Ana Sayfa
    Hakkımızda
    Sektör
    Özel Konuk
    Görüşler
    Makaleler
    Güncel Blog
    Duyurular
    İlaç Sektörü
    Basında Sağlık
    Ekonomi Gündemi
    Download
    İletişim
İçerik Gönder
Makale Gönder
Prospektüs
İlaç Firma Listesi
 
Görüşler // Tıp Hukuku - VI

Adı Soyadı : Prof.Dr.Yener Ünver
Firma/Kurum : Hüsnü Özyeğin Ün.Hukuku Fak.&Türk Ceza Hukuku Dern.
Ünvanı : Dekan, Öğretim Üyesi & Başkan Yrd.
   

W. : Hekimlerle ile birlikte olduğumuz yakından tanıdığımız için,  şu zamana kadar ifade ettikleriniz, anlattıklarınız ışığında aslında aile hekimlerinin girdikleri birçok tedavi yönteminde,şu an takip ettikleri hastalar açısından, büyük bir sıkıntı var.

 

Yurtdışında 500-600 kişiye bir Aile Hekimi düşebilmekte iken bizde şu an 4000 ve bir hekimin poliklinik sayısı bugün için ortalama 50’den aşağıya düşmüyor. Bakanlığın hekimlerden beklediği öncelik ise; kapına gelen hastanı mutlaka tedavi et.

 

Y.Ü. : Evet, anlıyorum.

 

W. : Bakanlık hekim arkadaşlardan koruyucu hekimlik yerine öncelikli hatta yegane olarak tedavi hekimliği istiyor. Bu bir. İkincisi, bildiğim kadarıyla Danıştay dan dönen bir konu var; Sevk. Bakanlık sevk konusuna bir şekilde dahil olarak kısıtlamak istiyor.
 

Hekimler burada çok büyük risk alıyor. Her seferinde hekimler öne atılırsa eğer, bir müddet sonra hekimlerin yapacağı şey sanırım; Hasta karşılarına geldiklerinde hiçbir risk almayacaklar, defansif tıp yapacak, sevk imkannı kullanacaklar. Bu kez de tedaviler kilitlenecek. Aile Hekimlerinin hasta kaybına duyarlı olmaları belki bu durumu engeller!

 

Y.Ü. : Burada haklısınız. Yapılması gereken şey bir kere kesinlikle hekim sayısını artırmak. Hiç kuşku yok.

 

İki, hekimlerin de gerçekten yapabileceklerini yapmaları lazım. Aile hekiminin yapabileceği şeyi, yapamayacağı şeyi, kendisini aşan konuları da, sırf şuradan…

 

W. : Neyin aştığı konusu net  değil sayın hocam…

 

Y.Ü: Bu hekimin, aldığı uzmanlık eğitimi gereği yapamayacağı bir şey ise, operasyon yapmıyorlar değil mi?

 

W. : Küçük operasyon ve belki kırsalda doğum hariç.

 

Acil gelen vakalara müdahale ediyor. Bu vakalara müdahale edebilsin diye defibrilatörler  ve  laringoskopları vb.  var.

 

Y.Ü. : Evet,

 

W. : Ki o, onları aşan bir durum gibi. Bunun dışında Aile Sağlığı Merkezlerinde EKG cihazı var. Hekimi bir kardiyolog gibi EKG’yi alıp yorumlamaları bekleniyor. Acil vakalara müdahale, gerektiğinde doğuma gitmesi , artı bütün kronik hastalıklarda, onkolojik ve bazı hastalıklar hariç birçoğunda tedavi hizmetini, mümkünse birinci basamak sağlık hizmetlerinde vermeye çalışmak!

 

Bu hekimler Adli Tıp görevi de yapıyorlar. Darp, cebir raporları tanzim ediyorlar

 

Ben uyarıları aile hekimleri açısından net yapmak için örneklemeyi çeşitliyorum kusura bakmayın.

 

Y.Ü. : Birkaç şey söylemek lazım. Bir kere, aile hekimlerine Bakanlıktan şu kadar sayıda hastayı muayene edeceksiniz demesi, aile hekimlerine buralarda hata yaparsanız siz sorumlu olmayacaksınız anlamına gelmiyor. Buna dikkat etmek lazım. Biraz önce bahsettiğimiz gibi, normal bir ortalama hekimden beklenen şeyi göstermemişlerse, malpraktis varsa, aile hekimlerinin sayı çoktu, Bakanlığın beklentileri çoktu, baskı vardı, hiçbir zaman hukuksal mazeret değildir. Sorumlu olurlar.

 

Bir hastaya ayırmaları gereken zamanı ayırmaları gerekir. Ben bunu ayırdığım zaman günde 30’dan fazla hasta muayene edemiyorum diyorsam, Bakanlığa rağmen 30’dan fazla muayene etmemelidir.

 

W. : Bu hekimler şu an  sözleşmeli statü de.

 

Y.Ü. : Yapacak bir şey yok. Sözleşmeli olabilir. Bu, hukuksal probleme yol açabilir. Burada hekim eğer hukuksal anlamda sorumlulukla, tazminat sorumluluğuyla karşılaşmak istemiyorsa bunu tercih edecek. Yok, bunu bir şekilde riski alıyorum,

 

W. : Evet, riski alıyorum dediler!

 

Y.Ü. : İki mengene arasında sıkıştım, birini tercih ediyorum. Hekime başka bir olanak sunmuyorsunuz. Dolayısıyla yapılması gereken tabi ki sayı artırılacak, eleman artırılacak, daha belirginleştirilecek, kriterler oluşturmamız lazım, netleştirmemiz lazım. Neyi yapıp yapmayacağı konusunda kılavuz rehberler oluşturmamız lazım, tamam. Ama bunlar yok, şu anda şöyle…

 

W. : Reel durum şu an için bu şekilde.

 

Y.Ü. : Reel durumu söylememiz lazım. Şu anda dolayısıyla hani hekim, ben aile hekimiyim, çok fazla şeye bakabilirim, dolayısıyla yanılabilirim, bunu hukuk mazur görür diye yanılgıya kapılmasın. Hukuk objektif bakar bir. İkincisi, bir operasyona girişti yapıyor, tedavi de yapıyor. Yani gerçekten ortalama bir hekimden yapması gereken bir şeyi yerine getirmişse tamam. Ama yok aile, sağlık ocağı gibi, aile şeyi merkezindeyim, bu kadar yapabiliyorum, kapıda bekleyen başka hastalar vardı, ben bunu yerine getiremedim demesi hukuksal bakımdan hiçbir anlam ifade etmiyor.

 

Yani bizim için önemli olan şey şu. Aile hekimliğinin kurulmuş olması, bunların sözleşme yapmış olmaları, Bakanlıkların buna bu imkânları sunmuş olmaları, sadece bu alanda doktorun yapabilecekleri anlamında bir yetkidir. Ama hukuk sadece yetki koşuluna bakmaz. Gerçekten malpraktis var mı yok mu ona bakar. Burada uzman mı değil mi ona bakar ve bir de endikasyona bakar. Bu koşulların olması gerekir.

 

W. : Burada bir, iki nokla daha var. Ben detay olarak belirtmek istiyorum. Bu hekim arkadaşlar zorunlu sağlık sigortası zorunluluğu geldi.. Aile hekimleri, şu an diyelim ki Türkiye’de yaklaşık 22.000 aile hekimi var fiiliyatta. 7.000’e yakın bölgede faaliyet gösteriyorlar. Bunların % 10’u bile aile hekimi uzmanı değil. Kısa bir eğitimden sonra atandılar.

 

Y.Ü. : Doğru, şimdi burada şu, yani uzmanlık olup olmamak konusunda Bakanlık bunlara bu yetkiyi vererek bu konuyu aşmış oluyor. Yani yasal olarak benim önüme böyle bir problem gelse ben hukukçu olarak derim ki normal koşullarda…

 

W. : Pratisyen hekim o zaman uzman hekim gibi yargılanıyor.

 

Y.Ü. : Evet, yani bu tür tıbbi müdahaleleri bir aile hekiminin yapabileceği yönünde bir yasal düzenleme yapılmıştır, bunlara bu yetkiyi vermiştir. Dolayısıyla yetki konusunda bir problemimiz yok. Ama dediğim gibi tartışmamız gereken şey sadece yetki değildir. Malpraktis ayrı bir olgudur, endikasyon ayrı bir olgudur. Aydınlatılmış olmak ayrı bir olgudur. Yetki ayrı şey, Yetkili resmi kuruluşun hekimle sözleşme yapması, bu imkanları vermesi, sen gerçek anlamda uzman olmasan dahi ben seni aile hekimi yaptım, sen bu tedaviyi yapmaya yetkilisin diyor, o kadar.

 

Ama malpraktisde başka bir şeye bakıyoruz. Malpraktisde o uzman ortalama bir hekimden, ama uzman bir hekimden, beklediğimiz tedaviyi-müdahaleyi yapmış mı, yerine getirmiş mi? Dolayısıyla bunu yapabilir, yetki bakımından problemi yok; ama kendisi uzman olmadığı için, o konudan anlamadığı için, bunu yaptığı için sorumluluktan kurtulamaz. Dolayısıyla ne olması lazım? Ya meslek içi eğitimlerle, sonradan aldığı eğitimlerle onu tamamlayacak ya da dediğiniz gibi böyle bir konu geldiği zaman hukuksal problem yaşamak istemiyorsa…

 

W. : Uzmana sevk edecek.

 

Şu an hastalardan onay, yazılı olarak sadece alanlar, operasyonlar için ya da birtakım özellikli tedaviler için bu onkoloji tedaviler de olabiliyor ya da birtakım özellik gerektiren ilaçlar var. Mesela bir akne tedavisinde kullanılan ilaçlar gibi hastaya zarar verebilecek yan etki durumlarında imza alıyorlar, onay alıyorlar. Bir hekim arkadaş çıkarsa bunların dışında diyelim ki bir kronik hastalık tedavisi yapmaya başlayacak. Hastayı aydınlatmak zorunda. Ben bu konuda seni aydınlattım, şu hastalıkları gördüm, rapor tanzim ediyorum ve bu ilaçları kullanacaksın-bu ameliyatı olacaksın, bu konuda mutabık kaldık. Sen de bu konudaki riskleri alıyorsun diyerek bütün hastalıkları tedavi etmeye-operasyon etmeye tıbben imkanı varken hukukende imkanı var mı? 

Y.Ü. : Şimdi şunu söyleyeyim.

 

Bir kere yetki devrederse, bir aile hekiminin ne yaptığını onu netleştirmek gerekir. Bu Bakanlığın işte bu yaptığı yeni düzenlemelerle aile hekimliği planlamasına bakarak saptanır bu. Ama biz hukukun izin vermediği bir anlaşmayla kendimizi başka alanlarda yetkili göremeyiz. Mesela siz hiç yapamayacağınız bir ameliyatı gidip benimle anlaşarak yapamazsınız. Hukuka, ahlaka aykırı sözleşmeler geçersiz olur. Bir kere burada hani sözleşmeyle Bakanlığın bana aile hekimi olarak izin vermediği konularda kendimi o alanlarda da tıbbi müdahale yapma konusunda yetkilendiremem bu bir.

 

İkinci konu burada, aydınlatılmış onamla sorumsuzluk sözleşmesini birbirine karıştırmamak gerekir. Yani çok sık görüyoruz örneklerini. Bir aydınlatılmış tarafından her şeyinden kendim sorumluyum, doktorum sorumlu değildir, ben her şeyi üstleniyorum demenin hukuken hiçbir anlamı yoktur. Bu tam aksine, doktorun kötü niyetini gösterirAydınlatılmış onamda sorumluluk, sorumsuzlukla ilgili bir şey yazamazsınız. Yazabilirsiniz ama…

 

W. : Geçersiz midir?

 

Devam edecek....

 

Önceki paylaşımlar:
http://winally.com/gorusler_1082_Tip_Hukuku_-V

http://www.winally.com/gorusler_986_Tip_Hukuku_-_IV

http://www.winally.com/gorusler_909_Tip_Hukuku_-III

http://www.winally.com/gorusler_850_Tip_Hukuku_-II

http://www.winally.com/gorusler_825_Tip_Hukuku_-_I


Yorum Ekle
 
Arkadaşına Gönder
 
Yazdır
 

 

 

 
     

"Winally dan izinsiz kopyalama-içerik alımı yapılamaz yasal hakları saklıdır.
Site İlaç ve Sağlık Sektörü çalışanlarına yöneliktir olası doğabilecek problemlerden Winally sorumlu değildir"