Ana Sayfa Ana Sayfa Hilal-i Ahdar

Hilal-i Ahdar

Yeşilay Yönetim Kurulu Başkanı
Prof.Dr.M.İhsan Karaman ile paylaşım:


W- Değerli Hocam hekim camiası olarak sizi tanımakta olmamıza rağmen sizden kısaca kendinizi aktarmanızı istesek…

M.İ.K. – 1962 yılında İstanbul’da doğdum. 1986’da ise İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun oldum. Aynı fakültenin Üroloji Kliniği’nde ihtisas eğitimimi tamamlayarak 1991 yılında üroloji uzmanı oldum. 1994 yılı boyunca Houston-ABD’de Baylor College of Medicine’de misafir ürolog olarak çalıştıktan sonra, 1996 yılında üroloji doçenti oldum. 2008’de ise Üroloji Profesörü unvanını aldım. Şu anda İstanbul Medeniyet Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniği Eğitim Sorumlusu görevindeyim. Aynı zamanda Çocuk Ürolojisi yan dal uzmanı olup, Türk Çocuk Ürolojisi Derneği kurucu üyesiyim. Uzun yıllardan bu yana birçok STK’da da yer almaktayım. Uluslararası bir tıbbi ve insani yardım kuruluşu olan Yeryüzü Doktorları Derneği’nin yönetim kurulu başkanlığı dokuz yıl süreyle yaptım. Dünya İslami Tıp Birlikleri Federasyonu Başkan Yardımcısıyım. Birçok ulusal kongre ve tıbbi toplantının düzenleme ve bilimsel kurulunda yer aldım. Şimdi ise, Kasım 2012’den bu yana bir asırlık şerefli bir emaneti, Yeşilay’ımızı omuzlarımıza almış bulunmaktayız.

W – Çok dolu bir kariyeriniz var ve bu sebeple paylaşımımızın ana konusu Yeşilay’a gelmeden, uzun süre genel başkanlığını yaptığınız küresel sorumluluk projesi olan ‘Yeryüzü Doktorları”nın misyonunu ve verdiğiniz hizmetleri alabilir miyiz?

M.İ.K. – Yeryüzü Doktorları, 2000 yılında merkezi İngiltere’de kurulmuş olan, yardıma muhtaç bölgelere sadece sağlık ve insani yardım ulaştırmak için giden bir kuruluş. Yeşilay Genel Başkanlığı öncesi Yeryüzü Doktorları Türkiye Başkanlığını yaptım. Yeryüzü Doktorları, felaketlerin, savaşların ve iç karışıklıkların olduğu dünyanın her bölgesine ulaşmaya çalışır ve tıbbi yardıma ihtiyaç duyan insanlar için çeşitli sağlık projeleri hayata geçirir. Kimi yerde tam donanımlı hastaneler ve sağlık merkezleri inşa ederek, kimi yerde beslenme sağlığı merkezleri kurarak, kimi zaman gönüllü sağlık ekipleri gönderip tedavi ve ameliyatlar yaptırarak sürdürülen bu projeler, on binlerce insanın hem derdine deva, hem ruhuna şifa olmaktadır. www.yyd.org.tr den ayrıntılı bilgi edinilebilir.

W – Üroloji uzmanlığı alanında prostata yoğunlaştınız, tercih nedeninizi alabilir miyiz? Prostat konusunda erken tanının önemi ve özellikle THSK’nın kanser tarama projesi (meme-kolorektal-serviks) içinde yer almamasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Üroloji alanında birçok yayınınız var mevcut diğer sorumluluklarınız bu çalışmalarınıza engel mi?

M.İ.K. – Prostat kanseri konusunda ülkemizde öncüsü olduğum bir yönteme ait kitap yayınlamıştım. O nedenle böyle bir algı oluşabilir. Yoksa, ürolojinin tüm alanlarında, özellikle de yan dal uzmanı olduğum çocuk ürolojisi alanında pek çok çalışmam var. 60 kadarı uluslar arası literatürde yayınlanan 250’yi aşkın bilimsel çalışma içinde yer aldım. Halen sorumlusu olduğum klinikte bu çalışmalarımız devam ediyor. Aldığım hiçbir sorumluluk temel mesleğim olan ürolojideki akademik çalışmalarıma engel olamaz. Prostat kanserinde erken tanı önemlidir, ama bunun için tarama programları yapılması bütün dünyada tartışmalı bir konudur ve ekonomik değildir.

W – Sağlık Bakanlığı için verdiğiniz hizmetler nelerdi ve aktif göreviniz var mı?

M.İ.K. – Sağlık Bakanlığının akademik alandaki her kadrosunda çalıştım diyebilirim. Eğitim ve Araştırma hastanelerinde başasistanlık, doçentlik, klinik şefliği, eğitim sorumluluğu yaptım ve sonuncusunu halen yürütüyorum. Birçok jüride görev aldım. Eğitim Plan Koordinasyon kurulu üyeliği, Etik Kurul başkanlığı, Eğitim Koordinatörlüğü görevlerinde bulundum. Halen, S.B. Tıpta Uzmanlık Kurulu Üroloji Müfredat Komisyonu üyesiyim. 

W – Ekim 2012 tarihinde Türkiye  Yeşilay  Cemiyeti Genel Başkanlığına seçildiniz ve sonrasında çok hızlı bir değişime başladınız? Öncesinde bu göreve hazırlıklı mıydınız ve süreç nasıl gelişti?

M.İ.K. – Uzun yıllar sivil toplum kuruluşlarında ve özellikle insanlığa hizmet eden hayır kurumlarında hizmet verdiğimiz bilindiğinden, Yeşilay’da bir genel kurul yapılıp taze bir kan aşılanacağı zaman, birtakım çevreler bize gelip bu şerefli göreve talip olmamızı önerdiler. O güne kadar gündemimizde böyle bir hizmet alanı yoktu. Kısa bir inceleme sonrasında, Yeşilay’ın asırlık tarihi boyunca ne kadar elzem ve faydalı hizmetler yaptığını gördük ve özellikle içinde bulunduğumuz süreçlerde ülkemiz insanı ve gençliğinin Yeşilay hizmetlerine çok muhtaç olduğunu anladık. Bunun üzerine listemizi oluşturup genel kurulda aday olduk ve 70. Dönem yönetim kurulu olarak göreve geldik. O günden itibaren de bu asırlık mazinin tecrübe ve hizmet birikimini arkamıza alıp çağı yakalayan bir metod ve vizyon çerçevesinde hizmete başladık.

W – Yeşilay denilince okuyucularımız ne anlamalı?

M.İ.K. – Yeşilay 1920 yılında kurulmuş, Türkiye’nin en eski kuruluşlarından biri. Yeşilay’a, temiz, ferah, güzellik, sağlık ibarelerini andırır bir kelime manasıyla bu isim verilmiş. Başlarda Hilal-i Ahdar olan Cemiyetimizin ismi Yeşil Hilal, daha sonra Yeşilay adını almıştır. Yeşilay ilk olarak alkolle mücadele eden bir cemiyet idi. İstiklal Harbi’nin olduğu zamanlarda insanların mücadele ruhunu yıkmak isteyen düşman kuvvetleri İstanbul limanlarından şehre içkileri sürerek özellikle yurt savunmasının en önemli unsuru olan gençlerimizi zehirlemeye başlamışlardı. Bu olay sonrası artan içki alışkanlığının üzerine işin önemini kavrayan vatansever aydınlar halkı ve gençliği uyarmak ve bu yolda mücadele etmek için 5 Mart 1920’de merkezi İstanbul’da olan Yeşilay Cemiyeti’ni kurmuşlar.  Bugün Yeşilay, tüzüğünde ifade edildiği gibi, tütün, alkol, madde, kumar ve teknoloji bağımlılığı alanlarında önleyici, eğitici, savunucu ve rehabilite edici çalışmalar yapan güçlü bir STK dır. Yeşilay Cemiyeti gibi bir çok bağımlılık alanıyla mücadele eden, çalışmalar yapan başka bir cemiyet örneği yok dünyada. Kısmi olarak, sadece tek bir alan üzerinde çalışan kuruluşlar mevcut. Yeşilay Cemiyeti’nin de üye olduğu Avrupa Alkol Politikaları Birliği (EUROCARE) buna örnektir.

W – Yeşilay ile dünyada nasıl bir hareket başlattınız ve sonucunda global bir oluşum gelişebilir mi? Dünyanın bağımlılıklara duyarlılığı ne düzeydedir?

M.İ.K. – Yeşilay Cemiyeti’nin bir önemli çalışması da ülke Yeşilay’larının kurulması. Bugüne kadar Filistin, Lübnan, Malezya, Tayland, Karadağ, Bosna Hersek, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde ülke Yeşilay’larının kurulmasına önayak olduk. Hedefimiz kurulan tüm bu kuruluşları ve daha birçoklarını tek bir çatı altında, Yeşilay’lar Federasyonu altında toplamak ve insanlık ailesi olarak topyekûn bağımlılıklarla mücadele etmek.

W – Günümüzün en büyük bağımlılık tehlikesi nedir? Elektronik mi yoksa sosyal medya mı nasıl adlandırabileceğimizi bilmiyorum ama Y kuşağı dediğimiz yeni nesil için internet vb’ni bağımlılık olarak niteleyebilir miyiz ve size göre düzeyi nedir?

M.İ.K. – Açıkçası tüm bağımlılık alanları gençlerimizi hedef almakta ve tehdit etmekte. Buna sigara da, alkol de, uyuşturucu da, internet de dahil. Ve her bir bağımlılık birbirini tetikler nitelikte. Gençlerimiz sigaradan uyuşturucuya bulaşabiliyor. İnternet ve teknolojiyi riskli kullanım boyutuna getirerek, gençler kendileri için hem bedensel hem psikolojik rahatsızlıklara yol açabiliyorlar. Ayrıca şimdi kredi kartına sahip olan herkes internet üzerinden sentetik bir uyuşturucu türü olan ve esrar kullanımından çok daha büyük etkilere yol açan bonzaiyi satın alabiliyorlar. Teknoloji bağımlılığı konusunda genel olarak şu bilgileri verebilirim:
“Günümüz dünyasında inanılmaz bir hızla gelişen teknoloji, hayatı kolaylaştırarak insanların hem enerji hem de zamandan büyük ölçüde tasarruf etmesini sağlamakta. Ancak, teknolojinin hayatı yeniden şekillendirmesiyle dönüşen benlikler, teknolojinin esareti altına girmek gibi ciddi bir tehlike ile karşı karşıya kalmaktadır. Özellikle gözünü açtığı andan itibaren hayatının hemen her karesinde, aile bireylerinden birini görebildiği sıklıkta teknolojik aletleri gören günümüz çocuk ve ergenleri için, teknoloji ve internetle sağlıklı bir ilişki kurabilmek oldukça zordur. İşte bu yaşlarda, akran sıcaklığını, oyun arkadaşlığını, dostluk ve yarenliği yaşayamadan klavyelerin, ekranların, kablolu ve kablosuz ağların tuzağına düşen yeni nesiller, ilerleyen yaşlarda da yalnızlaşan, iletişim güçlüğü yaşayan, neşeyi ve teselliyi sanal dünyada arayan bireylere dönüşmektedir.”

W – Apaçi gençlik nitelendirmeniz var, özellikleri nelerdir?

M.İ.K. – Apaçi Gençlik, Yeşilay Bilim Kurulu üyesi de olan Yrd. Doç. Dr. Ömer Miraç Yaman hocamızın bir saha çalışması sonrası ortaya çıkmış bir kavram. Apaçi kavramını şöyle tanımlayabiliriz; toplumun özellikle orta sınıf ve altının göçle gelmiş, kentte, İstanbul’da tutunma sorunu yaşayan, gerek eğitim kanallarından büyük oranda yoksun olarak hayata devam eden gerek iş imkanlarında hizmet sektörünün en alt birimlerinde çalışan, bu anlamda işçi olan ailelerin bir takım sorunları olan çocukları diyebiliriz. Bu gençlerde aile ilişkileri genellikle sorunludur; ciddi oranda madde kullanırlar, suça bulaşmışlardır, renkli giyinmeyi, kendi tabirleriyle şekil şekil takılmayı ve gezmeyi toplumda bir kabul edilme çabası olarak ortaya koymaya çalışırlar. Bu gençlerin maddeden kurtulması ve topluma kazandırılması yönünde projelerimiz mevcut. Bunları da tek tek hayata geçirmeye çalışıyoruz. Dünyada olduğu gibi tedavi görmüş gençlerimizin topluma entegrasyonunu sağlamak üzere entegrasyon sürecinde kullanabileceğimiz sosyo psikolojik rehabilitasyon merkezleri yok. İleriki dönemlerde böyle bir projemiz olacak. Bir bağımlılık hatta ‘bağımsızlık’ köyü kuracağız. Bu çok paydaşlı bir proje. Bu bağımsızlık köyü AMATEM’den gelen gençleri  sosyo psikolojik olarak rehabilite edecek. Bir süre ailesinden, mahallesinden ayrı tutarak bir meslek edindirecek.

W –  Ülke geneli bağımlılık durumu konusunda bir çalışmanız var mı ve buna bağlı bir haritamız var mı?

M.İ.K. – Ülkemizde yaşayan gençlerin daha güvenli ve mutlu bir hayat sürdürmelerine katkıda bulunmak amacıyla bağımlılık yapıcı maddeler ve bağımlılıkla mücadelenin geliştirilmesi, güçlendirilmesi uzun vadede stratejilerin oluşturulması amacıyla Türkiye’nin bağımlılık risk haritasını oluşturma çalışmaları içerisindeyiz. Bu çalışmayı da Sağlık Bakanlığı işbirliğinde yapacağız.

W – Bağımlılıkla mücadeleniz de öncelik sıralamanız var mı?

M.İ.K. – Yeşilay ilk olarak alkol ile mücadele için kurulmuş bir Cemiyet. Zaman geçtikçe yeni bağımlılık alanları da Cemiyetin çalışma alanlarına eklenmeye başladı. Şimdi ise sigara, alkol, uyuşturucu madde bağımlılığı, teknoloji ve ekran bağımlılığı, kumar bağımlılığı gibi alanlarda mücadele etmekte. Öncelik sıralamamız yok… Çocuk ve gençlerimizi tehdit eden tüm bu bağımlılık alanlarını kendimize dert edinerek mücadele etmeye devam edeceğiz.

W – Projeleriniz neler paylaşır mısınız? Paydaşlarınız kimler ve işbirliği anlayışlarından memnuniyetiniz-beklentiniz nelerdir?

M.İ.K. – Yeşilay asırlık bir kuruluş ve sorumluluğumuz da büyük. Yönetim kadromuzla birlikte Yeşilay’ı daha iyi yerlere taşıyacak, bağımlılıkla mücadelede daha çok ivme kazanacak birçok çalışma yaptık ve yapmaya da devam edeceğiz.

Sigara, alkol, uyuşturucu, kumar ve teknoloji bağımlılığı alanında yaptığımız önleyici çalışmalarla halkımızın ve gençliğimizin farkındalığını arttırmaya çalışıyoruz.  Toplumun her kesimiyle kucaklaşarak, fertlerin bedenen ve ahlaken çökmesine neden olan bağımlılığa ve bağımlılık endüstrisinin kirli oyunlarına karşı sürekli bir çaba içerisindeyiz. “2020 yılında, kuruluşunun ikinci yüzyılına girerken, bağımlılıklarla mücadelede Türkiye’yi örnek ve lider bir ülke yapan ve misyonunu yurtdışına taşıyan bir Yeşilay” olarak oluşturduğumuz vizyonumuzla bu amacımızı adım adım gerçekleştirmeye çalışıyoruz.

Bir asırlık geçmişi ile ülkemizin en köklü kuruluşlarından biri olan Yeşilay’ımızın kurumsal alanda yapılandırmasını sürdürürken, bir yandan da bilgi, tecrübe ve Yeşilay kültürüne sahip profesyonellerle kadromuzu güçlendirmeye devam ediyoruz. Bağımlılıklarla mücadelede modern ve bilimsel yöntemleri kendine prensip edinen Yeşilay ailesi olarak Türkiye’de ve dünyada örnek bir Sivil Toplum Örgütü modeli olma yolunda büyük bir adım attık ve Ulusal Kalite Hareketi’ne katılarak Yeşilay’ı mükemmeliyet merkezi haline getirmek için çalışmalarımız devam ediyor.

Milli Eğitim Bakanlığı ile imzaladığımız protokol sonrası tüm bağımlılıklarla topyekûn mücadele için Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eğitim Programı (TBM) projesini başlattık. Bu projeyle 8 bin saha eğitimcisi ile 8 milyon öğrenciye doğrudan bağımlılıklarla ilgili eğitim vermeyi hedefliyoruz. Bu projemizle okulların yanı sıra askeri birlikler, sağlık mensupları, hapishaneler, kadın sığınma evleri, halk eğitim merkezleri, üniversiteler, kültür merkezleri ile ülkemizin dört bir yanında milyonlarca kişiye bağımlılıklar hakkında bilinçlendirme ve farkındalık çalışması yapacağız.

Yeşilay’ın Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığı (BTK) ile yürütmekte olduğu İnternetin Bilinçli Kullanımı ve Teknoloji Bağımlılığı çalışması önümüzdeki aylarda ülke genelinde teknoloji bağımlılığı ve bilinçli internet kullanımı ile ilgili farkındalığın artmasına katkı sağlayacak önemli sonuçlar doğuracak.

Yeşilay olarak bu dönem teşkilatlanma çalışmalarımıza hız verdik ve ülke genelinde şube sayımızı 60’a çıkarttık. Yeşilay’ımızın hali hazırda ülke genelinde 60 şubesi, 80 temsilcisi ve 30 binden fazla gönüllü üyesi bulunmaktadır. Teşkilatlanma çalışmalarımız, tüm büyükşehirler başta olmak üzere ülkemizin tüm il ve ilçelerine kadar yayılarak şubelerimiz, temsilcilerimiz, kadın kollarımız, Genç Yeşilay ekibimiz, personelimiz ve dinamik yönetim kurulumuz ile Yeşilay, bağımlılıklarla mücadele için daha büyük adımlar atacak, daha da büyüyecek.

W – Sevgili Hocam paylaşım için şükranlarımızı sunar, başarılarınızın daim olmasını kalben temenni ederiz, saygılarımızla.