Ana Sayfa Görüşler Týp Hukuku -III

Týp Hukuku -III

W. : Bu durum hukuktan baðýmsýz mý düþünülmeli?

 

Y.Ü. : Hayýr.

 

Burada da bir tehlike var. Bir kere mutlaka bir ana þey vardýr, týbbýn bir ana omurgasý vardýr. Belli þeyleri birçok formda yazabilirsiniz. Ama branþa özgü olmalýdýr. Bu branþtaki riskleri görmesi, onlarý aydýnlattýðýnýzý yazmalýsýnýz. Ýkincisi, hastaya özgü bir müdahale yapýyoruz. Mutlaka matbu formlardan mümkünse birazcýk kaçýnmamýzda fayda var. Matbu formlarýn þöyle bir faydasý vardýr; hemen her zaman her risk aklýmýza gelmeyebilir, yazmayabilir, hastaya söylemeyebiliriz. Hâlbuki orada olduðu zaman hasta okuyacaktýr, siz anlatacaksýnýz, söyleyeceksiniz, hatýrlamak da kolaydýr ve ispatta da kolaylýk saðlar. Fakat mutlaka orada, o hastaya özgü bir yer býrakýp, bunu kalemle doldurmak veya bilgisayar, daktiloyla doldurmak, o hastaya özgü bilgilerle doldurmak çok önemlidir.

 

W. : Faydasý nelerdir?

 

Y.Ü. : Bunun þöyle bir faydasý var. Þimdi aydýnlatma yükümlülüðü, ispat doktorun üzerinde, saðlýk personelinin üzerinde; ama rýza,  suç iþleyip iþlememe konusundaki ispat problemi ise adli makamlarýn üzerinde. Þimdi ben doktor olarak aydýnlattým diyebilmek için ispatlayabilmem gerekir. Ben bunu tanýk göstererek, baþka þeylerle ispatlayabilirim; ama güçtür. Özellikle tazminat davalarýnda eðer yazýlý belge koyarsanýz, o belgenin sahteliði ispatlanmadýðý müddetçe doktoru rahatlatan bir belgedir.

 

Yani burada dikkat edelim ki, aydýnlatýlmýþ onam bize bu hastaya yaptýðýmýz müdahalenin hukuka uygun yaptýðýmýz konusunda, izinli yaptýðýmýz konusunda, izinli olduðumuz konusunda bizi hukuksal problemler önünde rahatlatýyor. Ama tamamen kurtarmýyor. Biz bu aydýnlatýlmýþ onamýn dýþýnda mutlaka standarda uygun bir müdahale yapmamýz gerekir ve burada da mutlaka yetkili, uzman, bu kiþiyi mesleði yapabilir bir kiþi olmamýz gerekir. Bu üç koþul çok önemli ki burada ceza hukuku bakýmýndan o kadar çok korkmamak lazým. Yazýlý bir belge olursa saðlýk personeli bakýmýndan faydalýdýr, bu ispat vasýtasý olarak kullanýlýr.

 

Ama ceza hukukunda doktor veya saðlýk personeli karþýmýza þüpheli, sanýk olarak geliyor. Þüpheli, sanýðýn suçsuzluk, masumiyet karinesi dediðimiz bir haktan yararlanmasý söz konusu. Dolayýsýyla hiçbir zaman bir doktor kendi suçsuzluðunu – ama bu sadece ceza hukuku ve alanýyla, o alanla sýnýrlý söylüyorum – suçsuzluðunu ispatlamak zorunda deðil. Dolayýsýyla burada delil ibraz edip, doktor suçludur konusunu her türlü kuþkudan arýnmýþ delille ispatlamak zorunda olan savcýdýr, hâkimdir. O nedenle ceza hukuku alanýnda doktorlar daha rahattýr. Neden? Çünkü burada gerçekten yeterince aydýnlatmanýn olmadýðýný, rýzanýn geçersiz olduðunu, malpraktis olduðunu, uzman olmadýðýný, somut olayda baþka bir hata olduðunu mutlaka diðerinin ispatlamasý gerekir. Ama özel hukukta doktor ben riskler konusunda aydýnlattým derse, bunu ispatlamasý gerekir ve burasý çok önemlidir.

 

Malpraktis davalarýnda ciddi bir artýþ vardýr; ama son dört yýl, belki üç yýldýr burada ciddi bir biçim deðiþikliði olmuþtur. Eskiden doktorun bir malpraktisi vardýr, hatalý tedavi etmiþtir, hatalý müdahale etmiþtir, yanlýþ ilaç yazmýþtýr konusunda dava açýlýrdý. Bu ispatlanmaya çalýþýlýrdý. Þimdi avukatlarýn büyük bir kýsmý, eðer dosya müsaitse, dosyadaki veriler müsaitse aydýnlatma yoktur konusuyla açýyor. Çünkü ispatý daha kolaydýr. Bir celsede sonuç alýrlar ve doktoru mahkûm ettirmek daha kolaydýr.     

