Ana Sayfa Duyurular Bilimsel Eczacılığın 177. Yılını Kutluyoruz

Bilimsel Eczacılığın 177. Yılını Kutluyoruz

62
0
Paylaş

Bilimsel Eczacılığın 177. Yılını Kutluyoruz

Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyeti tarafından 14 Mayıs Bilimsel Eczacılık Günü vesilesi ile Ankara’da bir basın toplantısı gerçekleştirildi. Yoğun katılımın olduğu toplantıda Türk Eczacıları Birliği Başkanı Ecz. Erdoğan Çolak açılış konuşmasını yaparken, hemen sonrasında Türk Eczacıları Birliği Genel Sekreteri Ecz. Arman Üney, koordinatörlüğünü yaptığı ‘Smart Akıllı Eczane Projesi’ hakkında basın mensuplarına detaylı bilgi verdi.

Bilimsel eczacılığın 177’inci yılı dolayısıyla gerçekleştirdiğimiz basın toplantımıza hepiniz hoş geldiniz.

Maalesef, Hakkari’de 6 asker ve iki pilotumuzun şehit olduğu haberiyle güne başladık. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Terörü lanetliyor, insanların sağlık, barış ve huzur içinde yaşadığı bir ülke isteğimizi yineliyoruz.

13 Mayıs aynı zamanda Soma katliamının da yıldönümü. Yer altında hayatını kaybeden 301 madencimiz için hala yüreğimiz yanıyor. Para insan canından değerli görülmeye devam ettikçe bu katliamlar da sürecek. Bizler yurttaşlar olarak madenlerde, inşaatlarda, her yerde, tam ve en ileri teknolojiye dayalı iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin uygulanmasını hak ediyoruz, talep ediyoruz.

Değerli Basın Mensupları;

Bizler, hastaların 24 saat, kesintisiz ve ücretsiz olarak ulaşabildiği, pek çok alanda sağlık danışmanlığı veren, ama her şeyden önce ilacın uzmanı olan kişileriz. Her zaman hastalarımızın yanındayız. Onlara da bize güvendikleri, TÜBİTAK destekli bir araştırmaya göre Mesleki İtibar Skalası’nda 6’ıncı sıraya oturttukları, sadece eczanelerden aldıkları ilaçları kullandıkları ve onları doğru kullandıkları için çok teşekkür ediyoruz.

Değerli Basın Mensupları,

Eczacılar olarak çok yönlü bir değişim rüzgârının içinden geçiyoruz. Bir yandan sağlık sistemi son sürat değişiyor. Diğer taraftansa eczacılık hizmetleri tüm dünyada ve ülkemizde de çeşitleniyor, eczacılara gerek kamu gerekse meslek etiği ve uluslararası düzenlemeler yeni roller yüklüyor. Bizler, bütün amacı eczacılık yapmak, bilimsel temelli mesleğimizi daha iyi yapmak olan insanlar olarak; bütün bu değişime adapte olmakla yetinmeyip değişimin öncüsü olmak için çalışıyoruz. Ancak, sizlerin de yakından takip ettiği üzere, sıklıkla ekonomik bariyerlere takılıyor, bazen de geçemiyoruz. Tüm kamuoyunun şunu çok net bilmesini istiyoruz: Eczacı, eczacılık yapabilmek, kurumlarla, bürokrasiyle, ekonomiyle değil, hastayla ilgilenebilmek için çaba sarf ediyor. Eczanesini şu anda bulunduğu yerde tutabilmek ve hastalara sürekli hizmet verebilmek için mücadele veriyor. Eczanelerde çalışan toplam 70 bin iş arkadaşımızı ve onların ailelerini korumak için uğraşıyor.

Geçtiğimiz dönem, bizim için bu bakımdan çok zor oldu. En son 2013 yılında imzaladığımız SGK İlaç Alım Protokolünü yenileme sürecinde gergin, yıpratıcı anlar yaşadık. Ancak seçilmiş yöneticilerimizle karşılıklı iyi niyet ve iradeyle eczacının yaralarını kısmen de olsa saran, bazı kazanımlarla çıktığımız bir Protokol imzaladık. Buradan bu süreçte emek sarf eden başta Çalışma Bakanımız olmak üzere, herkese teşekkür ediyoruz.

Tam bir refah toplumun tüm kesimlerinin istediği ve istemeye hakkı olduğu bir olgudur. Bizler bu tam refah halinin halen çok uzağındayız. O nedenle, daha iyi bir eczacılık hizmeti için verdiğimiz mücadeleyi sürdürmeye de kararlıyız.

