|
W. : Pekâlâ, son şunu söyleyeyim sayın hocam. Eczacılar açısından yine sormak istediğim nokta şu. Eczacı arkadaş eczanedeyken ya da yokken hasta geldi. Reçeteli satılması gereken bir ilacı aldı. Bir komşusunun tavsiyesi üzerine ya da kendi kafasına esti, “Daha önce kullandım, iyi geldi, şimdi bir daha alıyorum” dedi. Bundan dolayı bir ortaya komplikasyon çıktı. Ama küçük, ama büyük. Hasta şunu diyebilir mi? Ben eczaneye gittim. Bu ilacı aldım. Eczacı da yoktu, beni aydınlatan kimse olmadı ve ben bu ilacı kullandım. Reçeteli satılması gereken bir ürünü ben kullandım. Bundan dolayı zarar gördüm. Burada kişinin sorumluluğu nedir. Çünkü bir fiil yaptı. Kimse ona silahla satmadı bunu. Silah zoruyla satmadı. Orada eczacının sorumluluğu nedir?
Y.Ü. : Şimdi bakın, eczaneler bir market veya dükkân değil. Orada normal gıda maddeleri satılmıyor. Sağlıkla ilgili çok ciddi bir şey yapılıyor. Eczacılar sağlık mesleği mensubudurlar. Yani bunlar sadece ben vitrine dizerim, bir şampuan, terlik gibi satarım, parasını verir, alır gider, ben hiçbir şey aydınlatmakla ilgili yükümlülüğüm yok, sorumluluğum yok diye bakamazlar. Çünkü sağlığın bir parçasıdırlar onlar ve kendileri de sağlık eğitimi alıyorlar. Dolayısıyla orada olmamak, ruhsatı, tıp eğitimi almış ve denetiminde çalışan çırağın yok ve orada hiç alakasız bir insan duruyor. Bundan dolayı da istenmeyen bir netice meydana geliyor. Direk malpraktisdir bu.
W. : Direk malpraktis!
Y.Ü. : Hiç kuşkusuz. Hatta bazı hallerde bunu öngördüğü halde, bu tür çok tehlikeli bir, çok önemli bir şey sattığını düşünün ilacı. Bazen ciddi hastalıklara yol açabilecek ve ölüme yol açabilecek, buna rağmen aman ne olursa olsun diye vermiş, orada birilerine bırakmış ve kendisi başka şeyle uğraşıyor. Bu riskli bir şey veriyorsa, bazen kasten de sorumlu olabilir. Sadece taksirli, basit suçlardan değil, kasten adam öldürmeden, kasten yaralama, adam yaralamadan sorumlu olabilir.
W. : Bu kadar önemli!
Y.Ü. : Yani sıradan bir market değil. O bir eczacı, orada şey. Bakın yurtdışına gittiğiniz zaman bunu yapamazsınız. Bizde bir reçeteyi alırsınız, o reçeteyle gidip ilacı alırsınız. İkinci kez aynı eski reçeteyi dört ay sonra götürün reçeteli ilacı alabiliyorsunuz. Hâlbuki elinizde bir sağlık raporu yoktur. 6 ay öncesinde yazılmış bir şeydir. Yabancı ülkede bunu yapamazsınız. Yeni tarihli bir belge, süreli vardır.
Batıda ülkede insanlar, hani satayım para kazanayım demez; çünkü orada bilir ki hukuk ciddi işleyecektir. Sorumluluğu vardır. Bizde hani birisi akıl eder, eczacıdan kaynaklanmıştır, gidip dava açayım derse olur. Az dava açıldığı için insanlar rahat davranıyorlar. Hâlbuki çok ciddi sorumluluk gerektiren riskli bir alanda hareket ediyorlar.
W. : Anladım. O zaman sayın hocam toparlamak gerekirse benim anladığım kadarıyla sağlık, gerçekten çok özel bir alan ve hukuğuda detaylı.
Y.Ü. : Evet, ayrıca bir hukuk alanı oluşturuyor.
Kesinlikle insan hakları ve bakın birçok ülke, onlarca karar vardır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından ciddi oranda tazminata mahkûm ediliyor. Bunlara da rücu ediliyor.
W. : Orada söyleyecektim. Eğer kişi haklarını ararken burada, bu çerçevede malpraktis konusunda gerekirse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gidebiliyor mu?
Y.Ü. : Gidebiliyor.
W. : Bireysel olarak başvurma şansları var mı?
Y.Ü. : Tabi, bir sürü devlet bundan mahkûm oldu. Bakın Türkiye genital muayenede bir sürü mahkûm oldu. Bugün Ukrayna, İzlanda, Almanya sağlık alanında sürekli mahkûm oluyor ve yeni getirilen bütün ulusal sözleşmelerde sağlıkla ilgili özel düzenlemeler var.
W. : Türkiye Daha çok herhalde sağlıktan yana biraz da konsantre olmaya başladı.
Y.Ü. : Kesinlikle. Artık bir kendine özgü sağlık hukuku alanı oluştu.
Ve bütün sağlık görevlilerine benim tavsiyem bütün dünyada bir sağlıkçının yetiştiği, ister bu eczacılık fakültesi olsun ister tıp fakültesi olsun ister adli tıbbın yetiştiği veya diş hekimliği fakültesi olsun, kesinlikle temel hukuk dersleri konulmalı ve hukuk fakültelerindeki adli tıp derslerinin kapsamı genişletilmeli. Onlara da diğer branşlardan mutlaka destekleme yapılmalı. Sadece bir etik ilkenin öngörülmüş olması, öğretilmiş olması etik adı altında veya adli tıp adı altında basit birtakım hukuksal kavramların son derece yanlıştır. Yani burada gerçekten uzman hukukçulardan görüş alması lazım. Şu anda Türkiye’de birkaç yerde çok dar kapsamlı sağlık hukuku yüksek lisans sertifika programları falan yapılıyor. Ama artık temel bilgilerin alınması lazım.
Kaçınılmaz bir şey bu. Çünkü eskiden olduğu gibi her şeyin bize terk edildiği bir alanda görev yapmıyoruz. Hepsi kurallara bağlandı. Bu kurallara uygun davranmak zorundayız.
W. : bu birazda kültür sorunu galiba, teamüller vs şu anda bu yeni sistemden haberimiz yok ya da ayak uyduramıyoruz.
Y.Ü. : Evet. Kesinlikle ve bir kartopuyu düşünün, dağın tepesinden bıraktık. Büyüyerek gelen bir çığ çığa dönüşebilecek bir şey davalar. Onun için hukuksal temel bilgileri alırsak ve belli temel şeylere dikkat edersek, buna biz önleyici hukuk diyoruz, önleyici tıp, koruyucu tıp gibi. Hukuksal problemlerle karşılaşmayız, yani korkmamak, ürkmemek, defansif tıbba kaçmamak gerekir.
Defansif tıbba kaçtığımız andan itibaren hukuka aykırı bir alanda hareket ediyoruz. Bu çok önemli. Birçok tıp kongresi, sempozyumu görüyorum. Birçok ünlü tıp hocaları defansif tıbbı tavsiye ediyor ve hukukçuları şöyle tehdit ediyorlar. Siz böyle konuşursanız doktorlar tedavi yapmayacaktır. Hukukçular sadece konuşarak sizi uyarıyorlar. Hukukçular, konuşarak söylüyorlar. Defansif tıbba kaçmak hiçbir zaman sorumluluktan kurtarmaz. Yani doktor olarak o anda yapman gereken bir şeyi yapmıyorsun. İhmalinden ve olası kastından sorumlusun. Bunu söylemek bir mazeret değil. Evet belki bir olası tehlikenin tespiti ihtarı olarak ilgili makamlar Bakanlık alıp bu alanın sorunlarını gidermesi gerekir. Ancak münferid olayda tespit edilirse, defensiv tıpta zaten baştan itibaren hukuka aykırı bir alana adım atmış olursunuz.
Onun için hani hukuksal bilgi almakta fayda var bir benim tavsiye edeceğim. İkincisi, hastanın isteğinin, iradesinin, kararının, her şeyin ama her şeyin üstünde olduğuna dikkat etmek gerekir. Kendi yaşamı üzerinde dahi hasta tasarrufta bulunabiliyor. Üçüncüsü, bizim mutlaka kendi uzmanlık alanımızla ilgili bilgileri zaman zaman güncellememiz gerekir.
W. : Burada benim sizlerden bu yaptığımız güzel sohbet sonucunda aldığım noktalardan bir tanesi, Türkiye bu konuya konsantre oldu ve gerekli düzenlemeleri yapıyor. Bu gerekli düzenlemeleri yaparken kamunun üzerine düşen, devletin üzerine düşenler varken, bir de işin hukuk boyutuna baktığımızda, sizlerin hukukçuların üzerine düşen bir boyutu var.
Ayrıca diğer muhataplar; meslek odaları; tabip, eczacılar ya da diş hekimleri odasının üzerine düşenler ve derneklerin, ilgili alt disiplinlerin, işte bir kardiyoloji derneği, bir kadın doğum hastalıkları ana derneklerin üzerine düşen görevler var. Çünkü ana bir çatı oluşturulması gerekiyor ve bütün bunların dışında hekimler bu konuda yeterince aydınlatılmış değil, bilinçli değiller.
Y.Ü. : Maalesef değil.
W. : ve bu konuda da hekimlerin bir şekilde ve hızla bilinçlendirilmesi gerekiyor.
Y.Ü. : Kesinlikle.
W. : Kamuda olanlarını Sağlık Bakanlığı üstlenecek; ama artık diğer özelde olanları her birim kendi içerisinde bu bilinçlendirmeyi yapması gerekiyor sanıyorum.
Y.Ü. : Şimdi bir kere bu multidisipliner bir alan. Sadece hukukçunun anlayabileceği bir alan değil.
İkincisi, doktorların hoşuna giden şeyleri söylemek, sempati kazanmak güzel bir şeydir; ama yanlıştır ve doktorlara kötülüktür. Bunu her zaman söylüyorum. Doktorlar burada kendi içlerine kapanmamalıdırlar. Mutlaka hukukçularla ortak çalışmaları lazım.
Bu, hukukçuların mükemmel olduğu anlamına gelmiyor. Çok ciddi hukuksal yorum hataları yapıyoruz. Hukukçular yargıyı yanlış yönlendirebiliyorlar tıbbı bilmedikleri için. Bunun için ortak çalışılması gerekir. Onun için başta şu örneği verdim. Biz, 1970-1972 yılında bu konuyu terk etmişiz, 2005 yılında tekrar dönüp bahçemizde ne var diye bakmaya çalışıyoruz. Batı 80 yıldır bu konuyu geliştirmiş ve hala da geliştiriyor. Dolayısıyla aradaki bu 30, 40, 50 yıllık şey, bir felaket olarak tıp, sağlık alanının üzerine çökmemeli. Onun için ortak çalışılmalıdır. Bu alandki uzmanlık derneklerinin aktif çalışması lazım.
W. : Bu konuda farklı branşlardan dediğiniz gibi multidisipliner olmalı değil mi?
Y.Ü. : Kesinlikle farklı branşlardan ama olmazsa olmaz dört tane farklı hukuk branşından yardım almaları gerekir, ortak çalışmaları gerekir. Bu çalışmalar hukuksal olarak bilinçlendirecektir. Dikkat edilmesi gereken belli şeyler vardır. Onları yaparlarsa doktorların hiçbir şeyden korkacağı bir şey yoktur.
W. : Ben şunu söyleyeceğim. Sizin şu an bağlı bulunduğunuz iki tane dernek var, aktif olarak görev yaptığınız.
Y.Ü. : Evet.
W. : İki dernek var. Bu dernekler de herhalde bu konuyu toparlayacaklardır diye düşünüyorum.
Y.Ü. : Yapmaya çalışıyorlar.
W. : Bütün bunların ötesinde baktığımız zamanki durumda malpraktis konusunda hekimin, eczacının, diş hekiminin ve diğar sağık mensuplarının şu an aslında kendilerini çok ciddi baskı altında görmeleri gerekiyor. Bunun da ayarının iyi yapılması gerekiyor. Yoksa mesela verdiğiniz örnekteki gibi hekimler sevk olayını kullanabilir veya daha çok tahlil isteyerek defansif tıbba gidebilir.
Y.Ü. : Tek taraflı zincirleme, sistem bumeranga dönebilir.
W. : Burada aslında devletin sorumluluğu var. Devletin de birtakım konularda yasal düzenlemeleri arttırarak, insanların rahatlamasına, kendilerini güvende hissedebilecekleri ortamları yaratması gerekir değil mi?
Y.Ü. : Evet. Burada bir şeyin altını çizeyim bir haksızlık olmasın. Bir kere iki tane dernekte üyeliğim var. Hep amacımız aynı. Ama Yeditepe Üniversitesinin hakkını yememek lazım. Yani burada çalıştığım için söylemiyorum. Aynı şekilde Hüsnü Özyeğin Üniversitesinin de katkılarını görmek gerekir.
Yeditepe Üniversitesi son beş yıldır bu alanda 15’e yakın kitap bastırdı. 15-20 tane uluslar arası sempozyum yaptı. Daha geçen hafta bir tıp sempozyumu yaptık. Her yıl dört, beş tane hukuksal sempozyum yapıyoruz. Hiçbirisinden ücret almıyoruz. Kitaplar, 2000-3000 tane ücretsiz basıyoruz, bütün Türkiye’ye dağıtıyoruz. Bütün sempozyumların da masrafını Üniversitemiz üstleniyor. Bu alanda, amaç hep tıpçıları, hukukçuları bu alanda sağlıklı bilgiyle donatmak. Çok net söyleyeyim, bunu Üniversite sağlıyor. Bunda benim tabi kişisel küçük katkım vardır; ama asıl Üniversite sağlıyor bunu ve daha sonra şunu da söylemek lazım. Sadece Yeditepe Üniversitesi değil; ama Yeditepe Üniversitesi başı çekti. Beş yıldır bu konuda çok ciddi görev üstlendi. Diğer üniversitelerle çok entegre çalışıyoruz. Yani üniversitelerde de bu konuyla ilgilenen yaklaşık 15-20 tane genç akademisyen grubu var. Çok özveriyle çalışıyorlar.
Mesela ilginçtir, başka branşlarda görüyoruz, hatta tıp alanında da görüyoruz. Tıpçı meslektaşlarım bana kızmasınlar, bunlar sponsor bulmalarına rağmen kongreleri falan ücretli yaparlar, buradan bir gelir elde ederler, masrafı karşılarlar. Biz sponsor bulmayız, Üniversite bunu cebinden öder ve hiçbir şekilde bir sertifika vb. için yapmaz. Tam aksine bazen konaklamayı, buradaki yeme-içme masrafını dahi Üniversite üstleniyor. Yani çok ciddi bir çaba sarf ediyoruz. Şunu için söylemeye çalışıyorum. Şimdi bir kere Yeditepe Üniversitesinin gerçekten hakkını yememek lazım; çünkü Yeditepe Üniversitesi beş yılda tek başına çıkardığı Tıp Hukuku alanındaki sağlıklı bilgi için yayın sayısı, diğer üniversitelerin çok üzerindedir.
İki, tıp mensuplarının hukukçuların hepsine para avcısı gibi bakmaması gerekir. Her meslekte olduğu gibi bizim mesleğimizde de hukuk alanında bir malpraktis davası alayım, para kazanayım diye bunun peşinde koşanlar vardır. Bunu inkâr etmemek gerekir. Ama hukukçuların bu konuda maddi, yani üniversitede çalışan bilim adamlarını söylüyorum, para veya bu alandan kendisine maddi kazanç elde etme amacı vs. yoktur. Yani tamamen tıpçılarla birlikte çalışmak ve alana doğru katkı yapak istiyorlar. Tıp bilim insanları da bu amaçla işbirliği yaparlarsa katkı azami düzeye erişir.
W. : İşbirliğine açığız demektesiniz
Y.Ü. : Kesinlikle işbirliğine açığız. Bu konuda yayınlarımız da var. Ortak sertifika programlarımız da var. Hepsine katılabilirler. Hepsi de ücretsiz kesinlikle. Her zaman bekliyoruz.
W.:Sevgili Hocam bu yoğun konuda sağlık çalışanlarına çok ve önemli katkılarınız oldu onlar adına paylaşımınız için çok teşekkür ederim.
tamamı :
http://www.winally.com/gorusler_1265_Tip_Hukuku_-VIII
http://winally.com/gorusler_1210_Tip_Hukuku_-_VII
http://winally.com/gorusler_1154_Tip_Hukuku_-_VI
http://winally.com/gorusler_1082_Tip_Hukuku_-V
http://www.winally.com/gorusler_986_Tip_Hukuku_-_IV
http://www.winally.com/gorusler_909_Tip_Hukuku_-III
http://www.winally.com/gorusler_850_Tip_Hukuku_-II
http://www.winally.com/gorusler_825_Tip_Hukuku_-_I
|