Ana Sayfa Ana Sayfa Bizler firmaların gider değil gelir kaynağıyız!

Bizler firmaların gider değil gelir kaynağıyız!

MÜDAD (Mümessil Dayanışma Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı Sn.Atay DUMLU ile söyleşimize devam ediyoruz:

W- Atay Bey Tıbbi Mümessillik yıllar içinde bir değişime uğradı mı?

A.D.-  Sektöre ilk başladığım yıl olan 1996 yılı ile şimdi ki yılda bile yani 2018 de  anlamlı farklar mevcut . Sektöre ilk başladığım yıllarda tecrübeli ağabeylerimiz ve ya Bölge Şeflerimiz ve Bölge Müdürlerimizin anlatımı ile yıllar önce Tıbbi Mümessiller bir nevi ayaklı İlaç Deposu gibi çalışıyorlarmış. O dönemler de çok fazla İlaç Firması olmamakla birlikte faaliyet gösteren bir çok firmanın çalışanları maalesef ekonomik şartlar ve o dönemin yapısı gereği çok mobilize değilmiş. Mobilize olanlar çoğunlukla çalıştıkları firmaların ilaçlarını eczanelere kendileri satıyor , tahsilatlarını yapıyor ve sonrasında ise firmalarından gelen ürünleri eczanelere sevk edilmesini sağlıyorlarmış . O dönemde iletişim çok etkin olmadığı için acil durumlar da haberleşebilmek adına irtibat yerleri adı altında ya eczaneler ya da hekim muayenehaneleri gibi o dönemde sabit telefonları olan yerler şeçiliyordu . Bu irtibat eczaneleri benim hatırladığım 2002 yılına kadar sürdü . İlaç depolarının yaygınlaşması ile bahsettiğim doğrudan sıcak satışlar ortadan kaktı , aynı şekilde iletişim araçların da ki teknolojik ilerleme de irtibat eczane gibi olguları da ortadan kaldırdı. Yine 1990 lı yıllarda Tıbbi Mümessiller çoğunlukla en az  Lise mezunları arasından seçilirdi şimdi ise Üniversite olmasının dışında en az bir yada iki yabancı dil bilmek hatta yüksek lisans mezunu olma şartı aranmaya başlandı . Eski yıllarda şirketlerin istediği raporlar elle yazılır ilk önceleri posta vasıtası ile gönderilir sonraları ise belge geçer vasıtası ile merkeze ulaştırılır idi. Şimdi tabletlerle yapılan ziyaret bildirimleri elektronik ortamda ve sadece hekim yada eczacı ismi değil verilen promosyonların da adetleri ve kimlere hangisi verildiği gibi teferruatlı günlük ziyaret raporları tutulmakta idi . Aylık planlar ve ay sonu planları da günlük raporlar gibi ayrıntı isteyen halde idi( hangi firma nasıl çalışıyor , planları ,projeleri ne , hangi ürünlere ne gibi promosyonlar kimlere dağıtılıyor , kampanyalar neler gibi .) Perifer diye tabir ettiğimiz bölgelere firmaların çalışma metaryelleri PTT kanalı ile gönderilirdi ya da bölge ofislerine gelen kişiye özel bilgiler Bölge Şefleri ya da Müdürlerinin günümüz tabiri ile ikili ziyarete gidildiğinde ilgili kişilere ulaştırılırdı . Bölge ofislerinin bulunduğu illerde mümessiller sabah – öğlen – akşam mutlaka bölge ofislerine uğrama zorunluluğu vardı seyahate gidilecek olsa bile .

Sonra teknolojinin gelişmesi ile bu tip elle yapılan raporlamalar teknolojiye ayak uydurdu tabletlere dahil edildi , bölge ofislerinin bir kısmı maliyetler nedeni ile kapatıldı , tüm mümessillere GSM telefonu verilince iletişim daha da sıkı ve anlık olmaya başladı .

Yıllar öncesinde meslektaşlarımız çoğunlukla arabasız çalışırken , sonraları bir arabayı iki kişi kullanmaya başlamış sonraları her mümessile tek araba verilmeye başlamıştır . Sektöre ilk Adana’da başlamıştım, Adana bana oldukça kültürel ve coğrafi olarak yabancı bir şehirdi ve kullandığımız araçlar klimasız araçlar olduğu için özellikle bahar ve yaz aylarında çok zorlanıyorduk. Yıllar sonra araçlar klimalı olunca iklimsel şartlardan olumsuz etkilenmemiş olduk kaldı ki o dönemler de yazın o sıcağında devlet memurları bile yazlık kıyafete geçip kravat bile takmadıkları zamanlar da bizler takım elbise ve kravatla sonraları ceketi çıkartıp kravatla en son yıllarda ise mevsime uygun daha modern kıyafetlerle çalışmaya başladık .