İlaç hizmetlerinin sürdürülebilirliği, sağlıkta güvenin simgesi eczanelerimizin varlıklarının ve yaygınlıklarının sürekliliği ve ülkemiz için ciddi bir istihdam alanın korunabilmesi adına;

– Verimli ve düzgün çalışan bir provizyon sisteminin kurulması artık bir zorunluluktur.

– Hekimler ve diş hekimleri için 14 Mart’ta verilen 5510 Sayılı Kanun’un ‘Fiili Hizmet Süresi Zammı’ başlıklı 40. Maddesinin İkinci Fıkrası kapsamına alınma müjdesine kamu eczacılarının da dâhil edilmesini bekliyoruz. Kamu eczacılarının özlük haklarının ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi konusunda da mutlaka bir girişim yapılmalıdır.

– İlaç şirketlerinin eczane üzerinden verdiği ıskontolardan doğan zararın SGK ile ilaç firmaları arasında çözümlenmesi çok geç kalınmış bir meseledir. Eczacı ilaç şirketinin SGK’ya olan borcunu ödemek zorunda değildir. Bu zararların bir an önce telafi edilmesi ve bir daha böyle bir uygulamanın olmaması için önlem alınması gerekmektedir.

Bunun yanı sıra,

Yüzdesel ve sabit kâr marjlarının iyileştirilmesi: Eczacı kârlılığının ilaca bağlı olarak belirlenmesi nedeni ile her ciro azalışının eczanenin kârlığının da azaltması ve bu kar oranlarınınsa her geçen gün artan eczane işletim masraflarını karşılayamayacak boyutlara ulaşmış durumdadır. Eczacı kâr oranları artırılmalı; eczacıya verdiği sağlık danışmanlığı ve hasta güvenliği takibi hizmetleri için bir meslek hakkı tanınmalıdır.

Eczane temelli verilen hizmetler için meslek hakkı verilmesi: Pek çok Avrupa ülkesinde olduğu gibi eczacıya:
• Astım / Koah, diyabet, hipertansiyon gibi spesifik tanı konulmuş hastaları temel alan hizmetler
• İlaç kullanımı kontrolü, çoklu ilaç kullanımı eğitimi, ilaç etkileşimleri gibi hastanın ilaç kullanımına dayalı hizmetleri
• Otomatik dozajlama gibi ilaç sunum hizmetleri
• Sigara bıraktırma, aşılama kampanyaları gibi toplum sağlığı hizmetleri
gibi özel hizmetler için, bir meslek hakkı verilmektedir. Meslek hakkı, eczacılara mesleki bilgilerini sürekli güncel tutmaları, hastalarına nitelikli ve standardize hizmet sunmaları, hasta danışmanlığı için zaman ayırmaları ve bu doğrultuda sağlık sistemine sağladıkları katma değer nedeniyle verilmektedir.

Stok zararlarının karşılanması: 2004 yılından bu yana referans fiyat uygulamasına bağlı olarak 572 kez düşen ilaç fiyatları nedeni ile eczane stoklarında oluşan kayıpların ilaç firmalarınca telafi edilmemiştir. Eczacıların ilaç fiyat düşüşlerine bağlı olarak stoklarında oluşan zararının (stok zararı) temini yasal güvence altına alınmalı, zararın firmalarca karşılanması hususunu kağıt üstünde kalmaktan kurtaracak ve işlerlik kazandıracak düzenlemeler getirilmelidir. Stok zararlarının 60 günlük bir geçiş süreci içinde ilaç firmaları tarafından ödenmesi kesin hükme bağlanmalıdır.

Eczacılar için yeni istihdam alanlarının açılması, mevcut istihdam alanlarındaki sayılarının artırılması ve konumlarının güçlendirilmesi: Eczacıların önemli bir kısmının serbest eczacılığa yönelmesi, kamuda, hastanelerde ve ilaç sanayinde eczacılara yönelik kadroların oldukça sınırlı olması, eczacısız hastanelerin bulunması, özellikle hastane eczacılarının depo sorumlusu gibi görülmesi, klinik eczacılık alanında etkin rol verilmemesi başlıca sorunlarımızdandır. Eczacılar için yeni istihdam alanlarının açılması ve eczacıların varolan istihdam alanlarındaki konumlarının pekiştirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle, belirli yatak sayısı başına eczacı istihdamının hem kamuda hem özel hastanelerde sağlanması gerekmektedir. İlaç sanayinde çalışan eczacı sayısı ise aynı alanda çalışan kimyager, kimya mühendisi, biyolog ya da fizikçi sayısına göre çok daha aşağılardadır. Oysa ilacın aslî uzmanı eczacıdır, İlaç sanayi eczacı istihdamı konusunda teşvik edilmeli, eczacılara aldıkları eğitime yaraşır bir ücret ödenmelidir.

Ancak istihdam sorununu çözmek açısından bunlar yeterli değildir. Türk Eczacıları Birliği olarak üç yıl önce yaptığımız Eczacı İnsangücü Çalıştayı sonucunda eczacıların çalışabileceği alanlar ve eczacı kadrosu açabilecek olan kurumlar belirledik. Örnek vermek gerekirse;
• Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Türk Patent Enstitüsü (TPE), Türk Standartları Enstitüsü, RTÜK, Reklam Kurumu gibi kurumlarda ve kobilerde uzman eczacılık;
• Geriyatri, pediyatri, psikiyatri, biyoteknoloji, nanoteknoloji, farmakoantropoloji, farmakogenetik, ilaç hukuku gibi yeni uzmanlaşma alanlarında eczacılık,
• Tıbbi ürün yetiştiriciliği, patent danışmanlığı, kalite uzmanlığı, farmakope analistliği.

Söz konusu Çalıştay’ın sonuçlarını Sağlık Bakanlığı ve YÖK’e de sunduk. Beklentimiz başta Sağlık bakanlığı ve YÖK olmak üzere ilgili kurumların sağlık insan gücü planlaması yaparken bu çıktıları öncelikle dikkate almasıdır.
İlaçta reklamın önlenmesi: Tezgahüstü-OTC diye tabir edilen reçetesiz ilaçlarda reklamı serbest bırakmaya yönelik düzenleme yapma girişimlerinin halk sağlığı açısından bir tehdit oluşturması nedeniyle reçeteli ya da reçetesiz hiçbir surette ilaçta reklama ve ilacın market tezgâhlarından satışına izin verilmemelidir.

Yeni eczacılık fakültelerinin açılmaması ve belirli bir standart ve kaliteyi sağlayamayan eczacılık fakültelerinin kapatılması: Türkiye’de bugün 29’u öğrenci alan 37 Eczacılık Fakültesi bulunmaktadır. Özellikle 2000’li yıllarda Eczacılık Fakültelerinin sayısında hızlı bir artış yaşanmıştır. Kuşkusuz toplum sağlığının ve ülke ekonomisinin ihtiyaçları ile nüfusun ve bu nüfus içerisinde yükseköğretim talep eden oranın artışına paralel olarak yeni Eczacılık Fakültelerinin açılması gerekecektir. Ancak söz konusu fakülteler açılırken popülist kaygılar yerine ülkenin gerçek sağlık insan gücü ihtiyacı gözetilerek bir plan ve program dahilinde hareket edilmesi de artık kaçınılmaz bir hal almıştır.

2013 yılı sonlarında TEB olarak yaptığımız projeksiyona göre, 2023 yılına kadar eczacılık fakültelerinin veya kontenjanlarının sayısında bir düşüş olmadığı takdirde, 11.500 eczacının istihdamıyla ilgili büyük bir sorun ortaya çıkmış olacaktır. Son iki yılda yeni açılan fakültelerle mezun sayısının artmasıyla bu rakamın daha da artmış olduğu açıktır.

Bu doğrultuda arık yeni eczacılık fakültesi açılmamalı; varolanların kontenjanları yeniden gözden geçirilmeli ve azaltılmalıdır. Bundan sonra on yıllık dönemlerde eczacı ihtiyacı değerlendirilerek fakülte açılması ya da kontenjanların artırılması değerlendirilmelidir. Diğer yandan yeni Eczacılık Fakültelerinin öğretim elemanı açığı ve teknik altyapı eksiklikleri bir an önce giderilmelidir. Özellikle öğretim elemanı istihdamında eczacılar gözetilmelidir.

İlaç politikalarının eczacıların ve eczacı örgütlerinin dâhil olduğu katılımcı bir mekanizma içerisinde belirlenmesi: İlaç-eczacılık alanına ilişkin politikalarda ilaç ruhsatlandırma, fiyatlandırma ve geri ödeme politikalarının ilaç ve eczacılık alanının bileşenlerinin yer aldığı katılımcı bir mekanizma içerisinde sürdürülebilirliği ve bulunabilirliği gözeterek yeniden yapılandırılmalıdır. Sağlığa ilişkin kararlarda Sağlık Bakanlığı tekrar aslî karar organı haline gelmeli; sağlığın ekonomisi-finansmanı ile ilgili konularda ise sağlık meslek örgütlerinin görüşlerini öncelikli olarak dikkate alacak Ekonomi Koordinasyon Kurulu benzeri bir Sağlık Koordinasyon Kurulu oluşturulabilir. Böyle bir kurul, sağlık ve sosyal güvenlik politikaları ile sağlık bütçesinin sağlık hakkı temelinde daha gerçekçi ve adil bir zemine oturmasını sağlayacaktır.

İlaç bütçesi, eczacıların da dâhil olduğu katılımcı bir mekanizma içerisinde şekillenmelidir. Türkiye ilaç pazarının büyüme oranları ile ilaç firmaların pazar paylarındaki büyüme göz önünde tutularak ilaç bütçesinden sanayiye aktarılan kadar bir pay hakkaniyet temelinde yaygın bir sağlık ağı olan eczanelere aktarılmalıdır.

Gıda Takviyeleri/Bitkisel İlaçlar/Tıbbi Bitkisel Ürünler: Gıda takviyesi yahut bitkisel ilaç adı altında eczane dışı mekânlardan satılan ürünlerin ölümlere varacak düzeyde toplum sağlığı sorununa dönüşmüştür. Ayrıca bu konuda Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı arasında yetki ve mevzuat karmaşası yaşanmaktadır.

Gıda takviyesi adı altında satılan ürünlerin Sağlık Bakanlığınca yapılan titiz kontrollerden ve ürün analizlerinden sonra tıbbi bitkisel ürün kategorisine girip girmediği belirlenmeli; sadece eczanelerden eczacı danışmanlığında halka sunulmalı ve bunların satılması sıkı bir denetime tabi tutulmalıdır. Söz konusu ürünlerin internetten satışını önleyecek tedbirler getirilmelidir. Önleyici- caydırıcı tedbirler yanında bu ürünleri satanlara yönelik cezai tedbirler artırılmalı; insan sağlığı, sağlık simsarlarının eline bırakılmamalıdır.

Veteriner-Zirai İlaçlar: Eczacılar beşeri ilaçlar kadar veteriner-zirai ilaçlar konusunda da yetkin olan birer sağlık profesyonelidir. Diğer yandan reçeteyi yazan ile reçeteyi karşılayanın aynı kişi olması etik dışı tutumların önünü alabildiğine açmaktadır. Bu nedenle veteriner ilaçların, ilacın aslî uzmanı olan eczacı eliyle eczacı danışmanlığında sunulması bütüncül sağlığa etik yaklaşımın da gereğidir.

Eczane dışına çıkan sağlık ürünleri: Eczane dışına çıkarılan günübirlik, kemoterapi ilaçları, mamalar, gıda takviyeleri, botoks, aşılar ve eklemiçi sıvıları vb. ürünlerin yeniden eczanelerden sunumunun sağlanması hem halk sağlığı risklerini asgariye indirilmesi hem kamu maliyesinin korunması açısından önemlidir.
Bütün bu taleplerimiz karşılandığında, eczanelerin ekonomisi ile birlikte hastanın sağlığının da gelişeceğine inanıyoruz.

ECZANELER DEĞİŞİYOR, TOPLUM SAĞLIĞI GELİŞİYOR

Değerli Basın Mensupları;

Ülkemizde ilk eczacılık sınıfının açıldığı 14 Mayıs 1839 yılından bugüne kadar eczacılık mesleği son derece değişti, değişmeye devam ediyor. Bizler de bu değişimi hızlandırmak için meslek örgütü olarak görevimizin başındayız. Eczanelerin hasta sağlığına verdiği hizmetin niteliğini ve yelpazesini artırmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Sadece talep eden değil, hizmet üreten, katma değer yaratan bir mesleğin mensupları olmak; hastalarımıza verdiğimiz hizmetin kalitesini artırmak için uğraşıyoruz.

Bu doğrultuda, geçtiğimiz iki yıl boyunca eczacıların mesleki gelişimini süreklileştirecek bir projeye imza attık. Akılcı Eczane projesi ile, önce
– Türkiye’deki eczacılar için ulusal bir yetkinlik çerçevesinin hazırlanması ve serbest eczacılık uygulamalarına dahil edilmesi yönünde çalışmalar yürüttük. Bu çalışmaları Dünya Eczacılık Federasyonunun kriterlerini gözeterek gerçekleştirdik. “Dünya Çapında Eczacı” tanımından hareket ederek, en gelişmiş sağlık hizmeti veren ülkelerde eczacılar hangi kriterlere uygun hareket ediyorsa bizim meslektaşlarımızın da o kriterleri esas alması ile ilgili bir çerçeve oluşturduk.

– Bu kriterlerin tamamına ulaşmak için “sürekli mesleki gelişim” yaklaşımını hayata geçirdik. Eczacıların kendilerini değerlendirebilecekleri, “kanıta dayalı” öğrenebilecekleri, bilgilerini sürekli yenileyecekleri bir sistem kurduk.
– 8 ilde Astım / KOAH alanında bir pilot proje gerçekleştirdik. Projeye dahil olan eczacılarımızla oluşturduğumuz bu yeni hizmet modeli çerçevesinde bir hizmet sunduk ve Astım / KOAH hastalarımızdaki iyileşme düzeylerini değerlendirdik. Astım ilaçlarının kullanımında kötü inhalasyon tekniği hem ilaçların emilimini azaltmakta hem de inhaler kullanan pek çok hastanın ilacından hiçbir fayda sağlamamasına neden olmaktadır. Dolayısı ile hastalara inhaler kullanımı başta olmak üzere ilaca ve hastalığına dair konularda eczacılarımızın sağladığı danışmanlık hizmeti ile hastalarımızın yaşam kalitesinde belirgin bir iyileşme yarattık. Buna ilişkin değerlendirmeleri çok ana hatları ile sizlere şu şekilde açıklayabilirim.
– Astım tedavi süreçlerinin değerlendirilmesinde yani tedavi ile hastalara astımının kontrol altında olup olmadığının belirlenmesi sürecinde kullanılan Astım Kontrol testlerinde 80 hastamızda ortalama %76 civarında bir iyileşme sağladık.
– Diğer bir değerlendirme, solunum hızını ölçmek için geliştirilmiş olan hastalığın gidişini, ilaç tedavisinin etkinliğini ve astma ataklarının ağırlık derecesini anlamamıza yardımcı olan bir cihaz olan PEF Metre cihazları ile yaptığımız değerlendirme. Bu değerlendirmelerde 80 hastamızdaki iyileşme %40 civarında olmuştur.
– İlaç kullanımını değerlendirdiğimizde ise salbutamol kullanımında yüzde 30 civarında azalma olduğunu gördük.

Bu sonuçlar, eczacının sağlık sistemine katkısını net bir şekilde gösterdi. Projemiz Diyabet eğitimi ve arkasından obezite, hipertansiyon, sigara bırakma gibi alanlarda devam edecek. Bu yıl, eczanelerdeki bu değişime dikkat çekmek için 14 Mayıs temamızı “Eczaneler Değişiyor, Sağlık Sistemi Gelişiyor” olarak belirledik.

Son derece sevindirici bir başka gelişmeyi de ilk kez burada dile getirmekten büyük bir mutluluk duyuyoruz: Projemizin ilk sonuçlarını 19 Nisan 2016 günü Sayın Sağlık Bakanımız Dr. Mehmet Müezzinoğlu ve beraberindeki heyete sunduk. Son olarak Bakanlıkla Merkez Heyetimizin yakın zamanda yaptığı toplantıda Türkiye’de eczacılık sisteminin çehresini büyük bir hızla değiştirecek yeni bir uygulamaya birlikte başlamaya karar verdik. Projemizin devamı ve Sağlık Bakanlığı işbirliğiyle genişletilmesi sonucunda tüm eczacılarımızı yaşam tarzı değişiklikleri ve diğer konularda eğiteceğiz. Bu eczacılarımıza “Sağlık Danışmanı Eczacı” unvanı Sağlık Bakanlığı tarafından verilecek. Dileyen meslektaşlarımız daha ileri düzey eğitimler de alabilecek ve diyabet danışmanı eczacı, astım danışmanı eczacı gibi sıfatlarla hastaların iki hekim ziyareti arasında ilaçlarını kullanımı, ilaç –ilaç ve gıda etkileşimlerini, ilaç uyumunu kontrol edecek ve kayıt altına alacaklar. Eczacılar sağlık sistemine, hasta sağlığına katkılarını artırarak sürdürecekler. Bu konuda da siz değerli basın mensuplarının her zaman olduğu gibi bizlere, dolayısıyla sağlığa katkı vereceğine de inanıyoruz.

Tüm meslektaşlarımızın 14 Mayıs Bilimsel Eczacılık Günü’nü tekrar kutluyor, hastalarımıza bize güvendikleri için teşekkür ediyoruz.

TÜRK ECZACILARI BİRLİĞİ MERKEZ HEYETİ

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin