Ana Sayfa Görüşler Tıp Hukuku -II

Tıp Hukuku -II

Paylaş

W. : Taraflý olduðu kanýsý mý oluþuyor?

Y.Ü. : Bu, bu kurumlardan çýkan raporlarýn her zaman taraflý, doktoru kollayan veya doktorun lehine veya münferid doktorun aleyhine çalýþan ya da doktoru siyasi görüþüne göre ayýran kurumlardýr demek deðildir. bu ne bilimseldir ne de kimsenin bunu deme hakký vardýr. Ama adil bir yargýlama için hukuk devletinde toplumun aklýna ufak bir kuþku dahi duymamasý gerekir. Dolayýsýyla bu kurumlarýn baðýmsýz hale gelmesi lazým. Uygulamadaki bu kurumlarla ilgili þikayetler de toplumu rahatsýz ediyor.

Ýkincisi, bu kurumlar yetersiz. Çok iyi niyetle kurulmuþtur, mesela Adli Týp Kurumu. Ama bugün personeli, binasý, cihazlarý ve olanaklarý yetmemektedir. Nasýl Yargýtay iþ dosyalarý bakýmýndan artýk yetersiz hale geldi. Oralarda çalýþan önemli bilim insanlarý var, iþleri çok olanaklarý az veya yok, fazla bir þey beklememek gerekir. O alanda çalýþanlarýn sorunlarýný görmek ve çözüm üretmek gerekir. bu hem o bilim insanlarýna karþý bir ödev hem adil yargýlanma için kaçýnýlmaz bir ihtiyaç.

W. : Personel yetersizliði adaletin saðlýklý çalýþmasýný engelliyor mu?

Y.Ü. : Adli Týp da 1980’li yýllarda cevap veriyordu veya 1970’li yýllarda cevap veriyordu. 1990’lý yýllarda cevap veriyordu; ama yetmiyor. Bir dosya düþünün ki, bir malpraktis dosyasý Adli Týp bazen iki-üç yýldýr bekletiyor ve Yüksek Saðlýk Þurasýnýn þöyle bir ilginç problemi var.

W. : Yüksek Saðlýk Þurasý kimlerden oluþuyor sayýn hocam?

Y.Ü. : Sayýlarý az da olsa alanýnda yetkin bilim insanlarýndan ve týp bilimi alanýnda uzmanlar

W. : Hangi kuruma baðlý doktorlardan?

Y.Ü. : YSÞ Saðlýk Bakanlýðýna baðlý. Bu yönüyle de çok eleþtirilen bir kurum ve ilginç bir geliþme oldu. Düþünün ki, Yüksek Saðlýk Þurasýna baþvurmak zorundasýnýz. Mahkeme oraya baþvurmadan önündeki iþi halledemiyor ve oradan dosya çok geç geliyor ve Yüksek Saðlýk Þurasýna ayda 400 civarýnda dosya gidiyor. Yüksek Saðlýk Þurasý her ay toplansa dahi o toplantýlarda  maksimum çözebildiði dosya sayýsý çok az. Oradaki insanlar sayýsal olarak azlar, fedakarca görev yapýyorlar, ama bir yandan zamanaþýmý baskýsý bir yandan iþ yoðunluðu, bir yandan yetersiz oluþturulmuþ dosyalar ve her dosyaya özgü spesifik týp bilimi sorunlarý. Sorun uzmanlarda deðil, kurumun yapýsý ve olanaklarýnda görmek gerekir.

W. : Bitmiyor. O zaman bu çözülemeyecek mi?

Y.Ü. : Ciddi bir problem bu. Yargýyý kilitliyor. Onun için burada bayaðý bir sýkýntý yaþanmaya baþlandý ve geçen Haziran ayýnda konu Anayasa Mahkemesine götürüldü. Anayasa Mahkemesi, Yüksek Saðlýk Þurasýna zorunlu olarak baþvurma maddesini iptal etti.

W. : Þu an o madde yok, sistem daha mý hýzlandý?

Y.Ü. : Madde yok, þu an uygulamaya biraz rahatlattý. Þunu söyledi. Yani Yüksek Saðlýk Þurasýna da gidebilirsin. Ama Yüksek Saðlýk Þurasý baktýn ki bekletiyor, dosyayý göndermiyor. Vazgeç ona gitme veya gittin baþka bilirkiþiye baþvur.

W. : Onu da kendisi bilirkiþi bulacak.

Y.Ü. : Önündeki dosyayý bitirmesi gerekiyor.

W. : Bu zorunlu iliþki döngüsünde davalarda artýþ oldu deðil mi?

Y.Ü. : Bütün bunlar bize þunu gösteriyor. Saðlýklý bir istatistik yok; ama barolardaki avukatlarýn artýk bu konularda ciddi anlamda davalar açtýðýný ve davalar üstlendiklerini görüyoruz. Ýki, Yargýtay’ýn iki, üç tane Hukuk Dairesi, ki en önemlisi 13. Hukuk Dairesidir, özellikle malpraktis konularýnda tazminat davalarýna bakýyor. Çok ciddi ve çok sayýda karar verdiðini görüyoruz.

W. : Rakamlar dikkat çekici büyüklüðe ulaþtý deðil mi?

Y.Ü. : Evet. Þöyle düþünelim, 1968-1970’li yýllardan 2000’li yýllara kadar 20-30 tane doðru düzgün sonuçlandýrýlmýþ ceza davasý malpraks konusunda varsa veya tazminat davasý, bunun 2000 ile 2010 arasýnda bunun en az 20-30 katý dava sonuçlandýrmýþtýr ve þu an süren onlarca dava var. Bunun da þuna etkisi oldu. Kanunlarýmýzda yapýlan deðiþiklik sonrasý ister þüpheli, sanýk olur bir doktor, saðlýk personeli olarak, ister maðdur olun, sizin yakýnýnýzýn ya da kendinizin malpraktise maruz kaldýðýnýzý düþünün, ücretsiz adli hukuksal yardým mekanizmalarý oluþtu. Ýnsanlar barolara gidiyor, param yok avukata ihtiyacým var diyor. Onlar size bu hizmeti sunuyorlar ve bu anlamda ciddi anlamda da sonuç almaya baþladýlar. Hâlbuki daha önceden insanlarýn parayla avukat tutup bu iþi kendilerinin takip etmeleri gerekiyordu. Adalet çok pahalýydý ve bunu yapabilmeleri mümkün deðildi.

W. : Bu ne kadar zamandýr böyle sayýn hocam?

Y.Ü. : Aslýnda ceza anlamýnda þüpheli, sanýk veya avukatlar, þüpheli, sanýk veya doktorlar bakýmýndan 2004. Ancak eðer þüpheli konumundaysanýz bu yardým 1992’den beri mevcuttur. Ama konusundaki bilinçlenme 2004 yýlýnýn Mayýsýndan beri daha çok gündemde. Bir de 2005 tarihli Ceza muhakemesi kanunun maðdurlar için getirdiði adli yardým hükümleri etkili oldu.

W.: Kiþinin ekonomik gücü yoksa dava nasýl baþlar ki?

Y.Ü. : Size mutlaka bir avukat atanýyor; maður da olsanýz talebiniz varsa adli yardým alýyorsunuz. Ücreti baro tarafýndan karþýlanýyor. O size bu konuda hizmet veriyor. Tabi bu takdirde siz adli yardým alabildiðiniz için haklarýnýzý aramak daha kolaylaþýyor. Çünkü konuyu biliyorsunuz.

W. : Mahkemenin Yüksek Týp Þurasýna gitme zorunluluðu da kalktýðý için böylece dava sayýsý arttý ve daha hýzlý ilerliyor. Tüm kurumlar hýzlandý mý?

