Ana Sayfa Ana Sayfa “İlklerin Bilim İnsanı”

“İlklerin Bilim İnsanı”

W- Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İlkay Erdoğan Orhan ile “Fitofarmasist” özelinde sohbet yapacağız.

Sevgili Hocam başarılı bir akademisyenlik hayatınız ve sonucunda ödülleriniz var, sizi sizden dinleyebilir miyiz?

İ.E.O.- 1993 yılında şu anda Dekanı olduğum Fakülteden mezun oldum ve kendi mezunu ilk dekanı olmaktan da büyük bir onur duyuyorum.

İlki kendi Fakültemden TÜBİTAK-Bilimadamı Yetiştirme Grubu bursuyla, 2.si ise Japon Eğitim Bakanlığı Monbusho bursuyla Japonya’da bulunan University of Ryukyus’tan olmak üzere iki master derecem var. University of Ryukyus’un tarihinde ilk Türk öğrenci olmak onuruna da erişmiştim. Doktoramı yine Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nde 2002 yılında tamamladım. 2003 yılında Kanada’da postdoc olarak bulundum. 2004’de doçent ve 2009’da profesör oldum. 2011-2014 yılları arasında Doğu Akdeniz Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi’nde kurucu dekanlık yaptım. 2016’dan bu yana da Gazi Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi Dekanlığı görevime devam ediyorum.

W- Birçok bilim ödülü aldınız içlerinde sizin için özel anlamı olan var mı?

İ.E.O- Şu ana kadar 25 yıllık akademik hayatımda 10’dan fazla bilimsel ödül aldım. Hepsi benim için çok önemli ve beni çok da motive etmiştir. Ancak benim için en önemlilerden biri, gelişmekte olan ülkelerde bilim kadınları organizasyonu (OWSD) tarafından 2010 yılında şahsıma verilen Asya-Pasifik Bölgesi Bilim Kadını Ödülü olmuştur. Türkiye adına bu ödülü alan ilk ve halen tek kişiyim. Ödülün bana verilmesinin en önemli sebeplerinden biri ise çalışmalarımın çoğunu yurt dışında değil de Türkiye’de yapmış olmam diye söylenmişti. Bir diğeri de 2011’de İslam Ülkeleri İş birliği Teşkilatı’nın bilimsel kanadı COMSTECH tarafından şahsıma tevdi edilen bilim ödülüdür. Onu da şimdiye kadar Türkiye adına alan ilk ve tek Türk kadını olmaktan gurur duyuyorum. Bizzat Pakistan Başbakanından almıştım. O da bunu vurgulamıştı ve sahnede ödül alan tek kadın olarak sizi ön plana çıkartmamız gerekir demişti.

W- Bir çok da ilklere imza attınız örneğin: “Robotik Üniteli Eczane”, nasıl gelişti, eğitim için bir simülasyon eczanesi midir?

İ.E.O- Evet, robotik üniteli simülasyon eczanemizi geçen yıl Dünyada ve Türkiye’de eğitim amacıyla bir Fakültede kurulan ilk eczane olarak açtık ve Fakültemize kazandırdığımız için de çok gururluyuz. Bu modern bir eczane otomasyon sistemi ve yurt dışında yaygın olmasına rağmen, ülkemizde robotik üniteye sahip eczane sayısı 2 elin parmaklarını geçmiyor. Bazılarının sandığının aksine, eczacının rolünü çalan değil, eczacının hastaya daha çok vakit ayırmasını sağlayan ve eczacıya teknik anlamda yardımcı bir sistemdir. Bu çağdaş sistemi tanıma ve eczane işletmeciliğindeki uygulamasını görme şansına da sadece Gazi Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi öğrencileri sahip oluyorlar.

W- Yayınlarınız oldukça zengin bunları kategorize ettiğinizde ön plana çıkan alanlar hangileridir?

İ.E.O- Yayınlarım kategorisel olarak baktığımızda daha çok bitki ekstrelerinin ve doğal moleküllerin enzim inhibitörü etkileri alanında daha fazla olmakla beraber, fitokimya ve diğer biyolojik aktivitelere de yönelik. Ağırlıklı olarak 2000 yılından beri Alzheimer hastalığına yönelik enzimlerle çalışıyorum. Son 8 yıldır da çalışmalarım kozmetik ürün geliştirmeye yönelik enzimler üzerine yoğunlaştı. Bitkisel kozmetik formülasyonları geliştirdik ve bununla ilgili birçok Ar-Ge ödülü de aldık.

W- GETAT özelinde ülkemizde fitoterapinin ihmal edilmiş olduğunu düşünüyor musunuz?

İ.E.O- Öyle de söylenebilir. Bu da bence fitoterapinin ehil ellerde olmaması ve yıllardır suiistimal edilmesi nedeniyle, özellikle de medya eliyle kocakarı ilaçları gibi bir algı yaratılmasından kaynaklandı. O nedenle de ülkemizde hekimlerin uzak durduğu, kabul etmekten ve uygulamaktan kaçındığı ve eğitimlerinde yer verilmemesi nedeniyle hiç tanımadıkları bir tedavi şekli haline geldi. Halbuki modern veya akılcı fitoterapi modern tıbba aykırı hiçbir unsur içermeyen, ortodoks tıp ile aynı prensiplere sahip ve tedaviye destek veren tamamlayıcı bir tedavi şeklidir ve kesinlikle alternatif tıp değildir. Aslında akılcı fitoterapi, beşeri ilaçla aynı normlarda ve GMP şartlarında üretilmiş, dozajı belli bitkisel ilaçlarla yapılan allopatik tedavidir, yani bir başka deyişle fitofarmakoterapidir.

W- Fitoterapi alanında hekim ve eczacılara dönük yayın sayısı az, “Akılcı Fitoterapinin Temelleri” kitabınız bu ihtiyaçtan mı doğdu?

İ.E.O- Bir nevi öyle de diyebiliriz. Zira fitoterapi alanında bilimsel anlamda Türkçe kitap sıkıntısı var. Ortalıkta birçok şifalı bitkiler kitabı var ama çoğunun bilimsel dayanağı yok. Kulaktan dolma ve bazen yanlış ve zararlı bilgiler içeren, halkı yanlış yönlendiren ve konuyla hiç ilgisiz, sağlık eğitimi olmayan kişiler tarafından yazılmış kitaplar çok fazla. Ölümsüzlüğe çare bulanlar var bu kitaplarda. Ben bu anlamda “Akılcı Fitoterapinin Temelleri” adlı kitabımı özellikle hekim ve eczacıların yararlanabileceği ve modern fitoterapinin hangi temellere dayandığını irdeleyen teknik ve bilimsel bir kitap olarak yazmayı amaçlamıştım ve aldığım geri dönüşlere göre de amacına ulaştığını düşünüyorum.

W- Halka yönelik çokça yayınlar var; kitap, internet ve özellikle sosyal medya. Fitoterapi bireysel uygulanabilecek bir destek tedavi yöntemi midir? Bu konu da olumsuz sonuçlar neler olabilir ve yayınların içeriği denetlenmeli midir?

İ.E.O- Fitoterapi, yıllarca görsel, yazılı ve sosyal medya marifetiyle halkımıza Anadolu halk tıbbı gibi yansıtıldı ve sanki bitkilerle tedavi temeline dayandığı için hiç zararı olmayan bir uygulama, herkes kendisi uygulayabilir gibi tanıtıldı. Sözde uzmanlar TV’lere çıkarılarak yüceltildi. Halbuki bitkilerin bazılarının zehirli olduğunu ve yüzlerce hatta binlerce kimyasal molekül içeren organizmalar olduğunu bu sözde uzmanlar dahi bilmiyor. Bu kadar fazla kimyasal içeren bitkilerin, konvansiyonel ilaçlarla birlikte kullanıldığında ilaç veya besin etkileşmemesi ortaya çıkmaması mümkün mü?

O nedenle hekimlerin fitoterapiye sahip çıkması ve tedavi protokollerinde yer vermesi çok önemli.

Eczacılar zaten bu konuda son derece donanımlı bir eğitim alıyor ve sahip çıkıyor.

Uzmanı olmayan kişilerin fitoterapiye sahip çıkmasını, ancak bu konuda eğitim alan eczacı ve hekimler olarak bizler daha çok sahip çıkarsak engelleyebiliriz…

W- Girişimci yönünüzü yansıttığını düşündüğümüz bir uygulamanız var : “Fitofarmasist” adlı arama motoru. Ne tür bir ihtiyaçtan doğdu, hikâyesini anlatır mısınız ve “Fitofarmasist”i tanıtır mısınız?

İ.E.O- Aslında girişimcilik olayım 2015’te başladı. Ürettiğimiz kozmetik formülasyonlarla, TÜBİTAK-Marmara Teknokent ve KADEM işbirliğinde Türkiye genelinde açılan “İnnovasyonda Kadın” proje yarışmasına katılan 357 proje içinden seçilerek en başarılı ilk 10 proje arasında yer aldık.

Fitofarmasist ise doğrudan benim girişimcilik projem değil aslında. Çok genç bir meslektaş adayım olan Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi son sınıf öğrencisi A. Utku Ertaş’ın girişimciliği. Bizim yollarımız bir şekilde Utku’yla kesişti. Benden bilimsel destek istedi. Ben de onun fitofarmasist projesine yürekten inandım ve bu genç girişimciyi desteklemek istedim. Fikir ve proje ona ait. Bilimsel içeriğini de daha sonra projemize dahil ettiğimiz, Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesinde aynı zamanda Dekan Yardımcım olan Doç.Dr. İpek Süntar hocamızla birlikte oluşturuyoruz.

W- Sadece eczacılara&hekimlere yönelik midir?
Üyelik ücretli midir ve karşılıklı etkileşimi var mıdır?

İ.E.O- Fitoterapi, maalesef suistimale çok açık bir alan olduğu için, biz de bu projenin mutfağındaki eczacılar olarak, Fitofarmasist’in öncelikle sadece eczacı ve hekimlere yönelik olmasına karar verdik. Hedef kitlemiz kesinlikle bu iki meslek grubu. Fakat fitofarmasist duyulmaya başlayınca, farklı meslek gruplarından da üyelik istekleri gelmeye başladı. Biz de konuyla ilgisi olan, ziraatçı, biyolog, kimyager vs gibi meslek gruplarına da bizim onayımızdan geçtikten sonra fitofarmasist üyeliğini açmayı planlıyoruz.

Fitofarmasiste üye olanlar, 45 günlük deneme süresi boyunca yazılımı yakından tanıma şansına sahip oluyor ve bu deneme süresi sonunda yıllık 100 TL gibi sembolik bir ücret karşılığında bir yıllık abone oluyorlar.

W-Bilimsel altyapısı hakkında bilgi aktarır mısınız?

İ.E.O- Şu anda fitofarmasistte 70’e yakın tıbbi bitki hakkında monograf var. Hepsini ben ve İpek hoca yazdık. Her bitki monografı için Pubmed başta olmak üzere bilimsel veri tabanlarında detaylı bir literatür araştırması yapıyoruz.  Birçok makale okuyarak, bitkinin kimyasal bileşimi, tıbbi etkileri, ilaç etkileşimleri ve riskli durumları bilimsel referanslarını da vererek monografları hazırlıyoruz. Bilimsel referansların listesine isteyen üyeler anında ulaşabiliyorlar. Bilimsel dayanağı olmayan hiçbir bilgi monograflarımızda yer alamaz. Yıl sonuna kadar da 100 bitkiye tamamlamayı planlıyoruz. gerçekten üçümüz de fitofarmasiste çok emek verdik.

W-Bu uygulamayı nasıl kullanacağız ve mobil telefonlarda uygulaması var mıdır?

İ.E.O-Uygulamayı kullanabilmek için öncelikle web sitesi üzerinden kayıt olmak gereklidir. Daha sonrasında bitki ve endikasyon arama işlemi web sitesi ve android uygulamasından yapılabilmektedir. Bitkileri Latince, İngilizce ve Türkçe ismine göre aramak mümkün olmaktadır. Yakın bir zamanda IOS içinde uygulama aktif hale gelecektir.

W- Ülkemiz tıbbi bitkilerine özel bölüm var mı?

İ.E.O- Bu şekilde özel bir ayırım yapmadık. Zira şu anda modern fitoterapide, aynı zamanda bitkisel ilaçların bileşiminde bulunan evrensel bitkilerin yanısıra ülkemizde yetişen bitkileri içeren monograflar fitofarmasistte mevcut. Örneğin, ginseng ve Ginkgo biloba gibi bitkilerin yanısıra ile meyan, sinameki veya ebegümeci gibi ülkemizde de yetişen bitkilerin monograflarını da fitofarmasistte bulabilirsiniz. Çünkü yetiştiği ülke ayrımı yapmaksızın bunlar bitkisel ilaçların terkibinde bulunan tıbbi bitkiler ve hekim de, eczacı bu evrensel bitkileri içeren müstahzarlar ile her an karşılaşabilir.

W- İçinde basit reçeteler barındırmakta mıdır?

İ.E.O- Şu anda fitofarmasistte bu tip reçeteler yok. Ancak ilerleyen zamanlarda tıbbi çaylar ve formülasyonları hakkında bir bölüm koymaya karar verdik.

W- “Fitofarmasist” projenizin devamında ki gelişmeler nasıl olacaktır?

İ.E.O- Biraz önce de bahsettiğim üzere, öncelikle tıbbi bitki sayısını kısa sürede en az 100’e çıkarmayı ve tıbbi çay formülasyonları hakkında bir bölüm eklemeyi planlıyoruz. Fitoterapi ile ilgili gerek bizim, gerekse bu konudaki uzmanların da görüşlerini yayınlayacağız. Belki müstahzarlara da yer verebiliriz. Yeni çıkan fitoterapötiklerin tanıtılması da söz konusu olabilir.

Sonuç olarak fitoterapi dinamik bir bilim ve biz de bu çerçevede fitofarmasisti bilgi ve içerik olarak sürekli güncelleyeceğiz.

W- Yeni projeleriniz var mı, paylaşır mısınız?

İ.E.O- Aslında çok projem var. İdari görevimin ve bilimsel aktivitelerimin de bana müsaade ettiği ölçüde, 3. bir kitap projem var. Doğal kozmetiklerle ilgili olacak. 1. ve 2. kitaplarımın genişletilmiş 2. baskısını çıkartmayı planlıyorum. Avusturya İlaç Araştırma Enstitüsü ile ortak bir kozmetik ürün çıkarma projemizi hayata geçireceğiz. Yani daha yapacağımız çok iş var.

W- Sevgili Hocam değerli görüşlerinizi paylaştığınız için çok teşekkür eder başarılı çalışmalarınızın devamını dileriz.