Ana Sayfa
    Hakkımızda
    Sektör
    Özel Konuk
    Görüşler
    Makaleler
    Güncel Blog
    Duyurular
    İlaç Sektörü
    Basında Sağlık
    Ekonomi Gündemi
    Download
    İletişim
İçerik Gönder
Makale Gönder
Prospektüs
İlaç Firma Listesi
 
Görüşler // Hedef, Hız, Eylem, Sonuç, Sürdürülebilirlik - II

Adı Soyadı : Dr.Erhan Baş
Firma/Kurum : Bilim İlaç
Ünvanı : Genel Müdür
   

W – Bağlantılı bir soruyla devam etmek istiyorum. Bilim, 2000’den 2011’e, yani genel müdür olduğunuz dönemde, nereden nereye geldi? Rakamsal olarak belki özetleyebilirsiniz ama biraz önce konuştuklarımız çerçevesinde, o dönem ki kültürle şuan bulunan kültürü kıyaslamanızı isteyeceğim ki kültür, sizin istediğiniz seviyeye ulaştı mı bilmiyorum. Yani sizin odaklarınıza, çerçevenize ulaşıldı mı? Kişiler, hep birlikte, bu yönde ilerleyebiliyor mu? Hedefinizi yakalayabildiniz mi?

EB – Şöyle söyleyeyim; en başarılı dönemi yaşadığımıza ve her geçen gün daha da başarılı olduğumuza inanıyorum. Sıralama olarak bakarsanız, çok ilerlerde olduğumuzu ,  satışlara bakarsanız da başarımızı çok net olarak görüyorsunuz.  

Kurum kültüründe de büyük değişimler yaptık. Sadece satış yapan ,  başaran bir firma değil; aynı zamanda topluma saygılı, toplum ve bütün paydaşlar için bir şeyler yapma bilincinde olan bir firma olduk.  Ben iki şeyi önemsiyorum. Bunlardan bir tanesi, topluma karşı sorumluluklarını en iyi şekilde yerine getiren firmalardan birinin Bilim İlaç olmasıdır. Her sene yayımladığımız Kurumsal Sorumluluk Raporu’nun , 2011 raporu , GRI’dan  (Global Reporting Initiative)  A puanı aldı ve Türkiye’de hiçbir firmanın böyle bir raporu yok.  

İkincisi, insan kaynakları . ilerici insan kaynakları uygulamasının, hiçbir firmada olmayan sistemler ile firmamızda çalıştığına inanıyorum. Harvard Business School deneyimim de   gördüğüm ilerici uygulamaların birçoğunu buraya aynen taşıdım. O uygulamaların çoğu burada yeni uygulamalardı ; örn ; firmamızda haftada iki gün psikolog, haftada bir gün hukuk danışmanı çalışmakta;  eğitim uygulamaları ve e-learning, e-MBAprogramları devam etmekte.

W – Ben bu anlattıklarınızı parça parça devam etmek istiyorum ki okuyanlara kolaylık olsun ve her birisi de açılması gereken konular. Sektörde tutar bazında ilk 10’da, onuncu firma da dâhil olmak üzere baktığımızda, üç tane ulusal yerli sanayi firması görüyoruz. Ve ülkemizde anlayış da biraz değişti. Eskiden jenerik firmalar, yerli olanlar olarak düşünülüyordu ama artık yabancı jenerik firmalar da oluştu. Ve innovatör firmalarda var. Tüm bunları göz önünde bulundurunca,  ulusal sanayi olarak bir taraf mısınız yoksa az önce de konuştuğumuz gibi, herkesin Türk ilaç sanayisi konusunda ortak mı hareket etmesi gerekiyor?

EB – Bir kere şunu belirtmekte fayda görüyorum, Türk ilaç sektöründe, her firmaya yer var; çok uluslu firmalara, jenerik firmalara ve eşdeğer ilaç firmalarına da mutlaka yer var. Çünkü yeni moleküllere de ihtiyacımız var ama ekonomik olarak ilacı sağlayabilmek de çok önemli. Türk ilaç firmaları her geçen gün güçleniyorlar ve sayıları artıyor. Temennim zaten güçlü olan Türk ilaç firmalarının özellikle Ar_Ge’ye yatırım yapmaları ve sadece ülkemizde değil uluslararası alanda da varlıklarını geliştirmeleri yönünde.

