Ana Sayfa İlaç Sektörü İE Küçük Bir Evde Doğdu

İE Küçük Bir Evde Doğdu

110
0
Paylaş

İbrahim Ethem, Gedikpaşa’da küçük bir evde ilk laboratuvarını kurdu. İbrahim’in başarıları kısa sürede hekimler arasında büyük bir üne dönüştü. Dört oğlu da aynı mesleğe gönül verince Türkiye’nin ilaç devi oldular.

Geçen hafta Ali Suat Ulagay hayatını kaybetti. Cenaze töreni diğer pek çok ‘Beyaz Türk’ün cenazesinin kaldırıldığı Teşvikiye Camii’nde yapıldı. 100 yaşında hayatını kaybeden Ali Suat Ulagay babası ve kardeşleriyle birlikte İbrahim Ethem İlaç Sanayii’ni kurmuş önemli bir isimdi. Türkiye’nin iyi okullarından yetişmiş aile fertleri arasında Osman Ulagay, Melek Ulagay ve Alp Ulagay gibi kamuoyunun yakından tanıdığı isimler de var.

REŞAT ALTININI O BULDU

Ulagay ailesinin bilinen ilk ismi ve ailenin kurucu babası İbrahim Ethem’dir. 1864 sürgününde Rusya’dan Türkiye’ye gelen Kafkas göçmenlerinden gümrük memuru Rüstem Efendi’nin ve yine Kafkas göçmeni olan Adviye Melek Hanım’ın oğlu olarak Aksaray’daki bir evde dünyaya gözlerini açtı.

1880 doğumlu İbrahim Ethem, Mektebi-i Osmani ve Rüşdiye’yi tamamladıktan sonra Askeri Tıbbiye’den yüksek kimyager olarak mezun oldu. 1903 yılında, 23 yaşında genç bir hekimken evinin küçücük bir odasında tahlil laboratuvarı kurmuştu.

İdeallerinin peşinden koşmayı seven İbrahim Ethem mütevazı tahlil laboratuvarını yıllar içinde büyütürken, memuriyet hayatını da sürdürecekti. İbrahim Ethem 1938’de Numune Hastanesi’nden emekli oluncaya kadar çeşitli kademelerde görev yapmıştı. Ethem, kimya disiplininin hemen hemen her alanında hem askeri hem sivil kurumlarda çalışmıştı.

Haseki Hastanesi’nde, Tıp Fakültesi’nde biyokimya mütehassıslığı, biyokimya laboratuvar şefliği, başkimyagerlik bunlardan sadece birkaçıydı. Gülhane ve Bahriye hastanelerinin laboratuvarlarını kuran İbrahim Ethem, Darphane Kimyahanesi’ne tayin edilmiş, burada bugün ‘Reşat altını’ olarak bilinen altını ortaya çıkarmıştı. İbrahim Ethem, ünlü Deycke Paşa’nın yanında biyokimya ihtisası yapmıştı, bu yüzden Alman ekolüne hayrandı.

KONAK YANGINDA KÜL OLDU

Ethem, gönül hayatına boş vermemiş; 1908’de Seyyide Hanım’la evlenecekti. Bu evliliğinden aile adını bugünlere taşıyan dört oğul sahibi olacaktı. Seyyide Hanım’ın ailesi Karadenizliydi. Aile yüzyıllar önce Yunanistan’a göç etmiş, bir kısmı İstanbul’da kalmıştı. Seyyide Hanım, İbrahim Ethem’le İstanbul’da evlenmişti.

Fatih’te bir konağa taşınan çift, evin bir odasını tahlil laboratuvarına dönüştürmüştü. İstanbul’u yakıp kül eden yangınların en ünlüsü, Çırçır yangını bu konağı yok ettikten sonra aile Gedikpaşa’da kira evine taşınmıştı. Konağa göre oldukça küçük olan bu evin bir odası da hemen laboratuvara dönüştürülmüştü ve 15 yıl boyunca laboratuvar olarak kullanılmıştı.

İbrahim Ethem gelecekte kendisini Türkiye’nin büyük sanayicileri arasına sokacak olan işinin temellerini bu odada atmış, ilk üretimlerini Gedikpaşa’daki evde gerçekleştirmişti.1924 yılına gelindiğinde laboratuvarın adı kimyaevi olarak değiştirilir. Kimyaevi 1924’te Şark Mahfili’ne, 1934’te ise Çemberlitaş’a taşınır. İbrahim Ethem bu süreçte adını ilaç üreticileri arasına yazdırmayı başarmıştır.

ATATÜRK’ÜN KARŞISINDA UYUDU

Bu büyük başarısı daha o dönemde gazete haberlerine, köşe yazılarına konu olmaktadır. İbrahim Ethem laboratuvarı 1929 yılında tıp kongresi sergisine 200 civarında müstahzarla katılır. Bütün bu çalışmalarda başarılı kimya adamının en büyük destekçisi ailesidir. İbrahim Ethem’in iş yoğunluğu onun yeterince dinlenmesine imkân vermez. Melda Davran’ın aileden naklettiğine göre bir gün çağrıldığı bir bilimsel toplantıda Atatürk’ün huzurunda uyuyakalacak, arkadaşları tarafından götürülüp yatırılacaktır.
1934 yılında kimyaevi Çemberlitaş’a taşınır. Ethem, altı yıllık bir aradan sonra 1933’te yeniden başladığı Darphane’deki görevinden kalan zamanlarda hep laboratuvarın başındadır. İbrahim Ethem müstahzarları en çok rağbet gören ürünlerin başındadır elbette…

DÜRÜSTLÜK ABiDESI SAYILIRDI

Yakın arkadaşı ve dünürü Mazhar Osman’a göre İbrahim Ethem hekimler arasında dürüstlük abidesi gibiydi. ‘İbrahim’in tahliline her hekim inanır, onun laboratuvarının damgasını taşıyan raporların doğruluğundan şüphe etmez. Kırk sene bu temiz şöhretine leke sürdürmedi. İşinin başında büyük bir titizlikle çalıştı, hiçbir vakit baştan savma iş görmedi, mesleğine olan aşkı dört evladını da bu yolda yetiştirmeye sebep oldu.’

Son derece cömert ruhlu ve yardımsever biri olarak bilinen, yıllarca Türk Hekimleri Dostluk ve Yardım Cemiyeti’nin idare heyetinde görev yapan İbrahim Ethem, 1936 yılında hizmete giren Haydarpaşa Numune Hastanesi’nin biyokimya laboratuvarını kurmakla görevlendirilmişti. Burada üç yıla yakın çalıştıktan sonra 1938’de kendi isteğiyle emekliye ayrıldı. 63 yıllık yaşamında hem askerlik görevini hem memuriyeti hem özel laboratuvarı aynı anda sürdürüp hepsinde başarılı olan, 35 yıl devlet hizmetinde bulunan İbrahim Ethem, Heybeliada’da kalp krizinden vefat ettiğinde yıl 1943’tür.

Marshall yardımından yararlandı

İbrahim Ethem’in beklenmedik ölümü ailede şok etkisi yapmıştı. Ancak işler hiçbir şekilde sekteye uğramadan devam etmişti. Bunda geride kalan Seyyide Hanım ve dört erkek kardeşin iş bölümü etkili olmuştu. İlhan, Nezih, Suat ve Rasin Ulagay kardeşler, Nezih Ulagay’ın önderliğinde firmayı giderek geliştirmiş, yeni teknikleri uygulamıştı. Bu sayede giderler azaltılmış, özellikle ithalatın önüne geçilmişti. İbrahim Ethem markası kısa sürede sektördeki bir numaralı aktör durumuna gelmişti.

1950’de Demokrat Parti iktidarıyla birlikte Türkiye serbest ekonomiye geçmiş, yüzünü ABD’ye dönmüştü. Ulagayların firması bu dönemde Marshall yardımı alarak imalathaneyi fabrikaya dönüştürmeyi başarmıştı. İlaç firmasında Amerikan lisansıyla antibiyotik üretimi de yine bu yıllarda başlamıştı.

Bilim adamı oldular

Melda Davran’ın verdiği bilgiye göre, babaları tarafından tıp ve eczacılığa yönlendirilen dört kardeşten Rasin Ulagay biyokimya öğrenimi görmüştü. Nezih Ulagay eczacılık fakültesi mezunuydu. Ali Suat Ulagay yüksek kimya mühendisi, en küçük kardeş İlhan Ulagay ise tıp doktoruydu.

İşlerde öncülük eden Nezih Ulagay, 28 Ekim 1911’de doğmuştu. Feyziati İlkokulu’ndan sonra Galatasaray Lisesi’ne giden Nezih Ulagay, İstanbul Darülfünunu Eczacılık Mektebi’ni bitirmişti. Babasının vefatından sonra laboratuvarın yönetimi Nezih Ulagay’a kalmıştı. Ulagay hayatı boyunca eczacılıkla ilgili kuruluşlarda görev almış, mesleğine âşık bir iş ve bilim adamıydı.

Krizden çok etkilendi

İ .E. Ulagay firması 1950’lerdeki yükselişini ilerleyen yıllarda sürdüremedi. 1960’lı ve 70’li yıllarda ciddi darboğazlardan geçen firma ilaç sanayiindeki lider pozisyonunu kaybetmişti. Ama bütün krizlere ve zorluklara rağmen ayakta kalmayı başarmıştı. Türkiye’nin 2001 krizine yaklaşmakta olduğu dönemde İtalya’nın ilaç devi Menarini Grubu şirketi satın alma girişiminde bulunmuştu. Ailenin üçüncü kuşağı bu satışa onay vermişti. Başını Nezih Ulagay’ın oğlu Osman Ulagay’ın çektiği grup bu sayede firmanın aile adıyla yaşamasının ve güçlenmesinin mümkün olacağını düşünüyordu. Sonunda satış gerçekleşir ve Mennarini Grubu, şirketin hisselerinin yüzde 73’üne sahip olur.

ALMAN EKOLÜNE MENSUPTU

Yüz yaşında hayatını kaybeden 1913 doğumlu Suat Ulagay Feyziati Mektebi’ni bitirdikten sonra Alman Lisesi’ne kaydoldu. 1942 yılında İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Enstitüsü’nden mezun oldu. Nazi Almanya’sından kaçarak İstanbul Üniversitesi’nde çalışmaya başlayan ünlü kimyacı, Polonya kökenli Prof. Ardnt ve Prof. Breuch’un yanında doktorasını tamamladı. 19567dan itibaren aile şirketinde çalışmaya başlayan Suat Ulagay şirketin bilim adamları kurulunda da yer alıyordu. Atletizme meraklı Ali Suat Ulagay lise yıllarında bayrak yarışlarında madalya kazanmıştı.

OSMAN ULAGAY MEDYAYI SEÇTİ

Nezih Ulagay’ın oğlu olan Osman Ulagay Robert Kolej’in lise bölümünü bitirdikten sonra o dönemde yeni kurulmuş olan (ve daha sonra Boğaziçi Üniversitesi’ne dönüşen) Robert Kolej Yüksek Okulu’na iş idaresi okumak üzere girer, daha sonra ekonomi bölümüne geçer. Mezun olduktan sonra bir süre aile şirketinde çalışır ama mutlu olamaz.

Reklam sektörünün önde gelen firmalarından Manajans ve o dönemde yeni kurulmuş olan Efes Pilsen daha sonra çalıştığı özel sektör kuruluşları arasındadır. Ama onun aklı başka yerdedir. Sürekli olarak öğrenmek, ufkunu genişletmek ister. Aradığı fırsat 1973’te çıkar ve siyasal bilimler dalında master yapmak üzere İngiltere’ye gider. İngiltere’de okurken Cumhuriyet gazetesine gönderdiği ‘İngiltere Mektubu’ başlıklı yazıları gazetede yayımlanacak, ülkeye döndüğünde de part-time olarak Cumhuriyet’te çalışmaya başlar

Hâlâ köşe yazarlığı yapıyor

Ekonomik darboğazın hüküm sürdüğü, 24 Ocak kararlarının alındığı günlerde Osman Ulagay genç bir ekonomi muhabiridir. Daha sonra Hasan Cemal’in görev teklif etmesi üzerine Cumhuriyet gazetesinin ekonomi sayfası editörlüğünü üstlenen ve ses getiren kitapların ve makalelerin yazarı olan Osman Ulagay, bugün Milliyet’in köşe yazarları arasında. Ulagay, Aklınla Uçur Beni, Quo Vadisi, Hedefteki Amerika 11 Eylül Şoku, Küreselleşme Korkusu, Tepki Cephesi Piyasa İmparatorluğuna Karşı gibi pek çok kitabın da yazarı.

Tuncay OPÇİN 

BUGÜN

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin