Ana Sayfa İlaç Yolculuk Ermenek’den Başlamıştı…

Yolculuk Ermenek’den Başlamıştı…

arşivden bir haber ( 23 kas 2008 )

İbrahim Ekinci – Milliyet

Konya’da eczacı kayınbiraderle başladığı ecza depoculuğu işinde geçtiğimiz günlerde 50’nci yılını kutladı. ‘Çok çalıştım, bugünlere gelmek kolay olmadı’ diyor. 10 kişiyle başlanan bir işi, 5 bin kişiyle yapılan 4 milyar YTL’lik bir işe dönüştürmek gerçekten kolay değil.

Ahmet Keleşoğlu’nun gündeminde birçok iş var. Bunları röportajda anlattı. Ancak bunlardan birisi çok önemli. Türkiye’deki 23 bin eczaneden 19 binine ulaşan bu dev şirketi, kuracağı bir vakfa devredecek. ‘Bizden sonra da kazansın, büyüsün, adı yaşasın ve hayır işleri yapsın istiyorum’ diyor. Ahmet Keleşoğlu’nun çocuğu yok. ‘Çalışanlarım çocuklarım’ diyor. Kuracağı vakfın yönetiminin yarısını onlar oluşturacak.
Keleşoğlu’nun çalışanları ile ilgili hissiyatı çok derin. ‘Burada bir aileyiz. Onları severim, onlar da beni sever. En büyük mutluluğum budur’ diyor.
Keleşoğlu ile Türkiye’nin ecza depoculuğu sektörünün lider şirketinin bugünlere gelişini, gündemini konuştuk:
 

Selçuk Ecza Deposu ile ecza depoculuğu işinde varsınız. Başka işler de var mı?
Selçuk Ecza Holding bizin ana şirketimiz, ecza depoculuğu da ana işimizdir. 50’nci yıl oldu. Bunun yanında önce kendi inşaatlarımız için kurduğumuz bir inşaat şirketi var. Bir de turizm var. Şimdiye kadar iki otel yaptık. Eczacı müşterilerimiz için yapmıştık. Ticari olarak işletmeye devam ediyoruz.

İnşaat şirketi önce bizim Selçuk Ecza’nın işlerini yaptı. Sonra biraz profesyonelleştiği için gayrimenkul işine de girdi.

Turizm ve inşaat vardır ama gelirlerimizin yüzde 95’i yine ecza depoculuğundan geliyor.

Bu işleri büyütmek istiyor musunuz?
Kemer Tekirova’da 1000 yataklı Club Hotel Phaselis Rose’u kurduk. Turizm işini çok büyütmek istemiyoruz. Bir şeyler yaparız ama turizmci olmak gibi bi hevesim yok. Programda, Haydarpaşa’da bir arsa aldık. Orada 5 yıldızlı bir otel yapmak istiyoruz, bu var. İmar iskân sorunları çözülürse yapacağız. 36 katlı bir şey düşünüyoruz. Projesi var. Yatırımı 100 milyon doların üzerine çıkar. Bu krizde biraz bekleyebilirim. Bir de projenin onayı gerekir. 18 dönüm arsa var. Turizmde bu kadar, başka işimiz yok.

Peki inşaat işinde ne yapmak istiyorsunuz?
İnşaat işinde de rölantideyiz. Piyasa biraz düzelirse yapıp satarız. İnşaat şirketimiz 1-1.5 yıl sürecek Selçuk Üniversitesi’nin binalarına başladı. O bitince elimizdeki bazı gayrimenkulleri değerlendirmeye geçeriz.

Büyük proje var mı?
Gayrimenkulde çok büyük bir projemiz yok. Günün şartlarına göre bakacağız. İstanbul’da araziler ve binalar var.

Sizin çatı şirketiniz holding mi?
Evet, Selçuk Ecza Holding ana şirketimiz, altında Selçuk Ecza Deposu var. As Ecza Deposu var. Selçuklu İnşaat Turizm AŞ var. Bir de Mamsel İlaç Sanayi var.

Bir aile şirketi misiniz?
Selçuk Ecza Holding bir aile şirketidir. Eşimin hissesi var. Baldızın küçük bir hissesi var. Çocuklarım yok. Bir bakıma 5 bin çocuğum var. Çalışanlarımı çocuklarım sayarım.

Peki başka bir sektör düşünüyor musunuz? Aklınızda olan bir şey var mı?
En çok kafama takılan şey enerji. Biraz girsem diye düşünüyorum. Aklımdan geçiyor. Artık para kazanmakla ilgim yok ama enerji önemli bir konu. Santral veya rüzgâr enerji gibi bir şey olabilir. Türkiye’nin buna ihtiyacı var. İleride çok sıkıntımız olacak. 10 senelik bir ihtiyaç değil, hep olacak. Kısmet olur inşallah.

İş temponuz nasıl? Her gün geliyor musunuz?
Her gün gelirim. Ama artık biraz geç geliyorum. Fakat akşamları devam ediyorum. Yazın daha çok otelde kalıyorum. Gençlerle arkadaşlıklarım var. Antalya’daki otelime gidiyorum.

Eşiniz işte aktif mi?
Eşim toplantılara katılıyor. 50 yıldan fazladır birlikteyiz. Çocuğumuz yok. Ballıyız. Aydın (Doğan) Bey hanımıma hep ‘Konyalı’ diye seslenirdi. Tanışırız, dostluğumuz vardır.

Peki 2007’yi nasıl kapattınız. Bu yıl nasıl gidiyor?
2007 yılı bizim için iyi kapandı. 50’nci yıla girerken şirketin en kârlı dönemi oldu. Bilançomuz vergiden sonra 160 trilyon kardı. Toplam satışlar 3.5 milyar YTL’ydi. Bu yıl da 4 milyar YTL satış olur, üzerine çıkarız. Kârlılık da 2007’nin altında olmaz.

Kaç kişi çalışıyor?
Şirkette 4 bin 600 kişi çalışıyor.

Nerden geldi aklınıza Konya’da ecza depoculuğu?
Kayınbirederimle birlikte başladım. Nevzat Bey’le. Onun da şimdi Nevzat Ecza Deposu isminde şirketi var. 1962’de o benden ayrıldı. Kendi şirketini kurdu. Sonra ben tek devam ettim. Ama çok çalıştım. Sıfırdan alıp böyle bir kurum yaratmak kolay değil.
Selçuk Ecza, Konya’da kuruldu. Selçuk ismini uğur getirsin diye koyduk. 10 kişiyle başladık. Konya civarında çalıştık.
1975’te İstanbul’a geldik. Arkasından Adana şubesini açtık. Türkiye’nin en büyük deposu oldu, lider olduk. Ondan sonra bu günlere geldik. Türkiye’nin en fazla vergi ödeyen ilk 50 firmasından biriyiz.

Şu anda kaç deponuz var.  Nasıl bir dağıtım ağı kurdunuz?
Şimdi 100 depo var şu anda. Türkiye’nin her tarafına dağılmış durumdadır. Her birinin başında bir eczacı müdürü ve kadroları var. Çalışanların ağırlığı sıfırdan girip müdürlüğe çıkar. Müdürler de kendi içimizden çıkar. Buralardan eczanelere ilaç gider. 2 bine yakın hizmet aracımız var. Birçok eczaneye iki kez, hatta daha fazla gideriz. Telefonla sipariş gelir, anında gider. Eczaneler çok fazla stok bulunduramaz, bizden gider.
İstanbul’da 12-13 depo var. Bunlara şube de diyoruz. Buralar dağıtım merkezidir. 19 bin eczaneye gidiyor. Zaten Türkiye’de toplam 23 bin civarında eczane var. Kango ticari araçlar taşıma yapar. Ayrıca motorsikletler de var. Soğuk zincir araç gerektiren taşımalarımız için böyle araçlarla çalışıyoruz.

Sistem nasıl, siz fabrikalardan alıp depoluyorsunuz… Fabrika kendisi niye doğrudan dağıtmıyor?
Fabrikaladan alıp depoluyor, sonra dağıtıyoruz. Üretici şirketler böyle dağıtımı yapamaz. O ayrı bir branş. Deneyenler oldu, yapamadılar. Finansman bakımından da eczaneyi destekliyoruz.
A’dan Z’ye bütün firmaların ve ilaçların tamamını dağıtıyoruz. Herkes gelip bizimle anlaşıyor ve biz dağıtıyoruz.
Yasal kar haddimiz var. Üreticinin, depocunun, eczacının belli, yüzde 2 kazandığımız da var 7 kazandığımız da var. İskonto alım verim şartları ayrı ama karlılık hep aynıdır. Sağlık Bakanlığı’nın kontrolündedir.

Pazar payınız nasıl?
Hangi dağın başında bir eczane varsa biz orada varız. Pazarın yüzde 35’i bizde. Bu yıl öyle. Daha önce ikinciydik, bu sene lideriyiz. Vergi ve kârlılık bakımından hep lideriz. Bu sene ciroda da iyi durumdayız.

İlaçta üretim tarafında bir şeyler yapmıyor musunuz?
İbrahim Ethem Ulagay İlaç Sanayii’nde ufak bir hissemiz var. 25 yıldır ben yönetim kurulu başkanlığını yapıyorum. Ulagay ailesi tamamen sattı çıktı. İtalyan ortaklı oldu. Yüzde 12 benim hissem, yani Selçuk Ecza Holding’indir. Üretimi düşünmedik, ana işim dağıtım oldu. Bir koltukta iki karpuz gitmez diye düşündüm. İbrahim Ethem’de ortağım ama o benim asıl işim değil. Kârımızı hiç dağıtmadık, hep bünyede kaldı, işimiz büyüdü.
50 senede bu kadar krizler geldi geçti ne bir bankaya ne bir üreticiye ‘vademi uzatın’ demedim. Çok ölçülü ve temkinli bir yapıya sahibim. Bir bankaya ‘Kredim var, vademi uzat’ demedim.
1990-1998 arasında ecza depolarının çoğu battı. O arada rekabetten, bilinçsizlikten oldu. 400 depo varsa 360’ı battı.
Bizim işkolumuz da çok sağlam değil. Batanlar çok. Bu dönemde de batanlar oldu.
Dağıtıcının aynı zamanda üretici olması çok mahsurlu değil ama sıkıntı olur diye biz o alana girmedik. Kendi ilaçlarınıza öncelik verdiniz derler. Sanayi ile aranızdaki denge bozulur, onun için yapmadık.

Yabancılardan hiç teklif gelmedi mi, ortak olalım talebi almadınız mı?
Yabancıla 20 yıldır peşimizdeler. Avrupa’nın en büyükleri. Hâlâ gelirler ortak olalım diye. Çünkü biz gözde bir kuruluşuz, Avrupa çapında da iyiz. Avrupa standartlarına uyum sağlamış bir kurumuz. Sadece para için de ortak olmanın anlamı yok. Çok para olsa ne yapacağım? Benim param yetiyor. Hiçbir kanunsuz iş yapmadık, hiz ceza almadık. İstikrarlı bir kurumuz.
Siyasetten uzak, ortalıkta dolaşmayan bir yapım var. Gazeteler yazarsa şu yardımı yaptı, bunu yaptı diye yazar.

Şirketin yönetimi nasıl oluşuyor?
Şirketin yönetimi 7 kişi. Aileden ben ve eşim var. Kalanı profesyoneldir. SPK’ya da kurumsallaşmak için açıldım. Kontrol altında olalım arzusundan doğdu. Şimdi uluslararası denetim firmaların, kontrolü içindeyiz. Bunlar beni mutlu ediyor.
Bir Alman vardı. ‘Müdürüme çok güveniyorum’ demiştim. Dedi ki ‘Ahmet bey güvenmek güzel ama kontrol daha güzel.’ Hiç unutmam.

Babanız var mıydı, bu işe başladığınızda?
Ben bu işlere başladığımda babam 8 yıl önce vefat etmişti. Beni tüccar yapmak istiyordu. Kayınbiraderim eczacıydı. Fikir ordan çıktı. Babam ticaretle uğraşıyordu. Onun da şimdi büyük bir ecza deposu var. İlaç üretimi yapıyor.

Bu, As Ecza Deposu niye var? İkinci bir şirket ama aynı alanda…
As’ı ikinci bir marka olsun diye 1987’de kurduk. Bir pazarlama stratejisi olarak kurduk. 400 deponun olduğu dönemdi. Her şeyde ikinci marka yaratıyorlar ya öyle oldu. Aynı bölgede de çalışıyorlar, ayrı çalıştıkları iller de var. Kendi aralarında pazar yaratıyorlar. As’ın yüzde 100’ü Selçuk’a bağlandı.  Aralarında branşlaşma yok. As’ın rakamlarını SPK, Selçuk’la birleştiriyor. Rakamlar konsolide.
Aslında bizim çatı şirketimizin ilk ismi Aksel’di, Ahmet Keleşoğlu Selçuk Ecza Deposu’nun ismiydi. Sonra bu ismi Selçuk Ecza Holding oldu. Adı değişti.

