Ana Sayfa İlaç Sektörü Boşluğu Doldurmak ve Lider Olmak

Boşluğu Doldurmak ve Lider Olmak

85
0
Paylaş

Bir devin doğuşu… Mustafa Yücel Kurteks’i anlattı

İlaç sektöründe profesyonel olarak çalışırken “Bıraktım” dedi Mustafa Yücel. Patronluğun ilk işareti kolları sıvadı. Bugünün önemli firması Kurteks’i bir yılda kurdu, Bosch’u kaptı. Yücel, büyük girişimi anlattı

Kurteks Türkiye’de ilaç ambalajı alanında faaliyet gösteren ve sektörün en büyük firmalarından biri. Şirketin kurucu ortağı Mustafa Yüce ilaç sektöründe profesyonel olarak çalışırken bu konuda bir boşluk olduğunu görüyor. 1991 yılında çalıştığı ilaç firmasında genel müdür yardımcısı iken ben “Bırakıyorum” diyerek kolları sıvıyor ve 1992 yılında Kurteks’i kuruyor.

Şu anda ilaç ambalajı sektörünün en büyük firması olan Kurtkes’in hikayesini Mustafa Yücel’e sorduk. O da anlattı:

-Şirketiniz hakkında bilgi verir misiniz? Ne zaman kuruldu? Faaliyet alanı nedir?
Mustafa Yücel: Şirketimizin kuruluşu 1992. 1992’den itibaren uluslararası firmaların burada temsilciliklerini ve ortaklıklarını yapıyoruz. İlaç sektörüne malzeme ve ambalaj üretim makineleri veriyoruz.

-Malzemeyi biraz açabilir miyiz?
Mustafa Yücel: İlaç üretiminde kullanılan folyolar, blisterler, PVC folyolar gibi malzemeleri temin ediyoruz. Serumlarda veya normal enjekte edilebilen ürünlerinin üzerinde bulunan tapaları temin ediyoruz. Bunların hepsi yurtdışında üretiliyor, yurtdışından geliyor. Bunların hepsini biz proforma bazında temin ediyoruz. Bir ara malzemeleri ithal ediyorduk ama Türkiye’deki dövizin çok stabil olmaması sebebiyle ithalatı bıraktık, müşterilerin kısa süreli stoklar tutarak malzemeleri kendilerinin direk getirmelerini organize ettik. Tabi bu malzeme işinin asıl amacı, üretim makineleri ve ambalaj makinelerinin daha doğru yere, doğru adrese, doğru zamanda pazarlanmasıyla ilgili. Bizim şu anda en büyük ortağımız Bosch firması. Bosch dünyada Türkiye’de ve dünyada aynı sektördeki firmaları satın alıyor ve büyüyor. Yani Bosch’u temsil ettiğiniz zaman aslında 20 değişik firmaya, 20 değişik fabrikaya malzeme ve makine satıyorsunuz.

-Bosch’un sizin firmada bir ortaklığı var mı?
Mustafa Yücel: Ortaklığı yok ama bizde söz hakkı var. Bize direktif verebiliyor, yönlendirebiliyor. Çalışma şartlarımızı, koşullarımızı belirliyor. Bizim onlarda onların da bizde bir ortaklığı yok. Ama bazı ülkelerde bunu ortaklık şekline çevirmiş durumda, Türkiye’de yapmıyor. Çünkü market biraz daha kişisel ilişkilerle gidiyor. Burada firmayı direk olarak görmek yerine, burada kendi dilini dinini bilen biriyle muhatap olmak istiyor müşteriler. O yüzden bu şekilde çalışıyor.

-Müşterileriniz kim? İlaç firmaları mı?
Mustafa Yücel: Tamamen ilaç firmaları. Bütün ilaç sanayisinin sayılabilecek bütün firmalarıyla çalışıyoruz.

-Nasıl başladınız bu işe?
Mustafa Yücel: Ben ilaç sektöründe yönetici olarak çalıştım. Çalıştığım firmada genel koordinatör iken 1991 Mayıs ayında “Bırakıyorum” dedim.

-Hangi firma?
Mustafa Yücel: Şu anda ismi Osel olan, eskiden Haver İlaç olan, Türkiye’nin en büyük serum üreticisiydi. “Ben bırakıyorum, artık kendi işimi yapmak istiyorum” dedim. O dönemler Türkiye’nin eskiye göre çok farklılaşmaya başladığı zamanlardı. Bizim “altın yıllar” dediğimiz zamanlar… Türkiye 1983-84’ten önce ilaç sanayii bölge ülkeleri içerisinde en geri teknolojiye sahipti. Lider ülke İran’dı. İran, teknolojik olarak bölgenin; Türkiye, İran, Suriye, Irak, Yunanistan, bu bölgelerin hatta Rusya dahil olmak üzere ilaçtaki teknolojisi en yüksek ülkesiydi. Ama 1978’teki o ambargo başlayınca güç kaybetmeye başladılar. Türkiye’de ise döviz yoktu biliyorsunuz. İthalat yasaktı. Özal ile birlikte Sağlık Bakanlığı’nda yapılanma oldu. Zorunlu yatırım, yani dünya standardında yatırım zorunluluğu geldi. O yatırımlar sebebiyle biz büyük bir potansiyel yakaladık sektörde ve lider olduk.

-Siz de o ortamda bir fırsat mı gördünüz?
Mustafa Yücel: Eskiden de vardı bu işleri yapanlar ama akademisyen değillerdi. Boşluk dolduruyorlardı. Sonra akademisyenlere, bu işi asıl yapması gerekenlere geçti. Potansiyel de çok büyüdü. Bu büyüyen potansiyel ülkeye olan ilgiyi artırıyor. Yani eskiden Türkiye uluslararası firmaların ne yatırım olarak ne de makine sağlayıcılar veya malzeme satışları için çok cazibe merkezi olarak gördükleri bir yer değildi. Profili düşük, üretim kalitesi düşük, parası olmadığı için yatırım yapamayan bir ülkeydi. Patent de yoktu o zaman zaten… Yapılan yatırımlarla yabancıların 3. sınıf dedikleri, son derece basit üretim yöntemleriyle yapılabilecek ilaçlar üretiliyordu, bir kısmı ithal geliyordu. Bu firmaların içerisinde ufku geniş olanlar bazı firmalarla işbirliği yapmışlardı. Eczacıbaşı onlardan biridir, işbirliği yapan, geleceği gören firmalardan bir tanesidir.
-1992’den beri sektördesiniz? Başladığınız noktayı anlattınız. Geldiğiniz yer neresi?
Mustafa Yücel: Önümüzdeki yıl itibariyle tam 25 yıl olacak. Son 3 yıldır ‘CPHL’ isimli Türkiye’de çok özel bir fuar yapılmaya başlandı, dünyanın bütün ilaç firmaları bir araya geliyor. Daha önce Lütfi Kırdar’da yapılıyordu, bu sene artık CNR’da yapılmaya başlanacak. Dünyada tanınan bir fuardır. Orada büyük bir stant kuruyoruz ve 25. yılımızı standımızda kutlayacağız. Standı Bosch ile ortak yapıyoruz. Biz dünyadaki Bosch Partner’ları içerisinde 5 kere dünya şampiyonu olduk.

-Cironuz ne kadar?
Mustafa Yücel: Ciro dönemsel olarak değişebiliyor. Piyasa şartlarına göre 35-50 milyon Euro arasında. Sadece Bosch’la yaptığımız ciro bu yıl herhalde bir 28-30 milyon Euro’ya gelecek. İlaç üretim makineleri, teknolojisi pahalıdır. Dolayısıyla yaptığınız harcamalar yüksek oluyor, cironuz da yüksek oluyor. Biz cirosu yüksek olan firmalardan biriyiz ama dünyada şampiyon olmanız veya bir numara olmanız için sadece satmanız önemli değil. Satarken geriye dönük iyi destek vermeniz, bilgi birikiminizin iyi olması, iyi organize olmanız çok önemli.

-Üretim yapıyor musunuz?
Mustafa Yücel: Bizim üretimimiz yok, sipariş üzerine hizmet veriyoruz. Şöyle oluyor; bir firma yatırım düşünüyor, kapasitesini büyütmek istiyor, yatırım yapmak istiyor. Diyor ki ben yatırım yapacağım, şöyle ürünler üretmek için. Sizde buna uygun ekipmanlar, çözümler var mı diye soruyor. Ona istinaden çözümlerimizi öneriyoruz. Sonra o çözümlere uygun olan makineleri bedelleri ile teklif ediyorsunuz.

-Üretimi düşüyor musunuz?
Mustafa Yücel: Türkiye’de bunu deneyenler var, “Bunda ne var ben de yaparım” diye çıkanlar var. Olmuyor. Bizim sattığımız bu ekipmanların Çin’de üretilen versiyonları da var. Fiyatları üçte biri, dörtte biri, beşte biri, onu deneyip alanlar da oldu. Çoğu kapattı fabrikasını. Çünkü fabrikada bu gibi ekipmanların minimum ömrü 20 senedir. Çin’den alınan makineler 2 senede çöp olmuşlar. Yani çok kolay değil o iş. Bu iş bilgi birikimi, teknoloji, yatırım gerektiriyor. Bir şirket düşünün her gün minimum 12 tane patent başvurusu yapıyor. Bosch’tan söz ediyorum. Dünyadaki patent başvurusu oranına göre, en fazla patent başvurusu yapan şirkettir.

-Bosch’la anlaşmanız sadece Türkiye için mi? Türkiye dışında, bölge ülkelerinde faaliyet gösteriyor musunuz?
Mustafa Yücel: Normalde bizim anlaşmamız Türkiye pazarıyla ilgili. Ama proje bazında yurtdışından gelen talepleri karşılayabiliyoruz. Kazakistan’la, Belarus’la çalışıyoruz. Ama bunlar müşterinin bizimle irtibata geçmesi şartıyla oluyor. Kazakistan’da Türkiye üzerinden mal satıyoruz. Cezayir’e satıyoruz, Cezayir’de mesela Abdi İbrahim İlaç Cezayir’de, büyük bir yatırım yapıyor, Afrika pazarı için, bir de Kazakistan’da, fabrikası var. Yine, Nobel İlaç, Ulkar Grubu’nun da Kazakistan ve Özbekistan’da fabrikaları var. Başka bir grubun Gürcistan’da var. Bunlar, lokasyonları Türkiye’de olduğu için ülkelere yapılacak yatırımlar bizim üzerimizden gidiyor.
Mesela şu anda bir projemiz var, Azerbaycan kökenli bir firma Türkiye’de yatırım yapıyor, aynı zamanda Belarus’ta da yatırım yapıyor. Böyle projeler yürütebiliyoruz ama biz gidip ben İran’da da aktif olayım” demiyoruz. Çünkü mesela Dubai’de konuşlanmış Bosch’un kendi merkezi var. Suudi Arabistan, Irak’a orası bakıyor. Kuzey Afrika’ya Mısır’daki ofis üzerinden bakılıyor. Burada ofis olarak değil, ‘ortaklık’ olarak gidiyor, biz bakıyoruz. Burada durum farklı, Bosch’un Türkiye’de ofisi olmasına rağmen biz bakıyoruz.

-Firmanızda kaç kişi çalışıyor?
Mustafa Yücel: Firmamızda direkt olarak çalışan 9 kişi var. Ama in direkt olarak çalışan servis elemanları var. Bunların bazıları yurtdışından geliyor, Çin’den gelen var, Mısır’dan gelen var mesela. Bunlarla beraber bazen ekip olarak 50 kişiyi bulabiliyoruz. Ama onlar in direkt çalışıyorlar, paraları yurtdışından ödendiği için. Parası Türkiye’de bizim tarafımızdan ödenen 9 kişilik bir ekip var.

-Yurtdışından gelen elemanlara neden ihtiyaç duyuyorsunuz?
Mustafa Yücel: Bu ekipmanlar çok sofistike, teknolojisi yüksek ekipmanlar. Bunlara dokunmak için, bunlarla hizmet vermek için illa ki yurtdışından adam gelmesi gerekiyor. Burada istihdam etmek de çok ekonomik değil. Yabancı birini burada istihdam edemiyorsunuz, o zorluğunuz var.

-Neredeyse 10 kişilik bir ekiple yılda 35- 50 milyon Euro ciro yapan sizin gibi bir şirket var mıdır?
Mustafa Yücel: Yok galiba… Kişi başı verimlilik çok yüksek, evet. Hepsi akademisyen, hepsi mühendis veya işletmeci. Ben mesela makine yüksek mühendisiyim aynı zamanda işletme mastırım var.Oğlum da benimle çalışıyor. O da Amerika’da eğitim gördü, bilgisayar, yazılım mühendisi, benimle çalışıyor. Yanımızdaki çalışanların hepsi, en azı normal mühendistir. Yüksek mühendisler var, yurtdışında eğitim görmüşler var.
-İleri dönük hedef, beklenti ya da yeni açılım planlarınız var mı? Sektör içi veya sektör dışı?
Mustafa Yücel: Sektör dışı, hayır. Sektör dışı denemelerimiz oldu da, o denemelerimiz pek keyif vermedi. Daha doğrusu aynı verimliliği alamıyorsunuz, performans olarak.
-Ne denediniz mesela?
Mustafa Yücel: Ben şahıs olarak, iş ortağımla birlikte sporcu menajerliği denedik, alakasız ama hala devam eden bir konu. Basketbol oyuncu menajerliği… Mesela Mehmet Okur’un menajeriydik biz. Şimdi emekli oldu tabi. İş ortağımla beraber menajerliğini yapıyorduk.

-İki ortak mısınız?
Mustafa Yücel: Bu konuda ortağım yok. Bizim 3 değişik şirketimiz var, bu konuda (ilaç – ambalaj) tek ortaklı anonim şirkettir. Başka bir şirketimiz var, orada menajerlik ve aktivite işleri yaptığımız iki ortaklı bir Limited şirket. Yine başka bir şirketimiz daha var, malzeme tedarik eden, malzeme danışmanlığı yapan iki ortaklı, aynı iş ortağımla olan bir şirketimiz daha var.

-Düşündüğünüz yeni sektörler var mı?
Mustafa Yücel: Bu sektörde üşündüğümüz bir şey yok. Yatırım yapılabilecek ve geleceği olan tek bir sektör var. Sadece yazılım, ‘Software’, Hardware de değil. Bugün dünyada bu konuda en büyük ciroyu yapan ülke Hindistan. Bizde de buna doğru yatırım başladı şimdi. Kuluçka merkezleri yapılıyor. Bunun içerisinde oğlumdan ötürü, onun hayalleri var, bu alana yatırımı düşünüyoruz. Daha doğrusu oğlu düşünüyor. Bir inovasyon merkezi kurmaya çalışıyor. Bu inovasyon merkezi, bir atölye ortamında, hayalindeki projesi ne olursa olsun, kişiler gelip o projeyi orada hayata geçirecek. Dünyada iki tane örneği var. Biri Amerika’da diğeri de Lübnan’da açılıyor şimdi. Türkiye’de İstanbul’da açmaya çalışıyorlar şimdi. Bu inovasyon merkezinin amacı şu; mesela Kayhan bey elektronik bir şey yapmayı düşünüyor, ama bunu yapabilecek ne ortamı ne de işbirliği yapabileceği kimse yok. Kendiniz bir şey geliştirmek istiyorsunuz, bunu geliştirirken de birilerinden yardım almak istiyorsunuz. Bu inovasyon merkezi, siz bunu geliştirirken aynı zamanda bu işin ustalarıyla sizi iletişime geçiriyor. Onu yaparken, “Şu ustaya da şunun prototipini yaptırayım” diyebileceğiniz bir merkez. Buraya ‘kuluçka’ deniyor. Bu da hardware’i (donanım) olan bir kuluçka yapmaya çalışıyorlar çocuklar. Bu bir yatırım olacak, eğer altyapısını tamamlayabilirlerse.

-Sizin şirkete dönersek, siz ne kadar sermayeyle kurdunuz bu şirketi?
Mustafa Yücel: Şirketi ‘hiç’ parayla kurduk. Bu işin sermayesi insan, bilgi birikimi ve sabretmek. Şirketi kurduktan sonra, takriben 11 ay tek bir kör kuruş para kazanmadık. Nedenini de söyleyeyim… yaptığınız işin bize geri dönüşü, mesela bugün bir şey satalım, rakamsal dönüşü 10 ila 12 aydır bize. Çünkü bizim teslimat süremiz o kadar.

-Bu arada finansmanı nasıl sağlıyorsunuz?
Mustafa Yücel: Tabi ilk başlangıçta 10-12 ay cebimizden harcadık. Günlük yaşamımızı idame ettirecek kadar harcama yaptık. Ondan sonra para dönmeye başladıktan çark dönüyor. Tabi bu hep yatırıma bağlı, yatırım olması lazım. Bizim için kara dönemler vardır. Mesela bizim için en kara dönem Tansu Çiller iktidarı döneminde yüzde 300 devalüasyon oldu bir gecede. Bir buçuk sene bizim telefonumuz çalmadı. Yatırım yapamazsınız böyle bir dönemde.
-Şimdi nasıl? Son günlerde kur yükseldi…
Mustafa Yücel: Kurun yükselmesi zaten bilinen bir trend. Böyle yükselirse bir problem yok, normaldir. Yatırımlar yavaşlar, yatırımcılar önlerini görmeye çalışırlar.

-Şu anda bir yavaşlama var mı?
Mustafa Yücel: Var tabi. “Biraz bekleyelim de şu kur bir otursun” diyenler var. Bunu bütün günlük hayatımızda da yaşamıyor muyuz? Bir görelim ne olacak, eşiniz, çocuğunuz bir şey alalım derse, bir bekleyelim, bir otursun da bakalım dediğimiz karar dönemlerimiz oluyor, bu normaldir. Yatırımcıların yaptıklarıysa, mesela ilaç yatırımını söyleyelim, Türkiye’de ilaç fiyatları Sağlık Bakanlığı tarafından veriliyor. Yani döviz arttı, 3,20-3,30 oldu yapamıyor. Şu anda 3,55 euro, Sağlık Bakanlığı hesabında, bildiğim kadarıyla 2,7 hala bu kur üzerinden…
-Zarar yazar o zaman…
Mustafa Yücel: Sürekli fiyat artırımı istiyorlar, çünkü o fiyattan fiyat alabiliyorlar. Dolayısıyla, bu aradaki fark açıldıkça yatırımcı “Ben şimdi yatırım yapmayayım, bir fiyatım artsın” diyor. Bütün sektörlerde böyle.

-Ciroda son yıllarda düşüş var mı? Ya da ne kadar büyüyorsunuz?
Mustafa Yücel: Son 5 senede stabildik. Yani oynama olur ama belli bir bant üzerinde aşağı yukarı oynar. Herkes sürekli yatırım yapmaz. Ama birkaç senedir kötü… Mesela bana soracak olursanız, Türkiye’de durum nereye gidiyor diye, kötü değil ama çok iyi de değil. Eskiden daha umutluyduk. Türkiye’nin popülaritesi aslında biraz da imajla ilgili. Çok büyük bir imaj kaybımız var. En önemli şey o. İmajınızı kaybettiğiniz zaman sizinle birlikte işbirliği yapan yabancıların da size verdikleri değer düşmeye başlıyor. Size olan güvenleri azalıyor, ülkeye olan güvenleri azalıyor.

-Sektörde rakibiniz var mı? Pazar payınız nedir?
Mustafa Yücel: Var. Değişik markalar var. Kendimizle ilgili spesifik pazarda yüzde 60’lık bir paya sahibiz. Spesifik alanlarda pazar payı değişebiliyor. Pazarın spesifik bir bölümünün yüzde 60’ı bizim. Başka bir bölümü var yüzde 40’ı bizim, bir bölümü var yüzde 50’si bizim. Ortalamaya bakarsak yüzde 50 civarında. Yüzde 60, ilaç ambalaj makinelerinde. Benzer konuda aktivite gösteren 10 tane firma var ama bizim asıl rakibimiz bir tane var. O da ortalama yüzde 30-35 civarında.

finansgundem

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin