Ana Sayfa Basında Sağlık New England Journal Medicine’e Kardiyolojik Yanıt!

New England Journal Medicine’e Kardiyolojik Yanıt!

68
0
Paylaş

New England Journal Medicine’e kardiyolojik yanıt!

Geçtiğimiz günlerde New England Journal Medicine’de Transforming Turkey’s Health System — Lessons for Universal Coverage başlıklı bir çalışma yayınlandı.

Ülkemizde son 12 senede sağlık alanındaki iyileşmelerden, sosyal sigortadan, gebelerden-bebelerden tutun da, birinci basamak sağlık hizmeti sunumundan, kalp krizi geçiren hastaların aldığı sağlık hizmetinden birçok alana dair yaşanan devrim niteliğindeki(!) değişimler dünyanın sayılı bilimsel dergilerinden birinde, hem de diğer ülkelere örnek teşkil ettiği yönünde yorumlarla yayınlandı.

Her satırına onlarca yanıt verilebilecek bu makalenin, kapsamlı eleştirisi elbette yapılacaktır. Hatta bilimsel olduğu iddia edilen bu makalenin bilimsel olmaktan öte, sahte verilerle yapıldığını söyleyebiliriz.

Makalenin ülkemizdeki kardiyolojik hastalıklarla ilgili de bir kısmı da var.

”55 yaşında erkek bir hasta göğüs ağrısı ve nefes darlığı şikayeti var. Büyük şehirde yaşamakta. Ailesinin ambulans çağırması sonrası 10 dakika içinde ilk tıbbi teması sağlamış. İlk müdahaleler yapılıp, kalp grafisi çekilmesi sonrası kalp krizi tanısı konularak 60 dakika içinde damarlara anjiyografi ile bakılıp, darlıklara müdahale edilmiş.” Sonrası taburculuk. Taburculuk sonrası kolayca poliklinik hizmeti, çok küçük miktarlarda katkı payı ile ilaç tedavisini elde etmesi ve son olarak kalpte oluşan hasarlar için kardiak rehabilitasyon programına alınmasından bahsedilip, mutlu bir tablo çizilerek olgu sunumuna son verilmiş.

Elbette nereden başlanması gerektiğine karar vermek zor. Ancak bununla başlayabiliriz. Makalenin yayınlandığı ülkeden herhangi bir insan ülkemize gelip, herhangi bir hastanede kardiyoloji polikliniğinden randevu almaya kalksa, becerebilirse o randevuyu alsa ve sabah 7 de hastanede kuyruğa girip giriş yaptırdıktan sonra hekime ulaşsa, (bu aralarda beklediği süreleri es geçerek) ortalama beş dakika içinde derdini anlatsa, muayene olsa, ilaçlarını gösterip, hangisini ne kadar ve ne zaman içtiğini anlatsa, sonrasında kendisinde istenen basit kan tetkikleri, efor-eko gibi ileri testlerin isteklerini alıp gitse. Saatlerce kan verebilmekle uğraşıp, sonuçlar çıkana kadar diğer tetkiklerini halletmeye gitse, birçok hastanede bunların randevu ile çalıştığını ve 2-3 ay sonrasına randevu verildiğini duysa, aynı gün yapılan hastanelerde ise 10-15-20 dakika bile sürebilecek tetkikleri 3-5 dakika da sonuçlandırmak zorunda olan sağlık çalışanları ile karşılaşsa…

Daha bitmedi, ihtiyacı olan ve kullanması gereken ilaçların bir kısmına rapor çıkarması gerekse ve bu ilaçların akla mantığa sığmayacak şekilde, raporda SGK tarafından ödenme koşullarını sağlamadığı gerçeği ile karşılaşsa, örneğin en azından bir süre 2 tane kan sulandırıcı kullanması gerekirken devletin yalnızca birine izin-rapor verdiğini görse, ya da kullanması gereken kan sulandırıcı ilacına rapor çıkarmak için devletin uygun gördüğü ilacı kullanıp bunun başarısız-etkisiz olduğunu kanıtladıktan sonra ilacın raporuna ulaşabileceğini görse, ya da ilaç kullandığı için normal olan kolesterol değerleri normal olduğundan, sonraki sefer rapor çıkarmakta zorluk çekeceğini anlasa.

Uzaaar, uzaaaar… Ne mi olur? Sanırım kalp krizi geçirir! Neyseki ülkemizde hemen müdahale edilecek koşullar var.

Ambulans hizmeti örneğin: Halkımızın hizmetinde canla başla çalışmakta. Bırakın hasta olmayı, canınız gezip dolaşmak istese bile arayıp çağırabileceğiniz, triaj meselesinin hak getirdiği bu hizmetten faydalanabilmesi için o sırada onlarca insana hizmet sunan bu birimin boş olupta kendisine gelebilme ihtimalini bir düşünün. Sonra küçük bir yerde ise bırakın anjiyo yapılacak merkezi, kardiyolog bile olup olmayacağı muamma.

Sonra 7/24 hizmet veren anjioyo merkezine ulaşsa, sanırım bu şekilde devlete ait olup, hizmet veren hastane 4 milyon nüfuslu İzmir’de ya yok, ya da 1 hastanede var. Anlatıldığı gibi işlemler yapılsa ve 2 gün sonra taburcu olup, koca ülkede 3-4 merkezi geçmeyecek sayıda kardiak rehabilitasyon merkezine yönlendirilse. Nasıl bir şanssa, örnek düzeyini geçmeyecek hizmetlerin hepsi denk gelse hastamıza.Yani acil servisinde aspirin olmadığı için haber olan hastanelerden birine değil de, anlatıldığı gibi bir merkeze denk gelse.Ve bu merkezde çalışma süresinin 27. saatinde olan, ya da 32. saatinde olan bir hekimin 79. hastası olsa.

Ülkenin en büyük illerinde,araştırma hastanelerinde gece nöbetlerde kardiyoloji-göğüs hastalıkları gibi spesifik branşlarda bu konularla ilgili hastalara asistan hekimlerin, hem de bu branşların asistan hekimleri olmak zorunda değil, baktığını görse, ne olur? Sanırım tekrar kalp krizi geçirir. Eğer geçirdiği krizlerin hepsinde hayata tutunmayı başarıp, canlı kalabilirse bu kısır döngü devam edecektir. Önemli değil ama, ülkemizde öyle güzel bir sağlık sistemi var ki! Yaşayabileceği ve resmen hayatta kalma mücadelesi verdiği onlarca sorundan bahsedebiliriz.

Peki durum böyleyken, bilimselliği şüphe götürmez ve gerçeklerin böyle olmadığını bilen bir dergi ne amaçlamış olabilir? Kapitalizm, sömürü düzenini devam ettirmek için halka yalan söylerken, bilimi buna alet mi ediyor? Ismarlama makaleler mi yazılıyor? Neyse bu konuyu ilgili branşlara, halk sağlıkçılara, sağlıkta soygun ve yıkım düzenini daha iyi bilenlere havale edelim.

İnan Mutlu

http://saglikhaktir.org/new-england-journal-medicinee-kardiyolojik-yanit-inan-mutlu/

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin