Ana Sayfa Ana Sayfa Kanser hücreleri insan vücudunun içinde çoğalırken de zaman içinde evrim geçiriyor

Kanser hücreleri insan vücudunun içinde çoğalırken de zaman içinde evrim geçiriyor

W- Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Sn. Prof. Dr. N. Serdar Turhal’dan onkoloji alanında görüşlerini almaya devam ediyoruz;

Kanserli dokudaki tümör hücreleri de doğadaki canlılar gibi değişip evrim geçiriyor mu?

S.T. Evet,

kanser hücreleri insan vücudunun içinde çoğalırken de zaman içinde evrim geçiriyor.

Uygulanan tedavilere direnç gelişebiliyor bunun için yeni tedavilerin uygulanması gerekiyor. Fakat eğer sorunuz örneğin 50 yıl önceki meme kanseri ile şimdiki meme kanseri arasında bir fark var mıdır ise fark olduğuna dair bir bilgiye sahip değilim. Bu şekilde bir evrim olduğu konusunda bir bilgim yok, olsa idi bilgiye sahip olur paylaşırdım.

W- Bir başka güzel gelişmede sanırım teşhiste; ‘likit biyopsi’  (CTC ve ctDNA) nin sunduğu avantajlar nelerdir?

S.T.- Kanser hastalığının tanısını ya da zaman içinde geçirdiği değişiklikleri gözlemlemek için tekrar parça almak gerekebiliyor. Bazen bu parça alınması gereken yer zor bir bölge olabiliyor, ulaşmakla ilgili güçlükler hastaya sıkıntı yaratabiliyor. Onun yerine yeni keşfedilen likit biyopsi ile hastadan kan alınıyor ve bu kandaki 1.000.000 normal hücre içinde bir tane bile tümör hücresi olsa bunu makine tanıyabiliyor, yakalayabiliyor. 4-5 tane tümör hücresi yakalandığı zaman bunun üzerinden moleküler genetik analizler yapılarak hastalığın yeni özellikleri saptanabiliyor. Bu kandan yapılan likit biyopsi tekniği sayesinde de pek çok hastada tekrar biyopsi yapma yada zor ulaşılan yerlerden biyopsi yaparak hastanın yaşam kalitesini bozma gibi sıkıntılardan kaçınmak mümkün olabiliyor.

W- Kanser nedenleri tüm kanser türlerini de kapsayacak şekilde bir havuzda toplanabiliyor mu?

S.T.- Şüphesiz ki tüm kanserlerin ortak bir takım sebepleri var. Bunların arasında sigara, kilolu olmak, güneş maruziyeti, alkol gibi sebepler var. Ancak yine de kanser bir bütün olarak kompleks ve değişik sebepleri olabilen bir hastalıktır. Tüm kanser sebeplerini ve oluşumunu basit bir şekilde açıklayabilmek mümkün değil.

W- Mikrobiyotanın kanserdeki rolü nedir?

S.T.- Mikrobiyota vücudumuzda bizimle beraber yaşayan yaklaşık iki buçuk üç kilo kadar ağırlığı olan milyonlarca bakteri hücresine verilen isimdir. Bu bakteriler vücudumuzun çalışmasında önemli bir role sahiptir ve yalnızca kanser değil pek çok diğer hastalıklarda da bu mikrobiyotanın rolü vardır. Üstelik bu mikrobiyota deki değişiklikler uygulanan tedavilere vücudun verdiği cevabı da belirlemektedir. Ancak bunlarla ilgili bilgilerimiz henüz emekleme aşamasındadır. Mikrobiyotanın uzun dönem insan sağlığındaki rolüyle ilgili bilgilerimiz artacak ve bununla ilgili tedaviler de gündeme artan bir şekilde gelecektir kanaatindeyim.

W- Destek tedavilerine yaklaşımınız nedir; örneğin fitoterapi?

S.T.- Bizim bildiğimiz kadarıyla raftan alınacak herhangi bir takviye maddenin kanser hastalığının seyrini değiştirme ya da tedavinin etkinliğini arttırma gibi bir rolü genel olarak tanımlayacak olursak yoktur. Hastaların herkes için geçerli olan sağlıklı beslenme şekillerini seçmeleri; az yağlı, az tuzlu, az şekerli gıdalarla beslenmeleri; taze sebze-meyve yemeleri; konserve edilmiş uzun dönem saklanabilen gıdaları az tüketmeleri; tavuk, balık ve kırmızı eti dengeli tüketmeleri yeterli olacaktır kanaatindeyiz.

W- “Mucize tedaviler” umudu sömürmekte, sonuç olarak bu hassas alanda suiistimaller var mıdır?

S.T.- Şüphesiz ki suiistimaller vardır. Çünkü bu konuda bir talep vardır. Kanser hastalığı ile ilgili tedavilerimiz deki başarı oranları biz onkologları da tam tatmin etmiyor. Doğal olarak hastaları da tam tatmin etmiyor. Sonucunda başka arayışlar daha kolay şekilde kanserle baş etme arayışları şu an için bitmeyecektir. Arayışlar bitmediği sürece de bu suiistimaller olacaktır kanaatindeyim.

W- Bu konuda sağlık okuryazarlığını arttırmak v.b. için ne gibi önlemler-düzenlemeler alınabilir?

S.T.- Bizim dernek üyeleri olarak genel tecrübemiz; suiistimalleri yapan kişilere karşı kanuni ya da basın üzerinden kısıtlamalara, cezalandırmalara gittiğimizde tam tersine bu kişiler bunları kendi popüler değerini arttırmak için kullanmaktadır. Bu nedenle halkımızın bilinçlenerek bu kişilerin söylediklerine itibar etmemeyi öğrenmeleri en önemli yaklaşım olarak ortaya çıkmaktadır. Biz doğrudan suiistimal yapan kişileri muhatap almadan doğru olduğunu bildiğimiz gerçekleri sizler ya da sosyal medya aracılığıyla halkımızla paylaşarak sağlık okuryazarlığını arttırmayı planlıyoruz.

W- Batıda olup da bizde henüz uygulanmayan yöntem veya bulunmayan ilaçlar var mıdır?

S.T.- Kanser hastalığının tedavisi ile ilgili değişiklikler çok hızlı bir şekilde değişmektedir. Bu nedenle de Amerika Birleşik Devletleri’nde onaylanan birtakım ilaçlar henüz Avrupa’da da onaylanma sürecini tamamlamamış olabilmektedir. Türkiye için de aynı süreç geçerlidir ancak gecikmeli de olsa bu ilaçlar tedavideki etkinliklerini ispatladığı sürece Sağlık Bakanlığı zaman içinde bu ilaçların Türkiye’de kullanılmasına izin vermektedir. Bu ilaçların çok pahalı olması ve bizim gelir grubumuzdaki ülkelerin bütçelerini zorlaması da yalnızca ülkemize ait olmayan pek çok ülke için de geçerli olan bir gerçektir.

W- Hastalar bazen umudunu yurtdışında aramakta oysa ülkemizin sağlık turizmi yüksek seviyede, bu durumu nasıl karşılıyorsunuz?

S.T.-  Türkiye hakikaten sağlık hizmetlerini iyi bir şekilde verebilmektedir ve bu nedenle yurtdışından da pek çok hasta sağlık hizmeti alabilmek için Türkiye’ye gelmektedir. Onun için bu şekilde yurt dışına gitme ihtiyacı duyan hastalık sayısının az olduğunu düşünüyorum. Ancak henüz ülkemizde onaylanmayan ilaçlarla ya da araştırmalarla ilgili tedavinin bir parçası olabilmek için yurt dışına giden hastalar olabilmektedir. Ülkemizdeki sağlık hizmetinin yetkinliğini ve güzelliğini gördükçe bu hastaların sayısının da azaldığı kanaatindeyim.

W- Onkolojide hastalara kolay ulaşılabilir, anlaşılabilir ve doğru bilgiyi aktarma konusunda ne gibi çalışmalarınız vardır?

S.T.- Biz sosyal medyayı kullanarak gerek derneğimizin web sitesi ve gerekirse Instagram gibi değişik sosyal mecralarda halkımızı bilgilendirmek için profesyonel yardım da alarak çalışıyoruz.

W- Paydaşlarınız olan STK’lardan, Kamudan ve İlaç Sektöründen beklentileriniz nelerdir?

S.T.- STK’lar ile yakın işbirliğimizi arttırarak sürdürmek istiyoruz. Kamunun Türk Tıbbi Onkoloji Derneği’nin görüş ve önerilerini daha fazla göz önünde bulundurmasını  istiyoruz. İlaç sektöründen özel bir beklentimiz yoktur.

W- Derneğinizin yakın dönem projeleri hakkında bilgi paylaşır mısınız?

S.T.- Projelerimiz;
Hastalarımızın Türkiye’de yürüyen çalışmalardan daha yüksek oranda faydalanabilmesi için Onkoloji doktorlarının cep telefonları üzerinden ulaşabilecekleri bir araştırma çalışmaları aplikasyonu kuruyoruz, o sayede hasta henüz poliklinikte iken ne gibi çalışma ilaçlarına erişim hakkı olduğunu anlaması mümkün olacak.

Doktorlarımızın eğitimi, halkın bilgilendirilmesi çabalarımız yeni uygulamalar ve materyallerle çeşitlenerek artacak.

Bilimsel çalışmaların daha verimli bir şekilde koordine edilmesi için hastalıklara odaklı bilim kurulları oluşturuyoruz, bu sayede Türkiye’de daha fazla bilim üretilebileceği kanaatindeyiz.

Çevre ülkelerle beraber yürüttüğümüz OncoBridge projesindeki lider rolümüzü bu seneki yeni aktivitelerimizle arttırmaya devam edeceğiz.

W- Sevgili Hocam son olarak; kanser tedavisinde heyecan veren gelişmeler var mıdır? Kansere kesin çözüm konusunda tarih verilebilir mi?

S.T.- Kanser genetiği ile ilgili bilgilerimiz arttıkça kanser tedavisi ile ilgili daha yetkin hale geliyoruz ve durmaksızın yeni ilaçlar keşfediliyor. Bunlar heyecan veren gelişmelerdir. Ancak kanserin tedavine kesin çözüm konusunda bir tarih vermek mümkün değildir. Çünkü bu hastalıkla ilgili bilgilerimiz derinleştikçe kanser hastalığının ne denli kompleks ve karmaşık bir hastalık olduğu ile ilgili kanaatimiz de pekişmektedir. Bana görüşlerimi paylaşma fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederim.

W- Sevgili Hocam değerli görüşlerinizi paylaştığınız için şükranlarımızı sunarız.

“Geçmişte organ üzerinden kanserleri tanımlarken şimdi moleküler genetik özellikleri üzerinden tanımlıyoruz”