 

W. : Aydýnlatma yoktur. Bu çok ilginç ve çok önemli.

 

Y.Ü. : Çünkü neden? Çünkü doktor aydýnlatmamýþtýr, yeterince aydýnlatmamýþtýr. Þu riski söylememiþtir, rýza almadan müdahale etmiþtir diyor.

 

W. : Ýmza da yoksa, kanýtlayamazsa.

 

Y.Ü. : Ýmza yok, baþka delil yok.

 

W. : Ya da matbu form gerek fakat yinede kati ispat olamýyor.

 

Y.Ü. : Bunlarý ortaya koyamayýnca artýk baþka þeyi tartýþmamýza gerek yok. Çünkü öbürü zordur. Neden zordur? Malpraktis konusunda mutlaka bir, gerçekten doktorun malpraktisý olacak; iki, malpraktis demek hatalý bir yöntem. Hatalý yöntem, her zaman suç veya hukuka aykýrý olmaz; çünkü suçlar, her zaman tehlikeli suçlar deðildir. Öyle bir malpraktis olacak doktor olarak sorumlu olabilmek için. Ayrýca bu malpraktisin hastaya zarar vermesi lazým. Çoðu suçlar, zarar suçlarýdýr. Aradaki nedensellik baðýnýn saptanmasý lazým. Bunun için ya otopsi yapýlacak ya doktorlardan uzman bilirkiþi raporlarý alýnacak Adli Týptan, Yüksek Saðlýk Þurasýndan ve gerçekten de hâkim þuna inanacak.

 

Bir, hatalý müdahale var.

 

Ýki, hastaya zarar verilmiþ.

 

 

Üç, bunlar arasýnda nedensellik baðý var.

 

Bunu ispatlamak o kadar kolay deðildir. Hele bizdeki bilirkiþilik kurumunun % 99’unun doktorlardan oluþtuðunu görürseniz çok zordur.

 

W. : Hekimler bu konuda farklý mý bilinçlenmeli?

 

Y.Ü. : Dikkat edin çok önemli, son bir þey, doktorlarý bilinçlendirmek adýna onu söylemek istiyorum. Bakýn bu kadar radikal söylüyorum; ama hukuksal bir söylemle, benim görüþüm deðildir, bu bilgidir. Doktor iyileþtirmiþ olsa dahi, aydýnlatmadan tedavi yapmýþsa, hastayý iyileþtirmiþ olsa dahi hekim haksýz fiil, bazen de suç  iþlemiþtir olur. Bu kadar net.

 

W. : Bu kadar önemli!

 

Y.Ü. : Onun için mutlaka önceden bilgilendirme þart.

 

Aydýnlatýyoruz ve rýza alýyoruz. Orada neye rýza aldýðýmýz konusunda mutlaka o kapsamda kalmamýz lazým.

 

W. : Kapsam dýþýna çýkmayacaðýz, istisnasý yok mu?

 

Y.Ü. : Bazen öyle olaylar oluyor ki baþka bir operasyon, baþka bir müdahale daha yapmanýz gerekir. Orada hukuk size þunu söylüyor. Bir, eðer hastanýn yaþamsal, hayati bir tehlikesi doðmayacaksa, ciddi bir saðlýðý zarar görmeyecekse, sen onu narkozdan uyandýrýp tekrar sorup rýzasýný almak zorundasýn. Ýkinci bir defa. Çünkü sen o izni öbürü için aldýn. Yani diðer müdahale için deðil!

 

W. : Ama hayati bir durum söz konusu ise..

 

Y.Ü. : Ama hayati bir tehlike varsa, uyandýrma nedeniyle yaþamýný kaybedecekse yahut da komada gelmiþtir, bilinci yoktur.

 

W. : Örneðin acil bir vaka.

 

Y.Ü. : Yaþam kurtarýyoruz yahut da iþte bir çocuktur, velisi, vasisi suiistimal ediyorsa halini, o zaman yaþamýný kurtarmak için müdahale ediyorum, o zaman tamam sormadan müdahaleyi yapabilirim.