Eski yıllarda her mümessil her branşı çalışırdı sonraları daha da uzmanlaşmış bir hal alıp spesifik gruplar oluşmaya başladı. Bunlar Akut grup,  Kronik grup , spesifik grup isminde çeşitli gruplar halinde uzmanlaşıldı . Daha önceleri dar bölge çalışılırken sonraları geniş bölge çalışılmaya başlandı . Eskiden basılı metaryeller, görsellerle ve numuneler , promosyonlar ile çalışılırken şimdi tabletlere yüklü olan sunumlarla yapılıyor . Teknoloji yenilendikçe bizlerin çalışma koşulları da farklı ve daha konforlu bir hale geliyor.

Gördüğünüz gibi Tıbbi Mümessillik teknolojideki gelişmeler, insan kaynağının zenginleşmesi ve ilaçların çeşitlenmesi ile değişmekte olmasına rağmen işin özü yani bilgi paylaşımı aynıdır.

Ve tabi ki resmi sıfatımız “ÜTT” ve de mesleğe girmek için resmi sınavımızda oldu!

W- İşe yeni başlayan bir tıbbi mümessilin kariyer yolculuğu nasıl olmaktadır?

A.D.- Öncelikle formasyon için “Medikal Eğitim”i tamamlayıp anotomi – farmokoloji –hastalık bilimi tam donanımlı süreçten sonra kişisel gelişim süreçleri başlar. Yıl ve yıllar için de şirketinin beklentilerini karşılayan yada üstün başarılarına paralel olarak kariyer basamakları için süreçler başlar . Önemli olan bu başarıların sürdürülebilir olması önemlidir . Gelişme kaydeden  mümessiller bir çok firmalar da farklı eğitimlere alınarak yönetici havuzu diye adlandırılan sürece tabi tutulurlar . Bu süreçler de ihtiyaç halinde Ürün Müdürlüğü, Ticaret Müdürlüğü ve Bölge Yöneticileri bu havuzdan belirlenir . Konumu ve yetkinliği uygun olanlar İnsan Kaynakları birimi tarafından değerlendirilip ataması yapılanlara duyurulur . Her Mümessilin öncelikli kariyer hedefi Bölge Yöneticisi olmalıdır .

W- Tıbbi mümessillerin mesleklerinden hatta bulundukları firma, görev yaptıkları coğrafyadan emekli olma istekleri ile realite nedir?
Eğitimlerinizde firmaların ilaçlarının Product Life Cycle (yaşam döngüsü) değerlendirmeleri ve bulunduğu sekmende göre stratejileri aktarılmakta.
Benzeri şekilde tıbbi mümessillerde çalışma hayatlarını buna göre mi yorumluyor?

A.D.- Maalesef sektörümüz de emekli olmak oldukça zordur !… Buna rağmen son dönemler de  mesleğimizden emekli olan bir çok arkadaşımız bulunmaktadır .  Hatta firmaların uygun görmesi halinde emeklilik sonrasın da tekrar aynı konumda işe tekrar alınarak devam edilebilmektedir . Ancak bu oran oldukça yetersizdir . 

W- Tıbbi mümessillerin firmalarından-yöneticilerinden, hekimlerden ve eczacılardan beklentileri nelerdir?

A.D.-Firmalar dan beklentilerimiz ; daima adil olmaları ve şeffaflıktır .

Ülkemizde ki ekonomi ve sektörü etkileyen sut, geri ödeme, fiyat artışı uygulamaları, global bütçe vb..değişim içindedir . Bu da bizleri direk etkilemektedir; sektörde yaşanan ekonomik krizler ve sonrasında ki  en kolay yöntem ya çalışanların işten çıkartılması ya da beraberinde çalışanlarının sosyal-özlük imkanlarının kısıtlanmaya gidilmesi . Bu sebeplerden sektörel bazda çalışanların en fazla olumsuzluğa maruz oldukları sektördür . Tabi en öncelikli konu aslında mesleğimizin  sadece SGK İş Kolu olarak değil gerçek anlamda da tanınması bir meslek kolu olarak görülmesi , mesleki değişimler yada mesleğimizle ilgili genelge ve benzeri gibi durumlarda bize öncelikle 20 bin kişiyi tek başına temsil eden Mümessil Dayanışma Derneği – MÜDAD’a dolayısı ile mesleği icra edenlere danışılması talebimizdir. Bizim paydaşlarımıza gösterdiğimiz mesleki saygıyı, desteği ve ilgiyi  onlardan da bekliyoruz .

Yöneticilerden ise ; unutulmamalıdır ki bizlerin yaşadığı süreçlerden yönetici olmadan önce kendileri de geçtiler. Bizlerin sorunlarını sıkıntılarını en iyi bilen yine yöneticilerimizdir . Çalışmalarımızın yani sahanın nabzını bildikleri için sorunların yada sıkıntıların çözümü için çaba içinde bulunmalarını arzu ediyoruz.

Bizler firmaların gider değil gelir kaynağıyız!

W- Beklentileri özetlediniz, ne gibi sıkıntılar yaşanmaktadır?

A.D.- Öncelikle mesleğimizin SGK iş kolu dışında yazılı tanınmaması , mesleğimize yön verilirken ilgili ilgisiz tüm kurum ve kuruluşlardan görüş alınırken bizden hiçbir şekilde  görüş ve fikir alınmaması,  kanuna uymayan uygulamalar ile hekim ziyaret yasaklarının yapılması, ziyaretlerin bir düzene sokulmaya çalışılması yerine keyfi uygulamalar yapılması en büyük sıkıntımız. Bizler yüzyüze bilgi aktarımı yapan bir meslek dalıyız, çalışmamız interaktifdir; hekim-eczacı bize soru sorabilir, geri bildirim verebilir. Yoksa bize niye ihtiyaç olsun! Elektronik ortam çok gelişti firmalar ürün tanıtımını oradan yaparlardı ama konvansiyonel yöntem hala vazgeçilmezdir!…..

W- Bilindiği üzere performansınız farklı kriterlerde olsa temelde sorumlu olduğunuz ilaçların satışına dayanmakta yanlış mıyım?
Satış baskısını nasıl hissediyorsunuz?

A.D.- Evet , kağıt üzerinde performans kriterlerimiz farklı gözükse de çalıştığımız şirketlerin devamı için satışın önemi en önde geliyor . Genel alıcının kamu  olmasına rağmen son derece çetin geçen rekabetin üst düzeyde olduğu sektörümüzde satış baskısını tüm meslektaşlarımız inanın en fazla oran da hissediyor. Bizim sektörde bu konuya güzel bir örnek içeren ünlü bir söz vardır “ BU GÜN , BU AY , BU DÖNEM , BU YIL ÇOK ÖNEMLİ , AY TUTMAZSA YIL TUTMAZ . “ Yani bizim için her gün çok önem arz ediyor. Eskiden ölçümleme aracı olan IMS verileri ay da bir izleyen ayın ilk yada en fazla ikinci haftası gelirken şimdi IMS verileri neredeyse günlük gelir oldu . Her hafta Salı günleri IMS verisi bekler onun üzerinden önemli olan ayın satış hedeflerinin realize olup-mayacağı kritiği yapılır oldu . Bu sık yaşanan satış baskısı nasıl tolere edilir!….

W- Stres altında çalışabilmeyi tıbbi mümessiller ne kadar başarabiliyor? Ya gelecek kaygısı?

A.D.- Gelecek kaygısına baktığımız da gerek satış baskısı gerek sektörsel işten çıkartma-sirkülasyon oranları her zaman yüksek olan bir iş koludur . Bu nedenle iş kaygısını gerçekten yüksek oranda hissediyoruz . Kaldı ki aslında strese karşı durabilme ve stres altında çalışabilmek için bazı işverenler tarafından çalışanlara bu konuda eğitimler verilmekte. Biz de Mümessil Dayanışma Derneği – MÜDAD olarak böyle ana başlıklı bir eğitim planlıyoruz üyelerimize özel gerçekleştireceğiz.

W- Atay Bey 14 Nisan etkinlikleriniz ve mesajınızı alabilir miyiz?

A.D.- İnsiyatif alarak meslek birliği ve bütünlüğünü bir arada tutan İl Yönetimlerimiz bulundukları iller de çeşitli akşam ya da öğlen yemekleri düzenleyerek bir arada olmanın önemini gösteren organizasyonlar ve 21 Nisan da ATAMIZIN ebedi istirahatgahı olan Anıtkabir’e Türkiye’nin dört bir yanından katılımın sağlandığı 3 numaralı Devlet Töreni ile Mozolesine Çelenk koymak ve Anıtkabir Anı Defterini imzalamak gibi etkinliklerimiz oldu .

Mesleğimize ve derneğimize sahip çıkalım, ne kadar güçlü dernek o kadar güçlü temsil demektir.  Bundan 6 yıl önce 14 Nisan‘ı Tıbbı Mümessiller Günü olarak kutlamaya başladığımızda bunun tutmayacağını ve hayal olduğunu söylemişlerdi. Biz ise yılmadan devam ettik şimdi geldiğimiz nokta: paydaşlarımız tarafından bilinen bir gün olması ile de bundan sonraki yıllarda da Dünya tarafından kabul görecek bir gün olacağıdır .

Devam edecek…