|
Önümüzdeki Günlerde İlaç Sektörünü Neler Bekliyor!
“İlaçta Global Bütçe İskontosu Aralık 2010” yazımız sonrası geldik yeni bir dönemece!
# Zam mı X Ek İskonto mu?
Kur 1 temmuz itibarı ile euro da kur 2,3400'a tl'ye geldi,
önceki baz alınan euro kur rakamı 1,959 tl idi
fark % 15,8 oluştu.
Ancak SGK ilaç için 2010 da bütçesinde 600 milyon tl açık vermiş.
2011 yılı bütçesi ise 300 milyon tl aşacağı öngörülmekte.
Toplam 900 milyon tl ‘lik önlem almak istemekte.
Bu amaçla 12 temmuzda SGK ile sektör temsilcisi olan AİFD, İEİS ve TİSD bir araya gelecek.
SGK nın seçim sonrası ek iskonto isteyeceği 2010 sonunda ki düzenleme esnasında da konuşulmakta hatta bu rakamın % 5 +/- 2 puan civarında olacağı tahmin ediliyordu.
Şu an ne olacak?
Sektör zam isterken bu rakamı nasıl tolere edecek ve en önemlisi bu tolerasyonun yöntemi nasıl olacak?
Yöntem için alternatifler neler olabilir:
i- Önceki düzenlemede olduğu gibi tüm ürünlere ilave %..... ıskonto .
ii- Fiyatı belli bir rakamın üzerinde olanlarda ek % … iskonto
iii- ATC bazlı düzenlemeler. (........ATC grupta .... etken maddeli ....ilacı baz aldım!,.....grubu geri ödemeden çıkardım!...vsvs......) Belki ileride teşhis-tedavi bazlı standart ödemeye geçer?
iv- Nakit mahsuplaşma. ( yıl sonunda her firmadan bütçeyi aşan miktarın payına bölünmesi ile bulunan rakamın SGK’ya iadesi )
En iyi ihtimal ne olabilir?
Ynt: “biz zam almayalım SGK da ek iskonto vb istemesin”.
SGK bu noktada resmi fiyatların Sağlık Bakanlığı tarafından kontrol edilip düzenlendiğini gelebilecek her fiyat artışının SGK bütçe aşımının artmasına yol açacağını belirtmekte.
Zam almadan gelecek bir ek iskontonun sektör çalışanlarını menfi yönde çok etkileyeceği muhakkak!
# İlaç Bütçesinde Yeni Tasarruf Yöntemleri Neler Olabilir?
Sağlık Bakanlığı ara ürün tanımını Reçetesiz İlaçlara çevirerek ve yaptığı düzenleme ile bu ürünlere İlaç gibi CTD formatında ruhsat başvurusu isteyerek bariyerleri-kısıtları arttırmışdı.
Sağlık Bakanlığı mevcutta reçeteli olan fakat tedavi edici özelliği tartışmalı ilaçları reçetesiz ilaç kapsamına alarak, bu reçetesiz kapsamına alınan ilaçları da SGK geri ödemeden çıkararak bütçeyi rahatlatabilir!
SGK ise bu noktada; alınacak bu önlem sonucunda reçetede daha pahalı alternatiflere kayma olur mu kaygısında!
Otc ne zaman düzenlenecek ve ne zaman şekil bulacak kesin değil fakat devlet artık bu alanı değerlendirecek, bu kesin!
# Yeni Uygulamalar
Sağlık Bakanlı’nın gündeminde “Beşeri Tıbbi Ürünler ve Tıbbi Cihazların Tanıtım Faaliyetleri ile Ürünlerin Tanıtımında Kullanılan Sağlık Beyanları Hakkında Yönetmelik” var. Taslak metnini sektör temsilcileri görüşerek kritik ve önerilerini talep etmişdi.
Son şeklini vermek üzeredir. Bu değişikle neler gündeme gelebilir;
Promosyonun takibi: Basılı materyal yanında , tüm hediyelik eşya, numune hatta hekim&eczacıya sağlanan medikal gelişim bütçelerinin kayıt altına alınması ve takibi. Hangi hekime, eczacıya ve ilgili sağlık çalışanına ne tür materyal-destek vb verilmiş.
Kapsam geniş:
Bu Yönetmelik beşeri ilaçlar, biyolojik ürünler, tıbbi cihazlar, enteral beslenme ürünleri, tıbbi mamalar, geleneksel bitkisel tıbbi ürünler ve immünolojik ürünlerin tanıtım faaliyetleri ile hastalıklardan korumak, teşhis etmek, tedavi etmek veya tedaviye yardımcı olmak iddiasıyla pazarlanan bütün ürünlerin sağlık beyanlarını kapsar.
Yönetmeliğin hukuki dayanağına bakarsak: “ 181 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu, 1262 sayılı İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarlar Kanunu, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununa dayanılarak hazırlanmış” olacak fakat torba yasa ile çıkan yeni RTÜK yasasının ilaç reklamına müsaade etmesi ve hatta reçetesiz-ara ürünlerde bunun TV’de uygulaması da oldu! Ve de uydu üzerinden yayın yapan kanallarda bazı Tarım Bakanlığı ruhsatlı ürünlerdeki “ilaç gibi iddialarda” bulunmaları nasıl değerlendirilecek?
Tanıtım mümessilerine Bakanlıkça belirlenmiş çerçeve de ve Bakanlık dan aktredite eğitim firmalarından gerekli formasyon eğitimi almaları ve sertifika ile belgelemelerimi istenebilir. (kurum-hizmet içi verilmiş eğitim yeterli mi?)
Mesai saatlerinde hiçbir kamu kuruluşunda tanıtım yapılamayacağı konusu ilginç? Temsilciler sadece nöbete kalan hekimlere mi çalışabilecek? Pekala mesai sonrası dışarı da yapılacak küçük çaplı toplu tanıtımlardan da onay istenecek mi? Belki de belirli saatlerde tanıtıma izin verilecek.
Üretici/tedarikçinin desteklediği uluslararası çok merkezli klinik araştırmaların yurt dışında yapılacak araştırmacı toplantıları, kongre veya sempozyum katılımı olarak değerlendirilmez iken ulusal sanayi için bu durum rekabete aykırılık olmuyor mu? Kağıt üzerindeki bu bilgiler sadece yurtdışında mı paylaşılabilir, Türkiye’de bu iletişim çağında sunumların takibi olamaz mı? Ya da sunumlar Türkiye’ye gelemez mi?
Üreticiler/tedarikçiler, sağlık meslek mensuplarına yurt içi ve yurt dışı bilimsel toplantılara katılım için destek verebilirler. Bir sağlık meslek mensubu aynı yıl içerisinde toplam dört kez bu destekten yararlanabilir; bu desteğin en fazla ikisini aynı üretici/tedarikçi sağlayabilir. Bu nasıl denetlenecek?
Yeri gelmiş iken, Bir çok firma farklı alanlarda taşeronlardan “hizmet alımı” yapıyor. Bu durumda firmaların tanıtım bütçeleri ve yapılan kişi bazlı harcamalar nasıl kontrol edilecek!
Her defasında başka bir ülkede düzenlenen uluslar arası toplantılar hariç olmak üzere; deniz kenarlarındaki tatil beldelerinde ve kayak merkezlerinde aktif sezon döneminde üretici//tedarikçiler tarafından toplantı organizasyonları düzenlenemez ve desteklenemez. Bakanlık aktif sezon dönemlerini Turizm Bakanlığından görüş alarak bir Genelge ile duyurur.
Aynı uyarı derneklere de yapılabilir mi?
Buradaki turistik tesislerin gelir kaybı ne olacak ?
Bakanlık akılcı ilaç kullanımı konusunda nasıl katkı sağlayacak, hıfzı sıhha enstitüsünün hazırladığı tedavi rehberlerinde son durum ne? Bu tedavi rehberleri yayınlandığında uygulamada neler değişecek?
Üretici/tedarikçiler tarafından düzenlenecek veya katkıda bulunulacak kongre, sempozyum, seminer ve benzeri toplantılar yıllık program halinde önceki yılın bitiminden önce Bakanlığa bildirilmelidir. Her toplantıdan en az on beş gün önce toplantının içeriği, muhtemel katılımcı listesi, yapılacak masraf kalemleri ve etkinliklerin Bakanlığa bildirilmesi ve izin alınması zorunludur.
Bu nasıl işleyecek, zira firmaların bütçeleri değiştikçe katılımlarda-planlarda değişir?
En stratejik sektörlerin başında gelen İlaç Sektörü son yıllarda çok farklı düzenlemelere maruz kaldı ve bunlar giderek devam edecek. Düzenlemeler, sektöre direk olduğu gibi indirekt (SUT vs..) olarak da devam edecek. Bu tablo altında, yeni ilaçların ruhsat almaya devam etmesinin yanında yeni oyuncularda gelmekte.
Bu çok değişkenli ve rekabetin yüksek olduğu son derece sofistike pazarda bence Darwin’in doğal seleksiyon teorisi için tam bir laboratuar ortamının oluştuğunu görmemek mümkün değil.
Organizasyonlar insansız düşünülemez, buradaki çalışanlar tüm seviyelerde gerçekten kalifiye insanlar ve onlar için farklı kariyer&iş alternatiflerini değerlendirmelerinin zamanı sanırım geldi.
Bir Dost
Not:
1-Sağlık Politikamız var mı? Var sa bunun içinde Ulusal İlaç Sanayi Politikamız var mı? Son 10 yılda bir çok önemli ulusal ilaç sanayi firması fon veya uluslar arası firmalar tarafından alındı! Sadece tasarruf önlemleri bu gidişatı devam ettirmez mi? İhracata veya Ar-Ge ye verilen teşvikler uluslar arası rekabet ortamında yeterli mi?.......... (Recordati 65 yıllık Frik İlacı aldı 1 temmuz 2011 son gelişme...)
2- Medulla ve İTS, Sağlık Bakanlığı ve SGK'ya yeni düzenlemer için çok büyük veri-görüş oluşturmaktadır. Bir anda hiç bahsi geçmeyen bir düzenleme de artık sektör için sürpriz olmamalı! |