W- Önder Bey merhaba. Yayın hayatına yeni başlayan Winally için zamanınızı ayırdığınız ve görüşlerinizi bizlerle paylaşacağınız için size çok teşekkür ederiz . Sizi kısaca tanıyabilir miyiz ?
ÖS- Hoş geldiniz; ben de size başarılar dilerim .
14 Ocak 1962 İstanbul doğumluyum. Galatasaray Lisesi mezunuyum. Akabinde İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun olarak Tıp Doktoru oldum . Mecburi hizmetimi Mardin ilimizde ifa ettikten sonra bir sezon Otel Hekimliği yaptım.
Daha sonra Fransa yıllarım başlıyor. Fransa’da 3,5 yıl KBB uzmanlığı eğitimi aldım. Hep aktif yaşamayı sevdiğim için, dinamik bir alan olan pazarlama konusunda Paris’te eğitim aldım ve Harvard kısa MBA programı eğitimimi tamamladım. Yaz tatilini geçirmek amacı ile 1991 yılında ülkeme döndüğüm sırada, Sanovel İlaç firmasından teklif aldım ve Medikal&Pazarlama Yöneticisi olarak 1,5 yıl hizmet verdim . 1993 sonunda Servier İlaç Firması’na başladım ve burada 11 yıl çalıştım. PM’den Kardiyo Vasküler Departman Yöneticiliği’ne kadar ilerledim . Bu dönemde Servier denince ilk akla gelen ilaçların lansmanlarını gerçekleştirdim. Bunlardan bazıları; Coversyl, Fuldex SR, Preterax, Vastarel ve Locabiotal.
2004 yılı Ağustos ayında, İE&Menarini İlaç Firması’nın davetine olumlu yanıt vererek transfer oldum. Satış ve Pazarlama Direktörü olarak 1,5 yıl çalıştım ve burada Genel Müdür Yardımcılığı’na kadar yükseldim. Son üç yıldır da Genel Müdür olarak İE&Menarini’yi yönetmekteyim.
W- Bir hekim olarak çalışma hayatına başladınız, hatta uzman oldunuz. Fakat şu an farklı bir kulvardasınız. Sizi bu şekilde bir yönelişe iten ve başarılı kariyer yapmanıza sebep olan o günkü Dr.Önder Bey’in düşünceleri ve hayalleri nelerdi?
ÖS- Aile bireylerim arasındaki hakim meslek mühendislik ve doğal olarak ben de mühendis olmayı düşünüyordum. Fakat eniştem hekimdi ve benim için başarılı bir örnekti. Babamın kalp rahatsızlığı, o günlerde hekim olmam konusunda karar vermeme sebep oldu. Tercihlerimi ilettiğim son gün, mühendis olan ağabeyim eğer erken gelseydi, şimdi ODTÜ Elektrik Elektronik Bölümü’nden mezun bir mühendis olarak iş hayatında olacaktım. O dönemin şartlarında Galatasaray Lisesi’nden mezun olup da Tıp Fakültesi’ni kazanamayanlar işletmeci ya da endüstri mühendisi oldu. Kısaca mühendis olmaktan kıl payı kurtuldum. Doktorluk çok meşakkatli bir meslek. Ama ne yazık ki emeğinin karşılığını alamıyorsun. Ailemle birlikte Fransa’dan döndüğümde hep bu konuda sıkıntı çektim. Hep daha aktif bir yaşamı tercih ettiğim ve benim edinimlerime uygun olduğu için ilaç sektöründe pazarlama sahasını seçtim. Bu duruma biraz da nasip diyebiliriz.
W- Sektöre yeni giren meslektaşlarınıza tüyo olabilecek önerileriniz var mı?
ÖS- Sektörde gelinen noktada, her ne kadar pazarlamayı bilmek önemini kaybetmiş olsa da , Medikomarketing ve İletişim (kişiler arası) ile Bilişim konularında çok iyi olmaları gerekir. Bu sahada etik olmayı önceliklerine almalılar. Ayrıca çalıştıkları firmada devam etme konusunda ise, firmanın vizyon sahibi olup olmadığı ve firma politikalarına adaptasyonun sağlanıp sağlanmadığı gibi önemli hususların anlaşılır olması gerekiyor. Bunların yanı sıra, uluslararası bir firma ise,firmanın Anglosakson mu yoksa Latin kökenli mi olduğu da önemli bir nokta. Bana göre 5 yıldan önce firma değiştirmeyi düşünmemeliler ve belirttiğim hususları da göz önüne alarak değişimi düşünmeliler.
W- Özel hayatınızdan bir parça bahseder misiniz ?
ÖS- Bir oğlum ve bir kızımla birlikte çok mesut bir hayatım var ve onlar hayatımın asli unsurları.
Özel ve iş hayatım dışında kendime ayırdığım zamanlarımda ise spor yapmaya gayret ediyorum. İnişli-çıkışlı ritmi sevdiğim için tatillerimi bile ona göre programlarım. Örneğin bir hafta doğada ağır sayılabilecek spor antrenmanları yapmanın yanı sıra mutlaka bir hafta da çok sakin bir tatil yapmayı alışkanlık edindim.
W- Hayatta dengelere mi önem veriyorsunuz?
ÖS- Bir anlamda evet. Tam olarak uçlarda yaşamak değil kastettiğim ama rutinin dışında kalabilmek ve her iki tarafı da yaşamayı istemek diyebiliriz.
W- Spora önem vermeniz ve Galatasaray Lisesi mezunu olmanızla ilgili olarak altta yatan başka hikayeler de var sanırım.
ÖS- Evet doğru. Ben 30 yıllık bir kulüp üyesiyim ve Galatasaray Spor Kulübü’nün atletizm, basketbol , futbol ve voleybol şubelerinin lisanslı sporcusu idim. Fakat ortaokul, lise yıllarında başlayan bu durumu, iş hayatım ve olgunlaşmamız sebebi ile aktif olarak devam ettiremiyorum.
W-Galatasaray Spor Kulübü şu an futbol branşı ile menfi olarak ülke gündeminde, bir üyesi olarak kısa görüşünüzü alabilir miyim?
ÖS-Bu konuda aslında çok doluyum. Galatasaray Spor Kulübü’nü maalesef futbol kulübüne çevirdiler, diğer branşlarda yok gibiyiz . Hâlbuki atletizm, su topu, voleybol vs. kulübün asli unsurları idi. Tüzüğümüzde kulüp amacı “kitlelere spor yaptırmak “diye yazılır. Bırakın kitleleri, birey olarak ben bile tesislere girerek spor yapamıyorum.
W- Belki bu sorumla yine canınızı sıkacağım ama kulübünüz adına futbolda bu yıl ümit görüyor musunuz ?
ÖS- Kesinlikle hayır. Hagi tercihi nispeten doğru fakat transfer politikaları yanlıştı. Altyapıya öncelik vereceksin, kiralık oyuncu almayacaksın. Ligimiz sert bir lig ve bu sebepten dolayı nispeten yumuşak karakterli liglerden; hele hele Brezilya’dan oyuncu almak tamamen hataydı. Oyuncu seçimi için sert liglere bakacaksın; mesela Almanya gibi. Kısaca bu yıl, ‘yanlıştan dönsünler razıyız’ durumuna geldik ki şampiyonluk zaten hayal. Mevcut yönetim Aslantepe stadı açılışı gibi tarihi bir olaya tanıklık etmek istiyor. Bu sebeple şu an yönetim değişmeyecek. Yine de bu yıla bakıldığında, şu ana kadar geçen lig temposu ve kalitesi güzel.
W-Sektöre dönersek, Türk Jenerik Sanayi’nin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
ÖS- Şu an için sıkıntılı fakat genelde iyi gibi; ama Hindistan örneğinde olduğu gibi, jenerik ilaç çöplüğüne dönmesine izin vermemek gerektiği düşüncesindeyim. Orijinal ilaç mevcutsa jeneriği olur . Özellikle buna dikkat etmek gerek.
W- Bu konuda Menarini hangi noktadadır?
ÖS- Menarini daha çok orijinal ilaç üreten bir ilaç firmasıdır.
W- İE Ulagay ve Menarini’nin ortak yönleri var mı?
ÖS-Elbette, her ikisi de Akdeniz firması ve köklü geçmişe sahipler. Dr. İbrahim Ethem Bey’in, 1903 yılında Mekteb-i Tibbiye’den mezun olup laboratuar kurması ve 1909 yılında ilk defa vitamin ve hormon preparatlarını üretmesi 100 yılı geçen bir mazidir. Her iki firma da geçen zamanda el değiştirmelerine karşın, yeni sahipleri tarafından isimleri korunmuş. 2000 yılında çoğunluk hissesine sahip olan Dr.Alberto Aleotti (Menari’nin sahibi), İE Ulagay ismini öne koyarak Türkiye’de faaliyetlerine devam etmektedir.
W – Menarini, İtalya da bir numara ve tüm dünyaya yayılan bir yapısı var. Avrupa’da da ilk 15 içerisinde yer almaktadır. Türkiye’den Menarini gibi bir firma çıkar mı?
ÖS- Çıkar; niye çıkmasın? Bu sadece ilaç sektörünün değil, düne kadar Türkiye’nin sorunu idi . Burada tek sıkıntı, özgüven ve vizyon eksikliği idi. Ama bu artık aşıldı ve öneminin farkındalığını geçtik. Şimdi neler yapabileceğimizi biliyoruz. Ben, yabancı ilaç firmalarında çalıştım ve gerçek şu ki pazarlama konusunda en iyisi her zaman için Türkiye olmuştur. Servis sektöründe fevkalade iyiyiz . Örneğin; ilaç dağıtım ağı bizim kadar iyi ve hızlı çalışan bir Avrupa ülkesi daha yok. Bilişimi çok iyi değerlendiriyoruz. Örneğin Paris’teki şahsi avukatımın daha düne kadar interneti yoktu; faksı da artık ben kullanmıyorum. İşte fark burada!
W- İTS’ne geçişte sıkıntı yaşadınız mı?
ÖS- Hayır bu konuda önlem almıştık. Ekibimiz 10 gün eczaneleri taradı ve karekodları uyguladı. Son olarak depolarda kalan son ürünler tespit ettik; bunu da çözdük .
W- Bu hummalı çalışma kutu bazında ilk dörtte yer almanızdan kaynaklanıyor değil mi? Sahte ilaç olayına rastlandı mı ve faz II sizi ilgilendiriyor mu?
ÖS-Doğru. Hatta ilk üçe doğru ilerliyoruz. Sahte ilaç konusunda çok nadiren bildirim oldu, faz II her ne kadar bizim dışımızda olsa da yakından takip ediyoruz.
W-2011 yılı başında tüm Türkiye, Aile Hekimliği Sistemi’ne başlamış olacak. Bu konuda özel bir stratejiniz var mı?
ÖS- Sevk zinciri nasıl işleyecek. Aile Hekimi’nin ‘ilaç reçeteleme kısıtlaması olacak mı ?’ gibi konuların netleşmesi önemli. Menari’nin tecrübesine de sahibiz; bu sebeple tüm çalışma stratejilerimiz buna oryante olarak güncellenerek devam edecek şekildedir ki burada fark yaratacağımıza inanıyorum.
W-2011 yılında sektörü ilgilendirecek başka gelişmeler bekliyor musunuz?
