Ana Sayfa Ana Sayfa Kullanım Alanı “hayal gücünüz” ile Sınırlıdır

Kullanım Alanı “hayal gücünüz” ile Sınırlıdır

W- Yazdığı iki ciltlik kitaplarıyla Türkiye’de 3 boyutlu animasyonun yaygınlaşmasında tartışmasız bir rolü bulunan grafik tasarımcısı Nezih Kanbur‘la, 3 boyutlu animasyonun tıp ve ilaç sektöründe kullanımı ile eğitim ve tanıtım anlamında ne denli önemli olduğu konusunda fikirlerini alacağız. Kısaca sizi tanıyabilir miyiz ve üçüncü boyutla tanışmanız nasıl oldu?  

N.K.- Lise öğrenimimi Özel Darüşşafaka Lisesi’nde, Lisans öğrenimimi ise Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Grafik Bölümü’nde tamamladım. Ortaokula adım attığım ilk yıllar, kişisel bilgisayarların yeni yeni ortaya çıktığı dönemlerdi. Birkaç sene sonra, İnşaat teknikeri olan ağabeyimin bilgisayar destekli tasarım alanında kullanılabilir ilk bilgisayarımızı alması, benim de bu alanda çalışmamın başlangıcı oldu.

W- Bize 3 Boyutlu animasyonun kullanım alanlarından biraz bahseder misiniz?

N.K.- Son zamanlarda, animasyon çok çeşitli endüstrilerde kendi kullanım alanlarını oluşturdu diyebiliriz. Bununla birlikte, giderek daha fazla insan onu çeşitli amaçlar için kullanışlı bir araç olarak görüyor.

3D animasyonun kullanıldığı endüstrilerden sadece birkaçı:

– İç mekan tasarımı
– Mimari
– Endüstriyel Tasarım
– Sahne Şovları
– Tıp ve eczacılık
– Oyun
– İş
– ve elbette Film yapımı.

3D animasyon başta film yapımında kullanıldı. Pixar’ın Oyuncak Hikayesi adlı tamamı bilgisayar grafiği olan filmi 1995’te çıktı ve o zamandan bu yana, daha birçok endüstri, bir sonraki önemli yararlı araç olarak 3D animasyonu benimsemiş durumda.

Artık 3D animasyon kullanımı tıp, iş dünyası ve mimarlık gibi farklı alanlara ayrılıyor.

 W- Peki İlaç sektörüne animasyon çalışmaları yapmaya başlamanız nasıl oldu?

N.K.- Üniversite yıllarında, 3 Boyutlu animasyon yapımında kullanılan 3DS Max adlı yazılımın kullanımını anlatan iki ciltlik ilk Türkçe ve özgün kitapları yazdım. Kitaplardan ötürü ismim duyulunca çeşitli ajanslardan iş teklifleri almaya başladım. Ajanslardan biri bir İlaç firmasının mümessillerinden biriyle tanıştırınca bir statin ürününün işleyiş mekanizmasını anlatan ilk ilaç mekanizma animasyonumu yapmış oldum.

W- Sizce 3 boyutlu animasyonun tıp ve ilaç alanında sağladığı faydalar nelerdir? Türkiye’de bu alanda ne noktadayız?

N.K.- Tıp alanında 3D animasyon, özellikle eğitim öğretim alanında çok etkin bir araç olabilir. Genç bir tıp öğrencisi veya bir cerrah, cerrahi teknikler konusunda kolayca eğitilebilir. Animasyon kullanılarak kavramsal bilgi kolayca aktarılabiliyor. Damarların içinde dolaşabilir, vücudunuzun asla göremeyeceğiniz boyutları içinde neler olup bittiğini görebilirsiniz. Tabi hepsinden önemlisi, hareketli görsel malzemelerin akılda kalıcılığı ve bu şekilde alınan bilginin kullanılabilir bilgiye dönüşüm oranı çok fazladır.  

