Ana Sayfa Basında Sağlık Küretaj Tartışmalara TV de

Küretaj Tartışmalara TV de

72
0
Paylaş

Fatih Altaylı’nın hazırlayıp sunduğu Teke Tek’te, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın gündeme getirdiği kürtaj ve sezaryen konusu masaya yatırıldı. Programa Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Engin Oral, yazar Ali Rıza Demircan ve Kadınlara Hukuki Destek Merkezi Derneği (KAHDEM) Başkanı Av. Habibe Yılmaz Kayar katıldı.

Annenin hayatını tehlikeye sokan ve adına medikal kürtaj denilen durumda kürtajı uygun gördüklerini söyleyen Prof. Dr. Engin Oral, “6 aya kadar uyguluyoruz. Bu müdahale yapılması gereken tıbbi bir operasyon. Aileye bilgi veriyoruz. Doktor olarak yönlendirmiyoruz, durumu ortaya koyuyoruz. Bebeğin ciddi bir rahatsızlığı varsa, büyükorganları dışarıdaysa ya da annenin ciddi rahatsızlığında gebeliğin sonlandırmasını gerektiğini söylüyoruz” dedi.

Sorunun isteğe bağlı kürtajdan kaynaklandığını söyleyen Oral, “1960’larda Türkiye’de kürtaj yasaktı. Doktorlar, ehil olmayan kişiler para karşılığı, sağlıksız koşullarda kürtaj yaparlardı. 1965 yılında kanun çıkartılarak kürtaj izin verilmiş. İşler kısmen yola girmiş. 1983’de çıkan kanunla da kürtaj sınırı 10 hafta olarak belirlenmiş. Kürtaja izin verilen ülkelerde bu 8 hafta ile 12 hafta olabiliyor” diye konuştu.

YASAK GELİRSE ÖLÜMLER ARTAR
Kürtaja izin vermeyen ülkelerde, sağlıksız koşullarda yapılan kürtajlar sonucu ölümlerin tavan yaptığını söyleyen Oral, “Dünya ‘bunu yasaklarsanız anne ölümünü arttırırsınız’ diyor. Bu çok önemli… Kürtajın yasak olduğu ülkelerde ölüm oranı yüzde 13’e çıkıyor” dedi.

KÜRTAJ CİNAYET DEĞİLDİR
“Bana göre kürtaj cinayet değildir” diyen Oral, şöyle konuştu: “Bilimsel açıdan bakarsak cinayet değildir. Ama ehil ellerde yapılması gerekir. Gerekli olduğu durumlarda bu bir operasyondur. Cinayet denince biz hekimler, anneler ya da çocuğun babası zan altında kalmış oluyoruz.”

Kürtajın arttığını kabul etmenin mümkün olmadığını söyleyen Oral, son yıllarda kayıtların tutulması nedeniyle kürtajın artmış gibi göründüğünü söyledi. Engin Oral, her şeyden önce bu konuda doğru eğitimin verilmesi gerekli olduğunu söyleyerek, kişilerin korunma yöntemlerine kolay ve ucuz yoldan ulaşabilmesi gerektiğini de söyledi.

SEZARYEN SAYISINI AZALTMAMIZ LAZIM
Sezaryen konusunda da bilgi veren Oral, Türkiye’de sezaryen oranının yüzde 47’ye çıktığını, bunun da yüksek bir rakam olduğunu belirterek, “Sezaryen bir doğum şeklidir, ameliyattır” dedi. 1980’lerde sezaryen oranının yüzde 5’lerde olduğunu belirten Oral, 90’ların sonunda yüzde 15’e çıktığını, 2000’li yıllarda ise patlama yaşandığını söyledi. Engin Oral, özel hastanelerde oranın yüzde 70’lere kadar çıktığını kaydetti. Sezaryende kısırlığın söz konusu olmadığını söyleyen Oral, her sezaryende komplikasyon oranının arttığının bir gerçek olduğunu ifade etti. Oral, “Dünya, sezaryeni isteğe bağlı yapıp yapmamayı tartışıyor. Türkiye’de sezaryen oranını azaltmamız lazım. Ancak bunu terkedelim demek çağdışılık olur. Normal doğum için ebe gibi yardımcı personel sayısını arttırmalıyız” dedi.

DEMİRCAN: KÜRTAJ CİNAYETTİR
İlahiyatçı yazar Ali Rıza Demircan, insan olacak bir canlının hayatıyla oynanması nedeniyle kürtajın bir cinayet olduğunu söyleyerek, “Gebeliğin ilk haftaları dahil, gebelik sürecinin herhangi bir noktasında, zorunlu olması dışında kürtaj yapılması İslam’a göre yasaktır. Yasak kapsamındadır. 105 günlük sonrasında edilen müdahale tam bir cinayettir. İnsan öldürme gibidir. Sağlık koşulları açısından yapılacaksa, bu 105 günlük süre içinde yapılmalıdır” diye konuştu.

KÜRTAJ SIRF KADINLA İLGİLİ BİR PROBLEM DEĞİL
Tecavüz sonucu oluşan hamilelik sonucu kürtaja da değinen Demircan, “Bu bebeğin kabahati değildir. Bu durum, çocuğun anne rahminde öldürülmesini meşru kılmaz. Ancak bir çocuğun doğması annenin de öldürülmesine neden olacaksa kürtaj yaptırılması gerekir. Bu tercih edilebilir” dedi.

Kürtajın sırf kadınla ilgili bir problem olmadığını dile getiren Demircan, bunun ideolojik, ahlaki ve dini boyutunun da olduğunu söyledi. Demircan, kadını kürtaj yapmaya mecbur kılacak şartların ortadan kaldırılması gerektiğini de söyledi.

SEZARYEN GÜNAHTIR
Demircan, sezaryen konusunda ise şunları söyledi: “Sezaryen insan doğasına gereksiz bir müdahale olduğu için dinen son derece sakıncalıdır. Günah bir ameliyedir. Yüce Allah kadınların doğumlarını yapabilecekleri tabi bir mekanizmayı yaratmıştır. Bir tek istisnası olabilir; bir konsültasyon neticesinde annenin veya doğacak çocuğun hayati bir tehlikesi varsa o taktirde istisnai bir durum olarak müdahale edilebilir.”

KAYAR: KÜRTAJ İNSAN HAKLARI SORUNUDUR
Av. Habibe Yılmaz Kayar ise, kürtaj konusuna kadından başlanması gerektiğini belirterek, “Burada kürtajın sonunda kaybedilecek kadınların sayısını tartışmak gerekir. Bu konuyu, tıp biliminin etik değenlerini, bilimin verileri ve temel insan hakları üzerinden tartışmalıyız. Bu bir halk sağlığı, insan hakları sorunudur” dedi.

Kadını kürtaja götüren nedenlerin, birçok kadının sağlık hizmetlerine ulaşamadığı ve iyi eğitilmediği için ortaya çıktığını ileri süren Kayar, Türkiye’deki çocuk gelinler, ensest ilişkiler ve aile içi cinsel şiddete dikkat çekti. Kayar, “Kürtajı yasaklayarak veya sınırlayarak bir yere varılamaz. Yasaklarsanız daha çok kadın ölecek. Sağlıksız şartlarda yapılan kürtajla belki de doğurganlık azalacak, asıl kayıp burada yaşanacak” diye konuştu.

kaynak: Habertürk

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin