci uzmanlarla takip edip atlatmaya özen gösterin.