Y.Ü. : Sayýlýr, çok yakýnda göreceksiniz benzer bir konu, Adli Týp konusunda gelecektir. Adli Týpta da þu an zorunlu bilirkiþilik var.

W. : Serbest bilirkiþiye mi çýkýyor?

Y.Ü. : Zaten serbest bilirkiþilik kurumu var; ama yasa gereði bir malpraktis konusu olduðunda, Adli Týpla ilgili bir otopsi problemi olduðunda, yine örneðin ölüm nedeninin tespitinde  saptamasýnda problem olduðunda, çocuk doðurtulurken mi öldü? Çocuk düþürme suçu mu var? Organ ticareti mi var? Bu konuda gerçekten Adli Týbbýn vereceði rapora ihtiyaç duyduðun zaman, zorunlu olarak araya gidiyorsunuz ve bu bakýmda Anayasa Mahkemesi Yüksek Saðlýk Þurasýnda verdiði kararýn aynýsýný orada da tekrarlayacaktýr. Çünkü bu, hukuka uymuyor. Hukuk bilirkiþilerin baðýmsýz olmasýný gerektiriyor.

Ýki, mahkemenin elini kolunu baðlamak istemiyor. Tamamen serbest býrakýyor vicdani kanýyla. Her yönlü araþtýrma yapsýn; ama sýrf oradan gelecek raporu bekleyip, kendini mutlaka oradan rapor almak zorunda hissetmesin. Farklý raporlar da alabilsin. Mesela bir Adli Týp Kurumuna gitmek yerine, bu kurumda çalýþan bir hoca baþka bir üniversitede çalýþýyorsa, gitsin o hocadan alsýn diye. Bu konu yakýnda büyük bir ihtimalle Anayasa Mahkemesine gidildiðinde, çok büyük bir ihtimalle zorunlu olarak Adli Týbba baþvurma koþulu da kalkacaktýr.

W. : Burada sistem saðlýklý iþleyecek mi?

Y.Ü. : Burada belki yapýlmasý gereken, hem doðru karar verilmesi için, doktorlarýn haksýz yere mahkûm olmamasý için; çünkü bazen karþýnýza bilirkiþi olarak yine bir saðlýk mensubu çýkýyor. Ama teknik olarak hâkim saðlýklý bir þey sormadýðý için, o da dosyada daha çok hukuksal konularla izah etmeye çalýþýyor. Problemi iyi ortaya koymadýðý için, yetersiz olduðu için, taraflý olabildiði için, önyargýyla hareket edebildiði için ya da Kurulda uzman olmadýðý için o bilirkiþi heyeti, yanlýþ kararlar verebiliyor ve bu da saðlýk mensuplarýnýn aleyhine olabiliyor. Dolayýsýyla artýk bütün bilirkiþi kurumunun sorgulanmasý gündemde.

Yani dolayýsýyla bir taraftan her istediði kurumdan, kiþiden rapor alabilsin diye mahkemeler serbest býrakýlýyor. Yeter ki uzman olsun, doðru karar versin. Ýki, insanlar bilinçlendi. Bilirkiþiler neyi soracaklarýný öðrenmeye baþladýlar; çünkü týp hukukuyla ilgili yasal düzenlemeler arttýkça, bu konudaki haklar daha net görülmeye ve aranmaya baþladý. Üçüncüsü de insanlarýn mahkemenin dýþýnda gidip özel rapor alýp dosyaya koyma ve o bir tanýdýðý bir uzmaný getirip mahkemede, mahkeme istemese dahi zorla dinletme imkâný doðdu.