Bu anlamda tıp eğitiminden hasta bilgilendirmesine, ilaçların işleyiş mekanizmalarının anlatılmasından, ürünün tanıtımına kadar yalnızca hayal gücünüzle sınırlı birçok farklı alanda animasyondan katkı sağlayabilirsiniz.  

Animasyondan,
– Bir ilacın etki mekanizmasını hekim ve eczacılara açıklanmasında

– Bir hastalığın ya da cerrahi operasyonun çeşitli amaçlarla görselleştirilmesinde
– Tedavi amaçlı herhangi bir tıbbi cihazın kullanımının anlatılmasında
– Yeni çıkan sofistike bir tıbbi cihazın doktora veya halka anlatılmasında
– Halk için yapılan sosyal sorumluluk projelerinde hastalıkların teşhis ve tedavisinin mümkün oluşunun görsel bir dille anlatılmasında
– Tıpta öğrenci, asistan eğitimlerinden uzmanlık kongrelerinde yapacakları sunumlarında

Ve daha bir çok alanda faydalanılabilmekte.

Ayrıca firmalar bu görsel malzemelerden sadece belli bir ortamda değil kendi web sayfasında, mümessil aracılığı ile gelişen teknolojiye paralel olarak elinde bulunan akıllı telefon-pc-tablet aracılığı ile, reklam verdiği web sayfaları, uzmanlık dernekleri web sayfalarında hatta kongrelerde stantlarda faydalanabilir.

3D animasyonun birçok kullanım alanından biri de simülasyondur. Simülasyon, gerçek yaşama yönelik bir sürecin, bir modelinin yapılmasıdır. Özellikle üretim ya da Arge yapan şirketler, üretim öncesi görselleştirme konusunda 3D teknolojisinden faydalanabilmekteler.

Özetle 3D animasyon bugün her ortamdan erişilebilen, etkinliği ve gücü yüksek, gerçekçi, pragmatik, yenilikçi görüntüler üretmek için kullanılabilecek yaygın bir teknolojidir. Yapabileceği tek sınır gerçekten animatörlerin hayal gücüdür. Sahanın yerleşik güçlü bir tabanı, parlak bir geleceği ve her zaman yenilikleriyle bizi şaşırtan bir yapısı var.

W-İlaç firmalarına yaptığınız çalışmalar hangi alanda? Bunun firmalara ne gibi katkıları oluyor?

N.K.- Animasyonu en başta kurumsal tanıtımlarda kullanıyoruz. Sıklıkla mümessil eğitimlerinde ve sosyal sorumluluk projelerinde halkın hastalıklar ve tedavileri hususunda bilgilendirilmesi üzerine animasyonlar yapıyoruz. Bir insülin kaleminin ya da inhalerin nasıl kullanılması gerektiğini hastalara En çok istenen alanlardan biri de ilacın etken maddesinin vücuttaki seyrinin hekimlere, eczacılara ve diğer sağlık profesyonellerine üç boyutlu olarak en etkili şekilde anlatmak için kullanıyoruz.

Bu tarz çalışmalar firmanın marka değerine katkı yapmakta, firmayı artan rekabet ortamında öne çıkararak farklı bir kategoriye yükseltmektedir. Ayrıca ilacın farmakolojik etkinliği ve güvenilirliğini daha iyi açıkladığınızda hekimlerimizin reçete tercihlerine de yansıması olduğu düşüncesindeyim.

Sadece animasyon olarak da düşünmeyin. Tıbbi bir cihazın, bir organın, aklınıza gelen tıbbi her nesnenin, basılı görsel malzemelere yönelik olarak, istenen herhangi bir açıdan, fotoğraf gerçekliğinde imajlarına ihtiyaç duyulduğunda da 3 boyutlu modellemek bize fotoğrafını çekmekten çok daha fazla olanak ve çekicilik sunuyor.

