Ana Sayfa Ana Sayfa Uluslararası Yeşilay Federasyonu ile 34 Ülke Olduk

Uluslararası Yeşilay Federasyonu ile 34 Ülke Olduk

W- Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı ve Yeşilay Başkanı Prof.Dr.Mücahit Öztürk ile 98 yıllık köklü kuruluşumuz Yeşilay ve faaliyetleri hakkında söyleşi yapacağız.

Öncelikle Yeşilay’ın sizin hayatınızda ne ifade ettiğini öğrenmek isteriz…

M.Ö.- Yeşilay aslında herkes için farklı bir anlam ifade eder. Benim de Yeşilay ile tanışmam birçoğumuzun çocukluk dönemlerinde olduğu gibi Yeşilay Kolu ile olmuştur. Daha sonraki süreçte psikiyatri alanını seçmem sebebiyle Yeşilay ile birtakım işbirliklerimiz oldu. Son dönemde de Başkan olmadan önce Yeşilay’ın Bilim Kurulu üyesiydim.
Yeşilay benim açımdan bakıldığında; beden ve ruh sağlığı yerinde olmanın anahtarı olma anlamını ifade ediyor.
Mücadele ettiği alanlar itibarı ile çok önemli. Temel hedefi, insan sağlığına hizmet etmek ve sağlıklı bireyler oluşturmak. Bu hem beden sağlığı anlamında hem de ruh sağlığı anlamında.

Bizim beş ana başlıkta mücadelemiz var; uyuşturucu maddeler, tütün, alkol ve buna daha sonradan eklenen teknoloji ve kumar. Bu beş maddeye bakarak Yeşilay için; insan beden ve ruh sağlığını bozan, insan aile ve sosyal yapısını deforme eden alışkanlıklar üzerine mücadele eden çok önemli bir halk sağlığı kuruluşudur diyebiliriz.

 BİZİM TEMEL HEDEFİMİZ DE SAĞLIKLI YAŞAM BİLİNCİNİ MERKEZE OTURTMAK

W- Toplumda Yeşilaycılık aidiyetini nasıl oluşturabiliriz? Bu aidiyetin belli bir aşamaya geldiğini ve aslında oluşmuş olduğunu düşünüyor musunuz?

M.Ö.- Yeşilaycı olmak ve Yeşilaycılık yıllardır bilinen bir şey. Biz Türkiye olarak bir sembol de ifade ediyoruz. Bunun iki temel sebebi var. Birincisi, Yeşilay’ın 1920’den beri bağımlılıkla mücadele eden bir sivil toplum kuruluşu olması. 1920 bağımlılık mücadelesinde çok eski bir zaman dilimi. O yüzden de bilinirlik anlamında önemli. İkincisi, diğer ülkelerde benzer amaçla kurulan sivil toplum kuruluşlarından önemli bir farkı var: Tüm bağımlılıklarla mücadele etmesi. Mesela dünyanın birçok ülkesinde uyuşturucuyla, alkolle, tütünle mücadele eden sivil toplum kuruluşları var. Ama bunların hepsi ayrı ayrı kuruluşlar. Biz 1920’de alkol bağımlılığı mücadelesi ile başlayan süreçte bilinçlendirme amaçlı kurulmuş bir sivil toplum kuruluşuyduk ama giderek bu mücadele alanını genişlettik. Bu anlamda geniş çerçevede Yeşilaycılık dediğimizde, az önce söylediğim şekle atfen-aslında sağlıklı yaşamı öngören ve bunu isteyen bir kitleden bahsediyoruz. O yüzden ‘Ben Yeşilaycıyım’ demek ‘Ben sağlıklı yaşamak istiyorum’ demek ile eşit aslında. Hangi görüş ve ideolojide olursa olsun sağlıklı yaşamak isteyen herkes Yeşilay’ın temel ilkelerine hayır diyemez.
Bizim temel hedefimiz de sağlıklı yaşam bilincini merkeze oturtmak.
Çünkü bu alan son dönemde özellikle birçok farklı nedenden dolayı çok fazla gündeme geliyor. İnsanın yaşadığı çevrenin değişmesi, doğanın değişmesi, yediklerimizin değişmesi vs… Bunlar bile bizi alarma sokuyor iken zararlı maddeler ve zararlı birtakım faaliyetler ile uğraşmak sağlık açısından çok büyük tehdit oluşturuyor. Biz de bu amaçla ve vurgu ile eğitimlerimizi planlıyoruz.

W- Yeşilay’ın kurumsal yapısı, teşkilatlanması ve şubelerinin yapısı hakkında neler söylemek istersiniz?