Peki, bu kadar deneyim var. Bunu başka ülkelerde yaparak dışa açılmayı düşünmediniz mi?
Başka ülkelerde de bu işi yapmak niyetimiz var. Yurtdışına açılmayı planladık. Çalışmalarımız var. Araştırıyoruz. Bir iki yıldır bakıyoruz. Romanya, Bulgaristan, Azerbaycan, Kazakistan ve hatta Cezayir’i bile araştırdık. Krizler gelince bekledik. Niyetimiz var. Akıllı yapmak istiyoruz, ortamı kolluyoruz. Rusya olabilir, Ukrayna olabilir. Verimlilik yönünden Avrupa’nın en iyilerinden biriyiz. Bu birikimimiz var.

Tekrar gayrimenkullere dönelim? Biraz projelerinizden bahseder misiniz?
Gayrimenkulümüz var. Onların hepsi inşaatın bünyesinde, kendi iş kolunda var. İstanbul’da bir hayli var. O şirket değerlendirecek. En sıkışık zamanlarımda bile arsa almışım. Şurası iyi diye satmışlar, dağların başında. Sabiha Gökçen’e doğru. 130 dönüm var, 160 dönüm olan var, bir 70 dönüm var. Şimdi çok kıymetlendi ya gelip ‘Satar mısın’ diyorlar, satmıyorum. İnşaat sektöründe birçok yerde iş merkezleri ve site biçiminde konut inşaatları gerçekleştirdik.

Peki bu kadar önemli arsalar olduğuna göre, gayrimenkul işinde yapacaklarınız da çok olacak…
Gayrimenkul bu grubun gelecekte önemli işlerinden biri haline gelir. Çünkü elinde bir hayli menkul var. Bunları değerleyince önemli bir iş olur.

Peki bu kriz sizi etkiler mi? Satışlar düşer mi biraz?
Çok stabil durumdayız. Çok kriz atlattık ve bu yüzden çok tedbirliyiz. 2001’in çok faydası oldu. 50 yıldan beri ilk defa en stabil durumdayım ve bunu da bozmak istemiyorum.

 

8 okul yaptık, yardım ettik hayır işleri devam edecek
Siz hayır işlerini seven bir işadamısınız. Neler yaptınız şimdiye kadar?
Birçok okul yaptım. Milli Eğitim’e bağışladık. Şimdi en önemli işimiz Konya Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi binası. Onu yapıyoruz. Hayır işlerimiz devam edecek. Vakıf yapacak. Yaptığımız okulların listesi şöyle:
– Altunizade Hafize Özal İlköğretim Okulu 36 derslikli ek inşaatı, spor salonu (2001)
– Üsküdar Ahmet Keleşoğlu Anadolu Lisesi (2002)
– İstanbul Üniv. Eczacılık Fakültesi derslikleri ve laboratuvarların yenilenmesi (2002)
– Ümraniye Nezahat  Ahmet Keleşoğlu İlköğretim Okulu (2003)
– Marmara Üniv. Eczacılık fakültesi Multimedya ve Araştırma Merkezi yapımı ve bilgisayar donanımı (2006)
– Ümraniye/Sarıgazi Ahmet Keleşoğlu İlköğretim Okulu ek derslik inşaatı, dersliklerin donanımları (2007)
– Ümraniye’de Selçuk Ecza Deposu 50 Yıl İlköğretim Okulu arsa bağışı ve 32 derslikli İlköğretim okulu yapımı (2008)
– Konya Selçuk Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim fakültesi inşaatı (2008)

Memlekette bir şeyler yaptınız mı?
Ermenek’e sosyal yaşama katkı amaçlı Ermenek Selçuklu Oteli’ni, Konya’da Selçuklu Belediyesi Ahmet Keleşoğlu Kültür Merkezi’ni yaptık. Başta Ermenek ve Konya olmak üzere ülke kalkınmasına katkı ve hizmet gerekçesiyle Selçuk Üniversitesi Senatosu ‘Eğitim Bilimleri’ dalında Fahri Doktorluk Payesi verdi.
Bakanlar Kurulu kararıyla Konya Selçuk Üniversitesi’ne bağlı eğitim fakültesine Ahmet KELEŞOĞLU adı verildi, fakültenin adı Selçuk Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi olarak değiştirildi.
10 Temmuz 2008’de de Türkiye Büyük Millet Meclisi Üstün Hizmet Ödülü verdiler.