W- Animasyon sektöründe yeni teknolojik gelişmeler var mı? Sektör ne tarafa doğru gidiyor?  

N.K.- Belki sizler de farkındasınız dünyada teknolojik anlamda çok sıra dışı gelişmeler oluyor. Bilim kurgu filmlerinden çıkma teknolojiler geliştiriliyor. Yapay zekâ, insan gibi hareket edebilen robotlar, sürücüsüz arabalar… Drone’larla başlayan basit uçan cihazlar insan taşıyabilen uçan arabalara dönüştü. DNA alfabesine iki yeni harf eklemeyi başardılar. Teknoloji baş döndürücü bir hızla ilerliyor.

3D animasyon alanında da sanal ve zenginleştirilmiş gerçeklik son dönemde adından söz ettiren gelişmeler. Sanal gerçeklik, az evvel bahsettiğim vücut içine yapılabilecek bir seyahatin, tam içinde hissetmeyi sağlayan bir tecrübe. Gözünüzde çok yüksek bir maliyeti olmayan VR gözlükleri var. İçine konan cep telefonu ile damarı gezerken başınızı çevirerek sağınızdaki aterom plağına bakabilir, 360 derece tüm çevrenizi görebilirsiniz. Bu enfes bir deneyim. Tüm bunları elbette stereoskopik 3 boyutlu olarak yapabiliyoruz. Trombositlerin burnunuzun ucuna kadar geldiğini düşünün… O şekilde.

Bunun yanında gelecekte çokça ve belki sanal gerçeklikten de fazla göreceğimiz bir teknoloji de zenginleştirilmiş gerçeklik, yani AR. (Augmented Reality) Bunda üç boyutlu görseller telefon veya benzeri cihazın kamerasıyla çektiği gerçek görüntü üzerine monte ediliyor. Tüm bunlar sizi bambaşka diyarlara taşıyan tecrübelerdir.

Bir ilaç lansmanında damar şeklinde kurulmuş bir dekor labirent içindesiniz damar duvarında telefonun tanıdığı “marker” tabir edilen görseller var. Telefon bunları gördüğü anda üzerine aynı perspektifte bir animasyon yerleştiriyor. Siz bir Anjiyotensin Reseptör Blokeri’siniz ve ilacın mekanizmasıyla uyumlu olarak, anjiyotensin reseptörünü bloke ederek tansiyonu düşürüyorsunuz. Bu arada tüm RAA mekanizması önünüzde gerçekleşiyor. Böyle bir öğrenmenin akılda kalıcılığını düşünebiliyor musunuz? AR deneyimini anlatmakla hayal etmek zor. Yolladığınız ilaç broşürüne kullanıcı telefonunu doğrultuyor ve ilaç mekanizmasını bir anda telefon ekranında masasının üzerinde görüyor, onunla etkileşime geçebiliyor.

Şimdilik erişilebilir olması sebebiyle cep telefonları ve ucuz VR gözlükleriyle rağbet gören sanal gerçeklik uygulamaları pek yakında kendi dahili bilgisayarları bulunan Microsoft Hololens gibi adanmış VR ekipmanlarının evlere girmesiyle, reel görüntülerle kusursuz birleşim içinde sizinle etkileşime girecek 3D animasyonlarla kaşımızda olacak.

Özel kalemiyle, stereoskopik 3D ekranında gördüğünüz bir nesneyi ekranın dışına çekip, burnunuzun ucuna kadar çıkarabildiğiniz ZSpace is daha şimdiden görsel eğitimin çehresini değiştirmiş durumda.

3D animasyonun son zamanda rağbet edilen göz alıcı bir uygulaması da 3D projection mapping. 3 boyutlu gerçek nesneler üzerine projeksiyon cihazlarıyla yansıtılan görüntüler izleyiciyi içine çeken bir etkiye sahip.

