Ana Sayfa Sosyal Tıp 2 İstanbullu’dan 1’i yalnız!

2 İstanbullu’dan 1’i yalnız!

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümü tarafından düzenlenen Uluslararası Yalnızlık Sempozyumu kapsamında İstanbul’un yalnızlık haritası açıklandı. Şehrin 39 ilçesinde yapılan araştırma sonuçlarına göre, İstanbulların yarısından fazlası kendini yalnız hissediyor. En yalnız grup ise gençler.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Dijital bağımlılık yalnızlığın sebeplerinden biri”

Yalnızlıkta ezber bozuldu. Gençler daha yalnız…

Üsküdar Üniversitesi tarafından “21. Yüzyılda Birey, Toplum ve Yalnızlık” başlığı ile düzenlenen Uluslararası Yalnızlık Sempozyumu’nda “yalnızlık” çok boyutlu bir şekilde ele alınıyor. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, yalnızlığın birey ve toplum üzerindeki psikolojik etkilerine değindi. Dijital bağımlılığın da yalnızlığın sebeplerinden birisi olduğunu kaydeden Tarhan, gençlerde sosyal izolasyon ve psikolojik izolasyonun çok fazla olduğunu söyledi. Dünyada yapılan çalışmalarda gençler arasındaki yalnızlık oranlarının yaşlılara oranla yüksek çıktığını belirten Tarhan, “Genellikle beklenen yalnızlığın yaşlanınca artmasıdır. Bütün ezberler bozuldu. Gençlik ve ergenlik dönemi sosyalleşme dönemidir. Bu dönemde genç kendini yalnız hissediyor. Bu durum insanlığın geleceği açısından risk oluşturuyor” dedi.

 

İstanbullular’ın yarısından çoğu kendini yalnız hissediyor

Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonunda düzenlenen sempozyumda bireysel bir kavram olarak karşımıza çıkan “yalnızlık”, ortaya çıkardığı sonuçlar ve toplumsal etkileriyle tartışıldı.

Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü tarafından yapılan “Yalnızlık Araştırması”nın çarpıcı sonuçları, Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi’nce düzenlenen Yalnızlık Sempozyumu’nda paylaşıldı.

Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı önderliğinde yürütülen çalışma kapsamında; 2019 yılının Kasım ayı boyunca İstanbul’un 39 ilçesinde yaşayan 18-55 yaş arasındaki 1300 kişi ile görüşüldü.

İstanbul’da yaşayan farklı yaş, cinsiyet, eğitim ile sosyo- ekonomik sınıfa ait bireylerin “yalnızlık algısı” incelendi. Yürütülen çalışma ile katılımcıların yalnızlık hissi, yalnızlığa yol açan sebepler ve yalnız hissedildiğinde yapılan aktiviteler üzerine kaydettikleri düşünceler karşılaştırmalı olarak ele alındı. Yapılan anket ve görüşmeler sonrasında İstanbul’un Yalnızlık Haritası çıkarıldı. İşte Yalnızlık Haritası’nın çarpıcı sonuçları.

Yüzde 53’ü yalnız hissediyor

Araştırmaya katılanların yüzde 53’ü kendilerini sıklıkla ya da ara sıra yalnız hissettiklerini belirtirken; buna ek olarak yüzde 36’sı yalnız kaldığında mutsuz hissediyor.

Kendini en yalnız gençler hissediyor!

Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğrencileri ve Method Araştırma Şirketi ekibi tarafından yapılan araştırma bulguları ve ilk veri analizlerine göre; kendini en fazla yalnız hisseden grup gençler, bekarlar, dul/boşanmış kişiler, gelir düzeyi düşük olanlar, göçmenler, yalnız yaşayanlar ya da arkadaşlarıyla birlikte evde ya da yurtta yaşadığını belirten öğrenciler.

Kadınlar da erkekler de eşit derecede yalnız

Yalnızlık araştırmasının sonuçlarına göre, yalnızlık ve bu hissiyatın ortaya çıkardığı mutsuzluk duygusunda cinsiyet farklılığının bir rolü yok. Geleneksel olarak duygularını dışa vurmakta daha temkinli davranan erkekler de yalnızlık ve mutsuzluktan, kadınlarla eşit oranda etkileniyor.

Sosyal medya kullanımı azaltılmalı

Çalışmaya katılan İstanbulluların yalnız kaldıklarında en fazla yaptıkları aktivitelerin başında internette zaman geçirmek geliyor. Ayrıca insanlar yalnızlık hissettiklerinde uyumayı, temizlik ya da yemek yapmayı ve çoğunlukla Youtube videoları izlemeyi tercih ettiklerini belirtmişlerdir.

Yalnızlık hissini azaltmak için neler yapılabilir?

Araştırma sonuçlarına göre yalnızlık hissi ile baş edebilmenin en iyi yolu aileyle vakit geçirmek ve sevdiklerinizle sohbet etmekten geçiyor. Ayrıca misafir ağırlamak, derneklere ya da sosyal gruplara katılım ile dini ya da spiritüel ritüellerde bulunmak da diğer önemli iyileştirici önlemler olarak karşımıza çıkıyor.