W. : Yasal olarak bu mümkün oldu mu?

Y.Ü. : Özel hüküm kondu. Bir uzman hekimi tavsiye ediyorsunuz. Bunu bilirkiþi olarak dinleyip, hâkim diyor ki: “Benim ihtiyacým yok, bana göre problem nettir, ben bir bilirkiþi raporu almak istemiyorum.” Siz bu kez mahkemeye raðmen gidiyorsunuz Ceza Muhakemesi Kanunumuzun 178 ve devamýnda düzenlenmiþtir. O uzman kiþiyi alýyorsunuz, yanýnýzda duruþma salonuna getiriyorsunuz. Mahkeme reisine raðmen orada sorguluyorsunuz, konuþturuyorsunuz. Adli Týptan veya Yüksek Saðlýk Þurasýndan veya baþka bir uzmandan gelen raporu çürütüyorsunuz. Yani insanlarýn bu anlamda hak arama bilinci arttý ve olanaklarý çoðaldý.

W. : Bu durum bildiðimizden farklý hale gelmiþ.

Y.Ü. : Ama eskiden mümkün deðildi. Hâkim bilirkiþiye baþvurmuyordu. Gelen bir bilirkiþi raporuyla yetiniyordu ve o anda da karar verebiliyordu.

W. : Sevgili hocam þu ana kadar anlattýklarýnýzdan anladýðým kadarýyla Türkiye’de bu bilinç Avrupa’dan etkilendi; ama AB’nin zorlamasýyla deðil kendi ulusal isteðimiz ile deðil mi?

Y.Ü. : Tabi kendi ulusal tercihimizle.

W. : Tercihleriyle bunu gerçekleþtirdi. Geliþmenin çoðu 2004 yýlý sonrasýna denk geliyor. Özellikle malpraktis konusunda bir rakam verilemese de sayýlar çok çok arttý. 

Y.Ü. : Çok çok arttý tabi.

W. : Bunun da sebeplerinden bir tanesi, belki en önemli sebebi, mahkemelerin artýk daha hýzlý karar verebilmeleri için Anayasa Mahkemesinin kendilerine tanýdýðý haklardan dolayý bilirkiþilerin atanmasý oldu diye özetleyebilir miyim?

Y.Ü. : Hem o konuda, bilirkiþi konusunda rahatlama oldu, hem de bu konuya özgü eðitim alan hukukçular oluþtu. Birçok alanda artýk týp hukuku sertifika programlarý, saðlýk ve gerçekten bu konudaki normatif düzenlemeler, yabancý ülkelerdeki tecrübeler Türkiye’ye aktarýldý. Eskiden bu konudan çok net anlamayan doktorlar, bugün ciddi eðitim alarak bu konunun hukuksal olarak yargý önünde tartýþýlýp sonuç almak konusunda ciddi uzmanlaþtýlar ve bu giderek yaygýnlaþýyor. Bu  açýdan çok önemli; çünkü bu alaný bilmezseniz, saðlýk alanýný, avukatlýðýnýzý iyi yapamazsýnýz. Artýk bu konuda her branþýn kendine özgü düzenlemeleri var.

Bugün Türkiye’de kanunlarýmýz çok az ve bu ciddi sýkýntý yaratýyor. Saðlýk hukuku alaný aslýnda kanunla düzenlenmesi gereken bir alan; çünkü Anayasamýz bizim 13 üncü maddesinde insan haklarýyla ilgili bir konuda düzenleme yaparken, ister izin verirken ister yasaklarken, mutlaka kanunla yapacaksýnýz diyor. Ama burada en doðrusu da odur. Fakat bizde daha çok ipler biraz Bakanlýðýn elinde olsun diye, sýrf günü birlik politikalarý deðiþtirmek amacýyla, bir de saðlýklý bir iletiþim  kurulmadýðý için hep yönetmelik, genelge, tüzüklerle yapýlýyor. Bunun kendisi baþlý baþýna hukuka aykýrý ve sýk sýk deðiþtiði için takip etmek de mümkün deðil. Þu anda herhalde bir 3000’in üzerinde mevzuatýmýz var. Bunlarý, neredeyse her ay deðiþen genelgeler, yönetmelikler takip edebilmek mümkün deðil. O yüzden çok ciddi hatalar yapýlabiliyor.

Ama son zamanlarda yasal düzenlemeler daha çok ön plana çýkmaya baþlayýnca ve mahkemeler ciddi ciddi kararlar vermeye baþlayýnca iþler biraz deðiþti. Çünkü eskiden çok ciddi bir anlayýþ vardý, doktorun daha çok iyileþtirme amacýna ve  yaptýðý fedakârlýða bakýlýrdý. Bir paternalist anlayýþ söz konusuydu. Þimdi zaman zaman doktorlarý rahatlatmak için þu tür yaklaþýmlar oluyor. Ancak bu aldatýcýdýr ve rahat davranan hukuk kurallarýna uygunluk kaygýsý taþýmayan hekimin hukuksal sorunu daha sýk olur. Ýþte “doktor bakýþ açýsýyla, saðlýk personeli bakýþ açýsýyla týp ya da hasta bakýþ açýsýyla týp”. Bu tamamen yanlýþtýr; çünkü hukuk tamamen objektif bakar. Ýki yönün de haklarýný korumak zorundadýr.

Ýki tane þeye çok dikkat etmek lazým. Mesela malpraktis davalarýnda yapýlan çok ciddi bir hata, malpraktis eylemini baþlý baþýna bir suç gibi saymak. Bu yanlýþtýr; çünkü malpraktis bir týbbi standarda aykýrý tedaviyi ya da müdahaleyi gösterir. Ama sorumluluðun doðabilmesi için baþka hukuksal koþullar olmasý lazým

W. : Ben de onu diyecektim sayýn hocam. Buradaki sorularýmdan bir tanesi buydu. Malpraktisin ayrýmý nerede yapýlacak? Çünkü Saðlýk Bakanlýðýndan ruhsat almýþ normal bir ilacý ya da ilaçlarý hekim reçete etti, hastaya verdi. Hasta bunlardan birinin yan etkisine baðlý olarak, diyelim ki ciddi bir rahatsýzlýk geçirdi. Belki anaflaksiye varan bir durum söz konusu oldu. Belki de bir anestezi esnasýnda olabilir, bu bir diþ tedavisi sýrasýnda olabilir. Þimdi bu hekim, bu konularda yetkilendirilmiþ, sorumlu  ve tedaviyi yap deniyor. Burada malpraktis olayý nasýl ayýrt edilecek?

Y.Ü. : Þimdi burada iki þey çok önemli. Birincisi, bu biraz önceki konuþmanýn belki devamý. Bugün artýk son 50 – 60 yýldýr, ki Türkiye’ye son dört-beþ yýldýr girdi. Hâlbuki bütün dünyada 60 yýldýr oturmuþ, hiç kimsenin üzerinde tartýþmadýðý biz þimdi 2010 yýlýnda Türkiye’de konuþuyoruz. Bunu konuþmamýz bile yanlýþ. Artýk tamamen bu bir insan hakký sorunu olduðu için bireyin özerkliði ön plandadýr. Bireyin iradesi ön plandadýr. Yani týpçýlarýn “aydýnlatýlmýþ onam” dedikleri, bizim hukukta “hukuken geçerli rýza” dediðimiz önce bir yeterli aydýnlatma, arkasýndan hastanýn tercihi dediðimiz bir olay, týp hukukunun, saðlýk hukukunun merkezidir. Bu çok önemli. 

W. : Ben bir parantezle þunu ileteyim. Hekimler eskiden bu yönde ders almýyorlardý ama þu an belki eðitim alýyor olabilirler; fakat yapýlan týp kongrelerinde daha çok benim gördüðüm, bir hukukçunun son geliþmelere göre bu konuda hekimleri aydýnlatmasý öneriliyor. Ama hekimler de anladýðým kadarýyla burada çerçeveyi tam bilmiyorlar..

Y.Ü. : Açýklamaya çalýþayým

W. : Þu konuyuda  açýklar mýsýnýz sevgili hocam. Geniþ çerçeveden olsun diye söylemek istiyorum. Þimdi bir aile hekimliði sistemi baþladý. Aile hekimliði, Düzce’de belli bir nüfus, 3500-4000 nüfus ile baþladý. 2006 yýlýndan beri devam ediyor. Dört-beþ yýllýk bir süreci var.

Beþ yýldýr bir aile bir aile hekimine kayýtlý sürekli ayný hekime  gidip geliyor, muayene oluyor, belgeleri, kayýtlarý var. Ama ailede önceden öngörülemeyen, belki fizik tedavi ile saptanamayacak bir hastalýk peyda oluyor. Bu bir onkolojik vaka da olabilir. Kiþi bundan dolayý maðdur olduðunu iddia ederek, doktoru mahkemeye verebilir mi? Doktor hastalýðýmý atladý diyebilir mi?

Y.Ü. : Þimdi bir kere þuna bakmamýz lazým. Artýk doktorun iyi niyeti yetmiyor. Hatta daha radikal konuþalým, doktorun bir kiþiyi iyileþtirmiþ olmasý her zaman hukuka uygunluk anlamýna gelmiyor. Bir kimse, bu o kadar radikal ki, intihar etmek isteyen, tedaviyi yarýda kesmek isteyen, ölmek isteyen kiþiyi zorla tedavi edemeyeceðimizi bize söylüyor. Bu, þu anlama geliyor. Bizim iyi niyetimiz, kanuni koþullara uymadan görevimizi yaparken mesleðimizi icra ettiðimizi, bir saðlýk hizmeti sunduðumuzu; ama bunu yaparken hasta veya onun kanuni temsilcisi, bir velisi, vasisi izin vermedikçe kesinlikle yapamayacaðýmýzý anlamamýz lazým.

W. : Ýlla hastanýn yazýlý onay formu alýnmak durumunda mý?

Y.Ü. : Þimdi burada dolayýsýyla hastanýn iradesi çok ön planda. Hasta izin vermediði müddetçe bizim ne kadar iyi niyetli yaparsak yapalým, o kiþinin yaþamýný dahi kurtarsak, bu müdahaleyi yapma hakkýmýz yok. Hastanýn vücuduna dokunamazsýnýz. Avrupa’da bugün doktor eðer hastayý yeterince aydýnlatmamýþ ve rýzayý almamýþsa, bu rýza geçersiz, onam geçersiz. Dolayýsýyla yaptýðýnýz eylemi kasten adam yaralama suçu olarak alýyor. Yüzlerce Alman Mahkemesi kararý görürsünüz.

Demek ki aydýnlatmayý çok iyi yapmamýz lazým. Aydýnlatma sonrasýnda hasta izin verirse onu yapabilir. Þimdi burada prensip olarak aydýnlatmanýn mutlaka yazýlý olmasý þart deðil. Kural olarak sözlü de olabilir, þekle baðlý deðil.

W. : Þekle baðlý deðil fakat belge olsa daha iyi olacak-kanýt için deðil mi?

Y.Ü. : Kanun koyucu sadece belirli alanlarda þekil þartý arýyor. Bunun iki tane amacý vardýr. Birincisi, hasta bütün olasýlýklarý iyi düþünsün, taþýnsýn. Çünkü kendi geleceðiyle ilgili bir karar veriyor. Düþünmeye sevk etsin. 

Ýkincisi ispat problemi çýkmasýn diye. Örneðin mesela organ naklinde böyledir ya da küçüklerle ilgili olgularda, küçüklerle ilgili olgularda mutlaka bunun yazýlý olmasýný arýyor ki, çok fazla ispat problemi çýkmasýn, iyi düþünsün taþýnsýn diye. Bizde genel yaklaþým, bunu yazýya dökersek acaba doktorlar kendi aleyhine delil mi oluþturuyor diye bir endiþe var. Bazý hukukçular da bazý doktorlar da maalesef birçok çalýþmada bunu ön plana çýkarýyor. Bu son derece yanlýþtýr. Bir kere zaten doktorun dokümantasyon oluþturma yükümlülüðü var, hukuksal görevi bu. Ýkincisi böyle bir olgu doktorun ispatta yardýmcýsýdýr. Yani yazýlý olarak.

W. : Hastayla ilgili bütün bilgileri hekimler-ünite mi saklayacak?

Y.Ü. : Mümkün olduðu kadar saklayacaðýz.

W. : Saklamak yeterli mi?

Y.Ü. : Bunlarýn baþkasýnýn eline geçmesini önleyeceðiz.

Çünkü istenmeden dahi olsa geçerse, kiþisel verilerin ihlali suçu oluþur ve ayný zamanda özel yaþamýn ihlali gündeme gelebilir. Bunlar eskiden önceden çok düþünmediðimiz, þu anda çok ön planda tutmamýz gereken þeyler. 

W. : Hasta ile  bir bilginin dýþarýya sýzmasý bile suç teþkil ediyor.

Y.Ü. : Yapmayacaðýz tabi. Bilgi, kiþisel verilerini sýzdýrmayacaðýz, hastalýkla ilgili verilerini sýzdýrmayacaðýz, özel yaþamýyla ilgili sýzdýrmayacaðýz. Hastanýn odasýna girerken, doktorun dýþýnda diðer insanlarý sokarken izin almamýz gerekir. Mesela kadýn doðumda çok görürsünüz, onlarca insan girer çýkar hastanýn dýþýnda. Hasta daha sonra gidip þikâyet edebilir onu. Bir kere þu çok ön planda, genelde bunun mutlaka yazýlý olmasý faydalýdýr, þart deðildir; ama Yasa bazý alanlarda yazýlý olmak þartý arar.

W. : Nasýl bir þart arar?

Y.Ü. : Der ki: “Düzenleyeceksin. Bunu yazýlý olarak vereceksin.” Mesela tüp bebekte þu þu konularda yazýlý vereceksin. Ýþte organ naklinde yazýlý vereceksin gibi. Ama kural yazýlý deðildir; ama yazýlý olmasý doktorlarýn lehinedir. Bugün þu önemlidir. Her branþ kendine göre onam formu geliþtirmektedir. Batý’da da böyle olmuþtur.

W. : Bu durum hukuktan baðýmsýz mý düþünülmeli?

Y.Ü. : Hayýr.

Burada da bir tehlike var. Bir kere mutlaka bir ana þey vardýr, týbbýn bir ana omurgasý vardýr. Belli þeyleri birçok formda yazabilirsiniz. Ama branþa özgü olmalýdýr. Bu branþtaki riskleri görmesi, onlarý aydýnlattýðýnýzý yazmalýsýnýz. Ýkincisi, hastaya özgü bir müdahale yapýyoruz. Mutlaka matbu formlardan mümkünse birazcýk kaçýnmamýzda fayda var. Matbu formlarýn þöyle bir faydasý vardýr; hemen her zaman her risk aklýmýza gelmeyebilir, yazmayabilir, hastaya söylemeyebiliriz. Hâlbuki orada olduðu zaman hasta okuyacaktýr, siz anlatacaksýnýz, söyleyeceksiniz, hatýrlamak da kolaydýr ve ispatta da kolaylýk saðlar. Fakat mutlaka orada, o hastaya özgü bir yer býrakýp, bunu kalemle doldurmak veya bilgisayar, daktiloyla doldurmak, o hastaya özgü bilgilerle doldurmak çok önemlidir.

devam edecek…

I. bölüm için: http://winally.com/gorusler_Tip_Hukuku_-_I