Bunların yanında hologramlar da ilginç. 45 derece açıyla yerleştirilmiş bir cama, üzerindeki ekrandan yansıyan görüntülerin havadaymış gibi görünmesi prensibine dayanan hologramlar da doğru yapıldığında, çok etkileyici hareketli şematik görseller yapılabilen ilgi çekici tanıtım malzemeleri. Biraz daha fuar ve sunumlar için etkili malzemeler.

Diyebilirim ki her geçen gün, 3D animasyonun farklı ve sizi içine çeken yepyeni bir uygulamasıyla karşı karşıya kalıyoruz.

W- Bir animasyon çalışması nasıl bir süreç? Genel hatlarıyla işin nasıl yapıldığını bize anlatabilir misiniz?

N.K.- Elbette. Önce müşteri talebini iletir ve beklentilerini içeren bir brief verir.

Bu işin doğru sıralamasıyla, önce animasyonda anlatılacak konunun metni hazırlanır. Bu metne göre ses kaydı yapılır. Bu şekilde çalışmanın süresi de ortaya çıkmış olur. Daha sonra bu anlatıma göre kurguyu planlarız ve ihtiyaca göre filmin planını oluşturan storyboardları çizeriz.

Ardından üretim süreci başlar, 3D programda filmin sahneleri, modelleri bir bir oluşturulur, modellere gerçek dünya malzemelerinden malzeme verilir, ışıklandırması yapılır, kameraları yerleştirilir ve hareket eden nesnelere hareketleri verilir.

Bundan sonra da yerine göre, saatlerle ölçülen bir süreçten tutun da haftalarca sürebilen, render dediğimiz bir hesaplama süreci başlar. Animasyon oldukça yüksek sabır gerektiren bir iştir. Render işinin aldığı zamandan ötürü işe başlamadan tüm detayların iyice düşünülüp planlanmış olmasını önemseriz. Çünkü bir haftalık render işlemi sonrası bir değişiklik, yeniden render işlemi yapmayı gerektirir.  Bu süre, çok çeşitli etkene bağlı olarak değişebilmektedir ancak gözünüzde şekillenmesi için şunu söyleyebilirim: Hareketli görüntülerin saniyesinde 25 kare resim vardır. Günümüzün en güçlü bilgisayarlarında evimizdeki televizyon ekranına uygun boyutta tek kare imajın oluşması 2 dakika sürüyorsa bu bizim için makul hatta sevindirici bir süre sayılır. Bu bağlamda 1 saniyelik film 50 dakikada, bir dakikalık bir film de 50 saatte ortaya çıkar. Tabi film işi bununla da bitmiyor. Ortaya çıkan ham görüntülerin sesle birleştirildiği, çeşitli efektlerin uygulandığı bir de post prodüksiyon aşamamız var. Bu işin de tamamlanmasıyla film izlenmeye hazır olur.

W- Başka hangi sektörlere hizmet veriyorsunuz?

N.K.- Benim yapmaktan en çok haz aldığım iş, eğitici animasyonlar yapmak. Medikal da bu kategoriye giriyor. Bunun dışında lise fizik yardımcı ders kitapları üreten bir yayınevi için lise fizik müfredatının tamamını anlatan animasyonlar yapmıştım. Yine aynı konuda Tübitak tarafından organize edilen Fatih Projesi kapsamında Fizik animasyonlarının bir kısmını da ben hazırladım. Eğitim dışında, henüz temeli bile atılmamış bir binanın bitmiş haliyle görselleştirildiği mimari canlandırmalar ve reklam animasyonları da yaptığım işler arasındadır. Hepinizin aşina olduğu TV reklamları, kanal kimlik animasyonları ve program jenerikleri yaptığım işler arasında.

W- Samimi röportaj için çok teşekkür ederiz.

N.K.- Beni ağırladığınız için ben teşekkür ederim.

Sn Nezih Kanbur kişisel web sayfası:

www.nezihkanbur.com