 

4 milyar YTL ciro yapan şirketini vakfa devredecek
Şirketlerin gelecekte yönetimi ile ilgili bir tasarrufunuz var mı?
Şimdi vakıf kuruyorum. Vakıf benden sonra bu şirketleri yönlendirecek ve hayır işleri yapacak. Eğitime, sağlığa, kimsesizlere yardım edecek. Holdingin yüzde 51’ini vakfa bırakıyorum. Şirketin adını yaşatacak. Ana hissedar vakıf olacak. Kalan hisse mirasçılara gidecek. Yüzde 20’si zaten halka açık.

Mirasçılarınız kim?
Mirasçılarımız kardeşlerimin çocukları ve hanımın kardeşlerinin çocukları. Vakıf kurarak 100-200 sene devam etsin, yön değiştirmesin istiyorum. Vakfın yönetimi de yarısı hissedarların mirasçılarından, kalanı çalışanların arasından bir statü içinde seçilerek oluşturulacak. Belki bir iki üye de üniversitelerden girebilir. Bunun üzerinde çalışıyoruz.

Çok eski çalışanlarınız var mı?
Çalışanlarım çok iyi, bizde 40-50 sene çalışan çok insan var. Bununla gurur duyuyorum. Emekli oluyor, devam ediyor. Bakıyorum senelere, geçmişe, çocukluğuma… Bin şükür ediyorum. Okullar yaptık, hayırlar yaptık. Vakıf kurup daha fazlasını yapmak istiyoruz. Dua edenlerimiz olsun. Çalışanlarımla dostum. Hepsi benim evladım. Burada bir aile yuvası var. Çalışanımı seviyorum, onlarla barışığım. Onlar da beni çok seviyorlar. Bu yüzden çok mutlu olduğumu söyleyebilirim.

 

Ahmet Keleşoğlu kimdir?
Ahmet Keleşoğlu, 1924’te, Tüccar Hacı Mustafa (İncikoğlu) Bey’in altı çocuğunun 5’incisi olarak Konya – Ermenek’te doğdu.
Babasının teşvikiyle ticari hayata atıldı. Nezahat Hanımefendi ile hayatını birleştiren
Ahmet Keleşoğlu, 1958’de Selçuk Ecza Deposu’nu kurdu. 1980 yılında İbrahim Ethem Ulagay İlaç Sanayii’ne ortak oldu. Halen Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yürütüyor.
1980-1990 yıllarında As Ecza Depoları’nı kurdu.
1995 yılında, turizm ve inşaat sektörüne girdi. Bugün, en büyüğü Selçuk Ecza Deposu olan şirketlerini Selçuk Ecza Holding bünyesinde topladı. Halen bu kuruluşların yönetim kurulu başkanı olarak yönetmeye devam etmektedir.
Eğitim, kültür, sağlık ve turizm alanlarında çok önemli sosyal sorumluluk projeleri gerçekleştirdi.

 

Selçuk Ecza’nın rakamları
–  Ana işi ecza depoculuğu
–  Pazarın yüzde 35’ine sahip
–  Ayrıca turizm ve gayrimenkulde faaliyetleri var
–  Çatı şirketi Selçuk Ecza Holding
–  Holdinge bağlı iki ecza depoculuğu şirketi, bir de inşaat ve turizm şirketi var
–  Grupta 4 bin 600 kişi çalışıyor
–  2007’yi 3.5 milyar YTL ciro ile kapattı
–  2008 hedefi 4 milyar YTL
–  100 depo, 2 bin araçla 19 bin eczaneye dağıtım yapıyor
–  İbrahim Ethem Ulagay İlaç’ın yüzde 12’sinin de sahibi

 

Selçuk Ecza’nın Gündemi
–  Çevre ülkelerde ecza depoculuğu yapmayı hedefliyor. Romanya, Bulgaristan, Azerbaycan, Kazakistan, Cezayir, Rusya ve Ukrayna’yı inceliyor
–  Gayrimenkulde büyüyecek. Elinde çok büyük arsalar var, değerlendirecek
–  Turizm alalında Haydarpaşa’ya 100 milyon dolarlık büyük bir otel yapacak
–  Bir vakıf kurarak grubun yüzde 51’ini devredecek
–  Enerji işine girmeyi düşünüyor

 

48 reşadiye altınıyla başlayan bir başarı öyküsü

27 ekim 2009 – AA

İlkokuldan sonra eğitimine devam edemeyen iş adamı Ahmet Keleşoğlu, babasının kendisine ticarete atılması için sermaye olarak verdiği 48 reşadiye altını ile başladığı ticari hayatını, bugün 5 bin kişinin çalıştığı şirketin başkanı olarak sürdürüyor.

Ticarete Karaman’ın Ermenek ilçesinde başlayan Ahmet Keleşoğlu, 10 Ekim 1958’de Konya’da Selçuk Ecza Deposu’nu kurarak ilaç sektörüne girdi. Kurulduğunda sadece Konya ve ilçelerine hizmet veren Selçuk Ecza Deposu, daha sonra Türkiye genelinde faaliyet göstermeye başladı. 1970’lerde Türkiye’de ilk defa çok şubeli ecza deposu unvanını kazanan şirket, 103 şube ve 5 bin çalışanı ile bugün Türkiye’de ilaç sektörünün yüzde 34’ünü elinde bulunduruyor. Kurumlar Vergisi sıralamasında 2008 yılında 34 milyon lira ile 44. sırada yer alan Selçuk Ecza Deposu, yaklaşık 17 bin eczaneye ulaşıyor. Selçuk Ecza Deposu’nun Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Keleşoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, doğup büyüdüğü ve ticari hayata atıldığı Toros Dağları’nın eteklerine kurulu Karaman’ın Ermenek ilçesinde, zorlu coğrafi şartlar nedeniyle o dönemde kısıtlı imkanlar içinde yaşamlarını sürdürdüklerini belirtti.

‘YOLLAR 6 AY AÇIK, 6 AY KAPALIYDI’

Ermenek’ten Karaman’a yürüyerek iki günde gittiklerini ve kış aylarında yollar kapandığında yolculukların 4-5 güne çıktığını anlatan Keleşoğlu, ‘Çocukluğum Ermenek’te geçti. 1943’te askere gittim, 4 yıl askerlik yaptım. Askerlikten sonra Ermenek’e döndüm ve 10 sene manifatura ve tuhafiye imalatı ile uğraştım. Ermenek’te yol yoktu. Altı ay yaz, altı ay kış. Yolları altı ay açık, altı ay kapalıydı’ dedi.
Ahmet Keleşoğlu, bu olanaksızlıklar içinde ticarete başladığını ve babasının kendisine sermaye olarak kullanması için verdiği 48 reşadiye altını ile ticarete girdiğini belirterek, şunları kaydetti:  ‘Ermenek’te imkansızlıklar vardı. İlkokuldan sonra eğitimime devam edemedim. Eğitime devam etmem için Karaman’a veya Konya’ya gitmem gerekiyordu. Babam rahmetli ona izin vermedi ve beni okutmadı. ’Seni tüccar yapacağım’ dedi. ’Okuyup, memur olup da ne yapacaksın?’ diyordu. O günün mantalitesi öyleydi. Ticarete atılmam için bana sermaye verdi. Ben dikkatli bir çalışma ile bu sermayeyi büyüttüm. Babam rahmetlinin bana önemli nasihatleri olmuştur. Çok hoşgörülü ve disiplinliydi. Çocukluğumdan bu yana inanılır ve güvenilir olmaya özen gösterdim.’

