Ana Sayfa Görüşler TTB’den Akdað’a Ýmalý Örnekler

TTB’den Akdað’a Ýmalý Örnekler

Milliyetten Fikret Bilanýn yazýsý;

Saðlýk Bakaný Prof. Dr. Recep Akdað, bir hâkimin özel hukuk bürosu veya bir polisin özel dedektiflik bürosu olmasý; hâkimin bürosuna uðrayanlarýn davasýna öncelikle bakmasý, polisin de önce bürosuna uðrayanýn çalýnmýþ arabasýný bulmasý ile doktorun muayenehaneye uðrayan hastaya hastanede öncelikle bakmasý arasýnda fark olmayacaðýný belirtmiþti.
Türk Tabipleri Birliði Merkez Konseyi Baþkaný Dr. Eriþ Bilaloðlu, Saðlýk Bakaný Akdað’ýn verdiði hâkim ve polis örneði ile diðer görüþleriyle ilgili olarak þu yanýtý gönderdi:

“Tezgâh altý çalýþýr”
“Önce þu soruya cevap vermekte fayda var. ‘Sizin bir davanýz olsa ve mahkemeye baþvursanýz; duruþma için de üç ay sonraya gün verseler. Sonra siz hâkime gitseniz, hâkim de dese ki: Vallahi iþler yoðun, dosyalar çok, duruþmamýz ancak üç ay sonra yapýlabilir. Siz de, efendim benim iþim acil’ dediðinizde ne oluyor Türkiye’de?
Ya da ‘Sizin arabanýzý çalsalar; siz de polise gitseniz. Gittiðiniz polisin bir de özel dedektiflik bürosu olsa. Polis size dese ki; vallahi beyefendi sizin gibi yüzlerce baþvuru var. Hangi birinin arabasýný bulalým! Siz de deseniz ki, vallahi memur bey, benimki acele ve çok önemli.’

Sizce ne oluyor bu durumda Türkiye’de?
Kuþkusuz herkes bir cevaba sahiptir. Bilinmektedir ki saðlam bir kamu yönetimi ve anlayýþý olmadýðý takdirde, adalet ve eþitsizlikler týpký þu anda Türkiye’de olduðu gibi hat safhaya vardýðý noktalarda ‘tezgâh altý’ iþleyiþ hâkim olmaktadýr. Yani yazýhaneniz, özel dedektiflik büronuz ya da muayenehaneniz olmasa da iþleyiþ bellidir.”

“Tam süre çalýþmak istiyoruz”
“Uzatmaya gerek yok. Çürük örneklerle gerçek gizlenemez. Gerçek, Türkiye’de hekimlerin tam süre çalýþmak istediðidir ve biz de böyle istiyoruz. (Kaldý ki Sayýn Bakan’ýn dediði gibi çok az sayýda muayenehane hekimi vardýr. Ve yine Sayýn Bakan’ýn dediði gibi bunlarýn çok azý bu yola yönelmektedir. O halde neden Sayýn Bakan bu küçük ölçekle uðraþmakta ya da bunu kamuoyunun gündemine taþýmakta ve asýl büyük ölçekli sorunlarý gizlemektedir?)
Bugün Türkiye’de 600 bin saðlýk çalýþaný bulunmakta ve neredeyse 598 bini tam gün çalýþmaktadýr. O zaman sizin bugünkü yazýnýzdaki sorulara gelelim.”

“Ücret konusu”
“Sayýn Bakan ‘bu sabit ücreti nasýl belirleyeceðiz?’ demektedir. Size ekte 2011 yýlý için nasýl belirleneceðine dair yasa maddesi önerilerimizi iletiyorum. (Bu öneriye göre, TTB’nin istediði sabit ücretler þöyle: 1. derece klinik þefi 8833 lira, 1. derece klinik þef yardýmcýsý 8375 lira, 1. derece uzman doktor 7799 lira, 1. derece doktor 7676 lira, 8. derece doktor 6243 lira. Üniversi-telerde ise profesör 10617 lira, doçent 10096 lira, yardýmcý doçent 9174 lira, 1. derece uzman doktor 8092 lira, asistan doktor 6347 lira)
Bunu 2009’dan bu yana her yýl yenileyerek Sayýn Bakan’a da iletmiþtik
. Görüleceði gibi çok mümkün ve mütevazý talepler. Ayrýca söylemekte yarar var; bugün bir uzman doktorun temel ücreti 3200 lira deðildir. Maaþ temel ücret olup emekliliðe yansýmakta, bu da birin dördü kademesinde olan hekim için 1850 lira civarýndadýr. Sabit döner sermaye ödemesi adý üstünde döner sermayedir.”

Elbette haklýyýz”
“Sayýn Bakan alýnan ücretin tamamýnýn emekliliðe yansýmamasý konusunda haklýlar diyor.
Elbette haklýyýz. Neden yapýlmýyor, eksiklikten bahsediliyor? Onun cevabý alttaki baþlýkta gizli. Sayýn Bakan, ‘Özele devir iftiradýr’ diyor. Bu ‘iftirayý’ en son 2008 Aralýk’ta yayýnlanan hükümetin uyum programý söylüyor, biz onun yalancýsýyýz. ‘Kirli bilgi’ diye söylenen, ‘özel sektörü sýnýrlama’, ‘doktorlarý kamuda çalýþmaya özendirmek için çaba gösteren hükümet’ ifadeleri tam bir çarpýtmadýr. Bilinmektedir ki kamu-özel ortaklýðý projeleri bir özelleþtirmedir, kamu hastane birlikleri bir özelleþtirmedir. Baþlarýndaki kamu sözcüðü kimseyi yanýltmamalýdýr.”

“Mecburi hizmet”
“Sayýn Bakan mecburi hizmet olmasa uzman hekimler belirli merkezlerde toplanýr, diyor. Bu iddiayý kanýtlayacak bir dönem yaþamadýk bugüne kadar. Adil, eþitlikçi, özendirici ‘benim memurum iþini bilir’ anlayýþýnýn devamý olmayan, hekimlere, saðlýkçýlara, emekçilere insanca yaþam sunan bir yönetim gördüðümüzde ‘hekimler gidiyor’u ya da ‘gitmiyor’u konuþabiliriz. Piyasacý anlayýþýn aklýmýzý esir almadýðý dönemlerde çok sayýda bulaþýcý hastalýða karþý eþek sýrtýnda en ücra köþelere kadar giderek mücadele eden hekimlere bu topraklar tanýk olmuþtur.”

“Genelleme yapýyor”
“Sayýn Bakan genelleme yapmadým diyor ama hiç inandýrýcý deðil ne yazýk ki. Hükümet politikasýný az sayýda örneði genelleme üzerine kuruyor. Eðer aksi geçerliyse tam gün çalýþan 9 bini aþkýn öðretim üyesi, on binlerce hekim, taþeron iþçilerin talepleriyle ilgili bir Bakanlýk görürüz. Bir hekim olarak beklentimiz çok azaldý aslýnda. Yine de Sayýn Bakan’ý -hiç olmazsa- 25 Ekim’de Kaymakam’ýn dövdüðü ama kadýn meslektaþýmýzýn yargýlandýðý duruþmada görmek istiyoruz.
Çok hýzlýca yazdýðým bu notu iletiyorum. Saygýlarýmla.”

Burs önerisi
Bakan Akdað’ýn mecburi hizmetle ilgili sorusuna birçok doktor yanýt verdi ve öneri iletti. Bu önerilerden biri de týp fakültesi öðrencilerine devletin burs vermesiydi. Devlet bursundan yararlananlara da mecburi hizmet zorunluluðu getirilmesiydi. Bu öneriyi getiren Dr. Kadri Demirel, bu sistemle mecburi hizmet tartýþmasýnýn sona ereceði düþüncesinde.
 

kaynak: Milliyet