M.Ö.- Yeşilay süreç içerisinde farklı il ve ilçelerde şubeler açarak faaliyetlerini devam ettirdi. Özellikle son dört yıldır yapılan çalışmalar ile şube yapısını çok ciddi anlamda artırdı. Bugün 101 Yeşilay şubesi ile aktif olarak Türkiye’nin her yerinde çalışıyoruz. İlçelerimizde de vardı ama biz daha çok il merkezli olarak teşkilatlanmaya çalıştık. Tabii burada İstanbul’u hariç tutuyoruz. Şu anda Yeşilay şubesi olmayan çok az il var. Olmayanlar da açılma arifesindeler. Yaklaşık 6 ay içerisinde tüm illerimizde ve İstanbul’un tüm ilçelerinde Yeşilay şubeleri aktif olarak çalışacak. Merkezleri ilde olacak ama faaliyetler aynı zamanda ilçelerde de devam edecek. ‘Ne yapıyor Yeşilay?’ diye soracak olursanız, Yeşilay şubelerinin asıl amacı bizim insanımız ile buluşmak. Gerek sivil toplum kuruluşları ile birlikte oluşturdukları faaliyetler gerek yerel yönetimlerle kurduğu ilişkiler ile bütün amaç oradaki bireyleri, o ildeki insanımızı faaliyetler ile buluşturmak. Bununla ilgili temel projelerimiz var. Milli Eğitim Bakanlığı işbirliği ile yaptığımız faaliyetler var, Yeşilay haftasında aktif gerçekleştirdiğimiz projelerimiz var. Bunların hepsinde bu teşkilatlarımızın da desteğini alıyoruz. Yeşilay sadece İstanbul ve Ankara’da değil, Türkiye’nin her yerinde yer alıyor. Eğitim, bilinçlendirme ve sokak faaliyetleri ile kendini gösteriyor.

“BAĞIMLILIK İLE MÜCADELEDE İNSANLARIN AKLINA GELEN İLK KURUMUZ”

W- Yeşilay’ın toplumda yeteri kadar benimsendiğini ve tanındığını düşünüyor musunuz?

M.Ö.- Yeşilay aslında çok eski bir tarihe sahip ve bilinirlik açısından da iyiyiz diyebiliriz. Ancak Yeşilay’ın faaliyetleri ve neler yaptığı ile ilgili olarak biraz daha bilinçlendirmemiz gerekiyor. Biz birçok saha çalışması yapıyoruz. Bunlardan birini Yeşilay’ın bilinirliği üzerine yaptık. ‘Bağımlılık ile mücadelede ilk aklınıza gelen kurum nedir?’ diye sorduk. Yüzde 68 oranında ilk akla gelen Yeşilay oldu. Bu iyi bir oran. Ancak biz bunun faaliyetler alanında da aynı şekilde olması için çaba gösteriyoruz. ‘Yeşilay ne yapar?’ dediğimizde ya da Yeşilay’ın kurumu olan ‘Yeşilay Danışmanlık Merkezleri (YEDAM) ne yapar?’ dediğimizde de insanlarımızın aklına yaptıklarımızın gelmesini istiyoruz. Bununla ilgili olarak da özellikle iletişim faaliyetlerine önem veriyoruz. Dergimiz ile olsun, birtakım medya üzerinde gerçekleştirdiğimiz kampanyalarımızla olsun anlatmaya çaba gösteriyoruz. Hedef burada Yeşilay’ın ne yaptığını anlatabilmek ve daha sonrasında da Yeşilay’ın nasıl insana dokunduğunu anlatabilmek. YEDAM aracılığı ile biz insanımıza aktif olarak da faaliyet götürmüş oluyoruz. Bugüne kadar bütün faaliyetlerimiz bilinçlendirme, koruyuculuk ve farkındalık oluşturmak amaçlıydı. Bundan sonra bağımlı bireylerin topluma kazandırılması ve psiko-sosyal rehabilitasyonunda da yer alarak insanımızla tam olarak buluşmuş olduk. Artık insanlarımız Yeşilay’ın böyle faaliyetleri olduğunu bilip bize başvuruyorlar. Merkezlerimizde tıbbi tedavisi tamamlanmış ya da devam etmekte olan ama psiko-sosyal desteğe mutlaka ihtiyacı olan bağımlı bireylerin bu isteklerini Yeşilay tarafından ücretsiz olarak sağlanması konusunda büyük bir çabamız var. Bu çaba bizim bu alanda yaptığımız işleri ve bilinirliliğimizi daha da arttıracak bir şey.

W- Basından takip ettiğimiz kadarıyla Yeşilay 11 milyon öğrenciye bağımlılık eğitimini ulaştırdı. Bu proje ile ilgili geri dönüşler ne yönde, istenilen amaca ulaşım sağlandı mı?