ÖS-2011 yılı ülkemizde seçimin olduğu bir yıl. Açıkçası SGK’nın son iskonto artırımı, aslında bizim için biraz da sürpriz oldu. Bu uygulama, Temmuz ayına kadar devam edecek. Seçim akabinde yani Temmuz ayında ne olur; bu günden öngörüde bulunmak çok zor. En hayati sektörde tasarruf amaçlı ve sektörü zora sokan kararlar alınırken, akaryakıtta ÖTV indiriminin gündemde olması ve basında daha çok yer alıyor olması da düşündürücüdür. Burada sektörün asıl problemi aslında mal fazlası uygulamasıdır. Yurtdışında, reçeteli ürünlerde firmaların mal fazlası vermesi söz konusu değil. Biz de rekabete uymak zorunda olduğumuz için mal fazlası veriyoruz ve bütçemiz alt üst oluyor. Bu satış yöntemi bana göre pazarın bir miktar suni büyümesine de yol açmaktadır. Sanırım 2011’de devlet bu konuya eğilecek ve mal fazlası uygulamasını farklı sebeplerden dolayı sıkı kontrol altına alacaktır.
W-İE Ulagay&Menarini’ye siz katıldıktan sonra, yönetiminizde gelişim nasıl oldu ?
ÖS-Geldiğimde tam bir jenerik firma idik; satış orijinli , eczane ve birinci basamak sağlık kurumlarına odaklanmıştık . Geçen sürede orjinal ilaçlara yoğunlaştık. Tüm basamaklardaki sağlık kurumlarında reçetelere çalıştık ve sonucunda hem ekip olarak hem de satış olarak 6-7 kat büyüme gerçekleştirdik. Orijinal / Jenerik oranımız TL bazında 60/40’a gelmiştir.
W-Beşeri grup yanında Veteriner grubunuz da var. Başka alanlara yatırımınız olacak mı?
ÖS-Kısa vadede hayır. Sadece ilaca odaklanmış durumdayız.
W-Vizyon hedefinizi paylaşır mısınız?
ÖS-Kutu bazında az önce de belirttiğin gibi ilk dörtteyiz ve amacımız TL bazında en kısa sürede ilk ona girmek.
W-Hedefinizin realizasyonunda sanki gecikme olduğunu hissettim.
ÖS- Doğru; ithal ilaçlarda GMP denetimi uygulanması sebebiyle halihazırda pazarda yer alması gereken ilaçlarımızda maalesef sarkmalar oldu .
W-İE Ulagay & Menarini’de Anti İnfektifler , Kas-İskelet ile Kardiyovasküler sistem ilaçlarının ciroda hakimiyeti görülmekte ,bu tabloda bir değişiklik olacak mı?
ÖS- Yakın zamanda olmayacak. Gelecek orijinal ilaçlarımız; kardiyovasküler, gut tedavisi ve antialerjik ürünler.
W-Menarini’de gelecek yatırımları içinde onkoloji ve immunomodül ilaçlar gibi nispeten sofistike gruplarda yer alacak mı?
ÖS- Bu alanlarda Menarini, AR&GE çalışmaları yapmaktadır ve kısa sürede olmasa da daha sonra bu alanlarda da yerimizi alacağız.
W-Sıcak bir soru; öne çıkan özelliğiniz nedir ve çalışanlarınız sizi nasıl görür ?
ÖS-Dr.Önder Sevdik hep gelişen ve düzenli büyümeyi hedef alan firmalarda çalıştı ve çalışmaktadır. Ben durağanlığı sevmem; öyle bir ortamı tercih etmedim ve etmem. Bu yapımla çevremde “dinamik” özelliğim öne çıkar. Hızlı karar alırım ve kararlılıkla uygularım.
W-İE ULagay&Menari’nide kariyer sadece Türkiye ile mi sınırlı?
ÖS-Dönemimde bir Ürün Müdürü ve bir Medikal Müdür arkadaşımızı İtalya Menarini’ye gönderdim ve şu anda kariyerlerine başarı ile devam etmektedirler. Arkadaşlarımıza bu konuda her türlü yardımı sağlamaktayım.
W-İş yaşantısında yön verici özelliğiniz var fakat bir prenses ve bir prensiniz var. Onlara karşı nasıl bir baba olduğunuzu düşünüyorsunuz?
ÖS-İnsan her zaman en iyi yaptığı şeyi yapmalı. Çocuklarımın kabiliyetlerini tecrübelerimle değerlendirip, onların karakterlerinin ve iyi yönlerinin açığa çıkmasına yardımcı oldum ve bu yönde gitmeleri benim için çok önemli. Öğretmenler maalesef çocukların nasıl çalışacağını öğretmiyor ve en kötüsü sınavlarda çocukların eksik taraflarına odaklanıyorlar. İş hayatımda yaptığım koçluğun bir benzerini evde çocuklarıma uyguluyorum. Çocuklar açısından evde bir rehber olması önemli. Ben 18 yaşında iken Sorbonne’daki hocam Prof.Dr. Guy Sarraf ile karşılaşmış olsaydım belki de benim için her şey pozitif anlamda çok daha farklı olur idi. Tahtaya şunu yazdı;
Marketing(hayat felsefesi de diyebiliriz) = Research + Strategy + Action
Bu bence her yere adapte edilebilir ve uygulanabilir bir formül. Basit şekilde birçok örnek verilebilinir fakat örnek vermenin yerine konuyu şöyle ifade edeyim. Türk girişimcisi genelde “Eylemci; araştırma yapmıyor ve stratejik yönleri yetersiz fakat Avrupa’yı düşündüğümüzde sanki her şey tam olması gerektiği gibi mi sanki ?? Hayır;aksine bizdekinin tam tersi. Çocuklarıma da bunu özümsetmeye çalışarak hayata bir adım önde başlamalarını arzu ediyorum.
W-Buradan hemen sizin dinamik yönünüz aklıma geliyor siz Avrupa da üst düzey yönetici olsaydınız sanırım firmanızı hayalinizin ötesine taşırdınız. Hocanızdan başka rehber örnek verebilir misiniz?
ÖS-Bir tane daha paylaşayım;” Company is a kind of animal who lives in its environment” yani “Firma bir hayvan gibidir ve kendisine ait çevre koşullarında yaşar” Eğer çevre koşulları değişir ya da uygun olmazsa ölür.
W-Bu konudan daha güncel konulara geçersek; Sağlık Bakanlığı referans ülkemiz Yunanistan’daki indirimleri ilaç fiyatlarına yansıttı ve Maliye Bakanlığı, SGK geri ödemesinde ek iskontolar tebliğ etti. Bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz ve bu gelişmeler sizin özellikle hedeflerinize ve bütçelerinize nasıl yansıyacak?
ÖS-Her iki uygulama da bizi etkiledi çünkü bizde hem jenerik hem orijinal ürünler var. Ortalamada ciromuzun % 10’a varan oranını kaybettik. Bu gerçekten çok büyük bir oran. Benzer şekilde diğer firmalar da bu gelişmelerden etkilendi, hatta bazı uluslararası firmalar, ilaçlarının lisans haklarını burada faaliyet gösteren firmalardan birine bırakarak Türkiye piyasasından çekiliyorlar ve hatta gelecek bazı orijinal ilaçların ise Türkiye pazarına girmeyeceğini daha şimdiden söyleyebilirim. Bizim avantajımız, belirttiğim gibi hem jenerik hem orijinal olmamız. Bu durum direncimizin yüksek olmasını sağlıyor. Küçülme düşünmüyoruz ve hazırladığımız yeni bütçe planını, merkezimiz olan Menarini-İtalya’ya sunuyoruz. Buradaki en büyük sıkıntı önümüzü göremiyor olmamız. Biz her zaman beş yıllık planlar yaparak çalışıyoruz ancak bu şartlar altında bir yıllık plan bile doğru dürüst uygulanamıyor. Ciddi önlemler alacak ve uygulamalar yapacağız.
W-Sürekli alternatif bütçe ile gitmek ve yatırım planlaması yapamamak sizi gerçek anlamda yoruyor; değil mi? Zorlu rekabet ortamdan karlı çıkanlar var mı?
ÖS-Doğrudur. Enerjimizin çoğunu plan değişiklikleri almakta ve bu durum da her kademeye yansımaktadır. Seneye ne olacağı belli değil iken nasıl yatırım önerebilirsiniz ki?... Bir de bir yıl önce alınan ithalatta, GMP denetimi uygulaması var . Tamam, bu kararı uygulayalım ama denetime hemen gidilmiyor. Sıra çok ve denetimci az; sırf bu sebepten dolayı maalesef ithalatınız duruyor ya da gecikiyor. Bana göre bu ortamdan tek karlı çıkan yerli jenerik sanayi olur. Baktığınızda son yıllarda pahalı jeneriklerin çokça pazara verildiğini göreceksiniz.
W-Dışarıdan bakıldığında Türkiye’nin cazibesi azaldı mı?
ÖS-Şunu belirteyim; Türkiye de olunmaması mümkün değil.Nüfus artışı, tüketim artışı, sağlıkta dönüşüm ile hastanın hekime ulaşmasının kolaylaşması durumları doğal olarak beraberinde teşhis yöntemlerinin artması ile ve esas temelde ülkenin ekonomik büyüklüğü ile Türkiye mutlaka vazgeçilmez bir ülke olarak kalmaya devam edecektir. Fakat eskisi kadar da cazip değil açıkçası; Türkiye pazarına gelmeyi düşünen eskiden hemen hareket ederdi ancak şimdi pazara girmeyi düşünen firmalar çok daha fazla araştırma yapacaklar ve temkinli olacaklardır.
W-Pazarda üç tip yabancı kaynaklı firma var. Birincisi lisanslı ürünleri olan firmalar, ikincisi yerli jenerik ile ortaklık yapan ve satın alma gerçekleştiren firmalar ve üçüncü tip firmalar da direkt kendisine özgün yapılanması olan firmalar. Size göre bahsedilen üçüncü tip firma kurmak artık tercih edilmeyecek sanırım.Sizce Türkiye İlaç Sanayi’nin geleceği nasıl şekillenmeli dir ?
ÖS- Bu şartlar altında artık hiçbir firma kendi direkt yapılandırmasına gitmez. Aslında temelde benim şahsi isteğim firmaların Türkiye’de direkt yapılandırmaya gitmesi ve devletin de aslında hedefi bu politika olmalı; yani firmaların Türkiye’de yatırım yapmasına önayak olacak politikalar üretilmeli ve teşvik edilmeliler.Türkiye, bu coğrafyadaki en yeni ve en modern üretim tesislerine sahip.Bana göre bu avantajımızı mutlaka öne çıkarmalıyız. İrlanda örneğinde olduğu gibi ihracat için ne gerekiyorsa yapılmalı.
W- Siz kapasitenizin altında mı çalışıyorsunuz ? Tesislerinize yatırım yapacak mısınız ?
ÖS- Biz tam kapasite 100 milyon kutu/yıl çalışmaktayız; bu olduğumuz şartlarda bu kapasite miktarı bize tam yetiyor ve fason kabulümüz çok az. Fakat genelde sektör düşük kapasite ile çalışmaktadır.
Tesislerimize yatırım yapabilmemiz için, öncesinde de belirttiğim gibi önümüzü mutlaka görmemiz gerekiyor. Bu şartlar altında bile hızla yatırım yapılmasını sağlayacak tek gelişme sanırım Avrupa Birliği’ne girmemiz olabilir .
W-Son olarak, İE Ulagay&Menarini olarak bölge ülkelerinde aldığınız sorumluluklar var mı?
ÖS-Sadece jenerik ürünlerimizi Türki Cumhuriyetlere, oradaki distribütörler aracılığı ile satmaktayız fakat fiili olarak bu piyasada yer almıyoruz. Menarini ifade ettiğim gibi lokal olarak ilerlemeyi politika edinmiştir. Mesela Rusya pazarında ilk üç içerisinde olan Berlin Chemie&Menarini ile faaliyettedir.
W-Güzel sohbet ve samimi paylaşımlarınız için teşekkür eder, başarılarınızın devamını dileriz.