Ana Sayfa Ana Sayfa Türkiye, Farmasötik Botanik için Bitmeyen Keşif Ülkesidir

Türkiye, Farmasötik Botanik için Bitmeyen Keşif Ülkesidir

W- İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Botanik Anabilim Dalı Başkanı Sn.Prof Dr. Emine Akalın Uruşak Hocamız ile tıbbi bitkiler özelinde söyleşi yapacağız.

Sn.Hocam öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

E.A.U.- 1968 Yılında Malkara/Tekirdağ doğumluyum. 1985 Yılında İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesinde eczacılık eğitimime başladım. Fakültemde 1993 yılında yüksek lisansımı, 1999 yılında doktoramı tamamladım. Bu süreçte Farmasötik Botanik Anabilim dalında araştırma görevlisi olarak çalıştım. Yüksek Lisansım Tekirdağ’da ilaç ve gıda olarak kullanılan doğal bitkilerdir. O yıllarda Türkiye’de yapılmış ilk etnobotanik çalışmalardan biridir. Doktora çalışmamda Yüksek lisansta tanıştığım bir bitki olan, bir tür çakşır otu olan, Ferulago cinsi ile çalıştım. Doktora sonrası dönemde Ferulago türleri yanısıra, Pimpinella (Anason), Bupleurum (Şeytanayağı), Prangos (Deliçakşır) gibi cinsler ile çalıştım. Ayrıca biyoçeşitliklik ve doğa koruma projelerinde yer aldım. 2005 yılında doçent 2013 yılında profesör ünvanını aldım. İdareci olarak Dekan ve Dekan yardımcılığı yaptım. Özellikle fakültemde akreditasyon ve kalite çalışmalarının önderliğini yaptım. Türkiye’de ve belki de dünyada öncü olacak eczacılık eğitiminde entegre model çalışmalarını sürdürmekteyiz, önümüzdeki yıldan itibaren İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesinde tam entegre eczacılık eğitimi başlayacaktır. Eczacılıkta uzmanlık çalışmaları kapsamında Fitofarmasi alanında hem EUKMOS üyesi hem de İÜ Eczacılık Fakültesi Fitofarmasi Koordinatörlüğü ile Fitofarmasi uzmanlığının temelini oluşturmaya çalışmaktayım. Evliyim ve Ada ile Mustafa adında iki çocuk sahibiyim.

W- Farmasötik Botanik bölümü tercihiniz nasıl oluştu?

E.A.U.- Eczacılık fakültesinden mezun olduktan sonra geleceğimi belirlerken benim açımdan üç şey önemliydi; öncelikle eczane eczacılığı yapmak istemiyordum, ikincisi akademik hedeflerim vardı ve sonuncu olarak laboratuvar yoğunluğunun az olduğu bir alanda çalışmak istiyordum. Bitkilere olan sevgim ve ilgim de bir araya geldiğinde Farmasötik Botanik en cazip bölüm oldu. Prof. Dr. Asuman Baytop gibi büyük bir hocanın kürsüsü olması da tercihimi pekiştirdi.

W- Ülkemiz florası ve özelinde tıbbi bitkiler konusunda ne kadar zengindir?

E.A.U.- Ülkemiz 3 fitocoğrafik bölgenin kesiştiği bir yerde olması, Jeolojik ve jeomorfolojik çeşitlilik, iklim farklılıkları, çok çeşitli habitat tipleri gibi birçok nedene bağlı olarak olağanüstü bir bitki çeşitliliğine sahiptir. Bulunduğumuz çoğrafya içinde, hem tür hem de endemik (sadece belirli bir alanda yetişen bitkiler, Örn. Sadece Türkiye’de yetişen, Türkiye endemiği veya sadece Kaz dağlarında yetişen Kazdağı endemiği gibi) tür sayısı bakımından en zengin ülkelerden biridir. Bizden sonra İran ve Yunanistan gelir.

Ülkemizdeki bitki sayısı yaklaşık 11.400 civarlarındadır. Endemiklerin sayısı ise 3.700 dolaylarındadır.

Yani ülkemizdeki bitkilerin yaklaşık %32’i sadece Türkiye’de yetişir.

Buralarda kesin rakam vermekten her zaman çekinmek gerekir. Çünkü her an yeni bir bitki türü bilim insanları tarafında tanımlanmakta ve Türkiye florasına eklenmektedir.

Ülkemiz sahip olduğu zengin floranın yanında, binlerce yıldır farklı kültürlerin yaşadığı, medeniyetlerin kurulduğu bir bölgede yer alır. Elbette bu zengin kültürel birikim bitki kullanımına da yansımıştır. Türkiye’de son yıllarda büyük bir ivme kazanmış olan etnobotanik çalışmalarda yer alan bitkilere, doğadan toplanıp tedavi amacıyla satılan bitkiler dahil edildiğinde, yaklaşık 1300 bitkinin halk tarafından kullanıldığı tespit edilmiştir. Yeni çalışmalar ile bu sayının artması beklenen bir sonuçtur. Ülkemizde, halk arasında kullanılan bitkiler dışında, tıbbi kullanımı bilinen ve ekonomik değeri olan birçok bitki ve özellikle de bu bitkilerin yakın akrabalarını barındırır, bunlar arasında çok sayıda endemik olanları da bulunmaktadır. Bu açıdan Türkiye florası, sadece günümüz için değil gelecekte tıbbi bitki potansiyeli olabilecek bitkiler açısından da dikkati çekmektedir.

W- Farmasötik Botanik konusunda ülkemizin geldiği noktayı ve zengin floramızı keşfetme-dokümante etme konusundaki durumumuzu alabilir miyiz?

E.A.U.-Tıbbi ve zehirli bitkilerin tanınması temelinde çalışmalar yapan Farmasötik Botanik aslında bitkilerle yapılan tüm bilimsel çalışmaların başlangıç noktasını oluşturur. Yani yanlış tanısı yapılmış bir bitki ile yapacağınız fitokimyasal, aktivite veya klinik çalışmaların hiçbir değeri yoktur. Bizlerde bu bilinç ile modern yöntemleri kullanarak tıbbi ve zehirli bitkileri nasıl daha doğru tanır ve tanıtırızın çalışmalarını yapmaktayız. Bunlar arasında halkın kullandığı bitkileri ve bitki kullanım kültürünü yazılı hale geçirmek olduğu gibi, tıbbi ve zehirli bitkilerin bulunduğu familya ve cinsleri aralarındaki akrabalık ilişkilerini göz önüne alarak, moleküler sistematik çalışmalar da dahil olmak üzere farklı yöntemler kullanarak tanımlamak yer almaktadır.

Bu çalışmalar sonucunda birçok yeni tür, farklı yayılış alanları, farklı kullanımlar ortaya çıkartılmıştır. Yaptığımız çalışmaların bir başka boyutu da tıbbi bitkilerin sürdürülebilir kullanımıdır. Bioçeşitlilik bakımından önemli alanları belirlemek ve bu alanların korunması şu anda kullanılmasa bile gelecekte tıbbi bitki rezervi olarak, doğrudan kullanım, gelecek, miras ve varlık değerlerine sahip alanların korunması demektir.

W- Bu konuda yapılmış veya yapılacak olan çalışmalar hakkında bilgilendirmenizi istesek?

E.A.U.- Yaptığımız çalışmaları bir sıralama içinde değerlendirirsek, başlangıçta etnobotanik çalışmalar dediğimiz halkın bitki kullanım kültürünü araştırdığımız çalışmalar gelmektedir. Burada en geniş alanı tıbbi bitkiler (etnofarmakobotanik) ile ilgili kullanımlar almakla birlikte, gıda, boya, alet yapımı gibi kullanımlar da kaydedilmektedir. Kullanılan bu bitkilerin daha önce kayıtlı kullanımı olup olmadığı veya kimyasal içeriği biliniyorsa kullanımının uygun olup olmadığı ya da zehirli veya allerjen olup olmadığı gibi durumlar da araştırılmakta, gerektiğinde kullanan kişilere geri bildirimler yapılmaktadır. Bu çalışmaların en can alıcı kısmı, çok büyük bir hızla yok olan geleneksel bitki kullanım kültürünü vakit kaybetmeden kaydetme gerekliliğidir.

Çalışmalarımızın daha geniş bir kısmını tıbbi bitkilerin bulunduğu gruplar üzerinde yaptığımız sistematik araştırmalar oluşturur. Artık, klasik yöntemler olan morfolojik ve anatomik yöntemlerden daha çok, kromozom, polen çalışmaları, moleküler düzeyde analizler yapılmaktadır. Flow sitometriden DNA barkodlamaya kadar giden çalışmalar gerçekleştirilmekte ve planlanmaktadır. Böylece elimizde tam bir bitki olmasa bile, küçük bir parçadan bile doğru bitki olup olmadığını kontrol edebilmek mümkün olacaktır.

Bitkiler bizim esas çalışma materyalimizdir. Bitkiler ile ilgili yapılmış her çalışmada kullanılan bitkilerin bir referans örneğini saklamak zorundayız ki bu şekilde yaptığımız çalışmalar kaliteli ve güvenli kabul edilebilsin. Sadece bilimsel çalışmalarımız için değil, zamandan ve mekandan bağımsız, tüm araştırmacıların veya meraklıların kolaylıkla ulaşabileceği merkezlerde bitkileri korumak da yaptığımız işlerden biridir.

Türkiye’de yetişen bitkilerin yaklaşık %70’ini, İstanbul ve çevresinde yetişen bitkilerin de yaklaşık % 90’nını içeren bir herbaryuma (kurutulmuş bitki kolleksiyonu) sahibiz. ISTE (İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Herbaryumu)’de şu anda yaklaşık 130.000 bitki bulunmaktadır.

Tüm örnekler özel olarak yazılımı yapılmış ISTE Veri Tabanına kaydedilmiştir. Her bir örneğin taranmış bir fotoğrafının veri tabanına eklenme çalışmalarına devam edilmektedir. İlgili her kullanıcı bu örneklere web sayfası üzerinden ulaşabilir. Kolleksiyonumuzun bir başka önemi de eczacılık fakültesinde bulunması sebebiyle, tıbbi bitkiler bakımından daha zengin bir koleksiyon olmasıdır. Buradaki hedefimiz tıbbi ve zehirli bitkilerin tanınması için güvenilir bir kaynak haline gelmektir.

W- Avrupa hangi seviyededir, bitkileri tarama ve dökümante etme çalışmalarını tamamlamışlar mıdır?

E.A.U.- Avrupa’nın bitki bilimi çalışmalarında öncü olduğunu inkar etmek mümkün değildir. Avrupa bitkileri ile ilgili yapılan dökümantasyon çalışmaları çok daha oturmuş durumdadır. Avrupa’daki herbaryumlar sadece kendi ülkelerinin bitkilerini değil dünya çapında bitkileri içeren ve sayıları milyonlarla belirtilen uluslararası büyük herbaryumlardır. Birçok herbaryum en azından tip örneklerini tarayıp “Virtual Herbarium” adı altında online kullanıma açmıştır. Örneğin Paris Virtual Herbaryumunda 6 milyon tarama ulaşılabilir konumdadır.

W- Ülkemizde ulusal bir herbaryum var mıdır? Herbaryum önemini nasıl anlamalıyız?

E.A.U.- Ülkemizde ulusal herbaryum çalışmaları yapılmaktadır. Ancak bitkilerin yerleştirildiği ve bitkilerle çalışan akademisyenlere veya meraklılara hizmet edecek konumda değildir. Aslında herbaryum sadece bitkilerin dolaplara belli bir düzende yerleştirildiği yerler değildir. Arkasında güçlü bir bilimsel dayanağı olan ve bilim insanlarının aktif çalıştığı araştırma merkezleridir. Yurt dışında yapılanlar genellikle yeni bir ulusal merkezden çok var olan herbaryumlar arasında iletişim ağlarını kurmak şeklindedir.

Herbaryumlar daha önce de söylediğim gibi kısaca kurutulmuş bitki kolleksiyonları olarak tanımlanırlar. Ancak bu kurutmanın herbaryum kurallarına göre yapılması gerekir. En büyük avantajı, dünyanın neresinden toplanmış olursa olsun, istediğiniz zaman bitkiyi inceleme olanağını size sağlamasıdır. Referans materyalidir. Bitki ile yapılmış tüm çalışmalarda kullanılan bitkinin bir örneğinin saklandığı yerdir. Eğer bu örnek yoksa yapılan çalışmanın hiçbir güvenilirliği olmaz ve aslında geçersizdir. Bu nedenle bizim fakültemizde yapılan bitki ile tüm çalışmalarda bir örnek herbaryuma gelir, numaralandırılır, tanımlanır ve araştırıcı yayınlarını bu numara üzerinden yayınlar. Bazen özel kolleksiyonlar da yayınlarda kullanılmaktadır. Ancak herbaryumun güvenilirliği çok daha yüksektir.

W- Drog deyince bitkinin neresini anlamalıyız?

 

devam edecek…..