M.Ö.- Bu çok büyük bir proje. Bağımlılık ile ilgili eğitimler uzun zamandır hep veriliyordu. Farklı STK ve eğitim kurumları bu konuda gerçekten çaba gösterdi. Fakat hep bir handikap ile karşı karşıya kaldık. Herkes kendi bilgi birikimi ve kendi öncelikleri ile ilgili bir şeyler anlatıyordu. Maalesef o anlatılanlar da yaş grubuna göre sınırlandırılmamıştı. Siz anlatacağınızı ilkokul birinci sınıf öğrencisine de anlatıyordunuz, lise son sınıf öğrencisine de. Hâlbuki bağımlılık eğitimi dediğimiz bilgilendirmeler de en hassas konu, yaşa uygunluğudur. Eğer yaşa uygun mesajlar veremezseniz faydanız olmadığı gibi zarar da verebilirsiniz o kişiye. Tabii bundan dolayı çok büyük şikâyetler doğuyordu. Biz bunu ortadan kaldırmak amaçlı büyük bir proje başlattık. Öncesinde TBM adını verdiğimiz ‘Türkiye Bağımlılık Mücadele Eğitim Programı’nı oluşturduk. Bu programın amacı, her yaş grubuna göre anlatılacak eğitimi belirlemek. Örneğin, siz ana sınıfındaki bir çocuğa uyuşturucu madde bağımlılığından bahsedemezsiniz. Çocuğun zihninde bu zaten yok. Ona bahsedeceğiniz şey, sağlıklı yaşam olmalıdır. Biz her bölüme anlatacağımız içerikleri hazırladık ve bu içerikler farklı dinamiklerden oluşturuldu. Farklı dallardaki bilim insanlarının katkıları alındı. Bu şekilde uygulamaya geçtik. Öncelikle bu programda rehber öğretmenlerimizi eğittik. Bu rehber öğretmenler gidip kendi bölgelerindeki öğretmenleri eğittiler. Geçen yıl itibariyle yaklaşık 11 milyon çocuğa bağımlılıkla mücadele eğitim programı uygulandı. Bu çocuklar sadece sözel olarak eğitilmediler. Aynı zamanda bizim internet sitemizde ulaşabildikleri materyaller ile eğitimlerini devam ettirdiler. Bizim de hedefimiz bu eğitim programının bütün öğrencilere verilip bir şekilde müfredatın içinde de yer alması. Amaç doğru zamanda doğru bilgiyi doğru çocuk ile buluşturabilmek.

“BAĞIMLILIK, HER TOPLUMUN ACISINI ÇEKTİĞİ BİR ALAN”

W- Uluslararası arenada yer almakla asıl amaçladığınız neler?

M.Ö.– Biliyorsunuz Yeşilay bize ait bir STK. Fakat bağımlılık denildiğinde artık sınırlar kalktı diyebiliriz. Çünkü bağımlılık, her toplumun acısını çektiği bir alan. Toplumlar arasında farklar ve oranlar farklı ancak acı hep ortak. Artık hem manen hem de madden sınırların olmadığı bir çağdayız. Özellikle iletişim araçlarının gelişmesi, çocuklarımız ve gençlerimizin çok kolay dış dünyaya açılabilmeleri nedeniyle bizim artık diğer ülkelerin bağımlılık ile mücadele eden kurumları ile işbirliği yapmamız gerektiğini düşündük. Bu anlamda biz öncelikle Yeşilay’ı tanıttık. Bize gelen genel geri bildirim Yeşilay gibi güçlü bir sivil toplum kuruluşunun olmayışıydı. Biz de kendi bilgi birikimimiz ve yaklaşık 98 yıllık deneyimimizi diğer ülkelerin insanları ile paylaşmak istedik. Bu noktada da birçok ülkeyle karşılıklı ziyaretlerde bulunduk. O ülkelerin vatandaşları bizim öncülüğümüze Yeşilaylar kurdular. Şu anda 34 ülkede Yeşilay var. Bunları biz kurdurmadık ya da kendi vatandaşlarımıza kurdurmadık, oranın vatandaşları bizim önderliğimizde kurdular ve bizim projelerimizi uygulamaya başladılar. Onlar da kendi birikimlerini bizimle paylaşıyorlar. Geçtiğimiz dönemlerde bunları bir federasyon adı altında toplamak istedik. Türkiye’nin merkezliğini yaptığı Uluslararası Yeşilay Federasyonu’nu oluşturduk. Bu çok önemliydi. Artık dünyanın birçok ülkesinde bizimle aynı amacı düşünen ve bu amaca yönelik çalışan farklı din ve düşüncelerdeki insanların Yeşilay bayrağı altında toplanıp o hedefe doğru yürümesini sağlamayı çok önemli buluyoruz. İlerleyen dönemlerde de birlikte ortak projeler yapmak hepimiz için çok faydalı olacak.

W- Bir de bağımlıların hayatına dokunan çalışmalarınız mevcut. Bu kapsamda açılan YEDAM’lar var. Konu hakkında bilgi verebilir misiniz?

GENEL BAŞKAN
Prof. Dr. Mücahit ÖZTÜRK
1965 yılında Eskişehir’in Günyüzü ilçesinde doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Eskişehir’de tamamladı. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 1990 yılında mezun oldu. 1997 yılında İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalında uzmanlık eğitimini tamamlayıp Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı oldu. 2000 yılında Doçent, 2007 yılında Profesör unvanı aldı. Hasan Kalyoncu Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde öğretim üyesidir. 2007 yılında Çocuk Psikiyatrisi, 2006 yılında 99 Sayfada Okul Fobisi, 2008 yılında Boşanmış Ailelerde Çocuk ve 2015 yılında Çocuklarda Dürtüsellik isimli kitapları yayınlanmıştır. Evli ve 3 kız çocuk babasıdır.

devam edecek…..