Ana Sayfa Basında Sağlık Sağlık Sisteminde artık Sosyal Devlet Yok!

Sağlık Sisteminde artık Sosyal Devlet Yok!

71
0
Paylaş

Sağlık sisteminde artık sosyal devlet yok!

Türkiye sağlık alanında 2005 yılından itibaren büyük bir değişime ve dönüşüme girmiştir. ‘Sağlıkta Dönüşüm’ adı verilen bu proje ile sağlık hizmetlerinin sunumu ve vatandaşın hizmete erişimi, hekimin özlük hakları, çalışma koşulları ile ilgili çeşitli yasalar ve kararnameler yürürlüğe sokulmaya başlanmıştır.

Aile hekimliği sistemine ilk 2005 yılında Düzce’de pilot uygulama ile başlanan ülkemizde  Kasım 2010 itibariyle artık tüm illerde sağlık ocakları sistemi bırakılıp Aile Hekimliği uygulamasına geçilmiştir.

Sağlık sistemindeki bu köklü değişikler hakkında bilgi vermeden önce geçmişteki sağlık ocaklarının yapısı ve işleyişine de değinmek istiyorum.

Sağlık ocağı sistemi, , birinci basamak sağlık hizmetleri modellerinden olan sağlık kurumu aracılığıyla koruyucu ve tedavi edici sağlık hizmetlerinin bir sağlık ekibi tarafından sunulması sistemidir.  Ülkemizde 1960’lı yıllardan bu yana uygulanmaktaydı. Avrupa’nın pek çok ülkesinde de bu kurumların ismi halen  sağlık merkezi olarak geçmektedir.
Sağlık ocağı sistemi nasıl bir sistemdi?
Sadece doktordan oluşmayan, doktorun da içinde bulunduğu bir sağlık ekibi vardır. Kişiye ve kişinin de yaşadığı çevreye yönelik koruyucu ve tedavi edici sağlık hizmetlerinin bütüncül yaklaşımla sunumu söz konusudur.
Ülkemizdeki sağlık ocakları; çevre, gıda denetimi, suyun sağlıklı halde olup olmadığının denetlenmesi, gıdaların denetlenmesi, çalışma ortamının denetlenmesi gibi pek çok hizmeti de, bu ünitelerde bulunan hekim ve hekim dışındaki diğer sağlık personeliyle birlikte vermekteydi.
Sağlık ocakları hakkındaki yasada şu tanım yer almaktadır: ‘Her 5-10 bin nüfusa bir sağlık ocağı, bu sağlık ocağı içerisinde de yeteri kadar sağlık personeli çalıştırılacaktır’ Görülen o dur ki yasa tanımında belirsiz bir nokta yoktur. Hem nüfus bellidir, hem de o nüfusun yaşadığı bölge bellidir. Hekimin yanı sıra, hemşiresi, sağlık memuru, sağlık teknisyeni, tıbbi sekreteri, hizmetlisi, gerekiyorsa diş hekimi, gerçekten orada bir olanak hazırlanabilirse röntgen teknisyeni ve laboratuar teknisyeni gibi çeşitli sağlık personellerini barındırdan bir ekiple hizmet verilebilmesi mümkündü. Sonuçta sağlık ocağı, o nüfus ölçeğindeki insanların sağlık ihtiyaçlarının ve bu ihtiyaca dönük hizmetlerin % 90-95’ini karşılayabilen bir ünite şeklindeydi.
Türkiye’de sağlıkta dönüşümün ilk adımı olarak Aile Hekimliği sisteminin getirilmesiyle, yasalara ve mevzuatlara şu ibareler konulmuştur:
‘Sağlık hizmetlerinin finansmanı için sağlık sigortası fonu oluşturulacaktır. ‘
‘Sağlık hizmetleri bireye yönelik tedavi edici hizmetlerle,  bireye dönük koruyucu hizmetler şeklinde ayrı ayrı verilecektir.’