 W – Bu noktada hemen şunu eklemek istiyorum; yeni moleküllere mi ihtiyaç var, yeni sınıflara mı? Çünkü aynı sınıf içerisinde çıkan yeni moleküller, çok da üstün kabul edilmiyor.

EB – Yeni moleküllere ihtiyaç var. O yüzden uluslararası firmalara da ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Ancak sektörün sorunları için, maalesef, bir araya gelinemediğini görüyorum. Bu sorunlar için, el ele, çalışmak lazım.  Sektörün büyüme potansiyeli çok yüksek ama birçok problemi var. Çevre ülkelere baktığımızda ilaç sektörünün hiç gelişmediklerini görüyoruz, buna karşın Türkiye ilaç sektörü konusunda son derece parlak bir tabloda . Çevremizde de çok büyük bir ihracat potansiyeli var.  Yapılması gereken çok şey olduğunu fakat maalesef yapılmadığını düşünüyorum. Biliyorsunuz üç tane sendika var ve olaylara farklı yönlerden bakıyorlar. Onların üstünde bir komitenin kurulması ve o komitenin, ilaç sektörünün hem ihracat potansiyelini arttırmak, hem de ilaç sektörünü tanıtmak için çalışmalar yapması gerekiyor. İlaç sektörünün imajı  üzerine epey çalışma yapmak gerekiyor. Biz ilaç firmaları olarak sağlığa çok büyük destek veriyoruz, topluma faydalı birçok işler  yapıyoruz ama halka inip baktığımızda, imaj konusunda kat etmemiz gereken uzun bir yol var.

W – Konusu açılmışken şunu da sormak istiyorum. Bilim İlaç, kendisi dışında, aynı kulvarda koşan rakipleriyle kıyaslayarak baktığımızda, Bilim’in aldığı ödülleri göz önünde bulundurursak Bilim’i farklı bir noktaya koyuyorsunuz ve bir ağırlık oluşuyor. Bu tabloda; hem firma içinde, iç müşterilerinize hem de halka dönük olarak yaptığınız bu çalışmalar ve tüm sosyal faaliyetleriniz, sorumluluk projeleriniz kamuoyunda yeterince ses buldu mu ?

EB – Şöyle söyleyebilirim; itibar yönetimi konusunda, her firmada olduğu gibi, bizim de almamız gereken yollar var. İtibar yönetimi konusunda  çalışmalara, çok önceden başladık. Kendisinin deneyimine inandığım,  Salim Kadıbeşegil ile birlikte itibar elçilerini oluşturduk. Öncelikle, firma içerisindeki itibarımızı arttırmak için, firma içi çalışmalara başladık,  arkadaşlarımıza eğitimler verdik.  Elçiler, Türkiye’nin dört bir yanında, itibar konusuyla ilgili çalışmalar yapıyorlar.  Şunu görüyorum; yeni pazarlama kurallarına bakarsanız, artık pazarlama 3.0 başladı ve bu noktada, müşterinin beynine ve aynı zamanda da kalbine de girmeniz gerekiyor. İnsanlar artık bir malı alırken, topluma bir zarar verip vermediğinize, katkıda bulunup bulunmadığınıza bakıyor, sorumluluk projelerinize dikkat ediyor. O yüzden, geleceğe bakarsanız, topluma karşı sorumluluğunu yerine getiren, şeffaf şirketler kulvarda kalacak.  Biz de bu inançla, çok yol aldık ve bu bilinci  firma içinde yaydık.

Şuanda Sürdürülebilirlik Kurulu çalışıyor ve bu kurul benden tamamen bağımsız bir kurul ve çok da başarılılar. O yüzden iyi bir yerde olduğumuzu, iyi bir benchmark olduğumuzu düşünüyorum. Şunu da söyleyeyim ki kapılarımız her zaman açık. Ayda bir gün açık-kapı toplantıları yapıyoruz ve diğer firmalar bize gelip istedikleri konuda yardım alıyorlar ve biz o konularda, onlara tüm kapılarımızı, bilgilerimizi açıyoruz.

W – İlaç sanayisiyle alakalı firmalar mı oluyor bunlar?

EB – Hayır, her çeşit firma oluyor. Biz, EFQM Modelini kullandığımız için, geldiğimiz seviye, o firmalar için de çok önemli. İnsan kaynakları uygulamalarımız, liderlik uygulamalarımız, stratejik planlama uygulamalarımız… Mesela stratejik planlama konusunda çok ilerideyiz; her krizden büyüyerek çıkabiliyoruz, verimliliği arttırmak konusunda çok güzel çalışmalarımız var. Kalite açısından bakarsak da, fabrikaların ikisi de Avrupa onaylı ve yakında Amerika onaylı da olacaklardır.  Sadece şimdiye değil, bundan bir beş yıl sonrasına bakıyorum. İlaç sektöründe, pazarlama kuralları değişiyor, değişik uygulamalar geliyor.  Şimdiden kendimi ve firmayı o zamana hazırlamak için çabalıyorum.   

W – Hızlı karar alıp uygulayabiliyorsunuz.

EB – Evet. Doğru ve hızlı kararlar alabildiğimizi düşünüyorum. Artık Sistemler buna izin veriyor.

W –Sizin özelliklerinizi incelediğimde, kendine özgü dili olan, hızlı, her alanda hedeflerini büyüten gibi ifadelerle karşılaşıyorum. Toparlamak gerekirse, sizin liderlik özelliklerinizi, basına yansıyanlarıyla taradığımda, bir kere meydan okuma isteğiniz var. Hep hedef koyarak çalışıyorsunuz, büyüterek ilerliyorsunuz. Değişimi seviyorsunuz, her zaman yenilikçi ve ilk olma arzunuz var. Ve sürekli eylem içerisindesiniz, projeleriniz var. Bunların hepsi, aslında, bahsetmiş olduğunuz rekabetçi yapınızı ortaya koyuyor.

EB – Doğru. Benim rekabet duygum firmanın önündedir. Ruhum böyle .

W – Zaten basında yazanları derlediğim de, rekabetçi yönünüz hemen göze çarpıyor. Ve kararlı bir yapınız var; sonuç almaya isteklisiniz; ödül odaklısınız ve hırslısınız. İstikrar istiyorsunuz ve bunu gerçekleştirmek için, ciddi anlamda disiplinli bir yapınız var. Ne kadar esnek yapılı olduğunuzu söyleseniz de, bunların hepsini kontrol altında tutuyorsunuz. Ayrıca sürdürülebilirlik, sizin için önemli bir kavram haline gelmiş. Ve tüm bunların dışında, sizin çevrenizden ayrılmış olan arkadaşlardan da aldığım ifadeler var. Bunlar da, iletişimde net olduğunuzu ve istediğinizi net söylediğiniz yönünde. Tüm bunları topladığımızda, aslında, bir liderde olması gereken özellikleri görüyoruz. Ayrıca eğitime ve gelişime de çok açıksınız. Siz tüm bu özellikleri kendinizde toplamış ve alıp firmaya da oturtmuş vaziyettesiniz. Ve firma kültürü açısından da, bu şekilde, topluca hareket ediyorsunuz diyebilir miyim?

EB – Evet. Dediğim gibi, bir kurum kültürü oluşturduk. Ve ben bunu çok önemsiyorum,  ben insan odaklıyımdır; insanlara çok güvenirim. Gençlerle çalışmayı, onlara güvenmeyi önlerini açmayı, onlar için ortam oluşturmayı ve destek olmayı çok severim. Bizden daha farklı bir yeni nesil geliyor. Biz daha babalarımızdan gördüğümüz değerlerimizle, vatan sevgisiyle geldik. Yeni nesil bir parça daha gelişmiş, bilgisayara daha hâkim, iletişimi daha farklı, biraz daha sayısal ve  biraz daha yalnız, yönetimleri çok daha farklı …

W – Yeni nesli yönetmek de ayrı bir ustalık mı?

EB – Evet, farklı. Bu kişilerin firma kültürüne adaptasyonu çok önemlidir. Şuan en çok odaklandığım konu bu. Eski firma kültürünüzle, bu çocuklara gelin bunu yapın diyemezsiniz. Siz biraz onlara doğru eğileceksiniz, onları anlayacaksınız ve onların da size doğru gelmesini sağlayacaksınız. Gelecek nesillere saygı, başarı, etik davranış gibi değerlerinizle firma kültürünüze sahip çıkarak ama aynı zamanda yenileyerek onların arasında kalmalısınız. Bunu gerçekten çok önemli bir konu olarak görüyorum.

W – Profesör Dr. Acar Bey’in, “Y-Yeni kuşağı yöneten başarılı olur” dediği nokta da buydu herhalde. Ve iletmek istediğim bir başka nokta da şu; kesinlikle hedefli çalışıyorsunuz, kaliteye önem veriyorsunuz, eğitime açıksınız ve bir de insanları motive ederek ilerlemek istiyorsunuz. Tüm bunlara bakınca, benim aklımda kalan; hedef, hız, eylem, sonuç, sürdürülebilirlik,  gibi bir kavramlar silsilesi. Yani bir hedef koyuyorsunuz ve mutlaka eyleme geçiyorsunuz, bu hızlı- sürdürülebilir oluyor ve sonucunu mutlaka getiriyorsunuz diye özetleyebilir miyim?

EB – Şu önemli noktaya değinmek istiyorum. Türk insanı, bir proje verdiğiniz zaman çok hızlı yapıyor, başarıyor ama uzun süreli projelerde yoruluyor. Böylece sürdürülebilirlik çok zor olmaya başlıyor, motivasyon kaybı yaşanıyor. Ama ben, her zaman yeni hedefler koyarım. Hedefi biraz daha büyüterek, insanları motive ederek devam ediyorum. Bunun doğru olduğunu düşünüyorum. Hedef, hız, eylem, sürdürülebilirlik… belki biraz daha önde olup sonrasında sürdürülebilirliği sağlıyoruz. Örneğin biz her sene pazarın üstünde büyümeliyiz, her sene yeni ve farklı projeler içerisine girmeliyiz. Bu hedefleri hep koyuyoruz ve arkadaşlarımız da buna alıştı. Başarma tutkusu bizim için çok önemli. Herkeste bu kültürü oluşturuyoruz. Başarma tutkusunu aşılamaya çalışıyoruz.

W –Konunun bütününden biraz farklı bir soru gibi duruyor. Ama Bilim’in ismi acaba Science Pharma olsaydı, konumu daha farklı olur muydu? Ülkede, bazı hekimlerin ve eczacıların firmaya bakışları, bazen bu konuya bağlı olabiliyor.

EB – Olabiliyor ama şöyle düşünüyorum; aslında, ulusal ilaç sanayi çok kuvvetli. Eskiden yerli ilaçların kalitesinde bir sorun olduğu düşünülürdü ve biz bu inancı yıktığımız kanısındayım. Doktorların, bizim ilaçlarımızın etkinliğini görmesini sağlayarak yıktık. Şuanda Türkiye’de, reçetede ikinci sırada olan bir firmayız. Yüzde yüz ulusal bir firma sürdürülebilirlik konusunda çalışmaları var, ilaçları etkin, ihracata yöneliyor… Bence biz, ulusal ilaç sanayinin büyümesi ve imajının çok daha farklı yerlere gelmesi için liderlik yapan firmalardan biriyiz. Ve bu durumdan memnunum.

W - İlaç sektörünün yapısının değiştiğini, otoritenin gücünün ve eczacıların öneminin arttı ifadeniz ile ilaç sanayinin geleceğini sıkıntılı mı görüyorsunuz?

EB - Türk ilaç sektörü çok oturmuş bir sektör. Yatırımı yüksek olan bir sektör. Nüfusun büyüme oranının yüksek olması, ekonomik durumun daha iyiye gitmesi, ilaca ulaşımın daha rahat olması pazarı büyüten faktörler arasında. Önümüzdeki yıllarda da ilaç sektörümüzün büyümeye devam edeceğini düşünüyorum. Resmi otoritenin ilaç harcamalarını kontrol ederek harcamalarını azaltmaya çalışması sektörümüzün gelişmesi ve gerekli yatırımın ve istihdamın sağlanması açısında problem yaratacağını düşünüyorum. Bence akılcı ilaç kullanımı ve koruyucu hekimliğe odaklanmak ilaç sektörünün sağlıklı büyümesini sağlamak açısından önem kazanacaktır.

Devam edecek………

önceki paylaşım: http://www.winally.com/gorusler_1043_Bilim_Ilac_Bir_Okuldur!


Yorum Ekle
 
Arkadaşına Gönder
 
Yazdır
 

 

 

 
     

"Winally dan izinsiz kopyalama-içerik alımı yapılamaz yasal hakları saklıdır.
Site İlaç ve Sağlık Sektörü çalışanlarına yöneliktir olası doğabilecek problemlerden Winally sorumlu değildir"