Ana Sayfa Ana Sayfa Meme Kanseri Tedavisinde Yenilikler ve Güncel Durum

Meme Kanseri Tedavisinde Yenilikler ve Güncel Durum

W- Acıbadem MAA Üniversitesi Tıp Fakültesi Medikal Onkoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özlem Er’den meme kanseri tedavisi özelinde görüşlerini alacağız.

Sevgili Hocam meme kanseri insidansı ve sıklığı hakkında bilgi alabilir miyiz?

Ö.E.- Dünyada ve Türkiye’de kadınlarda en sık görülen kanser olması nedeniyle meme kanseri önemli bir sağlık sorunudur. Türkiye’de yılda yaklaşık 165000 yeni kanser vakası görülmektedir, bunların 20000 civarı meme kanseridir. 40 yaşın üzerinde kadınlarda görülme sıklığı artmakta, 50-59 yaş grubunda pik (en yüksek değere) ulaşmaktadır. menopoz öncesi dönemde genç yaşlarda da meme kanseri görülebilir.

Sosyoekonomik düzeyi yüksek Batı Avrupa ülkelerinde sıklığı en yüksek iken Doğu Asya’da en düşüktür. Ancak gelişmiş ülkelerde kanser öncesi lezyonların erken saptanması, koruyucu mastektomi yapılması, hormon kullanımının azalması gibi nedenlerle sıklığı azalmaya başlamıştır. Batı tipi beslenmenin (hazır gıdalar, yağlı beslenme) benimsendiği, obezitenin arttığı, fiziksel aktivitenin az olduğu, hormon kullanımın yaygın olduğu ülkelerde ise sıklık artmaktadır. Türkiye’de de risk faktörlerine dikkat edilmemesi durumunda sıklık artacaktır.

W- Erken teşhiste nelere dikkat edilmelidir?

Ö.E.- Memede kitle, meme başında çekilme, portakal kabuğu görünümü, meme cildinde kızarma, meme başından kanlı akıntı, iki meme arasında görüntü simetrisinin bozulması gibi yakınmalar olduğunda gecikmeden doktora başvurmak önemli.

Ülkemizde hastaların yarıdan fazlası bölgesel (%43) veya uzak yayılım (%11) gösteren ileri evrelerde başvurmaktadır. Meme kanser muayene ve mamografi ile erken tanısı mümkün olan bir kanser türüdür ve erken evrede tanı ve tedavisi çok başarılıdır.

W- Meme kanseri tedavisinde yenilikler ve güncel tedavi seçeneklerini paylaşır mısınız?

Ö.E.- Meme kanserinin biyolojik özelliklerini tanı anında saptamak tedavide kullanılacak ilaçları belirlemek için önemlidir. Kansere karşı kullanılan ilaçlarda çok önemli değişiklikler ve gelişmeler oluyor. Modern kanser ilacı geliştirme çalışmaları kanser biyolojisindeki gelişmeleri kullanarak az yan etkisi olan yeni ilaçlar geliştirilmesini hedefliyor. Normal hücrelere zarar vermeden seçici olarak kanser hücrelerini yok eden ilaçlar geliştirilmesi ile etkinlik artmış, yan etkiler azalmıştır.

Meme kanserinin tedavisini belirlerken tümörün tipi, evresi (meme dışında lenf bezlerine ve uzak organlara yayılımı), hormon reseptörleri ve HER2 olup olmaması, tümörün büyüme hızı, nüks riski ve kadının yaşı, genel sağlık durumu ve menopozda olup olmamasına göre karar verilir. Standart tedavide 5 yöntem vardır:

-CERRAHİ

-RADYOTERAPİ

-KEMOTERAPİ

-HORMONOTERAPİ

-HEDEFE YÖNELİK TEDAVİ (AKILLI MOLEKÜLLER)

Erken evre meme kanserinde en önemli gelişmelerden biri erken evre, hormon reseptörleri pozitif kadınlarda kemoterapi gerekliliğinin azalması oldu. Uluslararası bir çalışma (TAILOR-X) kemoterapiden fayda görecek olan hastalar ile fayda görmeyecek olanların ayrılmasını sağladı. Tümör dokusundaki genleri inceleyerek kemoterapi uygulamaksızın hormonoterapi uygulanabilecek hasta grubu saptandı. Yüksek riskli grupta ise kemoterapi mutlak gerekliliği ile hayat kurtarıcı bir tedavi yöntemidir. Bu çalışma sonucuna göre uygun hasta seçimi yapılarak kişiye özel tedavi seçmek mümkün;

Tümör büyüklüğü 1-5cm arasında olan, lenf bezlerine yayılmamış, ER pozitif, HER2 negatif, kanser nüks riski düşük hastalar için kemoterapi vermeksizin yalnızca hormonoterapi ile hastalıksız yaşam %93’ünde sağlanmıştır.

Yüksek riskli grupta ise tedaviye kemoterapi ekleyerek bu hastalarda da %90’ın üzerinde nükssüz sağ kalım sağlanmıştır.

Meme kanseri metastaz yaptığında tümörün özellikleri biopsi ile tekrar değerlendirilmeli. Nüks olması durumunda tümörün özelliklerinin %30 kadar hastada değişebildiğini biliyoruz. Eğer kanser hücreleri hormon reseptörleri pozitifse hormonoterapi için kullandığımız ilaçlara direncin gelişmesini geciktiren CDK4-6 inhibitörü adı verilen haplardan ekleyerek hastalığın ilerlemesine kadar geçen sürede 2 kata varan uzama sağlandı. 2019 yılında bu çalışmaların uzun dönem sonuçları açıklandı. Genel sağ kalımda da uzama yaptığı gösterildi.

Hedefe yönelik tedavilerde önemli gelişmeler HER2 pozitif hastalıkta tedavi yaklaşımımızı kökten değiştirdi. Tümördeki reseptörleri (alıcıları) hedefleyen akıllı moleküllerden ikisi birlikte kemoterapiye eklendiğinde ölüm riskinde %34 azalma sağladı. Lokal ileri evre hastalıkta ise neoadjuvan (preoperatif) tedavi sonrası yapılan cerrahide patolojik tam yanıt elde edilememesi durumunda antiHER2 tedavi stratejisini değiştirip 1 yıl süre ile uygulamak nüks riskini azalttığı gösterildi. 

W- En önemlisi koruyucu yöntemler, meme kanseri riskini nasıl azaltabiliriz ?

Ö.E.-Meme kanseri riskini azaltmak mümkün, özetle;

1-Anne olmayı geciktirmeyin

Doğum yapmak, özellikle de 30 yaşından önce ilk doğumu yapmış olmak, meme kanseri gelişme riskini azaltan önemli faktörler. Risk her doğumla yüzde 7 oranında azalıyor.

2-Bebeğinizi emzirin

30 ülkede 150 bin kadını kapsayan 47 çalışmanın tümü değerlendirildiğinde; emzirmenin meme kanseri üzerindeki koruyucu etkisi gösterilmiş. Yapılan çalışmalarda 12 ay emziren kadınlarda riskin yüzde 4 oranında azaldığı saptanmış. Meme kanseri sıklıkla 50 yaşından sonra görülse de, menopoz öncesi dönemde de, yani genç yaşlarda da gelişebiliyor. Ailesinde meme kanseri öyküsü bulunan kadınlarda risk daha yüksek oluyor.

3-Uzun yıllar doğum kontrol hapı kullanmayın

Bazı çalışmalarda doğum kontrol haplarını 10 yıldan uzun süre kullanan kadınlarda, hiç kullanmayanlara göre meme kanseri riskinin az da olsa arttığı tespit edilmiş. Kullanımı bırakınca 10 yıl sonra risk tekrar normale dönüyor. Bu nedenle doğum kontrol hapı kullanmadan önce, diğer risk faktörlerinizin değerlendirilmesi için doktorunuzla görüşmeniz çok önemli. Günümüzde kullanılan düşük dozlu doğum kontrol hapları ise meme kanseri riskini artırmıyor.

4-Menopoz döneminde hormondan kaçının

Bundan 10 yıl öncesine dek, menopoza bağlı  ateş basması, terleme gibi yakınmaları ve osteoporozu önlemek için östrojen ile progesteron içeren hormon tedavileri yaygın olarak kullanılıyordu. Ancak çalışmalar gösterdi ki kombine hormon tedavisinin (östrojen+progesteron) menopoz sonrası dönemde 3-5 yıldan uzun süre kullanımı meme kanseri riskini artırıyor. Bu yüzden hormon tedavisi tıbbi gereklilik durumları dışında önerilmiyor. Östrojenin tek başına kullanımı ise riski artırmıyor.

5-Haftada 150 dakika egzersiz yapın

Yapılan araştırmalar her gün aktif spor yapmanın meme kanseri riskini azalttığını ortaya koyuyor. Fiziksel ekzersiz ile kanser arasındaki ilişki, insülin direnci, salgılanan büyüme faktörleri ve bağışıklık sistemi ile bağlantılı olduğu düşünülmektedir. Sedanter yaşam  kanser riski açısından bağımsız bir risk faktörü olarak kabul edilmektedir.

6-En az 5 porsiyon sebze-meyve tüketin

Bağışıklık sistemini güçlendirmek ve bağırsakların düzenli çalışması için günde en az 5 porsiyon, her renkten sebze ve meyve tüketmeye özen gösterin.

Yağ içeriği yüksek olan besinler uzun süre tüketildiklerinde, meme kanseri için risk faktörü olan östrojen hormonunun düzeyi yükseliyor. Bunun sonucunda da kansere yakalanma riski artırıyor. Bu nedenle aldığınız total enerjinin sadece yüzde 20-25’i yağdan gelmeli. Risk faktörüne sahip değilseniz bu oran yüzde 30’lara çıkabiliyor. Günde 5-6 porsiyon sebze meyve tüketmeniz de çok önemli. Bunun nedeni ise sebze ve meyvelerin içerdikleri antioksidanlar sayesinde meme kanseri gelişme riskini azaltabilmeleri. Haftada 5 kez kırmızı et yenilmesiyle meme kanseri riskinde artış olduğunu gösteren çalışmalar da mevcut. Dolayısıyla meme kanserinden korunmak için kırmızı et tüketimini abartmayın.

7- Alkol kullanımını sınırlayın, sigara içmeyin

Alkol kullanımı arttıkça meme kanseri gelişme riski de artıyor. Çalışmalar, her gün düzenli olarak 3 kadeh ve daha fazla alkol tüketen kadınlarda meme kanseri riskinin tüketmeyenlere oranla yüzde 40 daha fazla olduğunu ortaya koyuyor.  Çalışma sonuçları, sigara ile meme kanseri arasında da bir ilişki olduğunu gösteriyor. Bu risk menopoz öncesi dönemde daha belirginleşiyor.

8- Formda kalın

Aşırı kilolu veya obez olmak meme kanseri riskini artırıyor. Bunun nedeni ise kilolu kişilerde kandaki cinsiyet hormonları, insülin ve insülin büyüme faktörü 1 ile bel çevresi kalınlığının artması. Tüm bu faktörler de meme kanseri açısından risk oluşturuyor. Menopoz sonrası kilo almak meme kanseri riskini daha da artırıyor. Çünkü bu dönemde kadınlarda meme kanseri riskini artıran östrojen hormonunun ana kaynağını yağ oluşturuyor.

9- Gelişigüzel vitamin takviyesi almayın

Doktorunuz önermediği takdirde, eş dost tavsiyesi ile vitamin desteği almayın. Aksi halde ciddi sorunlarla karşılaşabilirsiniz. Herhangi bir vitamin desteği almadan önce doktorunuza mutlaka danışmayı ihmal etmeyin. Hekiminiz muayene ve tetkikler sonucunda vitamin takviyesine ihtiyacınızın olup olmadığını belirleyecektir. Özellikle Vitamin D düzeyinin ölçülmesi önemlidir. Vitamin D düzeyi düşük kişilerde yerine konması hem meme hem kemik sağlığı açısından yararlıdır.

10- Ailenizdeki kanser öyküsünü öğrenin

Anne, baba ve kardeşlerin yanı sıra teyze, hala, amca ve kuzenlerdeki meme, over (yumurtalık), rahim, prostat ve kalın bağırsak kanser öyküsünü öğrenmeniz, ailenizden gelen genetik risk faktörlerinin belirlenmesinde büyük önem taşıyor. Erken yaşlarda kanser görülmesi veya belli bir kanser tipinin fazla görülmesi kalıtımsal risk faktörünü artırıyor. Bu durumun belirlenmesi de erken tanı konulmasında, hatta önlenmesinde büyük önem taşıyor. Meme kanseri riski yüksek kişilerde hastalığın gelişimini önlemek amacıyla ilaç kullanımına (kemoprevensiyon) başlanıyor. Dolayısıyla risk grubunda olup olmadığınızı öğrenmek için risk profilinizin belirlenmesi gerekiyor. Ailesinde meme kanseri öyküsü bulunanlarda risk daha yüksektir. Çevresel risklerin yanısıra genetik-kalıtımsal durum çok önemli. Toplumda standart riski olan kadınların meme kanseri geliştirme oranı yüzde 12 iken, meme kanseriyle ilişkisi belirlenmiş olan BRCA1 gen taşıyıcılarında bu oranın yüzde 55-65’e, BRCA2 gen taşıyıcılarında ise yüzde 45’e kadar çıkabilmektedir. Genetik olarak risk taşıyan kadınlarda kanser gelişmeden önce önlem almak ve erken tanı mümkündür. Standart riski olan kadınlarda ise 40 yaşından itibaren düzenli mamografi ve meme muayenesi yaparak erken evrede veya hatta kanser gelişmeden önce saptamak mümkündür.

W- Sevgili Hocam değerli görüşlerinizi paylaştığınız için şükranlarımızı sunarız.