10 KİŞİ İLE BAŞLADI, ŞİMDİ 5 BİN KİŞİ ÇALIŞTIRIYOR


Karaman’da başladığı ticari hayatını 1958 yılında Konya’da kurduğu Selçuk Ecza Deposu ile sürdürdüğünü ifade eden Ahmet Keleşoğlu, şirketin ilk kurulduğunda 10 çalışan ile hizmet verdiğini, şimdi ise 5 bine yakın çalışanı olduğunu bildirdi. Konya’da 20 sene kaldıktan sonra önce İstanbul, ardından da Adana şubesini açtıklarını belirten Keleşoğlu, şöyle devam etti: ‘1970’lerde, Türkiye’de ilk defa çok şubeli ecza deposu unvanını kazandık. İlk dönemlerde sektördeki payımız yüzde 3’ler 5’ler seviyesindeydi. Şu anda ilaç sektöründeki payımız, yüzde 34’e yükseldi. Geride kalan 50 yılda çok sayıda kriz yaşadık, önemli badireler atlattık. Allah’a çok şükür bunların hepsini başarıyla geçebildik. 1990’lı yıllarda yaşanan krizlerde batanlar oldu, biz onlar arasında olmadık. Hatta her krizden sonra daha büyüdük. Bu, temkinli, hesaplı kitaplı ve istikrarlı olmamızdan ileri geldi. Çalışanlarımı çok iyi seçtim. Dışarıdan çok fazla eleman almadık. Hep alt kademeden yetişen ve başarılı olanları üst kademelere doğru müdürlüğe doğru yükseltirim. 40-50 yıllık çalışanım var. Çocukları müdür olmuş, torunları çalışan arkadaşlarımız var. Bu yapımız bana gurur veriyor.’
Keleşoğlu, 103 şube ile ulusal bir yapıya sahip olduklarını bildirerek, şöyle dedi:  ‘Türkiye’de artık bölgesel bir ecza deposu değil, ulusal bir ecza deposu olduk. Hala doğrudan işlerle ilgilenirim. Sabah işe gitmesem bile öğleden sonra giderim ve 8 saat çalışırım ve hala arkadaşlarımla istişare ederim, işleri yönlendiririm, bundan da zevk alırım. Çocuğum yok. Ancak 5 bin çalışanımın hepsi benim evladım. Onlar da bana baba gibi bakıyor. 85 yaşında olmama rağmen günde 8 saat çalışırım.’

85 YAŞINDA GÜNDE 8 SAAT ÇALIŞIYOR


Türkiye’nin gelişmiş ülkeler seviyesine gelebilmesi için gençlerin iyi eğitilmesi gerektiğine işaret eden Ahmet Keleşoğlu, bu nedenle eğitimin yanı sıra sağlık ve sosyal alanda da önemli çalışmalara katkıda bulunmaya çalıştıklarını belirtti. Keleşoğlu, şu ana yaptığı yardımların toplamını tam olarak bilmediğini ancak çok sayıda okul ve derslik yaptırdığını belirterek, ‘Şimdi de yaklaşık 20 milyon dolara mal olacak olan bir yatırımla yarının eğitimcilerinin yetişeceği SÜ Eğitim Fakültesinin binasını yaptırıyoruz. Benim ismimi taşıyan bu fakültenin binası, inşallah Eylüldeki eğitim dönemine yetişecek’ dedi.
Selçuk Üniversitesi Ahmet Keleşeoğlu Eğitim Fakültesinde mezuniyet törenine katıldığını, bunun kendisine mutluluk ve huzur verdiğini söyleyen Keleşoğlu, üniversiteye ve Konya’ya yaptığı yardımlarda ‘sevgili dostum’ diye hitap ettiği Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof Dr. Süleyman Okudan’ın büyük katkıları olduğunu ifade etti.

KURDUĞU VAKIF HAYIR HİZMETLERİNE DEVAM EDECEK


Geçen yıl Selçuk Ecza Deposu’nun 50. kuruluş yılını kutladığını bildiren Keleşoğlu, şöyle devam etti:  ’50. yılımızda, yardımlarımızın biz öldükten sonra da devam etmesi için, Ahmet ve Nezahat Keleşoğlu Vakfı’nı kurduk. Eğitim, sosyal ve sağlık alanındaki yardımların sürekli hale gelmesi için şirketlerimizin yüzde 51 hissesini kurduğumuz vakfa devrettik. Benden sonra vakıf mütevelli heyeti seçimlerle gelecek. Hem şirketlerimizin devamlılığını sağlayacak, hem de sosyal yapılanmaya, insanlığa, eğitime, sağlığa katkılarımız da eksiksiz devam edecek. Vakıf yaşamımızdan sonra da görevini sürdürecek.’