|
“Yerden göğe küp dizseler; Birbirine bent etseler; Altından birin çekseler, Sen seyreyle gümbürtüyü”
Tam gün yasasının seyri ile ilgili durum değerlendirmesine yukardaki dizelerle baş-lamayı uygun buldum. Gerçekten de, Tam Gün Yasası ile ilgili süreci inceledikçe Sağlık Bakanlığı nın “yerden göğe küp dizme “ azmi ve gayreti ile oluşturulan, Mecliste uzun süre gruplar ve komisyonlarda tartışılan ve Genel Kurulda kabul edilip Resmi Gazetede yayınlanan Tam Gün Yasası, Anamuhalefet partisinin Anayasa mahkemesine müracaat etmesi ve Yüce mahkemenin kanunun bazı maddelerini iptal etmesi ile, yerden göğe dizilen küplerin “altındaki birinin” çekilmesi sonucunu doğurdu. Sonrasında yaşananlar ise, tam anlamı ile “sen seyreyle gümbürtüyü” dizeleri ile örtüştü.
Öncelikle “neden bu yasaya ihtiyaç duyuldu ?” sorusuna net bir şekilde şöyle cevap verebiliriz: İktidar, Üniversite ve kamu hastanelerinde çalışan hekimlerin muayenehane-lerinin kapanmasını istedi. Üniversite hastanelerinde görev yapan hekimlerin, sadece tıp fakültesi öğrencilerinin eğitimleri , bilimsel çalışmalar ve bu hastanelere müracaat eden hasta tedavileri ile, “tam gün” ilgilenmelerini amaçladı. Ayrıca, hem devlet hastanelerinde, hem de üniversite hastanelerinde görev yapan hekimlerin bu hastaları özel muaye-nehanelerine yönlendirmelerini sonlandırmak ve Üniversitelerde alınan, halk arasında “hoca parası” diye bilinen uygulamaları bitirmek istedi. Hatta bir adım daha ileri giderek, SGK ile anlaşmalı Özel Hastane ve Vakıf Üniversite hastanelerinde çalışan hekimleri de bu uygulamanın içine dahil edip, kamu kaynaklarını kullanan tüm kurumlarda çalışan he-kimlerin muayenehanelerini kapatmaları gerekliliğini de Tam Gün Yasasına yerleştirdi.
Hekimlerin ve Tabip Odalarının şiddetle karşı çıktığı bu kanunun bazı maddeleri Anamuhalefet Partisi tarafından Anayasa mahkemesine götürüldü. Müracaatı inceleyen Yüce Mahkeme, Kanunun bazı maddelerinin içeriği ile ilgili kısmi iptal ve yürütmeyi dur-durma kararı verdi. Bu kararların en önemlileri, Üniversitelerde görev yapan öğretim elemanlarının serbest çalışmalarını (muayenehane açmalarını ) yasaklayan 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 36. maddesinin ikinci fıkrasının birinci tümcesinin ve Tam Gün Yasanın 7. maddesiyle değişik 1219 sayılı Yasa'nın 2. fıkrasının birinci tümcesinde yer alan "...bentlerden yalnızca birindeki..." ibaresinin iptal edilmesi olarak göze çarpmaktadır. Anayasa mahkemesinin kararının akabinde Sağlık Bakanlığı, resmi internet sitesinde ” söz konusu Anayasa Mahkemesi kararının sadece üniversite öğretim üyelerine serbest çalışma ( muayenehane açma ) hakkı tanıdığını, kamuda görev yapan doktorların özel muayenehane açmalarının mümkün olmadığını ve bu yasağın 30 Temmuz 2010 tarihinden itibaren başlayacağını” içeren bir duyuru yayınlamıştır. Türk Tabipler Birliği bu duyurunun ardından Danıştay 5. Dairesine yürütmenin durdurulması isteği ile müracaat etmiş ve Danıştay Beşinci Dairesi adına Danıştay Nöbetçi Dairesince yürütmenin durdurulması istemi kabul edilmiştir.
Sağlık Bakanlığı ise bu kararın akabinde, Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna Müracaat ederek , yürütmenin durdurulması kararının kaldırılmasını talep etmiş ve Kurul 13.01.2011 tarihinde, “yürütmenin durdurulması kararının kaldırılmasına ve yürütmeyi durdurma isteminin reddine” karar vermiştir.
Türk Tabipler Birliği ve Sağlık Bakanlığı arasında bir nevi satranç oyunu gibi devam eden bu mücadelede , şu anda Sağlık Bakanlığı avantajlı durumdadır. Danıştay 5. Dairesinin kararı henüz verilmemiş olmasına rağmen, Hukukçular tarafından bu kararın Dava Daielerinin Kararından farklı olamayacağı beklentisi yüksektir.
Süreci dikkatle takip edersek Anamuhalefet Partisi tarafından Yüce Mahkemeye yapılan müracaattaki eksiklikler net olarak görülmektedir. Şöyle ki;
1- Anamuhalefet Partisi Anayasa mahkemesine müracaat ederken Tam Gün Yasasının en önemli maddesi olarak bilinen ve hekimlerin muayenehane yasağında belirleyici olan 7. Madde ile değişen 1219 sayılı yasanın 12. maddesinin ikinci fıkrasının birinci tümcesinde yer alan “ … aşağıdaki bentlerden yalnızca birindeki …” ibaresinin iptalini talep etmiş ancak, aynı maddenin üçüncü fıkrasında yer alan “Tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar, ikinci fıkranın her bir bendi kapsamında olmak kaydıyla birden fazla sağlık kurum ve kuruluşunda çalışabilir.” İbaresinin kaldırılmasını talep etmemiştir.
Anayasa Mahkemesi kararında, ikinci fıkrada yer alan “…bentlerden yalnızca bi-rindeki …” ibaresini iptal etmiş ancak, ( Gerekçeli karar okunduğunda dahi anlaşı-lamayan bir sebeple ) üçüncü fıkrada yer alan ve hekimlerin birden fazla yerde ça-lışmalarına ancak “her bir bendi kapsamında olmak kaydı ile” imkan veren ibareye dokunmamıştır. Bu hali ile 7. Madde ile değişen 1219 sayılı yasanın 12. Maddesine göre muayenehane açmak isteyen bir hekim ancak –C- bendinde yer alan kurum-larda çalışabilir hale gelmiştir. C bendine göre ise, muayenehane açmak isteyen bir hekim ancak SGK ile sözleşmesi olmayan Özel Hastaneler ile SGK ile sözleşmesi olmayan Vakıf Üniversite Hastanelerinde çalışabilmektedir. Diğer bir deyimle, Kamuda görev yapan bir hekimin muayenehane açması mümkün değildir.
Anayasa mahkemesine müracaat ederken yapılan bu fahiş hatanın anlaşılması gerçekten zordur.
2- Anamuhalefet Partisi, Öğretim Elemanlarının serbest meslek icrasını yasaklayan ve Tam Gün Yasasının 3. Maddesinde yer alan 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun değiştirilen 36. maddesinin birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarının iptali ve yürütmenin durdurulması talebinde bulunmuş, ancak Kamuda çalışan hekimlere muayene açma imkanı veren 2368 sayılı Kanunu yürürlükten kaldıran Tam Gün yasasının 19. Madde a) bendinin iptal edilmesi talebini Anayasa mahkemesine götürmemiştir. Sonuçta Yüce mahkeme, öğretim elemanlarının serbest meslek icrasını yasaklayan fıkrayı iptal etmiş ancak, Sağlık Bakanlığı Hastanelerinde çalışan hekimlerin muayene açmalarına imkan veren kanun , tam gün yasası ile yürülükten kalktığı için , “Üniversite öğretim elemanı hekimler “ muayenehane açabilir, “Sağlık bakanlığı hastanelerinde çalışan hekimler “muayenehane açamaz algısı oluşmuştur.
Bahsi geçen iki temel unsurun itiraz metninin hazırlanması sürecinde , Anamuhalefet partisine önerilerini sunan Tabipler Birliği tarafından da atlanmış olması ihtimal dahilindedir.
Gelinen noktada Tam Gün Yasası ile ilgili Sağlık Bakanlığının uygulamaları merakla beklenmektedir. Bu uygulamalarda kesin olan ilk icraat, Kamu Hastanelerinde görev yapan hekimlerin muayenehanelerinin kapatılmasıdır.
Sağlık Bakanlığı daha önce internet sitesinde yer alan duyuruda açıkça “üniversite öğretim görevlisi hekimlerin “ mesai sonrasında muayenehane açmaları hakkının var olduğunu kabul ettiği halde, Danıştay İdari Dava Daireleri Kararı sonrası oluşan yeni durumda Üniversite Öğretim Üyelerinin bu haklarının kalktığı yönünde YÖK e görüş bildirmesi kuvvetle muhtemeldir. Ayrıca SGK ile anlaşmalı özel hastanelerde çalışan hekimlerin de muayenehanelerini kapatmalarını ( veya bu kurumlardan ayrılmalarını ) istemesi beklenmektedir.Son iki ihtimal gerçekleşir ise, hem muayenehane işleten üniversite öğretim üyelerinin hem de Özel Hastanede çalışan ve muayenehanesi olan hekimlerin, temsilcileri aracılığı ile bu uygulamalar ile ilgili hukuk süreci başlatacakları muhakkaktır.
Tam Gün Yasası ile ilgili kesin olarak söylenecek son söz , Satranç Müsabakasının daha bir çok hamlesinin henüz gerçekleşmediğidir.
Yoğun gündem içinde değerli meslektaşlarımın 14 mart Tıp Bayramını kutlarım.
OHSAD: Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği
Dr.Cevat Şengül önceki yazısı:
http://winally.com/gorusler_353_OHSAD_Ozel_Hastanelerin_yuzde_80'ni_Kapsamaktadir.
http://en.winally.com/gorusler_184_OHSAD_Covers_80_percent_of_Private_Hospital |