Ana Sayfa Basında Sağlık Doktor ‘derdine’ bul bir Çare

Doktor ‘derdine’ bul bir Çare

104
0
Paylaş

Doktor ‘derdine’ bul bir çare

14 Mart Tıp Bayramı’nda doktorlar daha çok uğradıkları şiddetle, yaptıkları eylemlerle gündeme geliyorlar. Fakat bir tıp öğrencisinin doktor olma mücadelesi kolay geçmiyor. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöroşirürji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Hancı ve Tıp Fakültesi Dekanlar Konseyi Başkanı Prof. Dr. Muhammet Güven, Tıp Bayramı öncesi doktor adaylarının ve tıp fakültelerinin sorunlarını anlattı.

Tıp öğrencisi adayı daha okulu kazanmadan daha fazla çalışmaya başlıyor, tıp okuyabilmek için öncelikle üniversite sınavından yüksek puan alması gerekiyor. Bu yıldan itibaren geçerli olacak başarı sırası barajı uygulamasına göre, tıp fakültesini tercih edebilmek için ilk 40 bine girmek gerekiyor. Öğrenci olmanın yanında ‘tıp öğrencisi olmak’ ise ayrı bir tanım gerektiriyor. Doktor adaylarının sosyal medyadaki bazı tanımları şöyle: “Boş zamanlarında ne yaptığı sorulunca ‘uyuyorum’ yanıtını veren insan güruhudur”, “Bir sene boyunca gördüğü zorlu dersleri 2 hafta içinde hatırlayıp finale girmesi istenen, üstün yetenekler beklenen, garibim doktor adayı”, “Okul açılalı 2 hafta olmasına rağmen kütüphaneyi günün her saatinde dolduran öğrenci topluluğu”… İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöroşirürji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Hancı, tıp fakültelerini ve tıp öğrencilerinin sorunlarını anlatırken sözlerine “Her şeyden önce Tıp Bayramı hekimlerin de birer birey olarak anımsanması için yararlı bir gün haline geldi” diyerek başladı:

 “Tıp fakültesindeki öğrencinin temel sorunu eğitim yetersizliği ve standart olmaması. Hekimlik bir bilim olduğu kadar aynı zamanda bir usta-çırak işi. Yüzlerce kişilik sınıflarda öğretilemez. Planlama gerektirir. Borçlu geçme, tek ders hakkı, alttan ders alma gibi yöntemlerle eğitimin kalitesi daha da bozuluyor. 1970’li yıllarda ben okula girdiğim zaman ülkede dokuz tıp fakültesi vardı şimdi sayıları 100’e yakın. Bu kadar okulda eğitim verecek kişi nereden bulundu da bu kadar çok okul açıldı? Özel üniversiteler tıp fakültesi açarak iyi bir kazanç kapısı elde ettiler. Gerek teorik gerek pratik eğitim gün geçtikçe zayıflıyor çünkü amaç kaliteyi sağlamak değil kişi başına düşen hekim kotasını yakalamak.

Tıp eğitimi görecek kişi yaşamını bu işe vakfedeceğini bilerek mesleğe başlamalı. Eskiden övünerek dile getirdiğimiz gibi ‘hekimlik bir yaşam biçimidir’. Fakat yıllar sonra anlıyorsunuz ki ‘yalnızca başkalarını yaşatmak için sürdürülen bir ölüm biçimi haline dönüşmüş’.

‘Benim çocuğum doktor olacak’ algısı
Ailelerin çocuklarını hekim olmaya yönlendirmeleri hekimliğin saygın bir meslek olduğu zamanlardan kalma. Yaşanmış bir örnek olarak kendi çocuğuma verdiğim öğüt hekim olmaması idi. Aldığım yanıt ise daha can acıtacak nitelikte: ‘Annemin ve senin haline baktıktan sonra zaten hekim olmayı hiç düşünmedim’ şeklindeydi. Ebeveynler her ikimiz de hekimiz.

‘Acaba hata mı yaptım?’
Zorlu bir eğitimden sonra yıpratıcı bir ihtisas dönemi olan TUS’la mesleğe adım atıyorsunuz ve bu kez değersizleştirme süreciyle karşı karşıyasınız. Sağlık sistemindeki tüm olumsuzlukların nedeni olarak gösterilen, aynı zamanda performans sistemiyle makineye dönüştürülmesi istenen bir birey olarak ortadasınız. Fiziki şiddete, takibata uğrayan, şikâyet edilen, olağan şüpheli olarak adliye koridorlarında sürüklenen bir kişi hekim. 33 yıllık meslek hayatının sonunda pek de parlak sözler söyleyemeyecek konumda olmak, ‘acaba bir yerlede hata mı yaptım’ düşüncesini akla getiriyor.”

Öğrenci çok, altyapı ve kaynak yok
Tıp Fakültesi Dekanlar Konseyi Başkanı Prof. Dr. Muhammet Güven, tıp eğitiminin sorunlarını şöyle anlattı:
*Öğrenci kontenjanlarının yüksek olması bir sorun.
*Özellikle yeni kurulan tıp fakültelerinde öğretim üyesi ve altyapı eksikliği yaşanıyor.
*Tıp fakültelerinde hizmet, eğitim ve araştırma arasında denge sorunları var. Hizmetin eğitimi destekleyici bir konumda olması gerekirken bugün ağırlık hizmette. Çünkü hem çalışanların özlük haklarının sağlanabilmesi hem de hastanelerin döndürülebilmesi için hizmet şart. Hizmete ağırlık verildiğinde de doğal olarak eğitim ve bilimsel faaliyetler olumsuz etkileniyor. *Öğrencilerin çoğu tıp fakültesine yeterli altyapıdan yoksun olarak geliyor. Özellikle yabancı dil, temel sağlık bilimleri, hijyen, biyolojik bilimler… İlk yıllarda bocalanıyorlar. Tıp fakültesi için öğrenci yetiştirilecekse o öğrencilerinin altyapısının ona uygun haline getirilmesi gerekiyor.
*Özellikle yeni fakültelerde derslik, klinik ve laboratuvar yetersizlikleri var. Eski tıp fakültelerinde ise teknolojiyi takip edecek yeterli maddi imkânlar olmuyor.
*Türkiye’nin artık yeni tıp fakültelerine ihtiyacı yok.
*Tıp fakültlerinde tıpta uzmanlık öğrenci kontenjanları, gereksinimlerin çok altında.
*Tıp, pahalı bir eğitim ancak ayrılan kaynak yetersiz.

Denizcilik isterken puanları onu tıbba yöneltti
Hatice Satar (Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi 2.sınıf öğrencisi): “Lisede iyi bir derecem vardı. Böyle olunca çevremde şöyle bir tepki oluştu: ‘Madem iyi bir derece yaptın, iyi bir bölüm yaz’ diye. Aslında benim istediğim şey denizcilikti. Çevrenin etkisiyle değiştirip tıp fakültesi yazdım. Ama şu an memnunum. İnsan hayatına dokunabileceğim en temel meslek çünkü. Birinci sınıfta temel dersler alıyorduk. O dönem gerçekten çok bunalmıştım. Ama meslek dersleri almaya başlayınca daha çok sevdim. Zor olan kısmı şu; derslerle hayatınızı bir arada yürütemiyorsunuz. Sınav yaklaşmaya başladığı zaman ‘ders çalışmam lazım’ diyerek ders çalışmaya gömülüyorsunuz. Bu dönemlerin dışında çok fazla çalışma durumu olmuyor.”
 

Çok zor ama yine olsa yine tıp yazarım
Ümit Arslan (Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi 6. sınıf öğrencisi): “Okulum benim ikinci tercihimdi. 6 tercih yapmıştım. 4’ü tıp fakültesi, 2’si diş hekimliğiydi. Dışarıdan görünenden çok daha farklıymış tıp fakültesi. Çok daha zormuş. 20 yıl sonra dahi sorulsa bu kadarını tahmin etmiyordum derim. Ama yine olsa yine tıp yazarım. Mesleğiniz hakkında idealiniz varsa kendinizi bazı şeylerden soyutlamak zorundasınız. Bazı şeylerden fedakârlık yapmak zorundasınız. Yoksa bugün tıp bir derya. Bunlara çok fazla hâkim olamazsınız. Yine de bunu bozan örnekler de var. Hem kariyerini sürdürüp hem de müzik, resim ve spor alanında ikinci kariyerini yapanlar da mevcut. Hastalarla ilgilenmeye, usta-çırak ilişkisine 4’üncü sınıftan itibaren başlıyoruz. Şimdi artık başımızda kimse olmadan da hastaya müdahale edebiliyoruz. Bu, mesleğe adaptasyon açısından çok iyi bir his. Eksik olduğunuz zaman da hastalara karşı çok büyük bir vicdani sorumluluk hissediyorsunuz. Bizim 1’inci sınıftan 6’ncı sınıfa kadar tıp öğrencilerinden oluşan bir arkadaş grubumuz var. Birlikte sohbet ediyoruz, oyun oynuyoruz. Vaktim olunca bisiklet sürüyorum. Kickbox’la ilgileniyorum. Son sekiz, dokuz aydır bunları yapmaya pek fırsatım kalmıyor yoğunluktan. Geç çıkıyoruz, erken geliyoruz. Tıp fakültesi öğrencisinin sorunlardan bir tanesi siz bu kadar emek sarf ederken hasta ve hasta yakınları tarafından size hakaret edilmesi, alaycı ve aşağılayıcı kelimelerin kullanılması. Bu sizin moralinizi bozuyor. Bir de nöbetlerimiz oluyor. Yoğunluğumuz oluyor. Yaptığımız işlerden ziyade hastane içinde bazı karmaşıklıklar var. Bazı açık olmayan ifadeler var. Hemşirelerin görevleri, doktorların görevleri gibi… Sıkıntıların çoğu buradan çıkıyor. Bazen hemşirelerin işlerini yapmak zorunda kalıyoruz.”
 

Tıp fakültesi sayısı: 88 (63 devlet, 25 vakıf)
Tıp fakültelerinin 2014-ÖSYS’de öğrenci kontenjanı: 11 bin 548
Lisans süresi: 6 yıl
Mevcut doktor sayısı: 126 bin

Esra Ülkar
Hürriyet

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin