Ana Sayfa Ana Sayfa “Geçmişte organ üzerinden kanserleri tanımlarken şimdi moleküler genetik özellikleri üzerinden tanımlıyoruz”

“Geçmişte organ üzerinden kanserleri tanımlarken şimdi moleküler genetik özellikleri üzerinden tanımlıyoruz”

W- Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Sn. Prof. Dr. N. Serdar Turhal’dan onkoloji alanında görüşlerini alacağız.

Sevgili Hocam derneğinizin yapısı ve faaliyetleri hakkında bilgi paylaşır mısınız?

S.T.- Türk tıbbi Onkoloji Derneği 25 yıldan uzun süredir faaliyet gösteren Türkiye’deki tüm tıbbi onkologların çatı derneğidir. 600’ün üzerinde üyemiz vardır.

Faaliyetlerimiz arasında üyelerimizin tıbbi bilgilerini güncelleme, toplumu kanser konusunda bilgilendirme, üyelerimizin ve Türk Tıbbi Onkoloji camiasının yurtdışı derneklerle olan bağlantılarını sürdürme gibi faaliyetlerimiz vardır.

W– İnsanlarımızın kanser hakkındaki bilinç seviyesi nedir?

S.T.- Ülkemizdeki kanser hakkındaki bir seviyesini oldukça iyi olduğunu düşünüyorum. Ancak bunu arttırmak ve güncel bilgileri toplumumuzla paylaşmak için çabalarımızı da aralıksız sürdürmekteyiz.

W – Basında çıkan bir haberde kanser hastasının serzenişi vardı;
“Sadece arkadaş ve akraba çevresi değil, tedavimi yürüten doktor ve hemşirelerin ilgisindeki azalma da mücadele motivasyonumu kırıyor”.
Empati kurunca gerçekten zor bir süreç, bu süreci yönetme konusundaki düşüncelerinizi alabilir miyiz?

S.T.- Şüphesiz kanser hastalığı zor bir süreç ve bu süreci yönetme konusunda onkoloji doktorlarına büyük görev düşüyor. Bu görevi hakkaniyet ile yerine getirebilmek için onkoloji doktorlarımızın Avrupa Birliği standartları olan günde en fazla 20 hasta muayene etme-değerlendirme sınırına uyulması gerekiyor ancak günümüz koşullarında pek çok klinikte onkolog meslektaşlarımızın günde yaklaşık 60-70 hasta görmesi gerekiyor. Böyle olunca da hastalarımızın kanser hastalığına doğrudan bağlı fizyolojik durumlarının dışındaki sosyal sıkıntılarına çare bulmakta yetersizliğe düştüğümüz olabiliyor. Ümidimiz odur ki yakın zamanda günlük hizmet verdiğimiz hasta sayıları da yeni onkologların yetişmesi ile makul seviyelere gerileyecektir.  Böylece biz de hastalarımıza daha uzun zaman ayırıp sıkıntılarına yönelik daha iyi çare olabileceğiz.

W- Güzel bir projeniz var; “0530 969 39 33” numaralı Psikolojik Destek Randevu Hattı‘nı hastalar arayarak uzman psikologlardan destek alabiliyor.  Desteğiniz hakkında bilgi alabilir miyiz?

S.T.- Endüstri işbirliği ile 3 büyük şehrimizde onkoloji hastalarımıza yönelik psikolojik destek imkânı sunuldu. Bu sayede herhangi bir ücret ödemeden hastalarımız psikologlara danışarak yeni durumları ile baş etme konusunda bir yol göstericiye sahip olabiliyorlar. Bu imkânı kullanan hastalarımızın çok memnun olduğunu duyuyoruz. İlk başta İstanbul’da başlatmıştık şimdi diğer şehirlere de yine endüstrinin desteği sayesinde genişletme imkanı bulduk. Umarım bunu uzun vadede tüm Türkiye’ye yayma imkânı olur.

W- Ülkemizde hastaların erken teşhisi ve onkoloğa ulaşmasında durum nedir?

S.T.- Ülkemizde hastaların erken teşhis ve onkoloğa ulaşmasında önemli bir sıkıntı olduğunu düşünmüyorum. En önemli sorun hastaların kanserle ilgili endişeleri nedeniyle doktora başvurmadaki gecikmeleri. Bunun da doğru bilgilendirme ve erken tanının kanser hastalığında büyük fark yaratabileceğini hastalarımıza tekrar vurgulamak ile azaltılabileceği düşüncesindeyim.

W- 4 Şubat Dünya Kanser Günü vesilesiyle paylaştığınız görüşlerinizde, “akıllı” ilaçların, tümörün genetik özelliklerini hedef alarak, hastaların ortalama yaşam süresini uzatabildiğini vurgulamıştınız. Ülkemizde bu tedavi yöntemi uygulanmakta mıdır, akıllı ilaçları tüm dünya ile eşzamanlı tedavilerinizde kullanma imkânınız bulunmakta mıdır?

S.T.- Kanserin çoğalmasındaki genetik değişiklikler saptandıkça bunlara yönelik ilaçların keşfedilmesi süreci de hızlandı. Şu anda bine yakın genetik yol ve yine bu yolları bloke etmeye yönelik 800’ün üzerinde molekül keşfedildi. Bu moleküllerin doğru kullanılması ile ilgili bilgiler de hızlı bir şekilde gelişmektedir. Ancak bu ilaçların çok pahalı olması nedeniyle tüm dünyada onay süreçlerinde temkinli yaklaşımlar oluyor. Ülkemizde de bu durum söz konusu ancak klinik kullanım bulmuş akıllı ilaçların bir çoğu ülkemizde de var ve her geçen gün bunların sayısı da artmaktadır.

W- Bu tedavi yöntemi tüm kanser türleri için geçerli midir?

S.T.- Teorik olarak tüm kanser türleri için geçerlidir. Ancak bazı kanser türlerinde daha fazla genetik yolları bloke edici ilaçlar varken bazılarında daha az, ama zaman içinde bu diğer kanserler içinde akıllı ilaç tedavilerinin keşfedileceği aşikârdır.

W- Hedefe yönelik tedaviler ileri (metastatik) evrede yaşam süresini uzatabiliyor mu?

S.T.- Evet metastatik evrede de hedefe yönelik tedaviler yaşam süresini uzatabiliyor. Ancak çoğunlukla bu tedavilerin metastatik hastalığın tedavisinde erken sıralarda kullanılması halinde yaşam süresindeki uzamalar daha belirgin hale geliyor, hasta 4-5 seri değişik kemoterapi aldıktan sonra bu tedavilerin katkısı daha sınırlı düzeyde oluyor.

W- Genetik analizlerle hedefe yönelik tedavi de başarı aynı düzeyde midir?

S.T.- Eğer genetik analiz yapılır ve ona göre hedefe yönelik tedavi seçilir ise başarı düzeyi daha iyi olacaktır. Orta vadede, kanser tedavisinde, hedefe yönelik tedavilerin genetik analizler sonucu belirlenerek uygulanması artacaktır kanaatindeyim.

W- Kanser aşıları hakkında bilgi alabilir miyiz?

S.T.- Vücudun bağışıklık sistemini bir aşı ile kansere karşı harekete geçirerek başarı sağlamak çok uzun yıllardır kanser tedavisi araştırılan bir konudur. Ancak bununla ilgili somut başarı yalnızca göreceli olarak az görülen kanser durumlarında kullanılabilmiştir. Şu anda kanser aşıları kanser hastalığının tedavisinde öncelikli olan bir araştırma konusu değildir.

Daha çok hedefe yönelik tedaviler ümit vaat eden yöntem olarak ortaya çıkmaktadır

W- İmmüno-onkolojik tedavilerin geldiği noktayı özetle alabilir miyiz?

S.T.-  Geçmişte organ üzerinden kanserleri tanımlarken şimdi moleküler genetik özellikleri üzerinden tanımlıyoruz. Onun için akciğer kanseri meme kanseri gibi tanımlamalar yapmaktan ziyade şu genetik bozukluğa sahip kanser bu genetik bozukluğa sahip kanser gibi düşünüyoruz ve buna yönelik olarak tedaviler uyguluyoruz dolayısı ile başarılı olma şansımız daha da yüksek oluyor.

W- Kanser tedavisinde asıl umut size göre hangi yöntemdedir?

S.T.- Kanser hücrelerinin çoğalmasını saptayarak buna yönelik bloke edici ilaçlar kullanmak kanser tedavisindeki şu anda görünen en ümit vaat eden yöntem gibi görünmektedir.

W- Yeni yöntemler sayesinde kemoterapi ve cerrahi müdahalelerde azalma yaşanmakta mıdır ve bu yöntemlerin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

S.T.- Evet kanserli dokuyu küçültmek, geriletmek ve daha sınırlı cerrahi imkânı sağlamak mümkün olmaktadır. Ancak cerrahi tedaviler kanser hastalığının tedavisinde hala önemli bir yer tutmaktadır ve pek çok durumda kanserli hastasının şifa bulması için geride kalan kanserli dokunun ameliyatla çıkarılması önemli bir yol ve yöntem olarak kullanılmaktadır.

W- Kanserli dokudaki tümör hücreleri de doğadaki canlılar gibi değişip evrim geçiriyor mu?

devam edecek