‘Gerekli örgütlenme ise aile hekiminin kendi imkânlarıyla oluşturduğu ofislerde yapılacaktır.’
‘Vatandaş primini ödedikten sonra sağlık sigortası fonundan faydalanacaktır, bu fonun üyesi olacaktır.’
‘Sağlıkta Dönüşüm Programı’ adı verilen bu süreç, sosyal devlet ilkesini benimsemiş ülkemiz için artık sağlık hizmetinin temel bir devlet görevi olmaktan çıkarılması, sağlığın özelleştirilmesi demektir. Sözün özü ‘Parası olana sağlık’ ilkesinin benimsenmesidir.
Aile hekimliği uygulaması ile sağlık hizmetleri koruyucu ve tedavi edici hizmetler olarak iki ayrı grupta ele alınmıştır. Koruyucu ve tedavi edici sağlık anlayışının beraberliği artık söz konusu değildir. Halbuki bu ikisi bütüncül olarak tek bir anlayışta yer almalıdır.  Uygulamalarda ise koruyucu halk sağlığı hizmetlerini göz ardı edip performans sistemine ve tamamen tedavi edici hizmetlerin tüketimine dayalı bir sağlık sistemi meydana getirildiği hekimlerce görülmektedir.
Tüm bu düzenlemeler, yandaş medyada  yer alan ‘Sağlıkta Dönüşüm Programı’ gibi, ‘Özel muayene sistemini bitiriyoruz!’ gibi birtakım  kulağa hoş gelecek söylemlerle maalesef ki halkımız kandırılarak yapılmaktadır.
Ekip çalışması yerine hizmetin sunumunu tek bir hekime terk ettiği için ; sağlık hizmetlerinde nüfusla coğrafya arasındaki ilişkiyi kopardığı için aile hekimliği uygulaması modern sağlık anlayışının gerisinde , çağ dışı bir modeldir.
Sağlıkta Dönüşüm Projesinin İçinde Hangi Yasalar Var?
Bir ülkedeki sağlık sektörünü dönüştürmek için, üç alana müdahale eden kanunlar çıkarılır.
1) Sağlık hizmetlerinin örgütlenme biçimi ve hizmet sunumu
2) Sağlık hizmetlerinin sunumda yararlanılacak insan gücü
3) Sağlık hizmetlerinin finansmanı
‘Sağlıkta Dönüşüm Projesi’ ile birlikte bu üç alanı ilgilendiren yasalar çıkarılmış ya da çıkarılacaktır.
Sağlık hizmetlerinin örgütlenme biçimi ve hizmet sunumu yönelik olarak;
Aile Hekimliği’ne ilişkin yasalar,
Kamu Hastaneleri Birliği’ne ilişkin yasalar,
Sağlık Kentleri ve Şehir Hastanelerine ilişkin yasalar,
İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’na ilişkin yasalar.
Sağlık personeline yönelik olarak, sağlık personelinin sözleşmeli çalıştırılmasıyla ilgili yasalar:
Tam gün yasası,
Yabancı hekimlerin çalıştırılmasına ilişkin yasalar.
Sağlık finansmanına yönelik olarak ise;
SSK, Bağkur ve Emekli Sandığı’nın fesh edilerek yerine
Sosyal Güvenlik Kurumu kurulmasına ilişkin yasalar ve uzantılarından bahsedebiliriz.
Çıkarılmış olan Kamu Hastane Birlikleri Yasası sağlık hizmetlerini  özelleştirme sürecinin bir parçasıdır. Bu yasa ile kamu hastanelerinin yönetimi önce iktidar destekli bir vakfın mütevelli heyetine verilecek sonra da bu yönetimler marifeti ile zamana yayılarak tüm kamu hastaneleri özel hastanelere çevrilecek,  böylece liberal politikaların etkili olduğu sağlık kentlerinin önü açılacaktır.

Alperen Kızıklı

Radikal

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin