Ana Sayfa
    Hakkımızda
    Sektör
    Özel Konuk
    Görüşler
    Makaleler
    Güncel Blog
    Duyurular
    İlaç Sektörü
    Basında Sağlık
    Ekonomi Gündemi
    Download
    İletişim
İçerik Gönder
Makale Gönder
Prospektüs
İlaç Firma Listesi
 
Görüşler // OHSAD Özel Hastanelerin yüzde 80'ni Kapsamaktadır.

Adı Soyadı : Dr.Cevat Şengül
Firma/Kurum : OHSAD
Ünvanı : Genel Sekreter
   

W-Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği olan OHSAD hakkında bilgi verirmisiniz?

CŞ-Derneğimiz yasal açıdan 2004 yılı sonunda kurulmuş olmasına rağmen 1991 yılından bugüne geçmiş yılların deneyim ve birikimiyle çalışmalarını sürdürmüştür.

Sektörümüzdeki sağlık kurum ve kuruluşlarını temsil eden 4 derneğimizin birlikte hareket etme yönünde almış oldukları karar sonucu, 30.12.2004 tarihinden itibaren OHSAD çatısı altında çalışmalarımıza devam ediyoruz. Sektörde çok sayıda derneğin bulunması her derneğin kendine göre görüş oluşturması, sorunların çözümüne katkıda bulunmak yerine karışıklık yaratmaktaydı. Tek çatı altında güçlü birliktelikten yana olan derneklerimiz; 

• Özel Hastaneler Derneği,
• Sağlık Kuruluşları Derneği,
• Turistik Bölgeler Sağlık Kurum ve Kuruluşları Derneği 
• Güneydoğu Anadolu Özel Sağlık İşletmecilikleri Dernekleri

bir araya gelerek Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği OHSAD ‘ı kurdu. Bu birleşme ile beraber özel sağlık sektöründeki hastanelerin yaklaşık %80’ine, diğer sağlık kurum ve kuruluşlarının da ( Tıp merkezi-poliklinik vs )  yaklaşık 400 tanesini kapsayan bir yapıya kavuştuk.

W-Sağlık sektörünün Türkiye ve dünyadaki mevcut büyüklüğü nedir?

CŞ-Dünyada 2009 yılında 5,4 trilyon Amerikan Doları tutarında sağlık harcaması yapıldığı resmi kaynaklarca tespit edilmiştir. 2010 yılında bu rakamın 5 Trilyon Doların üzerinde gerçekleşeceği tahmin edilmektedir. Türkiye’ de sağlık harcamalarının 2009 yılında 38 milyar ABD doları tutarına ulaştığı ve GSYİH içinde % 6,2’lik bir paya sahip olduğu bilinmektedir. (*)

Türkiye de 2010  yılı için Özel Sağlık Kuruluşlarının (Özel Hastaneler, Tıp merkezleri ve Polikliniklerin ) toplam cirosu yaklaşık 13-14 Milyar TL civarındadır. Bu cironun yaklaşık % 40’ı  ( 5.3 Milyar TL ) Kamu hastaları ( SGK ve Devlet Memurları) tarafından oluşturulmaktadır. Özel sağlık sektöründe çalışan sayısı toplamda 190.000 civarında olup bunun yaklaşık 20.000 i hekim çalışandır. Ruhsatlı özel hastanelerin sayısı 490 , özel hastane yatak kapasitesi 26.000 civarındadır.

W-2011 yılında sağlık sektörünün büyüklüğünün ne kadara ulaşacağını tahmin ediyorsunuz? Sektöre ilişkin başka öngörüleriniz varsa açar mısınız?

CŞ-2011 yılında sağlık sektörünün ciro anlamında rakamsal büyüklüğünün geçmiş yıllara oranla daha az yükseleceğini bekliyorum. Bunda en büyük etkenin Sosyal Güvenlik Kurumunun kamu hastaneleri ve ilaçlarla ilgili ödemelerinde Global Bütçe uygulamasına geçmesi olduğunu düşünüyorum. Bu uygulama ile, sağlık ile ilgili en önemli ödeyici kurum olan SGK bütçelerinin aşılmaması neredeyse garanti altına alınmaktadır.

W-Sağlık sektörü 2010 yılını nasıl geçirdi? Olumlu ve olumsuz yanlarıyla bir değerlendirme yapar mısınız?

CŞ-2010 yılı Özel Sağlık Sektörü açısından oldukça sıkıntılı geçen bir yıl olmuştur. Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği Fiyat Listesinde beklenen artışların olmaması, Özel hastanelerinin yeni hekim  ve branş ilavesi kısıtlamaları , SGK faturalarında yapılan kesintiler ve ekonomik sonuçlu cezalar Özel Sağlık Sektörünün 2010 yılında yaşadıkları sıkıntının en önemli faktörlerdir.

W-Türkiye’de kaç hastane faaliyet gösteriyor ?(kamu-özel) Bu hastaneler ağırlıklı olarak hangi illerde?

CŞ-Türkiyede kamu ve özel toplam 1400 civarında  hastane olup bunun 490 tanesi Özel Hastanedir. En fazla özel hastane olan ilimiz İstanbul olup, 154 Ruhsatlı Özel hastane hizmet vermektedir.

W-Türkiye’deki hastane sayısının 2011 yılında kaça ulaşması bekleniyor?

CŞ-Bilindiği gibi, 15 şubat 2008 yılında çıkarılan Özel Hastaneler Yönetmeliği ile yeni özel hastane açılması planlama kapsamında durdurulmuştur. 2010 yılının son ayını yaşadığımız bu günlere kadar, yeni özel hastane açılmasına izin verilmemektedir. 2008 yılından sonra açılan Özel Hastanelerin tamamı, 15 şubat 2008 öncesinde müracaat ederek ön izin almış hastanelerdir. Bu bağlamda yaklaşık 50 civarında ön izin olduğunu ve bunun hemen yarısının 2011 yılında açılmasını bekliyoruz. Başka bir deyimle  2011 yılı sonunda Özel Hastane sayısının 500 u geçebileceğini  söyleyebiliriz.

W-
Türk sağlık sektöründe kaç kişi istihdam ediliyor? Bu rakamın 2011’de kaça çıkması bekleniyor?

CŞ-Türkiye de Özel Sağlık sektöründe 190.000 kişi istihdam edilmekte olup, bu rakamın 2011 yılında 200.000 kişiye ulaşmasını beklemekteyiz.

W-Sektörde satınalma, birleşme ve yabancı yatırım açısından 2011 yılına ilişkin beklentileriniz nedir?

CŞ-2008 yılından bu yana, özel sağlık sektöründe Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumunun mevzuatında yer alan sık değişiklikler genel anlamda 50 yatak altında hizmet veren Özel Hastaneler ile tıp merkezlerini zor durumda bırakmıştır. 2009 ve 2010 yılında birçok tıp merkezi ve özel hastane birleşme veya el değiştirme gibi metodlarla ayakta kalmaya çalışmaktadır. 2011 yılında bu sürecin devam edeceğini düşünüyorum. 

Yabancı sermayenin ise genellikle grup hastanelerin yatırım kararlarında söz sahibi olacakları “azınlık hisselerine” talip olacağını, finans enjeksiyonu yaparak daha büyütecekleri bu hastane grupları yüksek kârlârla yeni finans gruplarına  satmaya çalışacaklarını düşünüyorum.

Özel hastane işletmeciliği hizmet sektörünün en zor kollarından biridir. Bu yönü ile Özel hastanelerin kârlı bir şekilde işletilmeleri hekim, yardımcı sağlık personeli ve sağlık profesyonellerinin çok ciddi anlamda emekleri ile mümkün olabilir. Bu yönü ile, özel hastanelerin   işletilerek değil, yüksek kârlâr elde etme amacı ile finans gruplarınca el değiştirmelerini sakıncalı bulduğumu ve bu “ zincirin” nihai noktada  kopma ihtimali olduğunu düşünüyorum.

W-Sağlıkta dönüşüm programının 8 yıllık sonuçları ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?

CŞ-2003 yılında Ak parti iktidarı ile uygulamaya konan “Sağlıkta dönüşüm Programı” ve bunun devamı gibi değerlendirilebilecek “Sağlıkta Dönüşüm ve Sosyal Güvenlik Reformu Programı”  8 yılını doldurmuş bulunmaktadır.

Sağlık hizmetlerinin etkili,verimli ve hakkaniyete uygun bir şekilde organize edilmesi, finansmanının sağlanması ve sunulması  amacı taşıyan bu programın temel bileşenleri , “insan merkezli”, “sürüdürlebilir”, “katılımcı”, ”uzlaşmacı”, ”desantralize”,”hizmette rekabetçi” sağlık hizmeti şeklinde tarif edilmektedir.

Sağlıkta dönüşüm programının gelişimini izlersek, belli başlı “kilometre taşı” olarak nitelebileceğimiz icraat hamlelerini net olarak görebiliriz. Bunlar:

1- Herkesi aynı çatı altına alan Genel Sağlık Sigortası uygulaması yürürlüğe girmiştir:

Sağlıkta dönüşüm programının en önemli icraatlarından biri, herkesi aynı çatı altına alan Genel Sağlık Sigortası uygulamasıdır. Bilindiği gibi 2006 yılı öncesinde sosyal güvenlik kurumları  Bağ- Kur, SSK, Emekli Sandığı olarak 3 ayrı grupta hizmet vermekteydi. 2006 yılında Sosyal güvenlik kurumlarını tek çatı altında birleştiren Sosyal Güvenlik Kurumu Yasası TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi. Yasayla her üç sosyal güvenlik kurumu kaldırılarak yerine Sosyal Güvenlik Kurumu oluşturuldu. 

2008 yılında yürülüğe giren 5510 sayılı Genel Sağlık Sigortası kanunu ile, Türkiye de ikamet eden herkesi Sağlık Sigortası şemsiyesi altına almak ve sağlık yardım ve hizmetlerinin sunulmasını sağlamak hedeflenmiştir.
 
2-  Sosyal Güvenlik Kurumu mensuplarının sağlık hizmetine ulaşabilirliği sağlanmıştır.

2006 yılı öncesinde  SSK ,Bağkur ve Emekli Sandığı mensuplarının sağlık hizmetlerine ulaşabilirliği çok fazla farklılıklar içeriyordu. Örneğin, SSK mensupları (işçiler) ancak SSK hastane ve dispanserlerine direkt olarak müracaat edebilir ve sadece SSK eczanelerinden ilaçlarını alabilirken, Emekli Sandığı mensupları ( memurlar ve emekliler) Devlet Hastaneleri ve Sağlık Ocaklarından bu hizmeti alabiliyor ve emekli sandığı ile anlaşmalı özel eczanelerden ilaçlarını temin edebiliyorlardı. Bu yıllarda özellikle SSK ve Bağkur mensupları sağlık hizmetlerine ulaşmada ciddi anlamda zorluklarla karşılaşıyorlar, basit bir üst solunum yolu enfeksiyonu tedavi için dahi, onlarca kuyrukta, saatlerce beklemek zorunda kalıyorlardı. 2006 yılından itibaren tek çatı altında toplanan BağKur Emekli Sandığı ve SSK mensupları, SSK  ve devlet hastanelerinin birleşmesi ile tüm bu sağlık kurumlarından hizmet almaya başlamış, yine tüm serbest eczanelerden ilaçlarını temin edebilmişlerdir.

3- SGK mensupları Özel Sağlık Kuruluşlarından hizmet almaya başlamıştır.

2003 yılından önce Özel Sağlık kuruluşları sadece cepten ödeme yapan hastalar     ile özel sağlık sigortası sahibi hastalara hizmet sunmaktaydı. 2004 ylından itibaren SSK ,Bağkur ve Emekli Sandığı mensupları Özel Sağlık Kuruluşlarından doğrudan müracaat ile hizmet alma imkânına sahip oldular. Devrim niteliğindeki bu uygulama ile SGK mensubu hastalar özel hastane ve tıp merkezlerinin kaliteli ve hızlı sağlık hizmeti sunumuna yoğun bir şekilde ilgi göstermiştir. 2009 yılı itibarı ile 80 milyon Sosyal Güvenlik Kurumu mensubu hasta ayaktan ve 2 milyon hasta yatarak özel sağlık kuruluşlarından hizmet almıştır. Aynı zamanda bu kuruluşlarda SGK lı hastalara  yazılan milyonlarca reçete ,  serbest eczanelerden rahatça temin edilebilmiştir.

4- Tüm yurtta Aile Hekimliği Uygulaması başlamıştır.

Son 5 yıldır pilot uygulamalar ile devam eden Aile hekimliği uygulaması 2010 yılı sonu itibarı ile tüm yurt genelinde fiilen uygulanmaya başlamış oldu.

5- Referans ilaç fiyat uygulamasına geçilmiştir.
 
Referans fiyat sistemi ile ilaç fiyatlarının düzenlenmesi uygulamasına geçildi. Bu şekilde ilaçlardaki fiyat artışları sınırlandırıldı.

Başlıklardan da anlaşıldığı gibi,  icraatlar gerçekten göz kamaştırıcı  ve etkileyicidir. Bu icraatların bir çoğu, toplumun geniş kesimlerine kadar ulaşan  ve müsbet sonuçları hemen hissedilen uygulamalardır.

Sağlıkta Dönüşüm Programının  Zayıf Halkaları :

Çok büyük ve çarpıcı icraatlar ile günümüze kadar devam eden Sağlıkta dönüşüm programı ile ilgili en önemli tehlikeler ve zayıf noktalar şunlardır.

1- Finansman problemleri.
Sosyal güvenlik şemsiyesi altında olmasına rağmen sağlık hizmetlerine zorlukla ulaşabilen milyonların, bu hizmetlere kolayca ulaşabilir hale gelmeleri sonucunda, Kamu sağlık harcamalarında ciddi artışlar meydana gelmiştir. Bu sebeple hükümet, yüksek katılım payı ödemeleri, sağlık uygulama tebliği fiyatlarında indirimler, global bütçe uygulamaları gibi değişik tedbirlerle kamu sağlık harcamalarını azaltmaya çalışmaktadır.
2010 yılından sonra bu maliyetin daha çok göze batması ve  kısıtlayıcı önlemleri alma yönünde daha ciddi hamlelerin olması beklenmektedir. Bu önlemler , sosyal güvenlik kurumu mensubu hastaların sağlık hizmeti almalarını kısıtlar yönde gerçekleşir ise sonuçları menfi anlamda çok ciddi olacaktır.

2- Aile hekimliği problemleri.
2010 yılı sonunda , Hastaların 2. Ve 3. Basamak sağlık kuruluşlarına müracaat etmelerini azaltmayı hedefleyen aile hekimliği ve sevk zinciri sisteminin sadece aile hekimliği ayağı tüm yurtta uygulamaya başlamıştır. Bu sistemin en önemli unsuru olan “sevk zinciri” uygulaması başladığı anda çok ciddi tepkilerin geleceği muhakktır. Türk insanının yapısına uygun olmayan, uygulandığı batılı ülkelerde dahi ciddi memnuniyetsizliğe yol açan “sevk zinciri” sistemine geçilir ise, vatandaşta  oluşacak tepki sebebi ile geri adım atılma vardır. Sevk zinciri olmadan aile hekimliği uygulamaları ise gereksiz bir maliyet oluşturacağı için uzun vadede sürdürülebilir olamayacaktır.

3- Özel sağlık kuruluşları üzerindeki kısıtlamalar.

Yüksek ve adil olmayan katılım payları:

Özel sağlık kurumlarını tercih eden hastalardan  alınan  15 TL muayene katılım bedeli, kamu hastanelerine karşı özel sektörü haksız rekabete sürüklemekte ve hem hastalarıı hem de özel sağlık kurumlarını mağdur etmektedir.  Devlet hastanelerinde 8 TL muayene katılım bedeli alınırken, özel hastanelerde 15 TL alınmaktadır. Bu hali ile katılım bedeli uygulaması, gereksiz ve mükerrer muayeneleri “caydırıcı” değil, özel hastaneleri tercih eden vatandaşı “cezalandırıcı” duruma gelmiştir.

Planlama sebebi ile ruhsatlı hastalere hekim ve branş ilave kısıtları:

Bilindiği gibi 15.02.2008 yönetmeliği ile özel hastanelerin yeni hekim ve branş ilaveleri durdurulmuştur. Mevcut ruhsatlı özel hastanelerin hizmet kalitesini negatif yönde etkileyen bu uygulama 2010 yılının sonuna geldiğimiz bu günlerde halen geçerlidir. Kamu hastanelerinde yeterli hekim olmadığı sebebi ile başladığı ifade edilen bu uygulama, özel sağlık kuruluşlarını cezalandırıcı bir durum almıştır. Özel sağlık kuruluşlarının sunmakta zorlanacağı kaliteli ve hızlı sağlık hizmeti , hastaların memnuniyetsizliği ve sağlıkta dönüşüm sisteminin başarısızlığı olarak algılanacaktır.

W-Değerli Dr.Cevat Bey gayet net paylaşımlarınız için çok teşekkür ederim.


Yorum Ekle
 
Arkadaşına Gönder
 
Yazdır
 

 

 

 
     

"Winally dan izinsiz kopyalama-içerik alımı yapılamaz yasal hakları saklıdır.
Site İlaç ve Sağlık Sektörü çalışanlarına yöneliktir olası doğabilecek problemlerden Winally sorumlu değildir"