Ana Sayfa Ana Sayfa Barolar Birliği’nin “altı üstü bir imza” tavrı kabul edilemez!

Barolar Birliği’nin “altı üstü bir imza” tavrı kabul edilemez!

Avukat adayları da bir çok meslek erbabı gibi işe başlamadan önce sağlık kurumlarının yolunu tutmakta ve sağlık durumlarının Avukatlık yapmaya uygun olup olmadığına dair bir sağlık raporu almaktadırlar. Bu ve benzeri raporlarda aranan bir de ibare vardır, o da “Mesleğini yapmaya bedenen ve ruhen uygun olduğu”. Kimin hangi beden ve ruh halinin, hastalıkların hangi meslekleri yapabileceğine veya mesleği yapmasına engel olduğuna dair herhangi bir liste olmaması bir yana, tek bir hekimin böylesine iddialı bir raporu, resmi evrağı düzenleyebiliyor olması da tıbben ve hukuken anlamsızdır.

Şimdiye kadar Türkiye Barolar Birliği’nin bu konudaki yönetmeliğine göre bu raporlar Bir Hastanenin Uzman Hekimliğinden alınmakta idi. Yıllardır sahada stajyer avukat adayları ile aile hekimleri arasında bu nedenle gerginlikler yaşanmakta, hatta Türkiye Barolar Birliğinin bu yönetmeliğine aykırı olarak İstanbul Barosu Web sitesinde bu raporların “tek hekim raporu ” olarak alınabileceği yazmakta, bu da gerilimi İstanbul özelinde daha daha arttırmakta idi. Şimdi konunun sağlık tarafındaki muhataplarının hiçbir bilgi ve görüşüne gerek duyulmadan, Mevzuat Hazırlanmasına Dair Yönetmeliğin hükümlerine göre zorunlu hale getirilmesine rağmen Sağlık Bakanlığına da danışılmadan, kimin avukat olup olamayacağını belirleyen yönetmeliğin sağlık şartı kısmı değiştirildi ve 14.12.2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı. Artık avukatlık stajı yapabilmek için tek hekim raporu yeterli olacaktı. Bu kısımda belirtmemiz lazım ki Avukatlık Kanununda sadece ‘avukatlık başvurusu’ sırasında yani staj sonunda aklen ve bedenen avukatlığa engel bir halin bulunmaması şartı getirilmişken, kanuni yetkisi olmamasına rağmen Avukatlık Staj başvurusunda sağlık raporu istenmesi açıkça bir hukuksuzluktur, Anayasamızın 17. Maddesine de açıkça aykırıdır. Bu aykırılığı yapan kurumun TBB olması ise üzücüdür. Daha üzücü olan şey ise Türkiye Barolar Birligi’nin de verilen sağlık raporunu “altı üstü bir imza” olarak görmekte olmasıdır.
Bizler bu değişikliği Tüm Kamu idaresine ve özellikle Sağlık Bakanlığımıza bir mesaj olarak da değerlendirmeyi uygun gördük.
Bu değişiklik ile:

• Bir iş ya da etkinlik için talep edilen ve maalesef prosedür anlamında o iş ve etkinliği yapabilmenin temel koşulu olarak alınması şart koşulan Hastane Uzman Hekimi raporunun, bir kısım bürokrat veya sağlık dışı kuruluşlar veya meslek odaları tarafından bir gecede değiştirilebiliyor olması, o iş ve etkinliğe sağlık şartları açısından uygunluğa dair gerekenleri hekimlerin belirlemesine gerek olmadığını da göstermiştir. Bu örnekle tüm tarafların Sağlık Raporu garabetini daha iyi anlaması gerekmektedir.

• Dün, ifa edilmesi için uzman raporu istenen mesleğin kendisinde bir değişiklik olmadığı, tıbbi mevzuatta da tek hekim imzasının heyet yerine geçeceğine dair ibare taşıyan bir genelge yayımlanmadığı dikkate alındığında bu raporunun asıl amacına hizmet etmek yerine sadece dosyada bir kağıt olarak algılandığı anlaşılmalıdır.

• Dolayısıyla yakında yine benzer bir ekibin bu veya başka bir rapora dair yetkili makamı herhangi bir uzmanlık dalı olarak değiştirebileceği ya da “vazgeçtik, bu iş raporsuz da yapılabilir” diyebileceği anlaşılmaktadır.

• Bu garip mantığın servis şoförleri için gereken raporlar başta olmak üzere aslında neredeyse tüm Sağlık raporlarında geçerli olduğu bilinmekte olan bir gerçekliktir. Kaldı ki bir meslekle ilgili raporlar aslen iş güvenlik kanununda belirlenmişken bu şekilde ikinci bir rapor talebi anlamsızdır.

• Dolayısıyla sağlık raporu denen şeyin bilimsel bir gereklilikten değil, olası sorumluluğu işi yapan ve yaptırandan alıp Hekime atma alışkanlığından doğduğu ortadadır.

• Aynı şekilde, Sürücü olur raporları örneğinde olduğu gibi içinde tek hekim ve birinci basamak şartlarında tetkik ve teşhisi mümkün olmayan hastalıkların bulunduğu yönetmeliğe sahip bazı raporların da bu mantıkla daha önce hastanelerin sağlık heyeti yetkilendirilmiş iken sonra tek hekime bu yetkinin devredildiği durumları da yaşadık.

– Benzer yüzlerce örneğini dikkate aldığımızda, Hekimlik mesleğini değersizleştiren, imzamızı küçümseyen, yaptığımız işin sorumluluğundan habersiz kişilerce yapılan bu değişiklikleri ve bizleri sadece prosedürün bir halkası olarak gören “sağlık raporu” uygulamasını reddediyoruz.

Kişilerin beyanını esas alan, vatandaşına ve sağlık kayıtlarına güvenen, yeni bir sistem getirilmesi dışında bir çözümü kabul etmiyoruz.

Sağlık Bakanlığın uygulamasıyla hayata geçirilen, Sağlık Raporlarının dijital ortam aracılığıyla verilmesi uygulamasını yani E-Rapor sistemini ,sorunu anlamamış kişilerin ve kurumların işgüzarlığı olarak görüyor ve bunu çözümün bir parçası olarak görmüyoruz. Diyoruz ki;
Sağlık Raporları ile ilgili sorun bir dijital ortam sorunu değildir. Bu bir güvenlik ve sorumluluk sorunudur. Mevcut halini ile Sağlik Raporları uygulamalarının şiddeti körüklediği saygınlığımızı azalttığı açıktır.

Bu haliyle bizler bu sorunun bir parçası olmayacak, Sayın Barolar birliğimize yakışan Avukat olmaya elverişlilik kriterlerinin doğru araştırılmasının yolunu açmak, bu sağlık şartlarını taşıyan avukatların mesleği yapabilmelerini sağlamak adına elimizdeki tüm tıbbı yetki ve görevi ciddiyetle kullanarak “Bedenen ruhen ve sosyal yönden tam bir iyilik halinde” olmayan stajyerleri ayıklayabilmek için mesleğimizin tüm uzmanlık alanlarını Avukat adaylarının hizmetine sunacağımızı

Kamuoyuna ve Barolar Birliğimize ve Sayın Avukat adaylarımıza duyururuz.

Saygılarımızla
İSTAHED

 

“Her bakanlık kendisine göre rapor istemi icad etmektedir”