Ana Sayfa Ana Sayfa Yalnızlık korkusu

Yalnızlık korkusu

Eczacı, araştırmacı, yazar ve eğitmen Sara Pour; Hayat, mutluluk, yalnızlık korkusu, beden-ruh sağlığı hakkında değerlendirmeler ve yalnızlık gibi bazı problemlerinin çözümü için geliştirdiği özel yöntemle ilgili önemli açıklamalar yaptı.    

Sara Pour, öncelikle, insan davranışları ve hayata dair şunları paylaştı:

“Aman birileri kırılmasın, darılmasın diye hayır demekte zorlanıyorsanız, dışlanmaktan korkup istemediğiniz halde elalem sürüsüne katılıyorsanız, ‘onlar yanlış anlar’ diye isteklerinden kolayca vazgeçiyorsanız, hatta mantığınıza ters düşen her söylenene sırf sevsinler diye onaylayıp fikir birliği yapıyorsanız, karakterinizin ta derinliklerinde tamamlanmayı bekleyen eksiklikler ve sarılmayı bekleyen yaralar olduğunu bilmeniz gerekir. Böyle devam ederseniz yani başkaları için yaşarsanız, kendi hayatınızı ıskalamış olursunuz ve sizden başka herkes size ait olan hayat hakkında yorum yapabilir, sizi istediği yöne sürükleyebilir.  Böylelikle ‘dışlanmayayım, değer görüreyim, sevileyim’ derken gün geçtikçe karşınızdakilerin gözünde değersizleşmeye başlarsınız ve ilişkilerinizde sınır ihlali yapanlar artar. Siz de durmadan taviz vermeye alışırsınız ve kendinize gelip dur diyene kadar bu kısır döngü devam edecektir. Buradaki sıkıntı ‘öz değersizlikten ve öz güvensizlikten’ kaynaklanır aslında. Geçmişte kayıplar, gidişler veya bitişler yaşamışsanız, yalnız kalma korkunuz varsa değişime karar verene dek bu labirentten çıkamazsınız. Yalnız kalma korkunuzu kendinizi tanıyarak, içinizdeki muhteşem özü keşfederek ortaya çıkararak yenebilirsiniz.” 

“İNSANDA SİSTEM GÜZEL BİR HARMONİ İÇİNDE ÇALIŞMALI”

“Peki ne yapmalıyız” bölümüne geçmeden önce bir hatırlatma yapmak istiyorum diyen Pour,İnsan çok boyutlu bir varlık olduğundan, her alanda sağlıklı bir birey olabilmesi için, fizyolojik bedenin doğru çalışmasının yanı sıra, ruhsal beden, duygusal beden, spiritüel beden gibi pek çok sistemin güzel bir harmoni içinde işbirliği yaparak çalışması gereklidir.” dedi.

Pour, bu sistemlerden birisi aksadığında içsel harmoni ve denge bozulduğu için psikosomatik hastalıkların baş gösterdiğini belirterek, şöyle devam etti:

“‘Psyche’ ruh, ‘Soma’ ise beden demektir. Literatürde ‘Somatizasyon Bozuklukları’ olarak adlandırılır. Somatizasyon ise; bedenselleştirme demektir. Bu tarz hastalıkların teşhisi böyle konulur. Genelde fizyolojik semptomlar ile karşılaşıldığında doktora başvurulur, yapılan tahlil ve tetkikler temiz çıkınca, yaşanılan durumun psikolojik olduğu tespit edilir. İnsanın tüm boyutlarını ele alarak, sorunun köküne inerek çözersek, aşılamayacak hiçbir engel kalmaz. Konuyu daha iyi açıklayabilmem için Mevlana hikayelerinden olan ‘körlerin fil tarifini’ anlatmak isterim; Hintliler karanlık bir ahıra fil getirip halka göstermek istediler. Hayvana görmek için o kap karanlık olan yere bir hayli adam toplandı. Fakat ahır o kadar karanlıktı ki gözle görmenin imkanı olmadığı için fili dokunarak tanımlamaya çakıştılar. Birisinin eline filin kulağı geçti, ‘kocaman bir yelpazedir sanırım’ dedi. Başka birisinin eline filin ayağı geçince, ‘muazzam bir direk olabilir’ dedi. Bir başkası da sırtına dokunduğunda, ‘sağlam bir yataktır’ diye mırıldanır. Herkes nereye dokunduysa nasıl algıladıysa fili ona göre anlatmaya başladı. Onların sözleri ve görüşleri doğal olarak birbirine zıttı. Filden her biri ne anladıysa öyle yorumladı, sonuç olarak herkes kendi algısına dayanarak en mantıklı ve doğru yorumu yaptığına inandı. Fakat ahır aydınlanınca fil bir bütün olarak gözükünce tüm yargılar suya düştü. Bu sebeple sağlıklı yaşam için bir bütün olarak kendimizi ve çevremizdeki insanları tanıyıp ona göre muamele etmeliyiz.”

3 AŞAMALI “SAROMA” YÖNTEMİ 21 GÜN UYGULANMALI

“Kendi deneyimlerimden, uygulamalarımdan ve edindiğim hayat felsefemden yola çıkarak diyorum ki; Tek metod kullanarak iş, aşk veya arkadaşlık ilişkilerinizdeki pürüzleri giderebilmek karanlıkta çözüm aramaya benzer” diyen Pour, “Ben kendim için ve çevrem için uyguladığım ve önerdiğim ‘saroma’ yöntemini geliştirdim, sizlerle de paylaşmak istedim.diye konuştu. 

Bu yöntemin, her insanı bir bütün olarak tüm boyutları ile ele alarak ihtiyacına göre bütünsel çözümler sağlayan 3 patikalı bir yöntem olduğunu ve her patikada kişiye ve pürüze göre tüyolardan oluştuğunu belirten Pour, şu bilgileri anlattı:

“1. adım; Bilişsel tüyolar, 2. adım; Meditatif tüyolar, 3. adım; Aromatik tüyolar. Okuyanlardan tek ricam, bu süreçte paylaştığım tüyoları en az 21 gün boyunca hiç aksatmadan uygulamanızdır, çünkü bildiğiniz gibi ifade edemediğimiz duygular veya sindiremediğimiz öfkeler, kabullenemediğimiz olumsuz yaşanmışlıklar veya kayıplar hepsi birer duygu kümesi olarak bilinçaltı dünyamızda saklanır. 21 gün boyunca istikrarlı bir biçimde uygulanan yöntemler bilinçaltımızın te derinliklerine inerek orada biriken olumsuz anıları ve düşünceleri arzuladığımız şekilde değiştirmemize yardımcı olur.”

Sara Pour, “Girişte anlattığım Yalnızlık korkusunun çözümünü, Saroma yöntemi ile açıklayayım” diyerek, aşağıdaki bilgileri paylaştı:

  1. A) Bilişsel tüyolar; 

Mantığımızı kullanarak hayatımızın pürüzlü dönemlerinde doğru dokunuşlar yaparak arzuladığımız yaşantıyı iş’te, aşk’ta veya sosyal çevremizde yakalamamızı kolaylaştıran tüyolardan oluşur.  ‘Ne yapmam gerektiğini biliyorum ama uygulamakta güçlük çekiyorum’ dememek için uygulamak istediğiniz her öğretiyi anlık veya dönemlik çözümden ziyade hayat tarzı olarak benimsemelisiniz. Bunun için de 21 gün kuralını ve “mindfullness” yani olumlama tekniğini unutmayın lütfen. Bu yöntem bilinçaltınızı arzuladığınız şekilde programlanmasına yardımcı olur.  Size anlattığım öz değersizlik inancı ve yalnızlık korkusu konumuzun bilişsel tüyolarına dönecek olursak;  kalem kağıdınızı alıp hayallerinizi, hedeflerinizi yazın lütfen. O hayallere ulaşmanız için hayatınızdaki öncelikleri yazın ve sıralamayı şöyle yapın lütfen; bu süreçte size destek olanları, sizin mutluluğunuza mutluluk katanları, huzurunuza huzur katanları seçip kağıdınıza ekleyin. Yunus Emre’nin dediği gibi ‘bir ben varmış benden içeri ve benden öte.’ İçinizdeki O ‘ben’ ile iletişime geçip dürüstçe kendinizi yoklayın. Geçmişteki başardıklarınıza odaklanıp, her çöküşün nasıl muazzam yükselişlere yol açtığını hatırlayın. Güçlü ve güçsüz olduğunuz yönleri bulup kağıdınıza ekleyin. En son bölümde de seçtiğiniz yolun haritanı çizin lütfen.

  1. B) Meditatif tüyolar; 

Evrende her ne varsa bir Frekans halinde ve titreşiyor. Titreşimler ise bizim yaradılışımızla görebildiğimiz bir düzeyde değil. Ama hissedebileceğimiz bir düzeyde. İşte doğru beyin dalgasında doğru meditatif uygulamaları ve olumlamalar ile istediğimiz titreşimi hayatımızın her alanında yaymayı başarabiliriz. Meditasyon ve olumlama tekniğinden destek alarak bilinçaltınızın istediğiniz formatta tekrardan programlanmasına büyük katkısı olacaktır. Özellikle de Beynimiz alfa seviyesindeyken her gün en az 20 dk. anda kalarak, nefesinize odaklanarak, iç sesinizi dinlemeye çalışın lütfen. Bu alfa frekansının doğal sürecidir. Uykuya dalmadan hemen önce ve uyandığınız andaki frekansınız alfa frekansıdır. Özellikle gerçekleşmesini istediğiniz herhangi bir hayaliniz var ise bu anlarda hayalinizi üç boyutlu düşünerek, yoğun duygu (neşe, sevinç, heyecan, mutluluk) hissederek bilinçaltınız vasıtasıyla o titreşimi evrene gönderin böylelikle düşlediğiniz şekilde hayatınızın değişmesi kolaylaşmış olur. Tabi bununla ilgili bilinçaltı telkin ses kayıtlarının katkıları epey büyüktür. (https://youtu.be/11HNyGOhjvI)

  1. C) Aromatik tüyolar;

Bilimsel araştırmalar, uçucu yağların sayısız faydalı fitokimyasal özelliklere sahip olduğunu göstermiştir: anti-enflamatuar, antidepresan, anti-stres, antioksidan, antimikrobiyal ve analjezik, ancak insan potansiyelini etkileme yetenekleri psikofizyolojik etkilerle sınırlı değildir. Aromatik yağların görevi bunlarla kısıtlı kalmayıp, İç dünyamızın daha derinliklerinde saklanmış ve bastırılmış duyguları harekete geçirerek hayatımızı değiştirmeyi başarıyor. Araştırmalar gösteriyor ki İfade edemediğimiz duygular veya öfkeler, geçmişte yaşamış olduğumuz olumsuz olaylar veya kayıplar hepsi birer duygu kümese bilinçaltı dünyamızda saklanır. Meditatif durumdayken aromatik yağlar kullanıldığında pek çoğunuzun bildiği üzere limbik sistemimize direkt ulaşarak duyguları harekete geçirip geçmişten bugüne biriktirdiğimiz, olumsuz anıları gün yüzüne çıkararak ‘saroma’ yönteminin altın vuruşudur. Son olarak da anlattığım özdeğersizlik inancı ve yalnızlık korkusu konumuzun aromatik tüyolarına dönecek olursak, bu süreçte yardımcı olacak ve iyi hissettirecek iki uçucu yandan bahsetmek istiyorum:

-Atlantik sedir yağı (Cedrus atlantica): Dengeleyici, yapılandırıcı, güçlendirici ve cesaret verici bir yağdır. Karar verme sürecindeyseniz, kendinizi zihinsel ve ruhsal olarak yetersiz ve güçsüz hissettiğiniz bir dönemdeyseniz, Atlantik sedir yağı kararlı ve net olmanıza yardımcı olarak bu süreci atlatmanızı kolaylaştıracaktır.

-Limon yağı (Citrus Limonum): Enerjine enerji katacak, mutluluğuna mutluluk katacak içsel dengeni arttıracak bir yağdır. Seratonin, endorfin ve dopamin hormonların salınımını arttıracak bir yağ. Limon yağını jojoba yağı veya zeytinyağı ile incelterek kullanmalısınız. Her meditasyon çalışmasında Atlantik sedir yağıyla uygulandığında karamsarlıkta kalmadan  hayata daha objektif bakmanızı sağlayarak çözüm odaklı olmanıza yardımcı olacaktır. Bunun için önerim şöyle olur; sabah uyanır uyanmaz doğa müziği açıp meditasyon çalışmaya başlamadan önce önerdiğim her iki yağdan ikişer damla ellerinize damlatıp hafiften nefes alıp vererek veya bir beze damlatıp kokusunu alabileceğiniz mesafede tutarak faydalanabilirsiniz.