 

Ama malpraktis konusunda þu çok önemli. Bir kere, þöyle bir geliþme oldu. Türkiye’de çünkü bazý saðlýk mensuplarýný yanýltýyorlar. Malpraktisi hep taksirli dediðimiz, dikkatsizlik, tedbirsizlik, meslekte acemilik davalarýyla özdeþtiriyorlar. Gerçekten malpraktis davalarýnýn büyük bir kýsmý böyledir. Ama malpraktisi sadece dikkatsizlik, sadece meslekte acemilik anlamýna gelmiyor. Malpraktis, týpta standarda aykýrý davranmak demektir. Bunun içerisinde ihmal de vardýr, görevini yapmamak da vardýr. Dolayýsýyla hekim eðer geç müdahale eder, yerinde müdahale etmez, yapmasý gereken bir testi – alerji testi gibi – yapmazsa, bu da artýk malpraktis olarak algýlanýyor. Dolayýsýyla malpraktis tespitinden sonra ben daha az ceza gerektiren daha basit bir suçtan ceza alýrým diye rahatlamamak gerekir. Artýk malpraktis kavramýnýn içerisinde kasýtlý suçlardan cezalandýrýlmaya yol açacak þekilde uygulama olacaktýr.

 

Þurada malpraktis konusunda þu çok önemli. Malpraktis olup olmadýðýný bir hukukçu tespit edemez. Bunu mutlaka o konuda uzman týp bilimine mensup bir uzmanýn tespit etmesi gerekir. Dolayýsýyla hukuk burada bir doktorun yerine geçip, bu malpraktistir, deðildir, burada þöyle bir tedavi yapmalýydý, þu ilacý yazmalýydý diyemez.

 

W. : Diyemez, nasýl olacak?

 

Y.Ü. : Burada mutlaka bilirkiþilik kurumu devreye giriyor. Þimdi yabancý ülkelerde insanlarý rahatlatan þunlar var; Bir kere, kanuni düzenlemeler çok fazla. Kanuni düzenlemeler ne kadar çok fazla olursa doktorlarý o kadar rahatlatýr. Ama kanunla yapmazsanýz, baþka düzenlemelere giderseniz, saðlýk personelini ateþe atarsýnýz.

 

Bakýn çok yeni bir, daha 2009 tarihli bir hemþirelik yönetmeliði çýktý. Onun 6 ncý maddesinde hemþireye doktorun söylediði her þeyi mutlak, kesinkes itaatle yerine getirme yükümlülüðü yüklendi. 6 ncý maddesinin, yanlýþ hatýrlamýyorsam (f) ya da (g) bendinde. Bu, ceza hukuku bakýmýndan hemþireleri ciddi ateþin içine atan bir þeydir ve hiçbir zaman da bir mazeret deðildir hukukta. Çünkü hukukta þöyle temel bir kural vardýr. Suç teþkil eden emir hiçbir þekilde yerine getirilemez. Þimdi hemþire tabi ki doktorun yerine geçip teþhis koyamaz, tedaviyi deðiþtiremez, ilaçta oynama yapamaz. Ama hemþire somut olayda doktorun atladýðý, bilmediði, acemi olduðu, anlamadýðý bir konuda gerçekten o ilaç ve müdahalenin hastanýn yaþamýna yol açacak, hayatýna son verecek veya sakat kalmasýna yol açacaðýný görüyorsa bunu yerine getiremez. Burada bana doktor bunu söyledi, ben yaptým diyemez. Hukuk burada mazeret tanýmýyor.

 

Bu, burada þunu gösteriyor bakýn. Bir taraftan bir Yönetmelik veriyorsun, Hemþirelik Yönetmeliði, hemþireye diyorsun ki okuyun yapýn. Ama diðer taraftan hukuka göre hem Anayasamýz, Anayasamýzýn 137 ve 141 inci maddeleri, Ceza Kanunumuzun 24 üncü maddesi, suç teþkil eden emri yerine getiremezsin, mazeret deðil, ceza sorumluluðu vardýr. Demek ki kanuni düzenlemeleri artýrmamýz gerekir, bir.

 

Ýkincisi malpraktis konusunda, gerçekten objektif, bilinçli, tarafsýz kurumlar oluþturmamýz lazým. Üç, Almanya’da ve Ýsviçre’de örnekleri var, bizim gerçekten bir Týbbi Bilimler Akademisi gibi baðýmsýz, özerk, tamamen týp uzmanlarýnýn, ama farklý branþlardan insanlarýn oluþturduðu ve içtihatlar üreten, normlar koyan kurumlara ihtiyacýmýz var. Bunun örneði Almanya’da vardýr.

 

devam edecek………

 

Önceki bölümler:

 

https://winally.com/gorusler_850_Tip_Hukuku_-II

https://winally.com/gorusler_825_Tip_Hukuku_-_I