Ana Sayfa Ana Sayfa Aile Hekiminin Adı Yok

Aile Hekiminin Adı Yok

W- Dr.Hasan Bey 18 ocakda resmi gazetede yayınlanan  sağlık torba yasa ile Aile Hekimi ve Aile Sağlığı Elemanlarına gelen nöbet hakkındaki görüşlerinizi alabilir miyiz?

H.E.- Aile Hekimliği yani Birinci Basamak Hekimliğinde temel amaç ve görev dünyanın bütün ülkelerinde koruyucu hekimlik iken ülkemizde bilindiği üzere bir süre önce torba yasayla 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanununun 3. maddesinin 5. fıkrasında yapılan değişiklik neticesinde Aile Hekimleri ve Aile Sağlığı Çalışanlarına acil nöbeti yolu açılmış ve Mayıs ayı hedef alınarak tek taraflı olmak kaydıyla görevlendirmeler için nöbet listeleri yerel idareciler tarafından oluşturulmaya başlanmıştır.

Sayın Bakanın ağzından çıkan nöbet konusu, hiçbir platformda ve özellikle Aile Hekimliğinde çalışanları temsil eden hiçbir STÖ ile yeterince müzakere edilmeden ilgili bürokratlar tarafından emir telakki edilip hemen bir kanun metni ile çuvala saklanarak torba yasa ile yasalaştırılmıştır. Ne yazık ki ülkemizde hiçbir şey paydaşları ile yeterince görüşülmeden ben yaptım oldu mantığı ile yapılmaktadır. Böyle bir uygulamanın bir kazancı olmayacağı gibi kaybettirdikleri çok olacaktır.

Aile Hekimliği başlamadan ve başladıktan sonra pilot uygulamalar sırasında, çok değerli katkı sunanlar oluşabilecek sıkıntıları ve çözümlerini detaylı bir şekilde raporlar halinde Sağlık Bakanlığına defalarca sundular. Yine zihniyet aynı idi, ben yaptım oldu. Olan hiçbir şey yoktu aslında.  Çalışanlar ve hizmet alanlar adına daha da sarpa sarmakta idi her şey.

Hal böyle iken iş bilmezlerin oluşturduğu politikalar neticesinde ortaya çıkan aksaklıkları yine ayrı bir yanlışla ve hiç de doğru olmayan bahanelerle tamire çalışmaktadırlar. Oysaki iki yanlış bir doğru etmez. Ben bilirim diklenişi ülkemizdeki sağlık uygulamalarını çalışanlar açısından çıkmaza getirmiştir. Bunları anketlerdeki hasta memnuniyeti artışı ile izah etmek ayrı bir aymazlıktır. Unutulmamalıdır ki bu memnuniyet fedakârca çalışan, sıkıntılarını halka yansıtmayan sağlık çalışanları sayesindedir.

W- Süreç nasıl başladı ve bu noktaya geldi?

H.E.-  Aile Hekimliğinde nöbet konusuna biraz daha detaylı bakacak olursak; Sayın Bakan eğitim diye söze başladı ve konu buralara geldi. Oysa hiçbir ülkede mezuniyet sonrası Acil polikliniklerde eğitim diye bir garabet söz konusu değildir. Aciller gerekli eğitimleri almış kişilerin çalıştığı özel alanlardır. Aksi takdirde hastalar açısından faturası ağır sonuçlar doğabilir. İşin hukuki boyutu da ayrıdır. Anlaşıldığı üzere konu aslında eğitim değildir. Eğitim bahanesiyle acil servislerde yanlış politikaların oluşturduğu açıkları kapatmak için yama yapmaktır. Bu yama tutmaz, bu nöbetler tutulamaz.

Zaten Aile Hekimi ve Aile Sağlığı Çalışanlarının kendilerini ilgilendiren kanunda tanımlanan yüzün üzerinde görevleri vardır. Bunları yapabilmeleri için  yeterli zaman olmadığından yerine getirmekte zorlanılırken ve hala Aile Hekimliğinde 2005 yılından bu tarafa katlanarak artan sorunlar çözüm beklerken üzerine yeni görevler vermek ve ek yükler yüklemek insani değildir.

Nöbet ile ilgili olarak düzenlenen yasa ve akabinde yayınlanan genelge ile ülkemizdeki Aile Hekimliğinin kalbi hançerlenmiştir. Artık bu son nöbet uygulamasıyla birlikte Aile Hekimliğinden bahsetmek mümkün değildir. İş yükü bir hayli fazla olan Aile Hekimleri ve Aile Sağlığı Çalışanlarının adeta insan oldukları unutulmuştur. Çünkü Aile Hekimliği ile ilgili onlarca işleri yapacaklar, ayrıca Ortalama 3.800 kişinin kayıtlı olduğu Aile Hekimi mesai dışında iş yeri hekimliği yapacak, ayrıca mesai dışında adli nöbet tutacak, ayrıca mesai dışında defin ruhsatı nöbeti tutacak, ayrıca mesai dışında acillerde nöbet tutacak… El insaf. Bunun neresinde vicdan var, insanlık neresinde bunun. Bunlar yetmemiş gibi yerel idareciler de çorbada bizim de tuzumuz biberimiz olsun deyip daha önce yayınlanan nöbetlerle ilgili genelgelerdeki hususların hiç birini dikkate almayarak nöbetleri çalışanların dinlenme günleri olan cumartesi ve pazar günleri ve gece 24-08 gibi saatlere yazarak son noktayı koymuştur. Yazık, yazık çok yazık. Bu saatlere nöbet yazanlar acaba hiç düşünmüşler mi gecenin bu saatinde nöbete nasıl gidilecek, gece saat 24’te nöbetten çıkanlar evlerine nasıl ulaşacak. Güvenlikleri nasıl sağlanacak.  Görüldüğü gibi hukuka açıkça aykırı olmasının yanı sıra, gerek hasta sağlığı ve hakları yönünden, gerekse sağlık mesleğini fedakârca yerine getirenlerin haklarının hiçe sayılması yönünden hayret verici bir uygulama ortadadır.

W- Başka teknik ve idari sıkıntılar olması muhtemel mi?

H.E.- Altyapısı olmadığı için beraberinde bir çok sıkıntıyı taşımakta;

-ZMSS sigorta poliçeleri yeni görev yerlerini kapsamıyor gelen ek poliçe yükünü kim karşılayacak?
-Nöbet yerinde gelişecek problemlerde idari süreç nasıl işleyecek?
Genelgeye göre yeşil alanda görev yapmak isteyen aile hekimine kırmızı alan zorlamasında veya bahsedildiği gibi ‘acil eğitimi’ verilmediği için görev yapmak istemeyen hekime, ASE’ye ne olacak?
Hastane içinde Aile Hekimi ve ASE’nin amiri KHB’den mi olacak?
-Personelin nöbet yerine ulaşımını kim sağlayacak
-Gecenin bir yarısı nöbetten çıkan kişinin güvenliği özellikle büyük şehirlerde kim tarafından sağlanacak?
-Nöbet sırasında gıda ihtiyaçları nasıl karşılanacak?
-Hafta sonu tatilleri çoğu yerde sadece AH ve ASE lere yazılmış durumda….. Mesai aşımı ve dinlenme hakkı ne olacak?
vb……
Bekleyen soru ve sorun çok…

Ama en önemlisi;
demotive edilen,
artan işyükü-sorumluluk altındaki,
kamunun en fazla denetlenen kurum ve personeli,
olan AH ve ASE’nin ‘sahipsizlik hissi !!!’

W- Bu aşamadan sonra gelişmeler neler olacaktır?

H.E.-Hukuki açıdan söz konusu düzenleme Anayasanın 50 maddesinde yer alan ‘Dinlenmek çalışanların hakkıdır.’ hükmüne aykırıdır, yine anayasa ile koruma altına alınan aile kavramı hiçe sayılarak Aile Hekimliğinde çalışanların insan olduğu unutulmuştur. Bu kadar yoğun çalışma temposuyla Aile Hekimleri ve Aile sağlığı çalışanları kendilerine bağlı olan hastalarına, gebelerine, bebeklerine, çocuklarına, gençlerine, yaşlılarına gerekli zamanı ve özeni gösteremez duruma getirecek bu uygulamayı hukuki bulmuyorum. İnsani bulmuyorum, vicdandan yoksun olarak değerlendiriyorum. Bir an önce uygulamadan kaldırılması gerektiğini düşünüyorum. Bu doğrultuda başta  Türk Sağlık-Sen olmak üzere birçok STÖ bu uygulamanın iptali talebi ile yargıya başvurmuştur. Dileğimiz adaletin bir an önce tecellisidir. Unutulmamalıdır ki “geciken adalet adaletsizliktir”.

W- Paylaşımınız için teşekkürler.